fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15/10/2023

Haftanın Fotoğraflarından Seçmece

Karahindibanın tüm halleri var dört bir yanda. Bayılıyorum.

Çiçek hallerinden başlayarak takibimde olan mandalinaların toplanmadan 1 gün önceki fotoğrafı.

Hünnapın bolluk zamanı. Bu meyveyi çok kişi bilmiyor. Avucuma aldım ki büyüklük farkları belli olsun. Büyükler aşı, küçükleri doğal. Küçük tercih etmeye çalışsam da büyükler daha sulu ve lezzetli. Küçüklerin kabukları ağzın içine yapışabiliyor, hatta çiğnerken patladığı da oluyor. Her gün bu kadar, yani 1 avuç yemek gerekiyormuş. Faydalarını bilmeyenler araştırsın bence. Zamanı geçmeden, tazeyken şifalansınlar. Gerçi kurutulmuşu da ayrı güzel.

16/07/2022

Fotoğraflarla Haftaya Bakış

Akşam yemeği sonrası bilgisayar başına geçip Türk usulü bir kahve eşliğinde haftanın getirdikleri neymiş şuraya çalakalem yazmak istedim yine. Yanımdan hiç eksik etmediğim fotoğraf makinemin yakaladıkları da peşi sıra gelecek. 

Blog yazarken nasıl alıştırdıysan öyle gidiyor kesinlikle. Belirli bir rutin oluşturup sekteye uğratmadığı zaman yazmadan duramıyor insan. Bunun bir de -birkaç kez benim de yaşadığım- tam tersi var ki, arayı ne kadar çok açarsan yazmayı o kadar çok canın istemez oluyor. 

Bu türden yazıları yazmak bir yana; aylar, hatta yıllar sonra geriye dönüp de okumak, yanı sıra fotoğrafları incelemek tarif edilemez bir etki yaratıyor üzerimde. Blog etkisi :) Kendi hislerinle bütünleşen kelimelerin ve görsellerinle geçmişe iz bırakarak ilerlemek gerçekten harika bir duygu. Oturup da yalnızca albümdeki fotoğraflara bakarak ya da çekilen videoları izleyerek geçmişi yad etmekten o kadar farklı ki. 

Haydi o zaman haftanın getirdiklerine fotoğraflarla bir bakış. Önemli kararlar, değişiklikler ya da doğanın şaşılası biçimde sıraya girmiş mis kokulu güzelleri var sırada.

05/11/2016

Azimli Hırsıza Kilit Dayanmaz!

Bir yerden sahibinin haberi ya da izni olmadan bir şeyler alıp kullanan, başka bir deyişle ''çalan'' kimseye açık ve net ''hırsız'' denir.
Blogumda yıllardır kopyalama yasağı, yani sağ tuş engeli var. Buna rağmen hırsızlar, intihalciler gırla geziyor. Bu nasıl utanmazlıktır anlamadım bir türlü!

En son; yani 2014 Nisan ayında, com uzantılı bir site açıp 50 yazımı birden aynı gün, noktasından virgülüne, fotoğraflarına kadar birebir hortumlayan edepsizleri Google'a şikayet edip sitelerini kapattırmıştım.

O günden sonra yazılarımda kullandığım tüm fotoğraflara blog linkimi koymaya başladım. Epey bir yaptırım oldu. Ancak, arada kurnaz olduklarını zannedenler gözden kaçmış.
haberazim.com denen siteye bakın. Yerel gazete midir yine, nedir. Bloguma gelip 3 yıl önce Yalova'da çektiğim fotoğrafı üzerinde blog linkim bulunmasına rağmen çalmış ve kullanmışlar.

