Hem Türk hem İslam kültüründe ormanlara ve ağaçlara ne çok önem verilmiş. Canlı bir ağacı kesmekle insan öldürmenin eşdeğer olduğunu anlatan ''Dal kıran baş keser,'' ya da ''Yaş kesen baş keser,'' atasözlerimizi bir düşünün.
Fatih Sultan Mehmet de "Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim!" diye gürlememiş miydi?
Koskoca bir padişahın ağzından kanun hükmünde çıkmıştı bu sözler! Öfke içinde haykırdığı cümlesiyle, ağaçlardan küçük bir dal bile kesmenin yasak olduğunu, uymayanın kesin canıyla ödeyeceğini daha en başında kulaklara küpe diye takmıştı.
Takmıştı ki kimse elini ağaçlara sürmeye cesaret edemesin. Çünkü biliyordu ki dal kesmekle işe başlayan eller gövdeyi de mutlaka kesecek, o ağacı, tüm ağaçları, ormanları yok edecek!
Şimdi... Bugünlerde fazlasıyla haşır neşir olduğumuz ''Ali kıran baş kesen'' deyiminin kökenine bir inelim mi?
Bakalım nasıl bir sürprizle karşılaşacağız?
Aklına ne eserse, canı ne isterse yapan acımasız zalimler için kullanılan bu deyiminin kökeninde Kerbela olaylarının yattığı, Ali Kıran'ın; Hasan ile Hüseyin'in ve Ali'nin katillerini simgelediği, dolayısıyla ''zorbalığın sembolü'' olduğu söyleniyor. Deyim aynı zamanda külhanbeyi ve kabadayı ağzında ''bıçkın ve acımasız serserileri'' anlatmak için kullanılıyor.
Külhanbeyi ne demek peki?
Tam olarak bilgilenmek için Sadri Sema'nın ''Eski İstanbul'dan Hatıralar'' adlı kitabına bir göz atalım:
''Eski günlerde, eski İstanbul`un birçok semtlerinde, hatta caddelerinde, sokaklarında çalımlarından geçilmeyen birtakım mahlûklar vardı. Bunlara, kopuk, külhanbeyi, tosun, kabadayı, bıçkın, ene gibi adlar verilirdi. Ve bunların çoğu ne yaptıklarını bilmez, nereye gittiklerini fark etmez birer serseriydi. Birer çamur, birer çirkef...''
Hah işte... Zorbalıkla iş yürüten bu çamur ve çirkeflere ''Ali kıran baş kesen'' deniyormuş.
"Dal kıran baş keser," atasözü zaman içinde ''Ali kıran baş kesen'' deyimiyle bütünleşmiş.
Çünkü ağaç dikme geleneği şöyle dursun, ağaç kıyımlarına başlanmış.
Ali kıran baş kesen kabadayılar ağaçların da gözünün yaşına hiç bakmamış...
Fotoğraf: Sharad Aksar
Fatih Sultan Mehmet de "Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim!" diye gürlememiş miydi?
Koskoca bir padişahın ağzından kanun hükmünde çıkmıştı bu sözler! Öfke içinde haykırdığı cümlesiyle, ağaçlardan küçük bir dal bile kesmenin yasak olduğunu, uymayanın kesin canıyla ödeyeceğini daha en başında kulaklara küpe diye takmıştı.
Takmıştı ki kimse elini ağaçlara sürmeye cesaret edemesin. Çünkü biliyordu ki dal kesmekle işe başlayan eller gövdeyi de mutlaka kesecek, o ağacı, tüm ağaçları, ormanları yok edecek!
Şimdi... Bugünlerde fazlasıyla haşır neşir olduğumuz ''Ali kıran baş kesen'' deyiminin kökenine bir inelim mi?
Bakalım nasıl bir sürprizle karşılaşacağız?
