2013/01/11

Markayla Bütünleşmek

Geçen gün bir sohbet ortamında kullanılan ''Evin pencereleri pimapen'' cümlesi beni nerelere taşıdı bilseniz. İlk etapta ''Ee, ne varmış ki bu cümlede?'' diye düşünebilirsiniz. Bekleyin biraz, acele yok...

Cümleyi kuran kadın, yeni satın aldıkları evin özelliklerini sıralarken;
''Mutfak-banyo kalebodur,'' cümlesini de ekleyince ''Tamam!'' dedim.
''Hep bu konuyla ilgili bir yazı yapmak istemiştim. Malzeme çoğaldı.''

Şimdi... 
Düşünelim bakalım. 
Pimapen bir markadır. Tamamen marka. Üretici firmanın adı...
Oysa kadın ''pimapen'' derken, eskinin ahşap doğramalarının yerine PVC malzemeden üretilen pencere sisteminden bahsediyor orada. Nitekim PVC sandalyenin adını da ''delta'' koymuş o kadar çok insan var ki...
Peki Kalebodur? Tabii ki o da öyle. Bir marka. Çanakkale'nin ''kale''si ile üreticisinin soyadı olan ''Bodur''un birleşimi. Hâlbuki kadın ''kalebodur'' derken sadece ve sadece ''seramik'' demek istiyor ya da ''fayans''. 

Bu kelimeler arasındaki ortak özellik; hizmet sektörüyle, alanlarıyla ilgili üretime geçmiş ilk isim olmaları, uzun bir süre üretim yapmaları ve bu süreç içinde karşılarına rakip bir firma çıkmaması. 
Bu yüzden de tüketicinin beynine ''ürün adı'' olarak yerleşmeleri.
Özetle; markanın ürün adı haline gelmesi...

O halde biraz gerilere gidelim.

Anneannelerimiz, annelerimiz, deterjan yerine ''omo'', çamaşır suyu yerine ''hipo'' demezler mi sürekli? 
Ovma tozu'nun yegâne adı ''vim'' dir: ''Banyoyu vimledim...''
Yok eğer ovmaya yarayan madde sıvı ise, değişmez adı ''cif ''tir: ''Lavaboyu cifledim...''
Ocak yerine ''aygaz'' der büyük çoğunluk.
Margarin yerine ''sana'', kağıt mendil yerine ''selpak''...
Kadın bağı'nın adı ''orkid'' tir.
Hazır(ya da çözülebilir) kahve yalnızca ''nescafe''...

Artık markası ne olursa olsun, ürün hangi firma tarafından üretilirse üretilsin, bu böyledir.
Adı konmuştur bir kere. Olay bitmiştir!

Ben şimdilik bu kadar bulabildim.
Belki sizin de aklınıza gelenler olacak, kim bilir...
Hem bir de sorum var...
Bu durumun ''ilk göz ağrısı'' olmakla da bir ilgisi var mıdır acep?


34 yorum:

  1. "hipo"yu ilk kez duydum :)
    bazı şeyler yöresel oluyor. bizde çamaşır suyu yerine "klorak" derler ki, o da bir markadır. abim üniversiteyi izmir dışında okudu. ayrı şehirlerden gelen üç arkadaş ev tuttuklarında bunun komik bir örneğini yaşamışlar. abim "klorak alalım, banyoyu temizlemek için" demiş. arkadaşının biri, "klorak ne lan, ozon almamız lazım" demiş, bir diğeri "ne saçmalıyorsunuz (...) almamız lazım" demiş. anlaşamamış, markete gitmişler. markette üçü de istediğini söylemiş ama adam hiçbir şey anlamamış. sonunda meseleyi anlatınca marketçi " ha siz (...) istiyorsunuz" deyip bambaşka bir isimle çamaşır suyu vermiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Hypo'' diye yazılır, ''hipo'' diye okunur, ondan olmasın? :)
      Çok yaygın kullanılıyor üstelik. Daha çok İç Anadolu'da.
      En alta link koydum, tıklayabilirsin. Halen satılıyormuş.