Yandaki fotoğrafa tıklayıp ağacın alt gövdesindeki linke bakın lütfen. Yazıyı fotoğraf bozulmasın diye yaprakların renginde yazmakla hata etmişim. Eee, azimli insanlarmış gerçekten. Fotoğrafı büyütülemez, linki bulanık hale getirmişler, iş tamam olmuş. Verdikleri haber başlığında bir de ahkâm kesmemişler mi? ''İki ay önce ne dedi. Kendi ne yaptı?'' Siz asıl kendinizin ne yaptığını düşünün. Bakın ayna gibi ortaya çıktı... Aklınız varsa hemen silersiniz o fotoğrafı oradan. Aksi takdirde bu yazının linkini Twitter hesabınıza mention'layabilirim ya da cezai yaptırımlara başvurabilirim!

11/03/2013

Prof. Dr. Sezai Şahmay ''Renklerle Anadolu'' Fotoğraf Sergisi






Ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Sezai Şahmay'ın, doğudan batıya 25 ilimizin farklı yaşam biçimleri ve mekânlarını yansıtan 50 fotoğrafının yer alacağı ''Renklerle Anadolu'' adlı fotoğraf sergisi, 15-30 Mart 2013 tarihleri arasında İstanbullu sanatseverlerin
beğenisine sunuluyor.











Close-up çalışmaları ile hazırladığı görsel materyalleri akademik çalışmalarında kullanan Sezai Şahmay'ın yerli ve yabancı sayısız websitede yer alan fotoğraflarını bugüne dek 2 milyonu aşkın kişi ziyaret etmiş, 200 bine yakın fotoğrafı indirilmiştir.



WebShots' ta profesyonel olarak fotoğrafları yayınlanan, aralarında Skylife dergisinin de bulunduğu pek çok dergide yer alan fotoğrafları çeşitli takvim ve posterlerde kullanılan Şahmay'ın, 2006 yılında “Objektifinden Türkiye” isimli fotoğraf kitabında Türkiye'nin değişik yörelerine ait 100 kadar fotoğrafı yer almıştır.



Prof. Dr. Sezai Şahmay’ı tanıyalım:
1974 yılında İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, yine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde önce Anatomi sonra Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasını tamamladı.
1984-1985 yıllarında Amerika'da Baylor College of Medicine-Houston' daki çalışmalarından sonra 1987 yılında İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'na uzman olarak giren Şahmay, 1988'de doçent, 1996 yılında profesör oldu.


Şahmay, fotoğrafa ilgisinin nedenlerini; çevreye zarar vermeyen bir hobi olması, teknik ve görsel faktörlerin uygulanabilmesi, anıların yaşatılabilmesi, olayların belgelenebilmesi ve bunların başkalarıyla paylaşılabilmesi gibi önemli etkenler olarak sıralamakta, kendisini “sanatçı” değil “fotoğraf sever” olarak tanımlamaktadır.

Jinekolojik Endokrinoloji Derneği kurucu üyeliğinin yanı sıra, aynı derneğin başkanı olan, halen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Reprodüktif Endokrinoloji Bilim Dalı'nda görev yapmakta olan Sezai Şahmay, evli ve 2 çocuk babasıdır. 

(İnternet sitesi: www.sahmay.com )


Fotoğraf ve Prof. Dr. Sezai Şahmay


Fotoğrafa olan ilgim ortaokul yıllarında başladı. O zamanlar görsel materyallerdeki kaliteli fotoğraflar ilgimi çekti. Özellikle bu konuda ilgimin en önemli kaynağını National Geographic’deki fotoğraflar oluşturmuştu. Doğaya olan sevgim ve tarihi mekânlara olan ilgimin ağırlık kazanması fotoğraf sevgimi daha da artırdı. Babamın hediye ettiği ilk fotoğraf makinası ile fotoğrafla tanıştım. Takiben fotoğrafa olan ilgimin artışı sonucunda karanlık oda çalışmaları ile siyah-beyaz çalışmalarım devam etti.
f
Ancak renkli fotoğrafların yaygınlaşması ve zaman darlığı karanlık oda çalışmalarımı sınırlayarak, beni sadece fotoğraf çekmekle dar bir alanda sınırladı. Bu arada teknik olanakları kullanarak mesleki slaytlarımı hazırlamak, aktivitelerimin devamlılığını sağladı.