Aklına ne eserse, canı ne isterse yapan acımasız zalimler için kullanılan bu deyiminin kökeninde Kerbela olaylarının yattığı, Ali Kıran'ın; Hasan ile Hüseyin'in ve Ali'nin katillerini simgelediği, dolayısıyla ''zorbalığın sembolü'' olduğu söyleniyor. Deyim aynı zamanda külhanbeyi ve kabadayı ağzında ''bıçkın ve acımasız serserileri'' anlatmak için kullanılıyor.
Külhanbeyi ne demek peki?
Tam olarak bilgilenmek için Sadri Sema'nın ''Eski İstanbul'dan Hatıralar'' adlı kitabına bir göz atalım:
''Eski günlerde, eski İstanbul`un birçok semtlerinde, hatta caddelerinde, sokaklarında çalımlarından geçilmeyen birtakım mahlûklar vardı. Bunlara, kopuk, külhanbeyi, tosun, kabadayı, bıçkın, ene gibi adlar verilirdi. Ve bunların çoğu ne yaptıklarını bilmez, nereye gittiklerini fark etmez birer serseriydi. Birer çamur, birer çirkef...''
Hah işte... Zorbalıkla iş yürüten bu çamur ve çirkeflere ''Ali kıran baş kesen'' deniyormuş.
"Dal kıran baş keser," atasözü zaman içinde ''Ali kıran baş kesen'' deyimiyle bütünleşmiş.
Çünkü ağaç dikme geleneği şöyle dursun, ağaç kıyımlarına başlanmış.
Ali kıran baş kesen kabadayılar ağaçların da gözünün yaşına hiç bakmamış...
Fotoğraf: Sharad Aksar
o ağaçlara zeval geldiğinde öylesine kalbim acıyor ki :(
YanıtlaSilYok olup gittiklerine mi yanarsın yoksa ardında bıraktıkları görüntüye mi?
SilHangi birine :(
Siz belki hatırlamazsınız, kabadayı ile külhanbey arasında kalın bir çizgi vardı eskiden. Mahalle ve namus için racon kesen eski kabadayılar, ki çoğu yurtsever ve taraftı; şimdi rant için ağaçları, ormanları kökünden kıyım yapan "Ali kıran baş kesen" külhanbeylerin ve mafya-tarikatların yanında çok masum kalır sevgili Zeugma.
YanıtlaSilOrmanlarımdan bir dal kesenin başını keserim, diyeni kendine şiar edinmişlerin ders alması gereken bu çok önemli post için size teşekkür eder, güzel bir yeni hafta dilerim... dostlukla
Evet, tam da söylediğiniz şekilde, alıntı yaptığım o kısmın devamı şöyle geliyor zaten Mehmet Bey:
Sil''...Ey bunların arasında insan adamlar, kendini bilen yok muydu? Çok. Külhanbeyli vardı, tam manasıyla efendiydi. Kopuk vardı gerçekten beydi. Kabadayılar gördük tosunlar gördük. Bu isimleri boşuna almamışlardı. Tuttuklarını koparırlar, karakoncolosdan yılmazlar, can yakmazlar, mazlumu, masumu, hatta mağlubu korurlardı. Zemin ve zaman müsait olursa bunlardan da birkaç satır ekleriz bu yazılara...''
Bir kısmı ''Ali kıran baş kesen'' cinsten, çamur ve çirkef olarak anlatıldığı için o kısmı eklemiştim.
Size tüm kalbimle katılıyorum. Onlar bile şimdiki mafya-tarikatların yanında melek gibi kalıyorlar.
Rant uğruna ormanları peş peşe katletmiyorlar!
Ve ders almaları gereken onca şeye rağmen almıyorlar maalesef...
Değerli yorumunuz için teşekkür ediyor, ben de güzel bir hafta diliyorum size.
Dostlukla...
Evet, tam da özeti buydu eskiden, kabadayı ismi makbul, külhanbeyi değildi. Teşekkürler.
