2012/07/27

Akordeon Çalan Kadın

Onu Ankara'ya her gittiğimde, Bahçeli 7.Cadde'de görüyordum.
Sokağın ve orada yaşayanların bir parçası olmuştu adeta.

Çıkardığı melodiler caddenin bir ucundan diğer ucuna yayılır, onun o an orada olduğunu bilir, yanına yaklaştıkça adımlarınızı yavaşlatırdınız.

Gözlerine odaklanmak isterdiniz ilk önce. Ardında neler gizli görmek isterdiniz.
Akşam olunca nereye gider? Ayakta dikilmekten yemek yapmaya takati kalmış mıdır?
Ne yer, ne içer, nerede yaşar?

O ise gözlerine ve yüzüne en ufak bir ipucu yansıtmaz, ne kimseyle tek kelime konuşur,
ne de en ufacık bir şekilde tebessüm ederdi.
Ruhunu aldırmış gibiydi.
Gözleri hep aynı donuk ifadeyle bakan, cansız, ruhsuz, robota dönmüş bir bedendi onunki...

En son geçen kış görmüştüm.
Soğuktan morarmaya yüz tutmuş kıpkırmızı parmaklarına hiç aldırmadan çalmaya devam ediyordu.
Üşümemeleri için kat kat giydirdiği çocukları yanındaydı sürekli.
Saatlerce çalıyordu aynı kaldırımda.

İki hafta kadar önce bu kez Kızılay'da gördüm bu genç kadını.
Sıcaklığın gölgede bile 40 derece hissedildiği, insanların serinlemek için AVM'lere kaçtığı o havada yine akordeon çalıyordu kaldırımda, aynı donuk ifadeyle.

Ne soğuğu ne de sıcağı duyumsayan cansız, ruhsuz, robota dönmüş bedeniyle...

Akordeon Çalan Kadın


22 yorum:

  1. Belki de bir evde bakıcı olarak çalışıyordur ve çocuklar da bakmakta olduğu çocuklardır!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk kez gören biri için böyle bir ihtimal akla gelebilir.
      Ama sanmıyorum. İki çocuğu vardı, üçüncüsü yeni doğmuş anlaşılan.

      Sil
  2. Vazgeçmemek.. Belki ruhsuz görünüyor ama kaybetmediği çok şey olduğu kesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm olumsuz şartlara rağmen vazgeçmiyor, haklısın.
      Belki de kaybetmediği değer yargıları adına böyle bir duruş sergilemek zorunda dır kim bilir...

      Sil
  3. bu kadar donuksa eğer ya elinde bundan başka yapabileceği bir alternatifi olmadığından ya da geliştirilmesi mümkün bu yeteneğini bu şekilde kullanmak zorunda olduğundan... onu bunu yapmaya mecbur bırakanlardan... kaderine razı olmak istemeyen "razı olmuşluğundan"...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıraladığın bu ihtimallerin hepsi birden geçerli bence Sibelciğim.
      Ve bu zoraki razı olmuşluk sonsuz bir mutsuzluk olarak yüzüne yansımış durumda.

      Sil
  4. Yıllar önce İstanbul Çiçekpasajı'nda şişman, hayat dolu akordeon çalan bir kadın vardı. Masalara gelir, isteğe göre her türlü müzik yapardı. Gece yarısı otobüsle evine giden bu hanımı anımsattı yazınız.

    Soğuğu ve sıcağı duyumsamadığını düşündüğümüz ruhların ardında, kim bilir ne fırtınalı acımasız yaşamlar barındırılar...

    Düşündürücü güzel postunuz için teşekkürler sevgili Zeugma Hanım.

    Sevgi ve dostlukla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğiniz hanımı yakın bir zaman öncesi bir TV belgeselinde izlemiştim. Merak edip netten de baktım şimdi: Madam Anahit.. 40 yıl boyunca Çiçek Pasajı'nda çalmış ve adı orayla özdeşleşmiş. Tıpkı söylediğiniz gibi hüzünlü bir hayat hikâyesi var. Tanınmış ve varlıklı bir ailenin kızıymış; ama yoksul bir hayat sürmüş ve 2003'te hayata veda etmiş.

      Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim sevgili Mehmet Bey..
      Sevgi ve dostlukla...

      Sil
  5. sıcaktan -ya da soğuktan daha etkileyici bir hikayesi olduğu kesin..
    yoksa katlanamazdı o tüm mecbur kaldıklarına ...
    :(((

    bazen öyle şeyler yaşanır ki, yüreğin ısısıdır tek hissedilen ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de ne katlanmak.. O gün o kadar sıcaktı ki. Dışarıda 5 dk bile durulacak gibi değildi. Bir mağazadan çıkmıştık ve kendimizi bir an önce az ilerideki AVM'ye atma gayretindeydik. İşte tam o an gördüm onu. Hikâyesi mutlaka var. Yoksa o şartlara katlanılacak gibi değil gerçekten Nunucuğum :(

