2016/02/11

Yunt Dağı İnsanları

Haritalardan bilirsiniz. Yunt Dağları Batı Anadolu'da, Ege Bölgesi'nin kuzeyinde yer alan ''kırık'' tipi bir dağ oluşumu. İzmir ve Manisa il sınırları içinde yer alıyor.

Yunt Dağı adını duyduğumda yalnızca dağlık bir bölge olduğunu zannederdim. Oysa burası antik çağlardan kalma bir yerleşim birimiymiş. Ve orada yaşayan bir yöre halkı mevcut. Ülkemizle ilgili bilmediğimiz ne çok şey var gerçekten.

Yunt Dağı, Helenistik dönemde Pergamon Krallığı egemenliği altındaki Pergamon'un 30 km güneydoğusundaki Aspordenos dağlık bölgesinin bugünkü adı. Yerel ismi Meter Aspordenon (yani Aspordenos Ana) olan Ana Tanrıça, bölge halkı için en önemli tanrıça.
Yunt Dağları üzerinde, Kınık'ın Karadağ yöresinde, Pergamon Krallığı'nın kurucusu Philetairos ve Pergamon'da din olgusu çok yaygın. Ana Tanrıça, Magna Mater büyük ve anıtsal bir tapınak yaptırmış. Tapınak 1079 metre yüksekliğe inşa edilmeden önce burası bölgenin tanrıçaya ait en önemli kutsal alanı. Kybele kültü için tipik, doğal bir kutsal alan.

Tanrıça, bölge halkı için bir hac merkezi niteliğindeki Mamurtkale’de anıtsal bir tapınak inşa ettiriyor ve burada tapınım görüyor. Ana Tanrıça’ya gösterilen ilginin yalnızca inanç veya saygıdan kaynaklanmadığı, bu önemli kültün aynı zamanda kendi politik güçlerini yaymak için bir araç olarak kullanıldığı da ortaya çıkmış.
20. yüzyıl başında Mamurtkale’de gerçekleştirilen kazı ve araştırmalar ve o dönemlere ait buluntular sağlamış bunu. Tapınak seviyesinin altında gün ışığına çıkan terrakottalardan (pişmiş toprak figürinler) bazıları en az M.Ö 5. ve 4.yüzyıla dayanıyor. Philetairos’un, tapınağı inşa ettirme amacının bu dağlık alanda yaşayan ve çeşitli etnik gruplardan oluşan bölge halkının ortak inancına gösterdiği saygı ve sempati kazanma çabası olduğu, tapınağın ve içindeki kült heykelin yönünün Pergamon’u görecek şekilde ayarlanmasının, bu alana Pergamon damgası vurma çabası olduğu söyleniyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından ''Dağlık Alanlardaki Yerleşimlerin Sosyal ve Ekonomik Durumlarının İyileştirilmesi ve Katılımcılığın Geliştirilmesi'' adı altında Yuntdağı Modeli adlı bir proje sayesinde öğrendim tüm bunları. TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Celal Bayar Üniversitesi tarafından yürütülen ''Manisa ve Yunt Dağı Çevresinde Ekoloji Temelli Doğa Eğitimi'' projesi de etkinlikler arasında.

Evet, Yunt Dağı'nda yaşayan bölge halkı, sosyal ve ekonomik koşullarının iyileştirilmesi adına birtakım etkinlikler içinde. Keşke tarih, coğrafya ve kültürel değerler cenneti olan yurdumun her köşesi için böyle güzelliklere imza atılsa. Kendi insanımızı tüm değerleriyle tanısak, öğrensek, katkı sağlasak...

Geçtiğimiz yaz bir tesadüf sonucu rastladığım Yuntdağlılar Derneği tarafından düzenlenen 9. Yuntdağlılar Kültür ve Turizm Festivali etkinliklerinde yer alan bir gösteri ile bitireyim o halde.

Ülke sevgisi ile kalmanız dileğiyle...

Yunt Dağı Zeybeği
Yunt Dağı

Yuntdağı

21 yorum:

  1. Ne güzel bir kültür... Ege coğrafyasını çok severim zaten. Siz de güzel hazırlamışsınız Yunt kültürünü, elinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ege coğrafyası ve kültürü bambaşka gerçekten. Spil ve Yunt :)
      Teşekkür ederim...