      ''Klorak'' olarak kullanıldığını duymuştum, ''ozon''diyen birkaç kişiye de rastlamışlığım vardır, iyi oldu hatırlattığın :)
      Ama abinlerin başına gelen çook ilginç ve de komik :)))
      Teşekkür ederim paylaştığın için...

      Sil

  2. Yenilerde böyle bir sahiplenme var mı?benim aklıma gelmedi.Böyle ürün -marka bütünleşmesi olabilecek mükemmel bir ürün gelmedi aklıma Zeugma'cım.En eski ve bilinenleri yazmışsın zaten :)

    Annelerimizin yaptığı bir güzellikti bu bence.Başarılı ürünlerin hakkını bir ne güzel vermişler :)

    Annelerimize benden birer kristal elma :)

    Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yenilerde pek yok. Varsa da ben duymadım Nursenciğim.
      Aa? Şu an aklıma geldi. ''Çerezza'' var misal. ''Patates cipsi'' yerine tercih ediliyor bu isim:)
      Aynı yıl içinde bir üründen birden fazla firma üretim yapmışsa bu söylediğimiz gerçekleşmiyor dikkat edersen...

      Yine de annelerin hakkını kimseler ödeyemez tabii;)
      Sevgilerimle...

      Sil
  3. Biz de hala hipo deriz Adana'da. Geçenlerde Kıbrıslı bir arkadaşım da "-Evi hoverledim" dedi. Ben de o ne deyince elektrik süpürgesi dedi. Kıbrısta Hover diye el. süpürge markası varmış :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hipo'dan kısa ve öz olduğu için hiç vazgeçilmiyor sanırım :)
      Araştıracak olursak Hoover Türkiye'de ilk kullanılan elektrik süpürgesi markasıdır; ama ben ''hoverlemek'' diye bir tabir hiç duymadım. Bunu atlamışlar:)
      Bravo Kıbrıslılara...

      Sil
  4. Güzel bir konuya değinmişsin. Örnekler çoğaltılabilir...Gillette, bildiğimiz tıraş bıçağını ürettiğinde, kendisinden sonra üretilen tüm tıraş bıçaklarına ülkemizde bizim deyişimizle 'jilet' deneceğini nereden bilebilirdi:)
    Gırgır, elektrikli süpürgeler olmadan önce kullanılan mekanik yer süpürücüsü markasıydı. Kendisinden sonra üretilen her yer süpürücüsü gırgır adıyla anılmıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gillette...
      Bunu nasıl atlamışım? Burada verdiğimiz örneklerin içinde en önemlisi ''jilet'' bence. Neden mi? Bu tıraş bıçağı markası ülkemizde ''jilet'' olarak o kadar çok benimsenmiş ki kelime olarak TDK'ya bile girmeyi başarmış Hektor :)
      Ayrıca Gırgır el süpürgesini görmüşlüğüm de var. İçinde saç fırçasına benzeyen birkaç rulo var, dönerken çöpleri içine topluyor. Markası ne olursa olsun ''süpürmek '' yerine ''gırgırlamak'' diye bir deyim bırakmış o da.

      Sil
  5. Ufo da böyle oldu.:) Bunu bende düşünmüşümdür, hatta ifade etmek istediğim şeyde karşılığını bulamayıp markayı kullanmak reklam yapıyormuş gibi gelip hoşuma gitmez aslında.:)Nescafede böyle daha bir çok.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nescafe'yi yazmıştım. Ufo'yu unutmuşum Mesut Bey. Evet, haklısınız. Ufo o cihazın adı oldu artık :) Reklam yapıyormuş hissi geliyor ama insan adını bulamıyor bazılarının, Ufo'nun örneğin.
      Çoğu kişi bazılarını, misal Nescafe'nin bir marka olduğunu bilmiyor, bu da var.

