2015/11/09

Aşure Etkinlikleri

Aşure günleri devam ediyor...
Bildiğiniz gibi hicri yıl Muharrem ayı ile başlar. İslâm kültüründe önemli bir yere ve değere sahip olan aşure günü de Muharremin 10. gününe rastlar.
Adı bu yüzden Arapçada ''aşara''dır. ''On, onuncu'' anlamına gelir. Hicri yılbaşı tarihi bu yıl 14 Ekim olduğundan 23 Ekim Cuma günü aşure günüydü. Aşure başlangıç günü de diyebiliriz tabii.

Sosyal medyadan ve gazetelerden takip ettiğim kadarıyla aşure geleneğini yaşatmak adına bu yıl her zamankinden daha çok etkinlik düzenleniyor sanki. Köy meydanlarından pazar yerlerine, belediyelerden derneklere, parti teşkilatlarına, hatta büyükelçiliklere kadar uzanan çok geniş bir yelpazeyi kapsadı bu kez. Anaokulları içinde ''Annelerarası Aşure Yarışması'' düzenleyenler bile vardı. Çarşı pazarda konuyla ilgili alışveriş hareketliliği ona keza. Raflarda gerekli malzemelerden pek çoğu tükendiğinden AVM'lerden bile eli boş dönenler oldu. Aşure günü düzenlemeyen kuruluş yok gibi sanki bu kez. Bu çok güzel bence...

Rivayete göre Nuh Peygamber'in gemisi tufandan kurtulup karaya oturduktan sonra geminin erzak ambarında kalan bakliyatları ve kuruyemişleri birleştirip kaynattıkları ve aşure adı verdikleri anlatılıyor. Hatta aşure kelimesinin İngilizce karşılığı Noah's Pudding olarak da geçiyor (Bkz). Dünya üzerinde içinde bu kadar çok çeşit ve anlam barındıran, tarihi asırlar öncesine dayanan ve de gelenek haline gelmiş başka bir lezzet daha var mıdır sahi? Evet, çok çeşitliliğin, sıcacık bir sevginin inanç içinde sunumudur aşure. ''Dünya hepimize ait, hepimiz farklılıklara sahibiz. Ancak mevcut özelliklerimizi koruyarak, asla asimile olmadan birlikte ve kardeşçe yaşamalıyız,'' mesajıdır...
Aşurenin içindeki onlarca değişik malzemenin hem eşsiz bir ortak lezzet yaratması, hem de kendi farklılıklarını korumasına ne kadar benziyor değil mi? Üstelik bu durum dünya kocaman bir kazana benzetildiğinde de, içi aşure dolu küçük bir kase söz konusu olduğunda da değişmiyor. Tüm insanların ya da belirli bir toplumun bir araya gelip sevgi, barış, hoşgörü benzeri güzellikler oluşturması simgeleniyor adeta. Keşke bu duyguları istisnasız herkes hissedebilse ve işe yarasa...

Bu yüzden galiba, aşure sevmeyene hiç rastlamadım ben. Bazıları için adını duymak bile heyecan verici. Misal benim için. Bıraksalar günler boyu hiç bıkmadan sadece aşure yiyebilirim. ''İnsan çok sevdiği bir şeyi kendi yapabilmeli'' diye düşündüğümden son birkaç yıldır neredeyse uzmanlık derecesinde aşure yapabiliyorum. Tabii ki deneme yanılma yoluyla geldim bu aşamaya. Nasıl bir yöntem kullandığım ise burada...
Velhasıl aşure yapmayı da yemeyi de dağıtmayı da fazlasıyla seviyorum. Üniversite öğrencilerini asla unutmam tabii bu arada. Onlar için öyle küçük kaselerle de işim olmaz. Hemen kendi öğrenciliğim gelir aklıma çünkü. Bahçelievler'de ''Şurada öğrenci yurdu var,'' diye kimsenin aklına gelmeyişimiz, sıcacık, mis gibi bir ev aşuresinin burnumuzda nasıl tüttüğü gelir. Ardından da Kızılay'daki o pastaneye gidip ayaküstü atıştırdığımız katılaşmış ve buz gibi soğumuş aşureler geçer gözümün önünden...

Bu yazıyı yazma amacım da biraz bununla ilgili. Dün akşam Twitter'da üniversite öğrencilerinin konuyla ilgili mesajları o kadar etkiledi ki beni. Görmeyenler de görsün, bilmeyenler bilsin istedim.
Aşağıdakiler ve benzeri yüzlerce mesaj okuyup içlendim epey :( Gerisini yazmama bilmem gerek var mı?









