koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koronavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06/03/2021

Kısıtlamasız Cumartesiden Kalanlar

Kısıtlamalı hafta sonu yasağından çıkarılan cumartesi günlerinin ilkinden merhaba. 

Gönül istiyor ki işe yarasın. Yaşamayan bilemez. İnsanlar tam bir yıldır maddi ve manevi sıkıntılar içinde. Hatta açlık sınırında. Özellikle de esnaf kesimi. Bilinçli bir şekilde ve gerekli önlemler eşliğinde eski normale dönme çabaları başlamış oldu böylece. 

Düşük, orta ve yüksek risk gruplarına giren illerde  lokanta, restoran, kafeterya, çay bahçesi, pastane ve kıraathaneler 07.00'dan 19.00'a kadar açık olacak. 

Ancak, masa ve koltuklar arası mesafeye dikkat edilerek, açık ve kapalı alanlar için ayrı ayrı ve % 50 kapasite sınırına uymak koşuluyla. Söz konusu yeme-içme yerleri saat 19.00-21.00 arası paket servis veya gel-al tarzı,  saat 21.00-24.00 arası ise sadece paket servis hizmeti verecek.

Ne yalan söyleyeyim, bugün sırf gözlem yapmak üzere çıktım dışarıya. Özellikle sahil yolu istikametinde bir yürüyüş gerçekleştirip uzaktan uzağa olan bitene bakmak istedim. İlk gördüğüm; daha önce sık sık gittiğimiz bir çay bahçesinin emniyet şeridi benzeri bir şeritle kuşatılmış olduğu ve insanların içeriye HES kodu kontrolü yapılarak tek tek alınması idi. Bu durum oldukça hoşuma gitti. Açık alan olmasına rağmen masalar arası mesafeye de dikkat edilmişti. İnsanlar maskeliydi. 

23/05/2020

Korona Günlerinde Bayram

''Bayram gelmiş neyime'' diye bir şarkı var kulaklarımda çınlayıp duruyor bugün nedense, engel olamıyorum. Sözlerini de yalnızca bu kadarcık biliyorum. Devamı nasılmış diye nette arattım az önce. Müzeyyen Senar, Sibel Can gibi pek çok sanatçının söylediği bol nakaratlı bir şarkıymış. ''Her dertten yıkılmazdım, Anam anam garibem, Sebebim zalim oldu'' diyor son dizelerinde. Yıkılmadık, ayaktayız çok şükür; ama sebebinin coronavirüs adlı bir zalim olduğu kesin! Daha da doğrusu o sebebin Çinliler denen yemek kültürlerinde (!) "Masa dışında dört ayaklı her şey, gemi dışında yüzebilen her şey, uçak dışında uçabilen her şey" algısı bulunan pisboğazlılar olduğu kesin. Dünyayı ne hale getirdiler!

Bir araştırın bakın, insanlık tarihi boyunca yaşanan sayısız salgın hastalık Çin kaynaklı. İki gün önce bir haber okudum. COVID-19 salgınının başlangıç noktası Wuhan kentinde, vahşi hayvan ticaretinden sonra bu hayvanların avlanması ve yenmesi de yasaklanmış. Düşünebiliyor musunuz, sadece 2 gün önce alınan bir karar bu. Ve yalnızca Wuhan kentinde alınıyor. Aferin size çekik gözlüler. Yediğiniz o boy boy, çeşit çeşit sürüngenden ve kemirgenden vazgeçmeniz şu şartlarda bile çok zor öyle mi? Dünyayı mahvettiniz, yeter artık. Zıkkımın kökünü yiyin!!!

Tam bir hafta önce pazara çıktım. Bir önceki çıkışım ondan yaklaşık 5 hafta önceydi, elma sirkesi yapmak için elma alıp gelmiştim hemen. Bu kez biraz taze sebze ve meyve alabilmek içindi. Sanal siparişlerden memnun olmamaya başlamıştım çünkü. Sipariş esnasında sepete attıklarının çoğu ödeme esnasında yok oluyor, ellerinde olmadığını o şekilde anlayabiliyorduk. Çok garip ama alışmıştık yine de. En sonuncu siparişimde var diye görünüp ödeme yaptıklarım gelmedi bu kez ve bu beni çok gerdi. Sonradan hesaba yansıttılar ama neyleyeyim. Öyle alışveriş mi olur? Sözün özü pazara çıktım ama pazar değil sanki cennetti. Hiçbir yerden sipariş edilemeyen, mevsimi bitti zannettiğim tazecik bezelyeler vardı mesela. Yemyeşil baklalar, enginarlar, kuşkonmazlar. Kiraz, yenidünya, kayısı. Fiyatlar oldukça uygundu. Şeftali ve kayısı 10 TL, kiraz ile çilek 15, bakla ve bezelye 5 TL. Koşar adımlarla pazar arabamı doldurup doğruca eve geldim.

