festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07/06/2026

Çanakkale 4. Uluslararası Gastronomi Festivali

Ekibin değerli şeflerinden Damla Demirtaş ve Mücahit Yeşil
Dün, Kolin Otel'de düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleşen Gastrofest’teydik. Kentin zengin mutfak kültürünü, birbirinden nefis yöresel lezzetlerini bir arada görmek gerçekten mutluluk verici. Yerel üreticileri destekleyen, kültürel değerlerin sürekli kılınmasına ve kentin tanıtımına önemli katkılar sunan örnek bir organizasyon, dahası bir buluşma noktası. Kente ait mutfak mirasını koruyan ve yerel üreticiye can suyu olan bu denli özel bir etkinlikte olmak harika bir deneyim!

Gastrofest gibi organizasyonlar sadece lezzet sunmakla kalmayıp şehrin kültürel kimliğini geleceğe taşıyor ve turizmini canlandırıyor. Öne çıkan ve kaçırılmaması gereken yöresel lezzetler, stantlar, festival programındaki atölye, söyleşi ve şef gösterimleri, yerel üreticilerden alabileceğiniz coğrafi işaretli ürünler...

21/12/2025

21 Aralık Kış Gündönümü

Bugün, yani 21 Aralık'ta kış gündönümü gerçekleşti. Kuzey Yarımküre'de güneş Dünya'dan bakıldığında gökyüzündeki en alçak noktasına ulaştığı için yılın en kısa gününü yaşadık. Şu an ise yılın en uzun gecesi. 

Bugün aynı zamanda astronomik olarak kışın başlangıcı. Dünya'mızın ekseni üzerinde 23,5 derece eğik olmasından kaynaklanıyor hepsi. Gezegenimiz güneşin etrafında dönerken, farklı yarımküreler güneşe doğru veya güneşten uzaklaşarak eğildiğinden güneş ışığının yoğunluğunu ve süresini değiştiriyor. 

En kısa özetle; Kuzey Yarımküre güneşe doğru eğildiğinde yaz; güneşten uzaklaştığında ise (şu anda olduğu gibi) kış oluyor. Bugün, güneş kış gündönümünde gökyüzünde en alçak noktasına ulaştı. Bugün yılın en kısa günü ve en uzun gecesi yaşanıyor. Güney Yarımküre'de ise yaz gündönümü bugün.  Onlar da yılın en uzun gününün tadını çıkarıyor.

15/12/2025

Çanakkale 2. Hamsi Festivali

Karadeniz Bölgesi kültürünü kentle buluşturan ve ÇAKARDER (Çanakkale Karadenizliler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) tarafından gelenekselleşmesi amacıyla büyütülen 11-14 Aralık “Volkan Konak Anısına Çanakkale 2. Hamsi Festivali”nin son gününden renkli görüntüler efendim.
Festivalin dördüncü ve son gününde, yani bugün ızgara hamsi ikramı ile birlikte havanın güneşli bir mayıs kıvamında oluşu, tabyaların yoğun bir katılıma sahne olması, eğlence ve dayanışma atmosferi için aranan ve özlenen güzelliklerin gerçeğe dönüşümüydü. Hem benim de bir yanım Karadenizliydi. 

06/09/2025

Kültür Yolu Festivali ve Kış Hazırlıkları

Eylül başından beri sonbahar serinliği var bariz biçimde. Özellikle hava karardıktan sonra. Şu an saat 22.30'a yaklaşıyor ve hava 21 °C. Bakalım devamı nasıl gelir? Kış şartları hafif mi geçecek yoksa dondurucu soğuklara mı maruz kalacağız?

Bir bilinmezliğe doğru yelken açtık bence. Kaç yıldır nezle /grip olmayan ben şifayı kapmışım zaten. Kafam kazan gibi ve sürekli ağrıyor. Yarın kendime bol limonlu ve pul biberli tavuk suyu çorba yapmalıyım. Buzları erimemiş tavuktan yapmak istemedim, bugünü A-ferin ile geçirdim. 