Son yıllarda dijital ortamdaki fotoğrafların kalitesi, dijital fotoğraf makinalarının yaygınlaşması ve bilgisayar ortamında fotoğrafçılık, aktivasyonumu tekrar artırdı. Karanlık odamı bilgisayara taşıyarak, karanlık oda keyfini bilgisayarda sürdürmeye başladım.

Bugün 5 adet analog ve 5 adet dijital fotoğraf makinemle farklı obfektif ve filtreler kullanarak çekmiş olduğum 50.000’i aşkın fotoğraf ve slaytım bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu, portre, doğa ve tarihi mekânlarla ilgilidir.



Neden Fotoğraf?

Fotoğrafçılıkta teknik ve görsel faktörlerin uygulanabilmesi, çevreye zarar vermemesi, anıların yaşatılabilmesi, olayların belgelenebilmesi ve bunların başkalarıyla paylaşılabilmesi gibi önemli güzellikler bulunmaktadır.
Ben amatör bir ''fotoğraf sever''im. Fotoğraf sanatçısı değilim.

Özellikle yurtdışı seyahatlerimdeki gözlemlerim, ülkemizdeki doğal güzellikler ve tarihi mirasa haksızlık edildiği düşüncesini oluşturmuştur. Unutulan, görmezlikten gelinen ve gerekli önem verilmeyen bu doğal ve yerel güzellikleri kaydetmek, bu görüntüleri paylaşmak, hatırlatmak ve yeterli ilgi odağı haline dönüşmesinde katkıda bulunmak beni mutlu etmektedir.
Seyahatlerim sırasında gerek fotoğraf çekerken, gerek o fotoğraf üzerinde çalışırken ve gerekse çektiğim objeyi seyrederken haz duymam bu amatör aktivitemin giderek artışına neden olmaktadır.

Fotoğraf alanı pek çok öğeyi barındıran bir aktivitedir. Bilgisayar, ışık, spor, zamanlama ve estetik gibi öğelerin birlikte kullanımına yol açmaktadır. Gayet tabii ki, günlük streslerden uzaklaşmak en önemli bir diğer faktördür. Özellikle anlık aktivitelerin yakalanıp, görüntülenebilmesi bir avcının avını yakalama duygusunu yaşatmaktadır. Doğayla başbaşa kalıp, saatlerce yürüyerek farklı açıların bulunup bir objenin görüntülenmeye çalışılması, zamanlama ve ışık gibi faktörler de golf oynamaya benzemektedir.




23/09/2009

Dünyanın En Güzel Yüzü

Dünyanın değişik bölgelerinden, en güzel, en çekici ve en orantılı yüze sahip olduğu düşünülen 15 genç kadının fotoğrafı çekilmiş. Hepsi birleştirildiğinde ise ortaya bu fotoğraf çıkmış.

İşte ''Dünyanın En Güzel Yüzü''...

Gayet güzel, masum ve duru bir yüz.
Fakat yine de dünyanın en güzel yüzü gibi durmuyor bana göre...
Güzellik deyince ilk akla gelen göze yansıyan bir görsellik, yani şekille ilgili olan, insanı etkileyip gözünü alamadığı bir kavram. Ama asıl güzellik gönül güzelliğinin dışa yansımasıdır..

Fotoğrafta böylesi bir yansıma ve masumiyet ifadesi söz konusu gibi dursa da bence gerçek güzellik zeka ve ruhla tamamlanmış bir bütündür. Göreceli olduğu gerçeği vardır bir de.
Yoksa aynı doktorun elinde her yeri kesilip biçilmiş ''tıpatıp estetik kadınlar'' bize bu kadar tuhaf görünürler miydi?

Ayrıca yüzü ve fiziği ne kadar güzel olursa olsun kişiliği bozuk bir kadın dünyanın en itici varlığıdır.
Değil midir?