gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09/12/2017

Kış Güneşiyle Baharı Yaşamak

Aylardan Aralık. Martın ilk haftasında çiçek açmaya hazırlanan mimoza ağacına bir bakın.
Onun için bahar yeni başlıyor.
''Ben güçlü bir varlığım. Direnişi severim. Zor şartlar benim için faso fiso,'' diyor adeta.

Karlı günlerde çiçeklerle donanacak dallarda yaşanan şu bariz hareketlenme insana umut aşılayan esaslı bir ders niteliğinde...

Mevsim kış, hava ayaz ama mis gibi. Sabah erken saatlerde doğan güneş ışıltılar içinde kucaklıyor her yanı. Gökyüzü nasıl da pırıl pırıl. Belirli aralıklarla renk değiştiren bulutlar mavilikler içinde olağanüstü bir derinlik algısı oluşturuyor, pırıltılı oyunlar, ışıklı gösteriler sunuyor.

Hava bir miktar ayazmış kime ne? İzlemeye doyum olmayan, insanın içini sıcacık yapan bir şölen bu. Kış güneşiyle baharı yaşarken sık sık göğe bakmalı bu yüzden. Günde sekiz on doz gökyüzü alıp doğanın iyileştirici gücünden yararlanmalı. Yere göğe bakıp güneşin yarattığı sürprizlerle şifa bulmalı...

Masal dünyalarına uzanmak ✨🌠

21/12/2011

Tanrılar Tanrısı


Yağmur çiseliyor yine. Odayı klasiklerden ''Vivaldi 4 Mevsim'' dolduruyor.
Camın önüne yaklaşıp, çoktandır güneşten nasibini alamadığı için kiremit rengine dönüşen sokağı inceliyorum. 

Ortalıkta garip bir sessizlik hakim...
Az ileride, yapraklarını döküp tuhaf bir renge bürünmüş bir iğde ağacı var. Onunla göz göze geliyorum.
Utangaç bir tebessüm yerleşiyor yüzüne. Rüzgârın etkisiyle, sanki reverans halleri oluşuyor üzerinde.
Hemen karşıda kurşuni zeytin ağaçları var. Onlar da aynı etkiyle selam duruyor.
Bir beklenen var gibi...

Tam o an Vivaldi'nin dört mevsimi betimleyen ezgileri iğde çiçeği, zeytin ve defne kokularıyla harmanlanıyor.
Dört mevsim hızla aşılıp çağlar, çağlar ötesine uzanan sihirli mavi bir ışık dolanıyor orta yerde.
Ve görünmeyen bir el her yeri, her şeyi maviye boyuyor.
Uzaklardaki sıradağlara kadar görünen ne varsa mavi!
Yağmur bile mavi yağıyor...

Ya ben? Tüm evren maviyken, böylesine masmaviyken, ben de bir deniz olmalıyım şimdi.
Sesim, nefesim, ellerim, her şey mavi...
Gökyüzüyle birleşme vakti...

Birden ortalık kararıyor ve yeri göğü sarsan bir gökgürültüsü yankılanıyor!

Yıldırımdan yapılmış arabası ile binlerce yıl öncesinden kalma yontulara gizlenmiş Tanrıların Tanrısı, gökyüzünün ölümsüz tanrısı ZEUS çıkageliyor Olimpus Dağı'ndan...
Başında defne dallarından tacı, elinde yıldırımdan yapılmış asası...

''Kirlettiğiniz tüm renkleri umudun rengi maviye boyadım!'' diye gürlüyor Zeus...
''Şimşeklerle kutsadım ve size yeniden teslim ediyorum. Umudu besleyip büyütün. Tertemiz bir gökkuşağı ile sarmalayıp yeniden gökyüzüne bırakın!''

Ve diken diken olmuş mavi saçlarıyla Olimpus'a geri dönüyor...


* * *
Vivaldi henüz bitmişti...
Zeus'un gözlerimden hiç silinmeyen aksi
Gökkuşağının sekizinci rengiydi şimdi...
Beşinci bir mevsime girilmişti...

Antonio Vivaldi-Four Seasons(Winter)


02/07/2011

Gökyüzü Olmak


Yıllar sonra bir öğle vakti... Çocukluğumun geçtiği şehirde en güzel anılarımı bıraktığım o sokak...
Ne evlerin yeni çehreleri ne sokağın taş parkelerle döşenmiş son hali değiştirememiş hiçbir şeyi...

Geçmişin nabız sesleri başlıyor dört bir yanımda inceden,
bana karışıyor.
Aynı anda atıyoruz gümbür gümbür,
sızılarla resmedilmiş bir sessizliğin tam ortasında...
Çocukluğumu soluyorum ruhumun en ücra noktalarında...

Usul usul ilerliyorum sonra, nefessiz...
Attığım her adım geçmişi sürüklüyor önümde...
Gökyüzü doluyor içime, büyüyor, büyüyoruz,
doğduğum evin pencerelerinde, kopkoyu bir hüzünle...

Masmavi düş bahçelerinde, bulutlarla birlikte...



(Fotoğrafı tıklayıp büyüttüğünüzde pencerelerde o gökyüzünü ve bulutları göreceksiniz.)



21/07/2010

Boşuna

Aynı rengin tonlarında masalsı ve buğulu bir belirsizlikle birleşmişken gökyüzüyle deniz...
Birbirine karışmışken...

Hiç kıpırdamadan sürmekte olan rutin düzen mucizevi bir değişimle gün batımını yaşıyor.

İşte yine her şey gözle görülür bir hareketlenmeyle hız kazandı.

Kıpkızıl görkemiyle vedaya hazırlanan güneş büyüyor, büyüyor...
Denize akseden göz alıcı pırıltılar birer birer yok oluyor...
Şimdi akşamın doyumsuz renkleri sıraya girecek art arda...
Gri, gülkurusu, bordo... Hemen ardından çıkıp gelecek o kopkoyu, lacivert karanlık...

İncecik sandalların ve uzaktan geçen ürkek şileplerin siluetleri arasından son martı da çığlık çığlığa yok olacak.
Ve o meçhul yalnızlık saracak her yanı...

Ay devralsa da nöbeti ve karanlığın kollarındaki deniz yakamozlarla donanıp yeniden ışıldasa bile...

Boşuna!

Peş peşe dalgalar var daha,
Gecenin sızlayan kanadından
Kopup gelecek...
Üstüne üstlük;
Türkü Bar'lardan yükselecek
Ezgiler var bir de,
Yüreğini delecek...