      Bu arada hoşgeldiniz. Köydeki doğal yaşam çok hoşunuza gidiyor olsa bile bu kadar uzun aralar vermemelisiniz...

      Sil
    2. tüm bu söylemlere inat sanki ben düzeltecekmişim gibi nescafe ye granül kahve ya da pencerelerden bahsederken pvc, selpak diyeceğime kağıt mendil kullanıyorum...
      ben kurtaracağım düzelteceğim sanki :)

      Sil
    3. Aslında güzel bir şey bu. Kurtarmakla, düzeltmekle ilgisi yok. Aslını yazıyorsun kafana otomatik olarak demek ki :)
      Böyle bir çaba bende de var; ama hepsini başaramıyorum. Örneğin ''nescafe'' demekten vazgeçemedim henüz.

      Sil
  6. Her şeyin ilki, ilk icat edilen ve hayatımıza ilk kez girenlerin unutulmaz oluşu bu olsa gerek!..Önceden bu kadar sıklıkla, var olan markaların yerine yenileri, yeni marka ürünler gelmezdi!. şimdi tüketimi pompalamak adına mevcut ürüne bir iki aksesuar ilavesi ile ufak tefek değişimlerle yepyeni ürün/müş!! gibi yeni markalar sürülüyor piyasaya! Oysa akıllarımızdan ilkler hiç çıkmıyor. Çünkü onlar yaşamlarımıza girdiğinde hayatlarımızda önemli radikal gelişmeleri/konforu da beraberinde yaşamıştık!.Bu yüzden önemliydi ve anlamlıydı markalar!.

    Rahmetli anneannem "gençliğimizde külle bulaşıkları yıkardık, şimdi -mintax- çıktığından beri rahat ettik!" derdi.."mintaxla canım mintaxla ..."öyle bir de -cingılı- şarkısı vardı:)

    Sonra -vita- margarinler vardı..tenekelerde!..
    -singer- dikiş makinası, -çikita sakız-, -uhu- akılma gelenler bunlar...

    Şimdi öne çıkan yeni markalara sahip olmak, adeta imajı destekleyen unsurlar olarak neredeyse olmazsa olmazlar arasında yaşamlarımıza girdi!.Ve kaliteli markalarla -etiketler- iyice cilalandı!..:))kredi kartları kabardıkça kabardı!..iş çığrından çıktı!..

    Bu önemli paylaşım için teşekkürler sevgili Zeugmacım..
    İyi pazarlar ve iyi haftalar dilerim..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte benim söylemek istediklerim de bunlardı Esinciğim. En sonda sorduğum soru buna istinadendi. Hayata giren ilklerinin yerinin ayrı olması, unutulmaz oluşları ve yerlerini başka hiçbir şeyin ya da kişinin tutamaması.
      ''Mintax'' unutulmaz markalardandır, halen duyarız, haklısın. Vita kutularına ekilmiş çiçekler halen var. ''yapıştırıcı'' yerine ''uhu'yu versene'' denir, marka ne olursa olsun :)

      Ve sonuç kısmını mükemmel bağlamışsın!
      Gerek kalitede gerek çeşitte sınır tanınmıyor günümüzde. Reklamlar vasıtasıyla gözümüze soka soka, göstere göstere özendirmeleri de cabası. Hadi bakalım gel de alma birçoğunu :) Gerçekten de iş çığırından çıktı.

      Ben de bu güzel paylaşımın için teşekkür ederim sevgili Esinciğim.
      Güzel bir hafta seninle olsun...
      Sevgilerimle...

      Sil
  7. sanırım ilk olmalarının payı büyük. ben mesela "Selpak"ın kağıt mendil markası olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, mesele ilk olmalarından kaynaklı.
      Selpak da bir ilktir ve epeyce ilk kalmıştır. Hem ''kağıt mendil'' demek uzun sürüyor. Kısaca ''selpak'' işte. Ondandır :)
      Olan diğer markalara oluyor. Nasıl silecekler milletin beyninden?

