Homeros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Homeros etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15/01/2022

Troya'nın Atları | At Başlı Testi

Beş bin yıldır kıtalar arası ticaretin gözde merkezlerinden olan ve buram buram tarih kokan Çanakkale aynı zamanda İlyada Destanı ve Troya atı demektir. Bu yüzden b
iri Troya Antik kentinde, diğeri şehrin merkezindeki Valilik Binası önünde iki adet devasa tahta at sergilenmektedir. 

Homeros'un İlyadasıyla birlikte öyküsü sanat ve edebiyatta çokça geçen anlatının kahramanı tahta at olsa da, gerçek bir ''at'' değildir. Yalnızca Truva savaşının akışını değiştirmiş bir hile aracıdır. Rivayetlere göre Athena’nın emriyle İda Dağı'ndan kesilmiş sedir veya köknar ağaçlarından yapılmıştır. 

Akhalar savaştan geri çekilir gibi yapıp, içine en cesur askerlerini gizledikleri bu devasa atı Athena’ya armağan gibi gösterip Truvalılara sunarlar. Armağanı sevinçle kabul eden Truvalılar kutlamalara başlarlar. Ancak, Akhalı askerler gece olunca atın içinden çıkıp şehrin kapılarını açarlar ve Troya’nın hile ile istilasını gerçekleştirirler.

21/10/2018

Troya Antik Kenti - İlyada Destanı

Çanakkale İli, Tevfikiye Köyü’nün batısındaki Hisarlık adı verilen tepede bulunan Troya Antik Kenti'ndeyiz. Uzun yıllar önce ziyaret ettiğim ören yeri ile ilgili zihnimde birkaç yıkık duvar ve kanalizasyon kalıntıları görüntüsünden başka bir şey yok. Antik kentin son çalışmalarla gün ışığına çıkmış halini görmek için fazlaca heyecanlıyım.

Troya Antik Kenti'ni anlatırken kaynak olarak yalnızca ören yerindeki (ve Troya Müzesi'ndeki) bilgi panolarını kullanacağımı belirterek ve en doğrusunun bu olduğunu düşünerek başlıyorum:

İlk yerleşim tarihlerinde Karamenderes ve Dümrek çaylarının döküldüğü bir koy kenarında yer alan Troya’nın denize çok yakın olduğu, zaman içinde Karamenderes'in taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzak bir konumda kaldığı anlaşılmış. Dolayısıyla; savaş ve doğal felaketler sonucu binyıllar boyunca defalarca yıkılıp yeniden kurulan kentin gitgide önemini kaybederek terk edilmesindeki ana neden; ''denizden uzakta kalmak''...

TROYA: BİR DESTANIN KENTİ
MÖ 8. yüzyılın sonlarında, belki de insanlığın tanıdığı en büyük ozan olan Homeros kendinden 500 yıl önce Troya'da yaşanmış bir savaşın destanını kayda geçti ve Antik Çağ ruhunun bir bölümünün temel ilkelerini oluşturdu.
Belki de onsuz ne Troia ne de Akhilleus varolabilirdi!

Antik Çağ'da Homeros'un adıyla yayılan İlyada ve Odysseia efsaneleri 2 bin yıl kadar geriye giden sözel bir geleneğe dayanıyordu. Bu anlatılar antik dünyada çok seviliyor, profesyonel oyuncular ve destancılar tarafından şölenlerde ve törenlerde dile getiriliyordu.

Dinleyiciler bu destanı İlyada olarak biliyordu. Bu şölen ve törenlerin çoğu Batı Anadolu ve Ege Adalarındaki kentlerin yeni yöneticileri tarafından finanse ediliyordu. Troya Efsanesi'nin ''heksametron'' denilen bir hece kalıp geleneği ile ağızdan ağıza aktarılarak Homeros'a kadar geldiği ve ozanın bunlardan hareketle İlyada'yı yarattığı düşünülmektedir.

23/10/2017

Homeros - İLYADA

Eski Yunan dönemini "rivayetlere göre" değil de doğru bir kaynaktan öğrenmek ve kavramak adına başvurulacak temel bir eser, eşsiz bir kaynak. Yüzyıllar öncesinden günümüze uzanabilmiş esaslı bir klasik. Mitolojiye, özellikle Yunan mitolojisine ilgi duyanların heyecanla okuyup sihirli bir atmosfere geçiş yapacağı, boyut değiştireceği bir şaheser.

Dünya edebiyatının temel taşlarından biri olan İlyada'yı okumak sıra dışı gerçekten. Bir o kadar da heyecan verici. Manzum bir eser eşliğinde Olympos'ta tanrılar dünyasının tam ortasında kaptırmış gidiyorken, bir de bakmışsınız gerçek dünya insanlarıyla iç içe, nefes nefesesiniz.

MÖ IX. yüzyılda Sakız Adası'nda yaşadığı düşünülen Yunanistan'ın büyük şairi Homeros'un yazdığı iki eserden birincisi ''İlias Destanı'' (İliada). İkincisi ise Odysseos Destanı (Odysseia).

İlias Destanı'na bu adın verilmesi, olayların geçtiği bölgeye İlion (Truva) denilmesinden. Destan Yunanlılarla Troyalılar arasında geçen ve dokuz yıl süren savaşları konu edinse de, detaylı anlatılan kısım son 51 gün.