13/04/2020

Günler Nasıl Geçiyor?

Alıştığımız her şeyde olduğu gibi, günlerdir derin bir sessizlik içinde olan ve ortalama on beş dakikada bir yalnızca kargo arabalarının geçtiği sokağımız da sıra dışı bir görünüme bürünmüş, yeni rutinimiz olarak çoktan benimsenmişti bile.

Ta ki o gün "Patates, soğan var, patates vaar!!" diye bağıran ses günlerdir sürmekte olan rutini değiştirene kadar. Sanki herkes dört gözle bu sesin sahibini bekliyordu. Pencerelere ve balkonlara çıkan insanlar satıcıya işaret edip aracı durdurduktan sonra birkaç dakika içinde maskelerini ve eldivenlerini takmış biçimde aşağıya ışınlandılar. Satıcı da maskeli ve eldivenliydi zaten. Daha önce bahsettiğim şekilde; "bilim kurgu filminin oyuncuları olarak" üzerine düşenleri yapmalıydı herkes. Satıcının standart biçimde üçer kiloluk çuvallara doldurup aracına yüklediği patates ve soğanlardan satın almalıydı. Her evin temel ihtiyaç malzemeleriydi bunlar. Ayağımıza kadar gelmişti. Evdekiler bitmek üzereydi. Aramaya çıksak bulamama gibi olasılığı yüksek bir riskle karşı karşıyaydık. Benzer olasılıkların hepsine hazırdık ki zaten. Ön kabullerimizin sınırları yoktu asla. Bize sunulacak ''mevcut'' seçeneklerin her birine hazırdık. Bu durumda "komplo teorisi" diye nitelendirip inanmak istemediğimiz bazı haberlerde geçen yapay zeka ve çipler devrede olabilir miydi?

Neyse, ben daha fazla kaptırıp karantina günlerinin olağan hale gelmiş olağan dışı sahnelerine ürkütücü anlamlar yüklemeyi bırakıp sadete geleyim şimdi. Ayağımıza kadar geldiğine sevinip uçarak satın aldığımız patatesler üzerlerinde toprak olmasına rağmen geçen senenin ürünüymüş meğer. Adam sağından solundan çıkan mini tomurcukları ovalayıp gelmiş demek ki. Soğanlar da birkaç güne kalmadan yeşil soğan olma yarışına girdiler. Bir an önce bitirmeye çalışıp "Bunu bulduğumuza da şükür," diyelim en iyisi. Bu işten epey kazançlı çıkan var neyse ki. Ah, oysa pazarda mis gibi yeni mahsul taze patates vakti şimdi. Mümkün mü artık o eski pazarlar, "Elinin beğendiğini seç ablacım!" diyen pazarcılar?

03/04/2020

Covid-19 İçin Umut Veren Gelişmeler

İster Birleşik Devletler Başkanı ol, ister kasalar dolusu parası, odalar dolusu altınları olan bir hanedanlık imparatoru. İster karun kadar zengin ol, istersen dünyanın en itibarlı siyasetçisi ya da ünlü bir film yıldızı. Artık bunların hiç mi hiç önemi yok. Her kim olursan ol, kimseden zerre kadar bir farkın ve de ayrıcalığın yok! Sen de herkes gibi eve hapsolmak zorundasın. Sahip olduğun hiçbir şey bundan seni kurtaramaz!

Durum ne kadar korkunçsa savaşmak zorunda olduğun düşman da o kadar küçük ve akıllara zarar! O bir nanovirüs; ama öyle böyle değil!

Ne kadar küçük olduğunu anlaman için misal, 1₺ büyüklüğünde bir madeni parayı baz al ve üzerine de yan yana sıralandıklarında tam 136 milyar virüs sığdığını düşün. Bu şu demek: Dünyada yaşayan insan sayısının tam 17 katı 1₺'nin üzerinde! Dünyanın tamamını yok edecek güce sahip bir ordu!