      Sil
  8. Benim aklıma yazılanlardan farklı bir şey gelmedi ama ben de ara sıra düşünür ve ilginç bulurum bu durumu. İlk olmaları ve tabana yayılmaları nedeniyle o şekilde akılda kalmış bu markalar. Bence büyük bir başarı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim aklıma bugün bir tane daha geldi: Chokella
      ''kakaolu fındık kreması''nın yerini tutan tek kelimeydi ''şokella'' :) Ardından Nestle üretti bu kremadan, ona da şokella demeye devam edildi. Ama Nutella öyle ezici bir farkla geldi ki; silip geçti Chokella'yı :)

      Aynen, çok büyük bir başarı. O kadar ki; ilginç bir durum daha farkettim. ''jilet''ten başka ''gırgır'' da TDK sözlüğe girmiş. Anlamını ''mekanik olarak çalışan süpürge'' olarak veriyor.
      Daha da ilginci neye rastladım biliyor musunuz?

      ''Arçelik Şarjlı/ Elektrikli Gırgır'' diye ilan gördüm...
      İsteyen herkes Google'a yazıp görebilir...


      Sil
    2. Eveeet, şokella da var(dı). Nutella hepsinin yerini tutmuyor sanki ama Nutella bağımlıları çok olduğu için sıklıkla kullanılıyor. Çevremde şokella yiyen hiç yok ama Nutella yiyen çok var.
      Gırgır efsanevi bir başarı bence. Yeni nesiller öyle bir marka olduğunu bilmiyorlar bile.
      Çok güzel beyin jimnastiği oluyor. İyi ki yazdınız :)

      Sil
    3. Benim için de beyin jimnastiği oluyor.Teşekkür ederim.
      Sevgiler...

      Sil
  9. Sevgili Zeugmacığım;

    Gerçekten güzel bir konu, bir anımı anlatayım.

    Büfe ya da küçük bir markete gittim. "Kağıt peçete alabilir miyim?" şeklinde küçük mendil boyundan kağıt mendil istedim. Önce kağıt peçete uzattı. İnatla selpak demek istemediğim için küçük boyundan deyince, sorduğum kişi anlamadı "selpak mı?" dedi. Ben herhalde yanlış şekilde istedim dedim, yalnız cevabı "evet" olarak yanıtladım. Verdiği kağıt mendil başka bir markaya ait kağıt mendil idi.

    Bu şekilde küçük bir işletmeye sorarsanız siz de aynı dialog ile karşılaşırsınız diye tahmin ediyorum. Kafamızda bazı markalar kalıplaşmış, oysa aynı içerikli bir yığın farklı marka mevcut. Yeni çıkan ürün ilk olarak hangi marka ile meşhur olmuşsa öyle devam ediyor. Ayrıca o markalara güveniyoruz, biraz da bundan kaynaklanıyor.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Aslıcığım, tam da burada anlatmak istediğimizi yaşamışsın.
      Adam sattığı ürüne markasını göre göre hâlâ ''selpak'' diyor, bakar mısın? :) Dedim ya; ''Artık markası ne olursa olsun olay bitmiştir, adı konmuştur.''
      Paylaştığın için çok teşekkür ederim.
      Sevgilerimle...

      Sil
  10. Yazınıza bayıldım...
    " kot" pantolon geldı benım de aklıma, ılk Türkiye getıren ve tanıştırsan kişinin soyadı imiş ...
    Öğrendiğimde cok şaşırmıştım.....
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba...
      Ben de burada paylaştığınız olaya bayıldım...
      Bunu hiç duymamıştım, biliyor musunuz? Size ne kadar teşekkür etsem az.
      Öğrendikten sonra kısa bir araştırma yaptım. Evet, ''blue jean''i Türkiye'de ilk üreten insanın soyadı imiş ''kot'' gerçekten de.
      1960 yıllarında üretime ilk başlarken soyadını tescil ettirmek yoluyla ürüne bu adı koydurmuş. Bir anlamda ülkemizin Levi Strauss'u :)

