Yoksa ki tüm gün esen şiddetli rüzgârdan dışarı adımımızı atamadık bugün. Öyle lafın gelişi ''şiddetli'' diye nitelemiyorum ama. Hiç olmadığı kadar şiddetliydi. Bir ara balkondan bir şey almam gerekti. Kapıyı açar açmaz birlikte uçacaktık neredeyse. Elimde kapının kolu, hızla sürüklendik resmen. Tutmasam uçup gidecekti belki de. Bu arada, Halk Bahçesi'ndeki ağaçlardan devrilenler olduğu haberini aldık. Tehlike arz ettiğinden parkı girişe kapamışlar ki bunu ilk kez duyuyorduk.
Tabii ki boğazdaki trafik de ''yoğun fırtına'' nedeniyle çift yönlü olarak transit gemi geçidine kapatılmıştı. Akşam karanlığına kadar durum böyle devam etti. Kısa bir dinginlikten sonra peş peşe şimşekler çakmaya, akabinde yine ''şiddetli'' gök gürültüsü eşliğinde yağmur yağmaya başladı. Yağmur da her zamankinden katbekat daha şiddetliydi. İki saat kadar devam ettikten sonra gecenin karanlığında aniden, sanki bıçakla kesilmiş gibi hepsi sona erdi. Şaşırtıcı bir sessizlik ve dinginlik kapladı her yanı. Gökyüzünün hiddeti sona ermişti. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi. O dinginlik halen devam ediyor.