      Sil
  2. Çok güzelmiş ve de etkileyici. Fakat asıl aslan payı sana. Her gün yeni bir şaşkınlık ve mutluluk ifadesine yol açtığın için :)
    Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk kez duydun sanırım. Ben de birkaç yıl önce öğrenmiş ve çok etkilenmiştim:)
      Teşekkür ederim..

      Sil
    2. Evet yeni duydum ama egenin insanını çok severim :)

      Sil
  3. Çok zaman önce Yunt Dağı ile ilgili bir haber izlemiştim. Şelalelerin bulunduğu yerlere taş ocakları yapılıyordu ve yörükler durumdan hoşnutsuzdu. Yazında bahsettiğin projeyi okuyunca umutlandım. Koruyup-kollamayı bırak, hali ile kalmasına izin bile vermiyoruz maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hay Allah, bunu da ben duymamıştım. Ne işi varmış orada taş ocaklarının?
      Çok zaman önce ise iptaldir.
      Bu proje çok geniş çapta. Yuntdağ bir marka olmuş adeta. Yoğurt dahil pek çok ürünün üzerinde satışta. Ekoloji temelli doğa eğitimi kapsamında sanırım.
      Keşke daha çok yerde uygulanabilse..

      Sil
  4. Ülkemiz keşfedilmeyi bekleyen nice değerlere sahip. Dağıyla, taşıyla, deniziyle, ormanıyla, renkli kültürüyle..mitolojik hikayelerin, efsanelerin geçtiği çok özel topraklar. Kuzey Ege gezilerimiz kapsamında Pergamon Antik Kentine giderken bu harika coğrafyayı çok daha yakından görebilme şansımız olmuştu. Ama bak Yuntdağlıların Festivalinden sayende bilgim oldu...İnsanın her şeyi bilebilmesi imkansız.. bloglarda özellikle kültürel paylaşımları bu yüzden önemsiyorum. Ege'nin Zeybekleri buram buram Anadolu'nun yiğit ve mert insanını anlatıyor. Her figürün bir anlamı var. Teşekkürler Zeugmacığım. Sevgilerle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kültürel değerlerimiz içinde nice bilinmeyeni sayende öğreniyor, sayende biz de keşfediyoruz Esinciğim. Doğudan batıya, ülkemizde görmediğin yer kalmadı neredeyse, ne mutlu sana.
      Sen bölgeyi çok daha yakından görmüşsün (Keşke içine kadar ilerleseydiniz. Epey antik kalıntı varmış, tapınak falan. Aklında olsun). Benim durumum tersi . Kendini değil, festivalini gördüm:)
      Bilgi dediğin bir okyanus. Her şeyi öğrenmek için ömrümüz yetmez. Bir vesile çıkıyor öğreniyoruz. Bu bağlamda bloglar çok önemli gerçekten.

      Teşekkürler asıl benden Esinciğim. Senden öğrendiğim o kadar çok şey var ki. Rehberimsin resmen. Yazın İstanbul'da yanımda gibiydin o yüzden :)
      Sevgilerle...

      Sil
  5. Zeugma'cığım ülkemizin her köşesi antik çağlardan kalma medeniyetlere beşik olmuş ne kadar şanslıyız aslında...kıymetini bilmiyoruz:( efeleri rahmetli efi (öyle derdik Aydın efesiymiş) dedemi hatırlayarak izledim çok teşekkürler...:)
    sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Müjdecim. Ben hep adını duyuyordum ama onu da Spil Dağı gibi bir dağ sanıyordum:) Orada bile köklü bir medeniyet yaşamış şaşırdım.
      Medeniyetler beşiği Anadolumuz. Egemiz Efeler Diyarı.
      Deden aydın efesi demek. Heyyt!:) Cesaret genlerin oradan geliyor şimdi anladım :)
      Sevgiler benden...