Çok bilen çok mu yanılır sahiden? Son 1 haftadır rutinimi değiştirince vücut tökezledi sanırım. Buralarda 30 Ağustos - 7 Eylül günlerini kapsayan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Yolu Festivali var. Konserler Hamidiye Tabyaları'nda gerçekleşiyor. Hem bizim eve, hem şehir merkezine uzak bir bölge. Kendi aracınla gitsen korkunç park yeri sorunu var. O nedenle Belediye Halk otobüsüyle salı gün Ferhat Göçer konserine, dün yani cuma günü ise Haluk Levent'in konserine bir uğramak istedik. Abartısız en az 10 bine yakın izleyici gelmiş. Benim amacım zaten sanatçıyı görmek ve ayakta birkaç parça dinleyip geri dönüşü yürüyüş halinde yapmak idi. Sonuç hastalanmak oldu. Artık onca kalabalık ortamda grip virüsü mü kaptım yoksa düşük hava sıcaklığı mı yaramadı, bilmiyorum.

24/05/2025

3. Uluslararası Gastronomi Festivali

Çanakkale’ye ait yerel mutfağın tanıtımının yanı sıra lezzet ile kültürün buluştuğu özel bir festivalde, 3’üncü Uluslararası Gastronomi Festivali'ndeydim bugün. Midilli ve Sakız Adaları’ndan şeflerin yöresel tatlarla konuk olduğu, Gastrokale Derneği, Ticaret Borsası ve Kolin Otel ortaklığında düzenlenen, geleneksel yemekler, gastro pazar ve birbirinden özel sunumlarla dopdolu geçen festival iki gün boyunca devam edecek.
 (24 - 25 Mayıs 2025 / 10.00 – 22.00)

Soldan sağa; Yaşar Durbal, Abdurrahman Matalman, Ercan Keleş, Akın Sarpdere
Yetenekli ve ödül sahibi Türk ve Yunan şeflerin bir araya geldiği festivalde, pek çok farklı lezzet kentlilerle buluşurken çeşitli etkinlikler, müzikler ve danslar eşliğinde dolu dolu geçiyor.

06/05/2025

Uluslararası Çanakkale Seramik Festivali 🤩

📌 Seramiğin göz kamaştıran büyüleyici dünyasına adım atmaya ne dersiniz?

Dünya seramiğine ev sahipliği yapacak olan kentimizde gelenekselin çağdaş ile buluştuğu müthiş bir festival başlıyor! Uluslararası Çanakkale Seramik Festivali, seramik sanatçılarını, tasarımcıları ve sanatseverleri bir araya getiriyor.

Atölyeler, sergiler, sanatçı buluşmaları ve konferanslar ile dopdolu bir program sizi bekliyor.

Sanatçının ruhunu katıp toprağın öyküsünü yansıttığı her renk, her desen, her biçim geçmişten gelen fısıltılar gibidir. Sanatın evrensel diliyle geleceğe atılan birer köprü. Bu yıl ilki düzenlenen "Uluslararası Çanakkale Seramik Festivali" seramik sanatının birleştirici gücüne ev sahipliği yapacak. Aynı zamanda 15. yüzyılda kent merkezinde rastlanmış olup, 17. yüzyıl sonlarından 20'nci yüzyıl başlarına kadar yoğun biçimde üretimi yapılan geleneksel Çanakkale seramiklerini yaşatmak adına muazzam bir organizasyon diyebiliriz. 

Bu heyecana ortak olmak istemez misiniz?

Detaylı program için QR kodu kullanabilir ya da aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz!

Uluslararası Çanakkale Seramik Festivali Programı YAYINDA! 

 🗓️ Çanakkale Kordon
📍 9-10-11 MAYIS 2025

27/08/2023

Halk Dansları Festivali'ndeki Sürpriz:)

Cuma ve cumartesi akşamları geleneksel hafta sonu kordon yürüyüşlerimizde karşımıza çıkan sürprizden bahsedeceğim bu akşam. ÇAFAD tarafından düzenlenen bir etkinliği seyretme fırsatımız oldu. Meksika, Polonya, Ukrayna, Bosna Hersek, Bulgaristan, Porto Riko ve Türkiye’nin dahil olduğu 7 ülkenin Uluslararası Halk Dansları Festivali için gelen ekipler barış ve özgürlükler kenti Çanakkale’de toplanmıştı. Önceden haberimiz olmadığı için gösterilerin ikinci ve üçüncü gününe rast gelmişiz.


