Adıyaman ili, Kahta ilçesi, Ankar dağları civarında bulunan 2150 metre yükseltideki Nemrut Dağı'na yolculuğumuz başlasın mı? Şöyle serin serin...
Toros dağ silsilesinin bir parçası olan ve 1987'de UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne giren Nemrut, dünyanın sekizinci harikası olarak da biliniyor.
Karasal iklim yapısına sahip Nemrut Dağı'nın yakınlardaki Atatürk Baraj Gölü nedeniyle önemli ölçüde değişikliğe uğrayıp Akdeniz iklimi özellikleri göstermeye başladığı bilgisi verilse de, yanımıza kalın giysiler ve botlar almamız gerektiği söylenmişti. Buradaki gün doğumunun yaz ortasında bile hayli soğuk olduğu, nisan ve mayıs ayları boyunca karlarla kaplı olabildiği de. Nitekim daha uzaklardan Nemrut'un yamaçları olduğu gibi karlarla kaplı görünüyordu. Üstelik araçlardan inip zirveye ulaşmak için yaklaşık 1 km boyunca bir tırmanış gerçekleştirecektik. Ekiptekilerin bir kısmı önce karlara sonra tırmanacağımız tepenin dik oluşuna bakıp anında vazgeçtiler ve oradaki kafede vakit geçirip manzara seyretmeyi tercih ettiklerini söylediler. İkna çabaları sonuç vermedi. Anlamak mümkün değildi doğrusu. ''Pek de haksız değilmişler'' mi desem acaba?
Çünkü yolun yarısında vazgeçip geriye dönen epey insan gördük. Rakım nedeniyle nefes nefese kalıp burnu kanayan gençler mi ararsınız, kenarlarda oturup dinlenenler mi. Tabii ki ben de zorlandım. Birincisi, spor ayakkabılarıma güvenip bot giymemiştim. Ne büyük hataymış! Terasa çıkılan basamakların büyük bölümü kar ve buzla kaplıydı. Adımlarımı karlı kısımları tercih ederek, öne doğru değil de yan yan basarak atıyor, ayağımı garantilemeden diğer adımımı atmıyordum. Adrenalin nirvana! Çünkü en küçük bir dikkatsizlikte aşağıya doğru, uçurum boyunca yuvarlanmak işten bile değildi! O yüzden de bundan daha heyecanlı bir anı yok hayatımda. Olması da mümkün değil!
Ayrıca bahsettiğim koşullarda, yani karda buzda Nemrut'un zirvesine ulaşabilen insan madalya falan hak etmiştir bence. Çok ciddiyim. Aksi mümkün değil bana göre. Oraya kadar gitmişken, bu dağların yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı, eşsiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından biri olan kral ve tanrıların o dev anıtsal heykellerini görmeden gelinmezdi. Pek çok kişinin ''ölmeden önce yapılacaklar listesi''ne girmiş bu büyülü yer mutlaka görülmeliydi.
Toros dağ silsilesinin bir parçası olan ve 1987'de UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne giren Nemrut, dünyanın sekizinci harikası olarak da biliniyor.
Karasal iklim yapısına sahip Nemrut Dağı'nın yakınlardaki Atatürk Baraj Gölü nedeniyle önemli ölçüde değişikliğe uğrayıp Akdeniz iklimi özellikleri göstermeye başladığı bilgisi verilse de, yanımıza kalın giysiler ve botlar almamız gerektiği söylenmişti. Buradaki gün doğumunun yaz ortasında bile hayli soğuk olduğu, nisan ve mayıs ayları boyunca karlarla kaplı olabildiği de. Nitekim daha uzaklardan Nemrut'un yamaçları olduğu gibi karlarla kaplı görünüyordu. Üstelik araçlardan inip zirveye ulaşmak için yaklaşık 1 km boyunca bir tırmanış gerçekleştirecektik. Ekiptekilerin bir kısmı önce karlara sonra tırmanacağımız tepenin dik oluşuna bakıp anında vazgeçtiler ve oradaki kafede vakit geçirip manzara seyretmeyi tercih ettiklerini söylediler. İkna çabaları sonuç vermedi. Anlamak mümkün değildi doğrusu. ''Pek de haksız değilmişler'' mi desem acaba?

