Hal böyle olunca insanoğlunun bugüne kadar icat ettiği hiçbir silah ve savaş malzemesi işe yaramıyor. Top, tüfek, pompalı, tank, füze, İHA'lar, SİHA'lar hepsi boşuna. Gözle görülemeyen bu güçlü düşman, vücuduna sinsice sızıp en sevdiği yere yerleşiyor ve hızla çoğalıp kısa bir süre içinde boğularak ölmene neden oluyor. Dünya bir film platosu gibi adeta. Biz insanlar da bu korkunç bilim kurgu filminde tüm gerçekliğiyle rol alan aktörler. Senarist mi? Hayal gücü üst sınırlarda gezen ve fakat hayallerini gerçeğe döken biri gibi. Adalet duygusu baskın. Doğayı ve çocukları seviyor.

23/03/2020

Coronavirüs - OHAL Günlerim

Kendi OHAL'imi ilan ettim çoktan. Bugünle birlikte tam yedi gündür dışarıya adımımı atmadım, atmayacağım. Malum tehlikeyi atlatana kadar ne kendimi ne diğer insanları tehlikeye sokmayacağım. Konuyla ilgili gelişmeleri dikkatle takip ediyor, 2019 model COVID ile ilgili tüm uyarıları dikkate alıyorum.

En son 'ihtiyaç olabilir' düşüncesiyle maske ve pastil almaya çıkmıştım. Polifenol + çinko içerikli. Şekersiz. Pastil ağzın içinde tutmak ve virüsü boğazdan içeri sokmamak üzere ağız mukozasını kaplama amaçlı kullanılıyor. Doktor tavsiyeli. Bir taraftan da evde yapmam gerekenler var. Herkes gibi...

Ama var ya... Yoruldum!
İş yapmaktan değil. Diğer insanların vurdumduymaz hallerinden! Haberlerde ya da sosyal medyada gördüğümüz gamsız insanları bir yana koyuyorum. Aynı çatı altında yaşadığımız insanlardan, komşulardan şikayetçiyim. Dün hiçbiri evde değildi inanır mısınız? Akrabalarına kahvaltıya gidenler mi ararsınız, hazırladıkları piknik sepetlerini sevinç içinde bagajlarına yerleştirenler mi? İlla arkalarından ''Heyyy! Nereye gidiyorsunuz siz? Ne bu rahatlık!'' diye bağırmam mı gerekiyor? İçlerinden birinin İtalya'da mimarlık okuyan kızı gelmişti bu arada. O kız için var ya, ''Hoş geldin''e gelen geleneydi. Binanın içi gece gündüz hoşgeldinciden geçilmedi! Merdivenler ve asansör full time çalıştı! Bu neydi böyle? Biraz hassasiyet yahu. Kime ne için geldikleri hiç mi hiç umurlarında değildi. Neyse ki üç hafta falan geçti aradan.
Kıza bir şey olmadı, gayet iyi. Bizde de bir şey yok şükür. Bu konuyla ilgili gerilimden yeni yeni kurtuldum anlayacağınız.

22/03/2020

Hacettepe Üniversitesi Koronavirüs Belirti Takvimi

Mevsimsel geçiş nedeniyle normalde yılın bu dönemlerinde hemen hemen herkes gribal belirtiler gösteriyordu.

Aldığımız önlemler ya da bağışıklığımızı güçlü tutmamızla doğru orantılı olarak bu belirtiler ya kısa sürüyor ya da şiddetli gribe dönüşebiliyordu. Her yıl tam da bu aylarda yaşadığımız bu durum bu kez endişelere neden oluyor. Dürüst olmak gerekirse, böyle bir durumda kendimize ve hatta çevremizdekilere sorduğumuz soru şu: ''Acaba grip mi oluyorum yoksa bana da mı koronavirüs bulaştı?'' Ya da aynı şekilde, aynı soruyu size sorabiliyorlar: ''Yoksa bana da mı koronavirüs bulaştı??''

Hafif ateş, boğaz ağrısı, hafif öksürük...

Bir panik hali ki sormayın gitsin. Strese sokup uykularınızı bile kaçıracak hale gelen bu durumla ilgili sorularınızı yanıtlayacak, derdinize derman olacak video aşağıda. Ülkemizdeki tıp fakülteleri arası kaliteli eğitim sıralamasında birinci sıraya yerleşmiş olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından kolay anlaşılır bir animasyon olarak hazırlanmış ''Koronavirüs Belirti Takvimi''. Benim içim oldukça rahatladı. Buyrun siz de izleyin, izletin, rahatlayın:

Görüldüğü üzere koronavirüsü kaptıktan 8 gün sonra işlem tamamlanıyor:(
Lütfen kendinize dikkat edin. Evden çıkmayın. Sağlıkla kalın...