Bu tür organizasyonlarda şehre olağanüstü bir hareket ve canlılık geliyor. Diğer ekipler ülkelerine geri mi dönmüştü yoksa onların gösterileri eşzamanlı olarak şehrin başka noktalarında mı gerçekleşiyordu, orasını henüz öğrenemedim; ama bizim izlediğimiz ekiplerin tümü Bulgaristan'dan gelmişti.

11/11/2018

Tak Sepeti Koluna, Haydi Bozcaada Bağbozumuna!

Bu yıl Bozcaada'dan gelen ve sloganı "Tak sepeti koluna, haydi bağbozumuna!" olan, kayıtsız kalınamayacak bir davet vardı. Üstüne üstlük Ata Demirer; "Kargalar yimeden sen yi!" diye bas bas bağırıyordu:) Bir şenlik kapsamında dünyanın en lezzetli üzümlerini Bozcaada'daki bağlardan, dallarından toplamak harika olmalıydı. Adanın 19 yıldır süregelen ünlü Bozcaada Bağbozumu Festivali bu yıl 7-9 Eylül tarihleri arasındaydı. Adaya günübirlik de olsa gitmenin, bir günlüğüne olsa bile ada havası almanın, festival atmosferi içinde eğlenceli ve heyecanlı saatler geçirmenin tam zamanıydı.

İşte bu nedenle Bozcaada'ya gidip adanın ünü dünyayı aşmış üzüm pazarını 'destekleme ve genişletme amaçlı' bağ bozumu turlarına katıldık. Ege’nin en güzel üzümlerinden elde edilen şarapların bağlarını gördük. Üzüm yemek üzere götürüldüğümüz bağda mis kokulu üzümleri yemekle kalmadık, kolumuza taktığımız sepetleri de tıka basa üzümle doldurup eve getirdik.
Sözün özü; "Tak sepeti koluna, haydi bağbozumuna!" diyenler kervanına katılıp gerçekten de unutulmaz bir gün geçirdik...

Toplamda 3 gün süren festival kapsamında, eski bir geleneği unutturmayıp yaşatmak adına çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinliklerin başında sembolik olduğu kadar bir o kadar da eğlenceli olan bağbozumu etkinliği var.

Bağbozumu şenlikleri eskiden bir yıllık hasadın sonunda bağcılar ve ada halkının birleşerek kutladığı ufak çaplı bir etkinlik iken, gelişen turizmin etkisiyle son birkaç yıldır büyük bir organizasyon şeklinde gerçekleşiyor. Bozcaada bağcıları işçilerle ve festivale gelen ziyaretçilerle birlikte ilk üzümleri toplamak üzere traktörlere biniyor ve bağlara gidiliyor.

Toplanan üzümler küfelere konularak tıpkı eskiden olduğu gibi at, eşek ya da pırpır denen mini traktörlerle adadaki meydana getiriliyor. Bu son derece eğlenceli yolculuk süresince müzikler çalınıyor, şarkılar söyleniyor, tempolar tutuluyor. Böylece keyifli bir şekilde bağlara gidilip dönülerek hasat zamanı kutlanmış oluyor. Bağ bozumu etkinliği ile başlayan festival, üç gün boyunca çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri ile devam ediyor tabii. Bozcaada Kalesi'nde verilen konserler adaya bambaşka bir renk katıyor.

Öyleyse iki ay sonra da olsa ancak düzenleyip bloga aktarabildiğim Bozcaada Bağbozumu etkinliğimiz gelsin...

Bozcaada'ya ulaştığımızda vakit öğlen saatlerine yaklaşmıştı.

Etkinlikler henüz başlamamıştı.
Zamanımız kısıtlıydı. Öncelikle her yıl farklı renklere ve güzelliklere bürünen adada bir tur atıp son bir yılda neler değişmiş görmek lazımdı.


İlk hedef, Güven Serin arkadaşımızın Bozcaada yazılarımdan birindeki yorumuna istinaden adanın en tepe noktasına ulaşıp arka taraftaki gizemli manzarayı ve kayalıkları keşfetmek idi. Zirveye fazla bir şey kalmamışken hedefe ulaştıracak yolu/yönü bulamamak can sıkıcı olsa da, bu sayede adanın ve kalenin ilk kez izlediğim panoramik manzarası inanılmazdı. Umuyorum ki bir dahaki sefere o patika yolu bulacağım.

Buradan sonrası evlerin arasından yokuş aşağı inen dar sokakları kullanarak adanın merkezine inmek oldu...

