meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15/09/2024

Üst Dallarda Meyve Kalmasın!

İcatlar ihtiyaçlardan doğmuştur mutlaka. Öncelikli neden budur bence. İnsanoğlunun karşı karşıya kaldığı zorlukları hafifletmek ya da tamamen ortadan kaldırmak üzere kim bilir ne çok kafa yormuştur mucitleri. Bazıları içinse bir anda oluşmuştur fikir. 
Bu basit icada bugün rastladım. Malzeme basit diye icat da basit olacak değil ya. Bana göre müthiş bir zekâdan çıkmış şahane bir ürün bu. Hayran olmamak elde değil. Ne demişlerdi atalarımız: 
Alet işler, el övünür.

04/03/2015

Semt Pazarlarına Ne Oldu?

Uzun zamandır semt pazarından alışveriş yapmamıştım. Diyebilirim ki gözüm gönlüm açıldı.
Baharın başlangıç ayı olarak geçen Mart her ne kadar ''Kazma kürek yaktırır,'' diye bilinse de bahar esintileri taşıyor, baharın geldiğini, döngünün devam ettiğini gösteriyor gerçekten de.

Tazecik baklalar çıkmışsa eğer baharın başladığını anlarım ben. Üst üste yığılmış enginarları gördüğümde ona keza. Üstelik dileyene suyun içinde enginar çanağı olarak da satılmaya başlamıştı. Balkabağı satanlar tezgâhlarına ''Elveda'' yazan etiketler koymuştu.
Bunların hepsi ''Kış bitti artık!'' demekti...

Ancak, bir zamanlar halkın büyük çoğunluğu tarafından tercih edilen ve haftanın hangi günü kuruluyorsa dört gözle beklenen semt pazarları artık ilgi çekmemeye başlamış.
O kadar az sayıda insan vardı ki içinde!
Çok değil, en fazla on yıl öncesine gittiğimizde, çevre köylerde yaşayanlar tarafından yetiştirilen bahçe ürünü taptaze meyve ve sebzelerin sabahın erken saatlerinde adeta kapışıldığı pazar yerleri birdenbire itibarını yitirdi gerçekten. Sebeplerini hepimizin bildiği bu durumu irdelediğimizde üzülmemek mümkün mü?
Pazarda her şey nasıl da taptaze ve ışıl ışıl

Bir gelenek daha göz göre göre yok olup gidiyor. Hem de koskocaman, hayatî bir gelenek...
En büyük etken; gelişen çağla birlikte süpermarket manav reyonlarının devreye girmesi elbette. Bu reyonlar pazarlara göre oldukça avantajlı gelmeye başladı insanlara. Ürünü adeta elinin altında hissettiriyordu. Ne gerekiyorsa istediği gün ve saatte alma şansına erişmişti. Dilediği miktarda alma ve eliyle seçme imkânı da cabasıydı. Misal; yalnızca 200 gr çilek ya da 3 adet domates alabiliyordu. Bir haftalık toplu alışveriş yapma zorunluluğundan, o da yetmezmiş gibi onca yükü taşıma sıkıntısından kurtulmuştu. Büyük sermayelerin rekabet özelliği taşımalarından dolayı fiyatlar da genel anlamda düşüktü. Kredi kartı kolaylığı ve marketin servis imkânına ne demeliydi?

Kabakları testere ile parçaladıklarını biliyordum da, dış kabukların salatalık soyacağı ile alındığını yeni öğrendim :)

Semt pazarlarındaki durum da eskisi gibi değil artık. Üreticilerin çoğunluğu direkt olarak köyünden kalkıp gelenlerden oluşmuyor. Pazar parsellenmiş durumda ve fiyatlar eskisi gibi uygun değil. Özetle; pazar yeri esnafı tüccarın elinde diyebiliriz. Çünkü satılacak ürün halden geçmeden ne şehre ne pazara girebiliyor. Bu da durmadan el değiştiren ürüne ilave fiyatlar eklenmesi ve pahalanması demek oluyor. Neden gitsin o zaman insanlar pazara?

Göz ardı edilemeyecek bir şey var ki, semt pazarlarındaki tazecik, rengârenk, göz alıcı sebze ve meyvelerle market reyonlarında satışa sunulanların kalite ve tazelik olarak asla kıyaslanamayacağı...



26/11/2014

Vitrin Tasarımı Her Şartta Önemlidir

Satın alma isteği ve kararını ilk uyandıran noktalar olan vitrinler, istendiği takdirde alıcıyı bir mıknatıs gibi çekebilme özelliği sergileyebiliyor.

Fotoğraf, alıcının satılan ürünü ilk gördüğü yer olan vitrinin asla bir gereksizlik olarak düşünülmemesi ve göz ardı edilmemesi gerektiğini kanıtlayan bir örnek. İşletme küçük, bütçesi kısıtlı ve profesyonel bir yardım da alamamış olabilir; ama caddenin en göz alıcı vitrinine sahip olmayı başarmış.

Sahibinin vitrin tasarımının önemini kavramış, bilinçli biri olduğu kesin. Her şeyden önce; insanları durdurup, satılan ürüne yönelik talepte bulundurmak için en güçlü etkenlerden birini, ''ürünleri sergilerken renklerin etkileyici biçimde kullanılması gerektiğini'', renk faktörünün en önemli pazarlama araçlarının başında geldiğini kavramış, insanların görselliğe ve renklere karşı farkındalık duygusu barındırdığını bilen biri.
Caddeden geçen herkesin gözünü üzerine çekmeyi, cezbetmeyi, pek çoğunu akıllarında bile yokken müşteri konumuna getirmeyi ''daimi biçimde'' başarıyor. ''Ben katı meyve suyu sıkan küçük bir işletmeyim. Etim budum nedir ki!'' deyip özensiz ve salaş olmaya hiç gerek yokmuş demek ki.

Bir miktar el becerisi ve yaratıcılık…
Hepsi bu...


15/11/2009

Trabzon Hurması ve Bağışıklık Sistemi

Uzmanlar bu günlerde, yaz mevsiminden sonbahara geçişte dengesi bozulan ve kışa girerken zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemimizi hastalıklara ve virüslere karşı güçlendirmek için bol miktarda meyve ve sebze yememizi öneriyorlar.

Anavatanı Uzakdoğu olan ve ülkemizde başarı ile yetiştirilen Trabzon hurmasının çok önemli bir bağışıklık sistemi güçlendiricisi olduğunu
biliyor muydunuz?

Şifası saymakla bitmeyen, mevsimi olması nedeniyle bol bol yememiz gereken Trabzon hurması benim için, tadından ağaçtaki görüntüsüne kadar bayıldığım ve tatlı niyetine yediğim egzotik, şahane bir meyve.


Sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelen ve antioksidanlar bakımından çok zengin olan bu meyve günümüzde çok yaygın görülen kanser hastalığından korunmak için önemli bir yere sahip.

Çok yüksek oranda potasyum, kalsiyum ve fosfor içeriyor. Cilt güzelliği ve diyet için de son derece faydalı.

A vitamini ve karbonhidrat bakımından da zengin olan Trabzon hurması kalp-damar hastalıklarının tedavisi, kansızlık, vitamin eksikliği ve mide-bağırsak hastalıklarına iyi geliyor, ishali kesiyor. Son yapılan araştırmalarla kolestrol ve yüksek tansiyon düşürücü özelliği olduğu da tespit edilmiş.

Diğer ülkelerde taze ve kurutularak tüketildiği gibi, gıda sanayinin tatlı, dondurma, marmelat,
krema, kek gibi alanlarında kullanılıyor.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın...