martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29/05/2023

28 Mayıs'tan Kalanlar

Dün hava kapalıydı yine. Her iki oylama için de durum değişmemiş oldu. Nadiren çıkan güneş oldukça cimri davrandı. Ne denizde ışıltı ne gökyüzünde kar beyaz bulutlar vardı. Anaç martılar asık suratlarıyla insanın yaşam enerjisini emiyor, üstelik çığlık çığlığa kavga edip duruyorlardı. Sahi, asık surat ne insana ne de martıların bir damlacık suratlarına yakışıyordu. Misal, kumruların adeta gülümseyen sevimli suratları ve munis halleriyle hiç alâkaları yoktu. 

Sonradan da dedim ki, ''Hiçbirinin elinden gelen bir şey yok. Yaradılışları öyle.'' Ve tek kavgaları bir lokma ekmek parçası uğruna. Ama insanda öyle mi ya? Kalbinin (ya da huyunun) güzelliği yüzüne vurmuş derler. Gerçekten de asık suratlı insanların çoğunluğu kavgacı, geçimsiz ve memnuniyetsiz oluyor. Bu tezin sağlamasını yapmak için de tanıdığınız kişilerin suratlarını ve huylarını birleştirerek gözünüzün önüne getirmeniz yeterli. ''Nur yüzlü'' ya da ''şeytan suratlı'' deyimlerimiz vardır hani.  Gözünüzün önünden geçen kişi hangi deyime uygunsa aynen öyledir. Oy verdiğiniz kişi için bile değişmez bu.

05/05/2020

Karantina Günlerinde Bahar

Dün yağmur vardı. Resmi bir kurumda bizzat gidilip imza atılması gereken de bir iş. Günler sonra, zaman zaman hafiflese de yağmurun hiç dinmediği kapalı bir havada dışarıya çıktım. Fakat... Sanki bedenime bir şeyler olmuştu.

Bir kere en rahat ettiğim ayakkabıların içinde ayaklarım hiç rahat değildi. Adım attıkça kas burkulması benzeri bir şeyler yaşıyordum. Eskiden olduğu gibi tempolu yürüyüş yapmak istedim, mümkün değildi.

Mecburen normal bir tempoyla yürüdüm; ama tuhaf tuhaf. Ayaklarım ağrıya sızlaya. Düşündüm de neredeyse elli gündür dışarıya bir kez çıkmıştım. O da kısa bir süreliğine; ama sanırsınız onca zaman evde sadece yattım. Neydi bu böyle? Evin içinde her gün hiç oturmadan bir sürü iş yapan, yetmedi spor olsun diye boydan boya defalarca turlayan bana ne olmuştu? Üzerimde oldukça garip ve de tuhaf bir ağırlık vardı. Sanki uzaydan geldim de uyum sağlamaya çalışıyorum. O derece! Bir kere en az 15 yıldır ''her gün'' ekstradan spor amaçlı yürüyüş yapan biriydim. Hafta içi akşama doğru, hafta sonları sabahtan. Sekteye uğradığı binde bir bile değildir.
Sonra düşündüm. Ömrüm boyunca hiç bu kadar uzun bir süre açık havaya çıkmadan evde kalmamıştım; işte neden. Neden bu! O kadar şaşırtıcı bir şeydi ki. Eminim aynı şartlardan geçen pek çok kişi yaşayacak bunu. Aslında otomobile atlayıp gitsem gidiş dönüş için yarım saat bile harcamayacaktım. Fakat ben maske, eldiven, dezenfektan tedarikli olduğumdan yolu bile isteye uzattım. Yürümek, denizi yakından görüp koklamak istedim. Uzun zamandır görmediğim sokaklardan, özellikle ağaçlıklı alanlardan, park ve bahçelerin bulunduğu yollardan geçtim hiç durmadan. Baharı tüm benliğimle duyumsamak istedim. Fakat bambaşka bir şehre gelmişim hissiyatı hiç gitmedi üzerimden. Aşırı ilginçti...

Hayvanlar, özellikle martılar çok mutsuzmuş gibi geldi bana. Gerçekten...
Daha önce çektiğim martı fotoğraflarında gayet güleryüzlüler. Bakın mesela, bu martı hiç kıpırdamadan tek ayak üstünde eylem yapıyor, daha doğrusu sivil itaatsizlik sergiliyor gibi. Hiç insan yok ki!

12/11/2017

Sonbahardan, Denizden, Sokaklardan

Takvimlere göre sonbaharın bitmesine çok az kaldı. Çoğu kişiyi ''Kapıda bekleyen kış geçen yıl olduğu gibi sert geçecek. Gece gündüz hiç durmadan yağan kar yine günler boyu devam edecek,'' benzeri korkular sarmış. Onca derdin içinde bir de bunun için stres yapalım yani?

''Keşke dört mevsim yerine yalnızca baharlar olsaydı. Kavurucu yaz ve dondurucu kışa ne gerek vardı,'' diyenler de yok değil.
Bu tarz konuşup da hayallere kapılmak ya da gerilmek yorar insanı. Doğadan gelenleri durdurmak imkânsız! Yapacak bir şey olmayınca, akışa bırakmalı. An'ı yaşamalı...

Tam da bu ara pastırma yazı kıvamında, bol güneşli günler yaşıyorken sonbaharın tadını çıkarıp doğanın iyileştirici gücünden yararlanmalı. Ruhunu yıkamalı insan, gevşemeli olabildiğince. Yeni bir şeyler keşfedip farkındalığı artırmalı. En çok da tebessüm etmeli. Hazır günlerden de pazar iken kayıt altına alınanları buraya sabitleyip, yıllık rutine devam edilmeli.

01/06/2017

Gök Denizlerin Ak Kuşları: Martılar

Geçtiğimiz hafta sonu martılarla biraz fazlaca haşır neşir olunca buraya yazmadan olmazdı. Daha önceleri uzak mesafeden zar zor fotoğraflarını çekebildiğim martılara bir haller olmuş, nasıl denir, evcilleşmişlerdi sanki. İnsanlardan zerre ürkmüyorlardı. Nasıl güzel, nasıl sevimliydiler öyle.
Bana da bol bol yakın plan fotoğraflamak düştü...

Bu şaşırtıcı değişimde sahilde gezinen güvercinlere bisküvi, yemek, ekmek kırıntıları getirme gibi bir gelenek başlatan insanların payı büyük olmalıydı. Martılar daha yem poşetlerini görür görmez anında güvercinlerin arasına ışınlanıyor, dahası devamının geleceğini biliyor, bir sonraki yemleri beklemek adına uçup gitmiyorlardı. Aklıma geçtiğimiz kış Fatih'te karnı her acıktığında sosis istemek için hep aynı eve gidip camına bir ağaçkakan gibi gagasıyla vurarak haber veren sevimli martı gelmedi değil.

Ya şehir hatları vapurlarının peşine her seferinde adeta kadrolu bir görevliymişcesine düşen martılar? İnsanların tükettiği yiyeceklere karşı alışkanlık geliştiren etçil, balıkçıl bir hayvanın ülkemiz şartlarında ''simitçil'' yapılması ayrı bir tebessüm sebebi aslında. Yoksa ''Değişmeyen tek şey değişimdir,'' mi demeliydi? Becerikli oldukları bilinen martıların özellikle büyük türlerinin üst düzey zekaya sahip oldukları gerçeğini unutmamalı en iyisi...

26/01/2017

Yağmur, Yolculuk, Bir de Martılar

Soğuk, kapalı ve yağışlı havanın birçok insanda moral ve enerji kaybına neden olduğu bilinse de yağmurlu bir havada yolculuk yapmak iç sıkıntısından ve kafanızdaki olumsuzluklardan kurtulup deşarj olmak için en iyi çarelerden biridir bana göre.

Hele bir de hafif müzik açmışsanız değmeyin keyfinize. Yağmurun huzuruna müzikteki huzur eklenir, alır götürür insanı.

Cama vuran damlalarla birleşen eşsiz manzaralara odaklanır, yolla beraber siz de akar gider, kartpostallarla yarışan olağanüstü kesitler içinde kendinizden geçersiniz.

Hayatın içinden ve olanca gerçekliğiyle önünüze açılmış 'hareketli' bir ekrandan yansıyor olsa da seyrettikleriniz, çoğu zaman yolun sonunda kapılar varmış ve bir masal dünyasına açılacakmış hissi uyandırır yağmurda yolculuk. Büyülüdür. Hayal dünyasını tetikler insanın ve de başka boyutlarda gezdirir...

Benim için kesinlikle bitmesini istemediğim doyumsuz bir mutluluk ve huzurla dolma halidir yağmurda yolculuk...