

İtalya’nın başkenti Roma’daki dünyaca ünlü Kolezyum Arkeoloji Parkı (Parco archeologico del Colosseo), 12 Haziran – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında, şimdiye kadar Troya üzerine yapılmış en kapsamlı uluslararası sergilerden birine ev sahipliği yapıyor.
"Troya ve Roma. Eski Akdeniz'in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri" (Troia e Roma. Miti, leggende, storie del Mediterraneo antico) adını taşıyan bu görkemli sergi, Anadolu’nun kadim mirası Troya ile Roma İmparatorluğu arasındaki derin mitolojik ve kültürel bağları gözler önüne seriyor.



Eserlerin titizlikle taşınıp tasnif edilmesinin oldukça yoğun bir emek ve süreç gerektirdiği aşikâr.
🏛️ Açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli tarafından gerçekleştirilen serginin içeriği ve mevcut eserlere geçelim hemen.


Büyük Türkiye Seçkisi: Sergide, başta Çanakkale'deki dünyaca ünlü Troya Müzesi olmak üzere Türkiye'deki 19 farklı müzeden gelen 221 nadide eser yer alıyor. Bu eserlerin 100 tanesi doğrudan Troya Müzesi'nden getirildi.
İlk Kez Sergilenenler: Koleksiyondaki eserlerin 50 tanesi İtalya'da ilk kez, 20'den fazlası ise Türkiye dışında ilk defa dünya vitrinine çıkıyor. İtalya'daki önemli müzelerden gelen parçalarla birlikte sergilenen toplam arkeolojik eser sayısı 300'ü aşıyor.
Troya Atı Karşılaması: Sergi alanının girişinde, ziyaretçileri efsanevi hikâyenin içine çeken devasa bir Troya Atı replikası karşılıyor.
📜 Sergilenen Temalar (4 Ana Bölüm)
Sergi, edebiyat ve arkeolojiyi harmanlayan çift hatlı bir anlatımla 4 ana bölüme ayrılıyor:
Gerçek Troya: Troya II ve Troya VI dönemlerine ait buluntularla, sit alanının Hitit dünyası ve Anadolu kültürleriyle olan gerçek bağları ve saray yapıları.
Troya Savaşı ve Diaspora: Homeros destanlarından yola çıkarak savaşın Troya perspektifinden anlatımı ve efsanevi kahraman Aeneas'ın şehirden kaçış hikâyesi.
Aeneas'ın Yolculuğu: İki kültür arasındaki en büyük köprü kabul edilen Aeneas'ın Akdeniz üzerinden İtalya'ya uzanan destansı seyahatinin edebi ve arkeolojik kanıtları. Akdeniz üzerinden İtalya'ya uzanan destansı seyahatinin edebi ve arkeolojik kanıtları.
Roma'nın Doğuşu: Troya soyundan gelen Romulus ve Remus miti üzerinden, Troya'nın küllerinden Roma'nın nasıl kurulduğunun hikâyesi.
🤝 Kültürel Diplomasi
Sergi, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı arasında imzalanan ikili iş birliği ve Akdeniz ortak kültürel mirası projesi kapsamında hayata geçirildi. Açılışı da iki ülkenin kültür bakanları tarafından bizzat Kolezyum'da yapıldı.
Müzelerdeki hassas eserlerin maddi- manevi pek çok sıkıntı eşliğinde uzak kentlere taşınmaları mı yoksa kendi bulundukları kentlerde izleme alınmaları mı daha akılcı bir yoldur?
Araştırmalarım sonucu, kültürel mirasın korunması ve sergilenmesi konusundaki bu sorumun yanıtının müze müdürleri, arkeologlar ve sanat tarihçileri arasında yüzyıldır tartışılan en büyük ikilemlerden biri olduğu yönündeydi. Tek bir doğruya sahip olmayan bu konuda, her iki yaklaşımın da çok güçlü ve haklı gerekçeleri bulunuyor.





Mis gibi tarih kokusu solumuşsunuz, bu harika bir post!
YanıtlaSilAslında Troya ile Roma arasındaki bağ çoğu kişinin gözünden kaçıyor. Oysaki mitoloji, tarihsel ve kültürel olarak fazlaca bir köprü var. Bence tarihi eserler hangi ülkeye aitse o ülkede bulunmalı ve insanlar görmeli. Ülkemizden o kadar çok eser yurtdışına kaçırılmış ki sayısı bile dudak uçuklatır.
Çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilAynen dediğiz gibi. Zaten serginin ana teması "Aeneas, kültürlerimiz arasındaki köprüdür"
Kökeninde ise Aeneas'ın Troya'dan ayrılıp İtalya topraklarına ayak basması ve Roma'nın kuruluşuna temel oluşturan mitolojik yolculuğun anlatımı var.
Eserlerin kendi evinde, doğduğu topraklarda kalması gerektiğini savunanlardan biri olarak, eserler ne kadar profesyonelce paketlenirse paketlensin; taşıma sırasındaki sarsıntılar, nem ve sıcaklık değişimleri mikroskobik düzeyde çatlaklara ve geri dönülemez hasarlara yol açabildiği, özel sigortalar, zırhlı araçlar, diplomatik kuryeler ve iklimlendirmeli özel sandıkların maliyeti astronomik seviyelerde oluşu, bir eserin, ait olduğu coğrafyanın ışığı, toprağı ve atmosferiyle bir bütün olduğu, ayrıca Troya eserlerini Çanakkale’nin rüzgârını hissetme, hemen kazı alanının yanındaki Troya Müzesi'nde görme detaylarının ziyaretçide çok daha derin bir tarihsel bağ kuracağı gibi somut nedenlere inancım yüksek.
Ve evet! Yurt dışına kaçırılma olayları adeta bir gelenek haline getirilmiş!
Ben de katılıyorum onca eseri oralara taşımak ,hangi akla hizmet. Görmek isteyen gelip Ülkemizde ziyaretini yapsın. Acaba bizden aldıkları onca eseri buraya getirip böyle bir sergi yaparlar mı?
YanıtlaSilBu arada devletler çok hassas veya ünik (eşsiz) olan eserleri yerinden asla kıpırdatmıyor, yalnızca durumu çok iyi, taşınmasında herhangi bir risk bulunmayan eserlere izin veriyormuş. Evet, kesinlikle! Tarihi eserleri dünyaya geçici olarak ödünç vermek küresel vizyon, tanıtım ve kültürlerin kardeşliği açısından paha biçilemez bir fırsat olsa da, eserlerin ait oldukları kentte izlenmeleri korumacılık ve bağlam açısından en doğrusu.
SilEvet, misal, Schliemann adlı bir Alman zamanında kazı için gizli gizli gelip Troya altın hazinelerini kaçırmış. Hatta karısına takıp takıştırıp fotoğraf çektirmiş (Müzede var).Onların iadesi kısım kısım alınıyor. Sevgiler.
Güzel yazı. Galiba bu işlerin en kârlı yanı protokol üyeleri ya da resmi davetlilerin değişik ülkeler/muzeler görme gibi bir avantaj elde etmeleri.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Görevleri gereği hakları tabii. Orada bulunmaları gerek. Yalnız fener alayına bile katılmayan bazı Belediye Meclis Üyeleri eşleri çocukları dahil ailecek gitmeyi başarmışlar oradaki resmi törene. Hoş karşılanmamış.
Sileskiden böyle güzel bir işlerde çalışmak isterdim. hevesimi de çaldılar.
YanıtlaSilÇalmasınlar Velvet. İzin verme. Kendine böyle kötülükler yapma lütfen.
Sil