      Sil
  6. izmir caddesinde bi aralar akordeon çalan bir bey vardı iş çıkışı gidip bir kenarda onu dinlerdik büyük bir keyifle ama yüz ifadesi sıcacık ve gülümseyen bir adamdı..evet çektiğinz video aynen tarif ettiğiniz gibi..
    kimbilir belki alışkanlıklar ona bu büyük zevki vermiyor olabilir o sesi zevkle dinlemek isteyen bizlerken o bunu sunan kişi haliyle umursamıyor olabilir belkide hayat yorgunluğu, mecburiyeti..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akordeonun sesi onu çalanın sıcacık ve gülümseyen yüzüyle birleştiğinde elbette ki çok keyifle dinlenir.
      Oysa bu genç kadın ne çalarsa çalsın görüntüsüyle birleştiğinde sadece ''hüzün'' veriyor. Ve insanın aklına binbir çeşit olumsuz hikâye geliyor, üzülüyor. Oradan uzaklaştığında bile aklı onda kalıyor.
      (Bu arada görüntü alma isteğimi de sadece başıyla onayladı.)
      Dileğim, birilerinin onu farketmesi. En azından yorulmadan, onu mutlu edebilecek bir ortamda çalabilmesi. Yanındaki çocuklara çözüm bulunması..

      Değer katan yorumunuz ve ziyaretiniz için teşekkür ederim..

      Sil
  7. Tamamen kendi alın teriyle kazandığı parasını götürüyor eve giderken bu bayan...
    Lüks jipinin arkasında ''Babam Sağolsun'' yazanlara nispet...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Alın teri...
      Arabalarının arkasına ''Babam Sağolsun'' yazmak kimin aklından çıktıysa çok tutuldu matah bir şeymiş gibi. Buram buram gösteriş ve görgüsüzlük kokuyor oysa...

      Sil
  8. Bir yıl Askerlik yaptım Çankaya'da, Çarşıya çıkmanın nasip olduğu nadir haftalarda da hep önce Tunalı Hilmi Caddesine giderdim, sonra da 7. Cadde'ye giderdim. Ama bu iki caddeyi de gezmeden çarşı iznimi bitirmezdim kesinlikle. Ben niye hiç görmedim bu kadını yahu? :))

    Kör müyüm neyim? :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çarşıya çıkman ''nadir'' gerçekleşmiş Özgür, o yüzdendir :)
      7.Cadde' bu bayanı tanımayan tek kişi yoktur. Hatta bir keresinde Ankara ile telefon görüşmesi yaparken bile onun akordeonun sesi geliyordu.

      Sil
  9. Dokunaklı hayatlar ...
    öylece bakıp, onlar hakkında yorumlarda bulunuyoruz, oysa içlerinde neler vardır kim bilir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumda bulunsak bile bir tahmin tutturmak çok zor.
      En çok da yanındaki üç minik çocuğa kafam takıldı benim...
      Kocası nerede sonra?

      Sil
  10. Gerçekten çok nadir gerçekleşti.
    66 hafta askerlik
    32 hafta çarşı. :))
    Hatta bir hafta da cezaevi.
    Büyük eksiklik olmuş benim için. :))

    YanıtlaSil
  11. Evet bu hanımı ben de hatırlıyorum 20 yıllık bir Ankaralı olarak. Aslında benim için Ankara'nın simgelerinden biridir kendisi. O ve onun gibi nicesi var artık yedinci caddede. Artık bazen gençler de çalıyor gitarla bazı ezgiler bazısı söylüyor da. Değişik bir hal almaya başladı. Bakanlıklar tarafından çıkıp yürüyünce uzaktan akordeonun sesini duymak güzel oluyor aslında. Akordeon, Mona Lisa gibi aslında hüzün ve kederi içinde aynı anda barındıran bir çalgı olduğundanmıdır nedendir bilmiyorum ama hep ilgi çekici gelmiştir bana...

    YanıtlaSil
  12. Evet bu hanımı ben de hatırlıyorum 20 yıllık bir Ankaralı olarak. Aslında benim için Ankara'nın simgelerinden biridir kendisi. O ve onun gibi nicesi var artık yedinci caddede. Artık bazen gençler de çalıyor gitarla bazı ezgiler bazısı söylüyor da. Değişik bir hal almaya başladı. Bakanlıklar tarafından çıkıp yürüyünce uzaktan akordeonun sesini duymak güzel oluyor aslında. Akordeon, Mona Lisa gibi aslında hüzün ve kederi içinde aynı anda barındıran bir çalgı olduğundanmıdır nedendir bilmiyorum ama hep ilgi çekici gelmiştir bana...

    YanıtlaSil
  13. Aynen dediğiniz gibi. Uzaklardan gelen o akordeon sesi çok cezbedici ve daha yaklaşmadan mutlaka onun bulunduğu kaldırıma geçiyor insan. Bir de göz göze gelmek, yüzündeki ifadeyi inceleyebilmek isteğiyle doluyor.
    Gitar çalan gençler her yerde olabiliyor; ama bu kadın gerçekten Ankara'nın sembolü gibi. Onu tanıyanlardan biri olmanız ne güzel.

    YanıtlaSil