karantina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karantina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09/05/2020

Karantina Günlerinde Bahar 2

Haftalar sonra pazartesi günü, resmi bir iş için zorunlu olarak dışarı çıkmış, iki saat sonra eve dönmüştüm. Sonra düşündüm de, madem devlet haftada üç maske hakkı tanıyor, ben de iki tanesini kullanır, diğerini de her ihtimale karşı bir tarafta bekletirim. Sağlığım için haftada en az iki gün yürümem gerektiğine inandım çünkü. Bunu da alışverişe giderek gerçeğe dökeceğim.

Dünkü çıkışım eczaneye bu hafta için gelen maskelerimi de alma amaçlıydı. Ancak olumsuz yanıt aldım. ''Araya cumartesi pazar girdiği için tam hafta dolmuş olmuyor. Bugün veremiyoruz, pazartesi gelin,'' dediler. Tam olarak nasıl olmuş da alamıyormuşum anlamadım. Madem önceden söyleyin de ''Maskemizi vaktiyle alalım. Kimseyi mağdur etmeyelim'' diye sorumluluk hissedip karşınıza dikilmeyelim. 50 kere mi geleceğiz?

Hayır, parayla da alman yasak. Ne maskeymiş ama! Milyon kere değişti mübarek. Şimdi de tanesini en fazla 1 TL verip alabiliyormuşuz. Şunu en başta yapsanız olmaz mıydı? Biliyor musunuz, virüsün en başında her ihtimale karşı diye pastil ve maske almak üzere dışarı çıkmıştım hani. Maskelerin tanesini 5 TL'den almıştım. Karaborsa fiyatmış oysa. Ederi 50 kuruşmuş. 10 misli kazık atmışlar bize. Ne fırsatçılar varmış be. Gözünüzü toprak doyursun! Beşer şaşar diye bir söz var. Hep mi şaşar yahu? Daha işin en başında menfaat!

Zaten bugün haberlerde duyduğum şeye çok canım sıkıldı. Virüsün buzdolabı soğukluğu olan +4°C’ye dayanıklı olduğunu, oradaki ısı -20°C’ye düştüğünde bile (şayet besinlerin üstündeyse) bir aydan fazla canlı kalabildiğini en başından beri biliyorduk. O yüzden de pişen gıdalardan zerre şüphelenmiyor, hatta dışarıdan ekmek almışsak fırında yüksek ısıda bekleterek çözüm sağladığımıza inanıp içimizi rahat tutuyorduk hani. İşte konu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Acil Durumlar Programı Direktörü Mike Ryan, bugün çok soğuk ve sıcağın koronavirüs üzerinde hiçbir etkisi olmadığını açıkladı!!??

Ne yapacağız biz şimdi? Nasıl bir virüs bu? Bir de millet nasıl rahatmış İstanbul'da falan. Anlatılanlara inanmayanlar arabalarına atlayıp Ortaköy-Bebek Boğaz hattından geçmiş, gözlerine inanamamışlar. Gece yarısına 1 saat kala bankların hepsi dolu, kalabalık gruplar halinde gezen tozan, wafflecılar önünde kuyruk oluşturanlar gırlaymış! Ne oluyor yahu?

05/05/2020

Karantina Günlerinde Bahar

Dün yağmur vardı. Resmi bir kurumda bizzat gidilip imza atılması gereken de bir iş. Günler sonra, zaman zaman hafiflese de yağmurun hiç dinmediği kapalı bir havada dışarıya çıktım. Fakat... Sanki bedenime bir şeyler olmuştu.

Bir kere en rahat ettiğim ayakkabıların içinde ayaklarım hiç rahat değildi. Adım attıkça kas burkulması benzeri bir şeyler yaşıyordum. Eskiden olduğu gibi tempolu yürüyüş yapmak istedim, mümkün değildi.