      Sil
  6. Is yerim Yunt Dagi uzerinde ve bugun arabaya bir amca aldik.
    Ona sormustum koylerde tarihi eser, cami fslan var mi diye. Adam alevi olunca sorum abes kacti, duzelttim umarim.
    Kaleden bahsetti ama bundan hic bahsetmedi.
    Havalar isinsin, gideyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne tesadüf! :)
      Ben de araştırma yaparken tapınak resmi falan görememiştim zaten.
      Ama neymiş ne değilmiş öğrendim:


      Yunt Dağı zirvesine kadar yaklaşık 3 saat süren dağcılık ve doğa yürüyüşü etkinlikleri yapılıyormuş. Düz yolda yürüyormuş gibi rahat geçiyormuş. Sona varıldığında geniş bir alana geliniyormuş. Orada uzunluğu 1000 metreye yakın bir göl varmış. Bu gölün hemen yanındaki 50-60 metrelik yükselti zirve oluyormuş. Tepede ''Mamurt Kale'' denen antik kalıntılar varmış. Yolda, nekropol alanında üzerinde atlı ve kupa kabartmaları olan açık bir lahit varmış örneğin. Onun dışında etrafta bol miktarda tuğla parçaları ve çeşitli define çukurları gibi antik şehir kalıntıları varmış.
      Eğer gidersen fotoğraf çekmeni rica edeceğim. Neymiş ne değilmiş görelim sayende...
      Ha, bir de Yuntdağ marka doğal yoğurt tavsiye ederim. Misss..

      Sil
  7. Müsait olunca denemeler 4 e yorum beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emre kardeşim, zaten müsait olunca blogun başına geçebiliyorum.
      Bu yüzden yorumlara yanıtlarım da ziyaretlerim de uzayabiliyor bazen.

      Blog yazmaya yeni başlamış birinin heyecanını anlayabiliyorum. Davetini görür görmez yazdım o yüzden:)

      Sil
  8. Hep düşünüyorum sadece turizm ve tarıma önem versek sırtımız yere gelmez..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka şeylerle uğraşmaktan et fiyatlarının en yüksek olduğu ülkeler arasındayız artık. Buğday ithal ediyoruz. Hayvancılık ve tarıma elverişli bir ülkede ayıptır bunlar ayıp!

      Sil
  9. Duydukça, öğrendikçe bilgi dağarcığımıza eklememiz gereken daha ne çok şey var diye eksiklik duyuyoruz. Şimdi nasıl çalışırlar bilmiyorum, eskiden okullarda eğitsel kollar-kültür kollar vardı.Yerel yönetimlerle, Kültür Müdürlükleriyle işbirliği içinde tanıtım işinde çalışırlardı.Bu tür çalışmalarda festivaller büyük katkı sağlıyor.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam da bu bağlamda blogların önemi çıkıyor ortaya. Birbirimizden öğreniyor ve bu sayede pek çok şey ekliyoruz bilgi dağarcığımıza.
      Son 6-7 yıldır eğitsel kolların yerini ''Öğrenci Kulüpleri'' aldı.
      Kültür ve Edebiyat Kulübü, Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü, Bilinçli Tüketici Kulübü, Engellilerle Dayanışma Kulübü, Çevre Koruma Kulübü gibi kulüpler var. Ancak, eğitim-öğretim sistemimizin ve müfredatların ağırlığı nedeniyle pek de olması gerektiği gibi yürütülemiyor.
      Festivallerin önemi büyük. Bu yazıyı özellikle kendimi örnekleyerek yazdım ki, o gün o tanıtım yürüyüşüne rastlamasaydım Yuntdağ ne demek haberim olmayacaktı.
      Dilerim başka yörelere de örnek olurlar.
      Sevgiler...

      Sil
  10. Kendi ülkemize çok yabancıyız; ama bu bizim suçumuz değil ki... Çalışma saat ve günlerimiz çok fazla. Çok çalışıp az tatil yapıyoruz. 2-3 haftalık yıllık izinlerde deniz ihtiyacımızı görelim, çocuklarımı gezdirelim yoksa tarihi yerleri mi gezelim. Bakıyorum da tarihi yerleri ya da antik çağlardan kalma yerleri gezerken hep yabancı turist var. Bizim insanımızın ne gezecek maddi imkanı var ne de manevi olarak zamanı var. Güzel bir bilgilendirme olmuş. Paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde internet ile meşgul olmaktan işine yoğunlaşamayanların sayısının bir hayli çoğaldığı söyleniyor.
      Gerçek anlamda çalışıp yoruluyorsa iyi bir tatil kişinin en doğal hakkıdır. Deniz tatili şart değildir bana göre.
      Beğendiğinize sevindim. Teşekkür ederim.

      Sil