SilBeni geçmişe götürdünüz sevgili Zeugma. Rahmetli babam hukukçu idi, Bazı kişilerin kaba kuvvete dayanarak, zor kullanarak çevresindeki insanlara kötü davrandığını gördüğünde; "Ali kıran baş kesen" oldu derdi. Deyimin anlamını bilirdik ama nereden kaynaklandığını bilmezdik. Yıllar sonra öğrenmiş oldum.
YanıtlaSilGünümüzde ağaçlar azalırken "Ali kıran baş kesen" kabadayılar çoğaldı ne yazık...
Şiddetten uzak bir toplumda sağlıklı, güzel günlere. Sevgiyle...
Babanız nur içinde yatsın... Eskiden ben de büyüklerimden çok sık duyardım bu sözü sevgili Makbule Hanım. Dediğiniz gibi ''kaba kuvvete dayanarak, zor kullanarak, ''zorbalıkla'' iş yürüten zalim insanlar için kullanıyorlardı.
SilBu ara medya tarafından sıklıkla kullanılmasının nedeni de tabii ki bu türden insanların artmış olduğu, zorbalıklarını toplumsal boyutta yürütmekte oldukları. Bu boyuta katlettikleri (katletmeye devam etmek istedikleri) ağaçları, parkları, ormanları da eklersek bu deyimi tamı tamına hak edenlerle doldu taştı her taraf.
Üstelik, deyimin kökeni ağaçlar ve ormanlarla da ilgiliymiş gördüğümüz gibi.
Güzel dileklerinize katılıyor ve ekliyorum:
''Sanma ki zalimin ettiği kârdır.
Mazlumun ahı indirir şâhı..
Her şeyin bir vakti vardır.''
Selam ve sevgilerimle...
ay ablacım ellerinize sağlık..iyiki getirdiniz bu durumu..maalesef ormanlarımızkendini bilmez siyasilerin,insanların zevkleri uğruna heba ediliyo..aydın yoluna doğru giderken çşeme-kuşadası taraflarında ormanlarımız heba edilmiş..yok bilmem ne tatil köyleri bilmem ne villa köyleri..resaranlar,eğlence mekanları,hoteller,tatil köyleri,villalar,villa köyleri...inanılmaz derecede..insan sırf zevklerini tatmin etmek için ormanlarımızı böle tatlan ediyolar ..sadece buralar deilki hemen hemen ülkemizin dört bir yanıda böle maalesef..tekrar sağolun..iyi haftalar dilerim..
YanıtlaSilay ablacım ellerinize sağlık..iyiki getirdiniz bu durumu..maalesef ormanlarımız kendini bilmez siyasilerin,insanların zevkleri uğruna heba ediliyo..mesela aydın yoluna doğru giderken çşeme-kuşadası taraflarında ormanlarımız heba edilmiş durumda..yok bilmem ne tatil köyleri bilmem ne villa köyleri..resaranlar,eğlence mekanları,hoteller,tatil köyleri,villalar,villa köyleri...inanılmaz derecede..insan sırf zevklerini tatmin etmek için ormanlarımızı böle tatlan ediyolar ..sadece buralar deil ki hemen hemen ülkemizin dört bir yanıda böle maalesef..tekrar sağolun..iyi haftalar dilerim ablacım..
YanıtlaSilAynen dediğin gibi Bilgecim. Esefle izliyoruz. Her taraf talan ediliyor.
SilAtatürk Orman Çiftliği, ODTÜ Ormanları...
Gözü dönmüş rantçıların gözü doymuyor bir türlü. Sit alanlarına kılıfına uydurup neler neler diktiler.
Bu gidişata dur denmeli en kısa zamanda...
Sana da iyi haftalar canım..
Şu sıralar ülkemizde her gün Ali kıran baş kesenin yarattığı gündeme maruz kalıyoruz maalesef
YanıtlaSil1 adet Ali kıran baş kesen yüzünden koskoca bir ülke ne hale girebiliyormuş.
Sil