Mecburen normal bir tempoyla yürüdüm; ama tuhaf tuhaf. Ayaklarım ağrıya sızlaya. Düşündüm de neredeyse elli gündür dışarıya bir kez çıkmıştım. O da kısa bir süreliğine; ama sanırsınız onca zaman evde sadece yattım. Neydi bu böyle? Evin içinde her gün hiç oturmadan bir sürü iş yapan, yetmedi spor olsun diye boydan boya defalarca turlayan bana ne olmuştu? Üzerimde oldukça garip ve de tuhaf bir ağırlık vardı. Sanki uzaydan geldim de uyum sağlamaya çalışıyorum. O derece! Bir kere en az 15 yıldır ''her gün'' ekstradan spor amaçlı yürüyüş yapan biriydim. Hafta içi akşama doğru, hafta sonları sabahtan. Sekteye uğradığı binde bir bile değildir.
Sonra düşündüm. Ömrüm boyunca hiç bu kadar uzun bir süre açık havaya çıkmadan evde kalmamıştım; işte neden. Neden bu! O kadar şaşırtıcı bir şeydi ki. Eminim aynı şartlardan geçen pek çok kişi yaşayacak bunu. Aslında otomobile atlayıp gitsem gidiş dönüş için yarım saat bile harcamayacaktım. Fakat ben maske, eldiven, dezenfektan tedarikli olduğumdan yolu bile isteye uzattım. Yürümek, denizi yakından görüp koklamak istedim. Uzun zamandır görmediğim sokaklardan, özellikle ağaçlıklı alanlardan, park ve bahçelerin bulunduğu yollardan geçtim hiç durmadan. Baharı tüm benliğimle duyumsamak istedim. Fakat bambaşka bir şehre gelmişim hissiyatı hiç gitmedi üzerimden. Aşırı ilginçti...

Hayvanlar, özellikle martılar çok mutsuzmuş gibi geldi bana. Gerçekten...
Daha önce çektiğim martı fotoğraflarında gayet güleryüzlüler. Bakın mesela, bu martı hiç kıpırdamadan tek ayak üstünde eylem yapıyor, daha doğrusu sivil itaatsizlik sergiliyor gibi. Hiç insan yok ki!

13/04/2020

Günler Nasıl Geçiyor?

Alıştığımız her şeyde olduğu gibi, günlerdir derin bir sessizlik içinde olan ve ortalama on beş dakikada bir yalnızca kargo arabalarının geçtiği sokağımız da sıra dışı bir görünüme bürünmüş, yeni rutinimiz olarak çoktan benimsenmişti bile.

Ta ki o gün "Patates, soğan var, patates vaar!!" diye bağıran ses günlerdir sürmekte olan rutini değiştirene kadar. Sanki herkes dört gözle bu sesin sahibini bekliyordu. Pencerelere ve balkonlara çıkan insanlar satıcıya işaret edip aracı durdurduktan sonra birkaç dakika içinde maskelerini ve eldivenlerini takmış biçimde aşağıya ışınlandılar. Satıcı da maskeli ve eldivenliydi zaten. Daha önce bahsettiğim şekilde; "bilim kurgu filminin oyuncuları olarak" üzerine düşenleri yapmalıydı herkes. Satıcının standart biçimde üçer kiloluk çuvallara doldurup aracına yüklediği patates ve soğanlardan satın almalıydı. Her evin temel ihtiyaç malzemeleriydi bunlar. Ayağımıza kadar gelmişti. Evdekiler bitmek üzereydi. Aramaya çıksak bulamama gibi olasılığı yüksek bir riskle karşı karşıyaydık. Benzer olasılıkların hepsine hazırdık ki zaten. Ön kabullerimizin sınırları yoktu asla. Bize sunulacak ''mevcut'' seçeneklerin her birine hazırdık. Bu durumda "komplo teorisi" diye nitelendirip inanmak istemediğimiz bazı haberlerde geçen yapay zeka ve çipler devrede olabilir miydi?

Neyse, ben daha fazla kaptırıp karantina günlerinin olağan hale gelmiş olağan dışı sahnelerine ürkütücü anlamlar yüklemeyi bırakıp sadete geleyim şimdi. Ayağımıza kadar geldiğine sevinip uçarak satın aldığımız patatesler üzerlerinde toprak olmasına rağmen geçen senenin ürünüymüş meğer. Adam sağından solundan çıkan mini tomurcukları ovalayıp gelmiş demek ki. Soğanlar da birkaç güne kalmadan yeşil soğan olma yarışına girdiler. Bir an önce bitirmeye çalışıp "Bunu bulduğumuza da şükür," diyelim en iyisi. Bu işten epey kazançlı çıkan var neyse ki. Ah, oysa pazarda mis gibi yeni mahsul taze patates vakti şimdi. Mümkün mü artık o eski pazarlar, "Elinin beğendiğini seç ablacım!" diyen pazarcılar?