Destanın eski Yunanca aslı kafiye kullanılmadan ''heksametron'' (altı hece) denilen aruz veznine benzer bir vezinle yazılmış. Avrupa sanatında birçok bakımdan ana tema sayılıyor. Çünkü şiir, tiyatro, resim ve heykel, hatta müzik olmak üzere binlerce eserin konusu ya da motifleri ''İlias''tan seçilmiş. Homeros, İlyada'yı yazarken, yaşadığı dönemde herkesin bu öyküyü bildiğini düşünüp Truva kuşatmasını baştan sona anlatmıyor. Neredeyse bitmek üzere olan savaşın özellikle son dört gününü anlatan ve “Aşil’in Öfkesi” olarak bilinen kısım ağırlıkta.

18/09/2017

Bozcaada'nın Mavi Gözlü Kargaları

Bozcaada'ya gidenler adanın sembollerinden birinin karga olduğunu, ada halkının bu zeki hayvanlarla iç içe yaşadığını iyi bilirler. Özellikle, adanın merkezinde bulunan ve klima etkisi yapan büyük çay bahçesinde serinlemek üzere bir çay molası vermişseniz ya da karnınız acıkıp da işletmelerin dar sokaklara sıraladığı masalardan birine oturmuşsanız...

Çok fazla geçmeden adanın sempatik kargalarından biri masanıza ışınlanıp size bir ''Hoşgeldin'' ziyaretinde bulunacaktır. Bu ziyareti elzem kılan adanın leziz mezeleri olabildiği gibi, çayın yanında deneyimlediğiniz Çiçek Pastanesi'nden alınma kurabiyenizin ya da patates kızartmasının favorisi olduğunu ve bu yüzden çay bahçelerini tercih ettiğini bilin.😉

Bozcaada nın mavi gözlü kargası. Nam-ı diğer; Tenedoslu Corvus ...
Asla ürkmeden size eşlik eden, boncuk gözleriyle ultra sevimli ve de cesur bir kara şövalye. Evet, ada kargalarının genel davranış tarzı aynen böyle.
Mavi gözlü kargaları ilk gördüğümde hayli şaşırmıştım. Fotoğrafını çekebilme isteğiyle dolup taştım haliyle. Ancak, her ne kadar insana yakın tür olsa da kıpır kıpır bir hayvan. Durduğu yerde durmuyor. Poz verecek hali yok elbette.

Azmin elinden bir şey kurtulmazmış hani. Epeyce çabaladım; ama başardım.
Şunun güzelliğine bakar mısınız? Sıra dışılığına...

17/09/2016

Huzurun Adresi Gökçeada

''Tatil ne kadar sade ve doğalsa o kadar güzeldir'' diyen bir çoğunluk var artık. Genellikle; beş yıldızlı otel ortamlarından bıkan, hatta çekilmez bulan, yapaylık, gürültü ve israf olarak niteleyenlerden oluşan ve hızla büyüyen bir çoğunluk...

Onlar, doğayla baş başa bir tatil yapıldığında otel ya da tatil köylerindeki keyfin on mislini aldıklarını, ruhen ve bedenen daha fazla dinlendiklerini, üstelik karşılığında neredeyse onda bir tutarında para harcamış olduklarını fark edenler...
Bu bağlamda Ege Denizi'nde bozulmamış doğasıyla kelimenin tam anlamıyla bir sessizlik ve dinginlik limanı olarak kucak açan Gökçeada dikkat çekiyor. 2002'den beri uyguladığı organik tarım faaliyetleri ve özellikle 2008'den bu yana gerçekleştirdiği tarım turizmi sayesinde ziyaretçilerine benzersiz bir doğal ortam sunan Gökçeada, dünyanın ilk ve tek sakin adası. Ve bu özellik, 2011'de aldığı Cittaslow unvanı ile tescilli. Evet, Gökçeada; organik bir tarım merkezi olması, farklı kültürler barındıran yapısı, bozulmamış doğası ve eko-gastronomik uygulamaları nedeniyle dünyanın ilk Cittaslow Adası.

Nedir Cittaslow? 25 farklı ülkede 166 üyesi olan yerel bir kalkınma modelidir. Hedefleriyle uyum içinde, insana odaklı, vatandaşa duyarlı, saygılı ve konuksever kentlerdir. Seçili şehirlerin temel özellikleri ise; 50.000’den az nüfus, korunmuş geleneksel mimari ve restore edilmiş eserler, azaltılmış taşıt trafiği ve yayalaştırmaya verilen önem, fast food yerine yerel ürünlerin öne çıkarılması, organik tarımın desteklenmesi, gürültü ve hava kirliliğine karşı önlem, geri dönüşüm, farkındalık, konukseverlik ve benzeri 59 kriterin değerlendirilmesiyle belirleniyor.
Kısacası; Sakin Şehirler özellikle iç daraltan metropollerde yaşayan insanlar için adeta birer dinginlik merkezi.
Gökçeada’nın ''Yavaşlayın, Gökçeada’dasınız!'' diye belirlenmiş bir sloganı var. Yavaşlık; basit ve mutlu yaşamak anlamında. Yavaş, sakin, fakat seri. Ekolojik dengeyi önemseyen, insana odaklı, sakin bir adada olduğunuz vurgulanıyor.