      Bu kumaşların dünya genelindeki adı ''denim'' diye geçiyor aslında...
      1925 yılında Yugoslavya'da doğup Türkiye'ye yerleşmiş bu zatın adı-soyadı: Muhteşem Kot Evet, adı aynen bu. Oğlunun adı Aytaç Kot
      Size çok çok çok teşekkür ederim bu bilgiyi öğrenmemi sağladığınız için...
      Sevgiler...

      Sil


    2. Aaaaaa :D nasıl yani? Ama adamın adı da çok MUHTEŞEMmiş. Şimdi kot yerine denim pantolon mu diyeceğiz? Kafam karıştı.

      Sevgiyle kalın.

      Sil


    3. Aaaaaa :D nasıl yani? Ama adamın adı da çok MUHTEŞEMmiş. Şimdi kot yerine denim pantolon mu diyeceğiz? Kafam karıştı.

      Sevgiyle kalın.

      Sil
    4. Bir markanın bu kadar kafa karıştırdığını ben de duymamıştım Aslıcığım.
      ''Nerdeymiş benim muhteşem kotum?'' desek de oluyor :)

      Sevgiler...

      Sil
  11. Aklıma Parizyen Müjde çoraları geldi Zeugma'm :)Birde onun için çekilen reklam filmi. Ama onu markasıyla almamışız ,ince çorap diyoruz allahtan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahi, o neden öyle olmuş?
      ''İnce çorap'' ''ten çorabı'' benzeri zorlanırız onu söylerken. Hiç de tarif etmiş olmayız ama bu kullandıklarımızla.
      Oysa en çok onun için lazımmış bir markayla bütünleşmek :)

      Teşekkürler İlknurcuğum...

      Sil
  12. bunun sebebi ilk çıkan isim marka akılda kalınca onun üzerinden devam ediliyor mesela ytong tuğla beton dur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet,bir tane daha geldi.Teşekkürler.

      Bünyesinde milyonlarca gözenek barındırdığı için ek ısı yalıtım malzemesine gerek kalmadan yalıtım sağlayabilen hafif yapı malzemesinin adı ''gazbeton'' olmasına rağmen, üreten ilk firmanın adı olan YTONG şeklinde kullanılıyor.

      Sil
  13. Geçen zaman içinde düşünürken aklıma gelenler oldu.
    Unutmadan onları da ekleyeyim :)

    -[Eau de Cologne] alkollü tuvalet parfümü, dilimize ''kolonya'' olarak yerleşmiş. Almancada da Kölnisch Wasser (Köln suyu) olarak geçer.

    - Yanmaz, yapıştırmaz malzeme demek olan ''polimer''in ticari adı, ilk üreticisinin adıyla teflon olarak belleklere yerleşti: Teflon tava

    - Eğilmeden yer silmek için oluşturulmuş düzeneğin adı ilk üreticinin markası olan vileda olarak kullanılıyor.

    -Üçgen biçimdeki eritme peynirinin adı markası ne olursa olsun karper olarak geçiyor. (İlk üretici Kars Peynir Sanayi)

    Not: Kelimeleri, artık özel isim değil, genel anlamda ürün ismi oldukları için özellikle küçük harfle yazdım...

    YanıtlaSil
  14. Uhu geldi benim de aklıma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, yapıştırıcı= uhu'dur pek çok kişi için :)

      Geçen gün düşündüm de yakalı tişörtlere hangi marka olursa olsun Lacoste diyoruz. Oysa adını kurucusu René Lacoste adlı Fransızın soyadından almış bir ''giyim ve aksesuar'' markasıdır. Timsahlı armasını ve tişörtlerini çok sevdiğimizden olsa gerek hemen ürün adı yapmışız :)

      Sil