10 yorum:

  1. sokakta yaşayan pisicikler için yapılan kamu spotu reklamları tadında bir söyleme varması renk katmış :)
    Aşure; Anadolu'nun değerlerinin normlar ile yaşayan soğuk Avrupa ruhuna verdiği savaşın belki de son kalesi olarak hala ayakta durmakta. Umarım savaşı değerler kazanır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kedicikler için yapılmış kamu spotu tadında :) Ben de aynı şeyi düşündüm ilk okuduğumda. Aslında konu ile ilgili gerçekten de onlar kadar çaresizler.
      Aşure betimlemeniz müthiş bu arada. Ve çok doğru!

      Sil
  2. İçindeki kuru yemişler ve meyve parçaları ile 'birlik ve beraberliğin, renkliliğin hoş tadı aşuredir adeta!. Aşureyi sevmeyen var mıdır acaba? aşure yapmanın ve paylaşmanın anlamı ise ne kadar büyük. Twitt atan gençlerin mesajları empati kurmak isteyen herkesi etkiler bir durum. Bu hoş lezzetten, ailesinden uzak yaşayan gençleri ve yaşlıları mahrum etmemek gerek. Aşure yapan-yediren-paylaşan kurum ve kişilere gönül dolusu teşekkürler..Zeugmacığım senin de ellerine sağlık, aşurelerinin lezzeti görüntüsünden belli :) Allah kabul etsin.. Aşure tadında güzel bir gün ve hafta dilerim. Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğum twitler beni gerçekten çok etkiledi ve üzdü. Aşure, öğrenci evinde kolaylıkla yapılabilecek bir şey değil Esinciğim. Kişi ya da kuruluş, aşure yapan her kim varsa önceliği öğrencilere verseler iki kat daha sevaba girecek. O yüzden bu durumdan haberdar olmayan varsa bilmelerini istedim.
      Aşure sevmeyen yok tabii ki. Yapan ve dağıtanlardan Allah razı olsun. Yiyenlere şifa olsun. Ülkemiz için birlik beraberlik, hoşgörü, sevgi, ve barışa vesile olsun
      Güzel dileklerin için çok teşekkürler Esinciğim. Huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
      Sevgiyle...

      Sil
  3. Öyle güzel, tatlı bir dille anlatmışsınız ki insan aşure yemeyi özlüyor. Anadolu'da hala sürdürülen adetlerden biridir, aşure yapmak, dağıtmak. Öyle ortamlarda büyüyen çocuklar da paylaşmayı, hoşgörüyü, insan ilişkilerini daha kolay ve daha çabuk öğreniyorlar.
    Öğrenci arkadaşların mesajları ne kadar içten. Haklılar, ne güzel çağrılarla sesleniyorlar.
    Aşure bereketi tüm evleri sarsın, yarattığı hoşgörü hepimizi kucaklasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim değerli sözlerinize. Evet, Anadolu'ya has diyebiliriz. Tıpkı tarhanamız gibi asırlardır süregeliyor. Tarhana ve aşure. İsimleri bile insana huzur ve mutluluk veriyor adeta. Dediğiniz gibi bu türden geleneklerin yaşatıldığı evlerde yetişen çocuklar çok daha farklı, sevecen ve paylaşımcı oluyorlar.
      Güzel dileklerinizin gerçek olması benim de dileğimdir.

      Sil
  4. Aşure, Hz. Adem'in Tanrıya şükür yemeğidir. Belki de o yüzden tüm dünya üzerinde yaygın. Bu arada, yalnız yaşayanları da unutmamalı. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hz Adem'le ilgisini bilmiyordum. ''Hz. Adem'in tövbesi aşure günü kabul olunmuştur.'' diye bir bilgiye ulaştım. Hz Nuh'un gemisi aşure günü karaya ulaşmış ve o gün şükür orucu tutmuş, Hz İsa yine aşure günü (Yani Muharremin 10.günü) doğmuş. Daha epeyce var....
      Yalnız yaşayanlara öncelik verilsin hatta :)

      Sil
  5. Ahh çok güzel hepsi.
    Yazı da, tweetler de.
    Gözlerim doldu sabah sabah..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunun etkisini tüm zerrelerimde hissettim ve okurken benim de gözlerim doldu.
      Teşekkür ederim. Sevgiler Jardzy...

      Sil