Adanın şirin Rum evlerinde boya-badana değişimleri, sokaklarında yeni graffitiler gözlemleniyordu.


Çiçek Pastanesi'nden nefis kokular yayılıyor,
sokaklarda her zamanki gibi el ele âşıklar. Bir taraftan da en aktif zamanlarını yaşayan şarap fabrikaları gözlemleniyor...

Bozcaada evlerinin asmalarla ya da sarmaşıklarla bütünleştiğini bilmeyen var mı?

Adadaki ünlü şarap fabrikalarına bir yenisi daha eklenmiş. Tabii ki her biri dünya çapında markalar.

Bu fotoğrafı bir boşluğa rastlatıp çektim. Yoksa alış veriş edenler bir hayli yoğun idi.

Adanın sokaklarında dolaşma süremiz sona erdi. Çünkü feribot iskelesinin hemen karşısında oluşturulmuş bağbozumu etkinlik noktasından bize verilen saat geldi.

Buradan önlüklerimizi ve sepetlerimizi alıp
traktörlere bineceğiz.

Traktörlerin bir tarafında bağdan topladığı üzümlerle inenler, diğer tarafta bilet saati gelip boş sepetlerle
yeni binenler birbirine karışıyor.

Belediyenin düzenlediği bağ bozumu seferleri 17.30'da başlayacağı için biz daha erken saatlerde gerçekleşen ve ücretli olan turları tercih ettik mecburen.

Ve traktörümüz boş yer kalmamaca dolup en son darbukacımız da bindiğinde şarkılar, türküler eşliğinde gerçekleşen bir yolculuk sonrası bizim için seçilen bağa indik. Ha, bu arada kimse kimseyi tanımıyordu, üzüm toplarken tanıştık:))

Doğrusu, sağlam salkım ararken epeyce zorlandık her birimiz.
Çünkü bu yıl erken olgunlaşan üzümlerde pek hal kalmamıştı.
Yine de dalından bol bol üzüm yiyerek ve sepetini doldurarak mutlu sona ulaştı herkes.

Bozcaada -Bağ Bozumu

Bağbozumu dönüşü, adanın merkezindeki Atatürk Anıtı'nın bulunduğu meydanda yapılacak üzüm yarışması için hazırlıkların başladığını gördük. Ancak, feribotumuz 19.00'da hareket edeceği için ne yazık ki bu kadarını görebildik.


Bir sonraki yayında Troya Müzesi'nde görüşmek üzere,
esen kalın...



28/04/2018

1. Uluslararası Troya Çocuk Halk Dansları Festivali

''Bir çocuklar bir de çiçekler olmasa dünyanın tadı tuzu olmazdı,'' cümlesini çok sık kullanırım.

Doğanın bahar çiçekleriyle sürdürdüğü göz alıcı, mis kokulu etkinliklere her biri birer çiçek olan çocukların etkinliği de dahil olunca dünyanın tadı tuzu yerine geldi gerçekten. Çanakkale sokakları gerçek bir bayram yerine dönüştü.
Binlerce çocuğun coşkusuyla Bin Pınarlı İda,
Bin Çiçekli İda olup bin kat daha güzelleşti sanki.

Çocuklara armağan edilebilecek en güzel şeylerden biri, adlarına yapılan bir festival dahilinde onları bir araya getirmek olsa gerek.
2018 Troya Yılı etkinlikleri kapsamında dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından gelen yüzlerce çocuk, Uluslararası Troya Çocuk Halk Dansları Festivali’nde Çanakkale’de bir araya geldi. Çocuklar gülen yüzleri, sımsıcak kalpleriyle birbirleriyle kucaklaştı. Bu büyük buluşmanın Bin Pınarlı İda'da gerçekleşmesi ne kadar özel ve güzel ise, bana göre bir o kadar da büyülüydü, büyüleyiciydi.
Farklı kültürlere mensup çocuklar arasında sevgi ve dostluk bağları kurulurken, halk dansları topluluğu çocukları, eğitmenler ve katılımcılar, festival süresince TROYA’yı ve bölgenin kültürünü yakından tanıma gibi bir fırsat elde ettiler.

Çanakkale Valiliği'nin gerçekleştirdiği 1. Troya Yılı Uluslararası Çocuk Halk Dansları Festivali’ne katılan 17 ülke, 23 ekip sıralamasını yapacak olursak; KKTC, Nepal, Kazakistan, Makedonya, Kırgızistan, Karadağ, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Gürcistan, Bosna Hersek, Moldova, Sırbistan, Rusya, Kuzey Osetya, Arnavutluk, Azerbaycan.

11/02/2016

Yunt Dağı İnsanları

Haritalardan bilirsiniz. Yunt Dağları Batı Anadolu'da, Ege Bölgesi'nin kuzey kısmında bulunan ''kırık'' tipi bir dağ oluşumu. İzmir ve Manisa il sınırları içinde yer alıyor.

Yunt Dağı adını duyduğumda yalnızca dağlık bir bölge olduğunu zannederdim. Oysa burası antik çağlardan kalma bir yerleşim birimiymiş. Üstelik orada yaşayan bir yöre halkı mevcut. Ülkemizle ilgili bilmediğimiz ne çok şey var cidden.

Yunt Dağı, Helenistik dönemde Pergamon Krallığı egemenliği altındaki Pergamon'un 30 km güneydoğusundaki Aspordenos dağlık bölgesinin bugünkü adı. Yerel ismi Meter Aspordenon (yani Aspordenos Ana) olan Ana Tanrıça, bölge halkı için en önemli tanrıça.
Yunt Dağları üzerinde, Kınık'ın Karadağ yöresinde, Pergamon Krallığı'nın kurucusu Philetairos ve Pergamon'da din olgusu çok yaygın. Ana Tanrıça, Magna Mater büyük ve anıtsal bir tapınak yaptırmış. Tapınak 1079 metre yüksekliğe inşa edilmeden önce burası bölgenin tanrıçaya ait en önemli kutsal alanı. Kybele kültü için tipik, doğal bir kutsal alan.

Tanrıça, bölge halkı için bir hac merkezi niteliğindeki Mamurtkale’de anıtsal bir tapınak inşa ettiriyor ve burada tapınım görüyor. Ana Tanrıça’ya gösterilen ilginin yalnızca inanç veya saygıdan kaynaklanmadığı, bu önemli kültün aynı zamanda kendi politik güçlerini yaymak için bir araç olarak kullanıldığı da ortaya çıkmış.
20. yüzyıl başında Mamurtkale’de gerçekleştirilen kazı ve araştırmalar ve o dönemlere ait buluntular sağlamış bunu. Tapınak seviyesinin altında gün ışığına çıkan terrakottalardan (pişmiş toprak figürinler) bazıları en az M.Ö 5. ve 4.yüzyıla dayanıyor. Philetairos’un, tapınağı inşa ettirme amacının bu dağlık alanda yaşayan ve çeşitli etnik gruplardan oluşan bölge halkının ortak inancına gösterdiği saygı ve sempati kazanma çabası olduğu, tapınağın ve içindeki kült heykelin yönünün Pergamon’u görecek şekilde ayarlanmasının, bu alana Pergamon damgası vurma çabası olduğu söyleniyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ''Dağlık Alanlardaki Yerleşimlerin Sosyal ve Ekonomik Durumlarının İyileştirilmesi ve Katılımcılığın Geliştirilmesi'' adı altında Yuntdağı Modeli adlı bir proje sayesinde öğrendim tüm bunları. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Celal Bayar Üniversitesi tarafından yürütülen ''Manisa ve Yunt Dağı Çevresinde Ekoloji Temelli Doğa Eğitimi'' projesi de etkinlikler arasında.

Evet, Yunt Dağı'nda yaşayan bölge halkı, sosyal ve ekonomik koşullarının iyileştirilmesi adına birtakım etkinlikler içinde. Keşke tarih, coğrafya ve kültürel değerler cenneti olan yurdumun her köşesi için böyle güzelliklere imza atılsa. Kendi insanımızı tüm değerleriyle tanısak, öğrensek, katkı sağlasak...

Geçtiğimiz yaz bir tesadüf sonucu rastladığım Yuntdağlılar Derneği tarafından düzenlenen 9. Yuntdağlılar Kültür ve Turizm Festivali etkinliklerinde yer alan bir gösteri ile bitireyim o halde.

Ülke sevgisi ile kalmanız dileğiyle...


Yunt Dağı Zeybeği
 
Yunt Dağı