2015/09/21

Aynı Göğün Uzak Yıldızları

Kitap, öncelikle adıyla çekmişti beni kendine, adına vurulmuştum. Hepimiz aynı gökyüzünde birer yıldızdık aslında, sönük ya da parlayan. Birbirine yakın, uzak ya da görünmeyen yıldızlardık.

Fikir yapıları birbiriyle örtüşen ya da çelişen takımyıldızlardık belki de.

Kitabı bu ara okumamdaki en büyük etken yazarın SUNUŞ sayfasında gizliydi. Bu ülkede gerçek bir açılımdan söz edilecekse bunun biraz da Nâzım Hikmet - Necip Fazıl buluşmasından geçebileceğinin tedirgin umudunu bu çalışma boyunca hep taşıdığı söyleminde...

Ülkemizde, Edebiyat çevrelerince ve entelektüel ortamlarda şiir-şair denince açılan ezeli konuların başında ‘Nâzım Hikmet-Necip Fazıl karşılaştırması’ gelir. Sıddık Akbayır, kitabı bu iki büyük şairin karşılaştırmasını kabullenmeyenler çıkacağı bilinciyle yazdığını, her iki şairin sanat anlayışlarından çok hayatlarına yer verdiğini, bunu da ‘çektiği acılar, gördüğü işkenceler, yaşadığı travmalar, hapisler, sürgünler, yoklukların kimseyi şair yapmadığını, ama dünyayı anlamaya çalışırken, hakikati ararken çıkılan yolculuklarda uğranılan konaklar, geçirilen değişimler ve en önemlisi iktidar fikriyle uzlaşmama inadının bir şaire çok şeyler katabildiği’ gerekçesinin izini sürerek yaptığını söylüyor.

Nâzım, 1.87 boyunda, dalgalı sarı saçlı, mavi gözlü, geniş alınlı, beyaz tenli ve ince yapılıdır. Atletik ve şık görünümlüdür. Resmi toplantılar dışında takım elbise giymez. Çoğu zaman kasketi, salaş ceketi, düğmeleri çözük gömleğinin altındaki ütüsüz pantolonu ve kayıtsız yürüyüş tarzıyla ''işçi'' görüntüsü sergiler. Konuştuğu esnada kendinden emin oluşun cesur pırıltılarını yansıtan berrak, kırılmamış, güleç bakışları vardır. Yüz hatlarındaki uyumu sesindeki vurgulu sakinlik tamamlar. Bir jön edasıyla tamamladığı hayatında, çevresindeki kadınlar tarafından hemen fark edilen, daha doğrusu 'kadınların ayartma çabalarına kurban giden', bu durumu kimi zaman bir zaafa dönüştüren; son fotoğrafları dahil her daim yakışıklı bir adamdır.

Necip Fazıl, 1.66 boyunda, düz siyah saçlı, kahverengi gözlü, geniş alınlı ve buğday tenlidir. Zarif yapılı, şık görünümlüdür. Resmi giyinir, eldiven ve fular kullanır. Sade ve tertiplidir. Cezaevi yaşamı dahil, ömrü boyunca son derece şık giyinmiştir. Konuşurken jest ve abartılı mimik kullanır. Tüm yüz hatları asabi bir şimşeklenişle kımıldayan, yetmişli yaşlarında çileli ve ciddi yüz hatlarıyla bütünleşen yüzünü sembolize eden derin çizgileri saklayan –görme yetisini kaybettikten sonra bıraktığı- bembeyaz sakalıyla zihinlere yer etmiş, bilge görünümlü bir adamdır.

İki büyük şairin Türk düşünce hayatına yön veren Marksizm ve İslâmî Düşünce gibi iki farklı ve köklü akıma bağlanışları onları neden bir yandan ‘bayrak’laştırırken diğer yandan ‘doğru anlaşılamamak’ gibi ortak bir kaderde buluşturmuştur?
Nâzım Hikmet ve Necip Fazıl’ın algılanmaları ve değerlendirilmeleri geçmişe kıyasla kısmen değişti. Ancak her ikisi için de aynı sorunsal tersinden okunmaya devam ediyor…

Türk düşünce hayatına yön veren bu iki isim birbirinden bu kadar uzak bilinirken özünde öyle çok ortak özelliğe sahip ki...
Buyrun, kitabın 2 numarada 'kesişen yollar' adlı bölümünde yer alan 32 kesişmenin bir kısmını özetliyorum:

• İkisinin de anne ve babası boşanır. Babaları başka bir kadınla evlendiğinde, Nâzım 15, Necip Fazıl 13 yaşındadır.
• İkisi de şiire ve sigaraya 12-13 yaşlarında başlar, keder ve keyif veren şeylerle aynı yaşlarda tanışır.
• Nâzım Hikmet biri öz, beş çocuk babasıdır (Piraye Hanım’ın oğlu Memet ve kızı Suzan’a; Münevver Hanım’ın kızı Renan’a; Vera’nın kızı Anna’ya hep ‘Evladım’ diye hitap eder). Necip Fazıl’ın da beş çocuğu vardır (Mehmet, Ömer, Ayşe, Osman ve Zeynep).
• İkisi de geç bir yaşta, Nâzım 49, Necip Fazıl 39 yaşında baba olur.
• Nâzım Hikmet 'Vasiyet' şiirinde Anadolu'da bir köy mezarlığı ister. Necip Fazıl 'Vasiyet' şiirinde ''tam inanmış 4 adam'' tercih eder. İkisi de 'Vasiyet'inde tören provalarına karşıdır.
• İkisi de şiir dışında birçok alanda ürün verir.
• İkisinin de kendi seslerinden şiir kasetleri vardır ve şiirlerinin yanında sönük kalan ses tonuna sahiptirler.
• İkisi de İsmet İnönü döneminde hapse girer. İkisi de Adnan Menderes döneminde çıkarılan aflarla özgürlüklerine kavuşur.
• Nâzım Hikmet ‘Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’ romanında, Necip Fazıl ‘Aynadaki Yalan’ romanında otobiyografik ögeler kullanmıştır. İkisi de hayatını romanına taşır.
• Nâzım Hikmet 11 kez yargılanır. 14 yıl, 4 ay hapis yatar. Necip Fazıl 11 kez yargılanır. 3 yıl 8 ay 3 gün hapis yatar.
• Nâzım Hikmet'in Rusya'da bulunduğu yıllarda sınıf arkadaşı Fahri Korutürk ''Büyükelçi''dir. Fahri Korutürk, Necip Fazıl ile Bahriye Mektebi''nden okul arkadaşıdır.
• 5 Nisan 1928 tarihli Akbaba dergisinin ekinde ikisinin şiirleri eski harflerle, aynı sayfada ve yan yana yayımlanır.
• Bülent Ecevit, gençlik döneminde ''sıkı'' bir Nâzım Hikmet okuru ve hayranıdır. Necip Fazıl'ın ise Robert Koleji'nden net hatırlayamadığı bir öğrencisidir.
• Nâzım Hikmet, Bahriye Mektebi'nde Yahya Kemal'in öğrencisidir. Elle yazılmış, tek nüsha isimsiz bir dergi çıkarır. Necip Fazıl, Bahriye Mektebi''nde Yahya Kemal'in öğrencisidir. Elle yazılmış tek nüsha ''Nihal'' adlı bir dergi çıkarır.
• Nâzım Hikmet Bâbıâli'de gazetecilikle uğraşır. 1928'de Cumhuriyet gazetesinde yazardır. Necip Fazıl, Bâbıâli'de 43 yıl gazetecilikle uğraşır. 1928'de Cumhuriyet gazetesinde yazardır.
• Nâzım Hikmet 12 yıl kalp hastası olarak, Necip Fazıl 35 yıl şeker hastası olarak yaşar.
• Nâzım Hikmet; Orhan Selim, Mümtaz Orhan gibi takma adlarla, Necip Fazıl; Ahmet Abdulbaki, Neslihan Kısakürek gibi takma adlarla metinler kaleme alır.


Kitabın yazarı Sıddık Akbayır’ı
her iki şairi tüm yönleriyle buluşturduğu,
aynı zamanda ülkenin açılımına dair çağrışımlar içeren bu titiz çalışması için kutlarım.




15 yorum:

  1. Nekadar ilginc bir yazi olmus.
    Iki farkli ideolojilere sahip bu iki sairin aslinda nekadar da ortak yönleri varmis meger...
    Aklima dün geldi, bugün geldi.... ve hayiflanarak, üzülerek, kahrolarak düsündügüm daha bir cok sey.....

    Allah ülkemizin farkli farkli düsünen ve yasayan insanlarin icine yeniden birlik ve beraberlik duygusunu asilasin insallah. Akillarini baslarina ve vicdanlarini yüreklerine getirsin...
    Ellerine saglik Zeugma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü kitap ilginçti. O günlere ait pek çok bilinmeyeni öğrendim, şaşırdım, kimi zaman tebessüm ettim, kimi zaman üzüldüm, hatta kahroldum. Adeta bir film seyretmiş gibiyim.
      Başrollerde muhalif kimliğini ömrü boyunca taşımasına rağmen asla kin tutmayan, şiirlerini bloknot kullanmadan,müsvedde yapmadan, not almadan direkt daktilosuna aktaran, hatta tren vagonunda, arabada bile daktilosunu kullanan Nâzım Hikmet ile yine muhalif kimliğini ömrü boyunca taşıyan, ancak saplantılı biçiminde kindar olan, şiirlerini masa başında bir filozof edasıyla sigara kâğıtlarına ya da okunmuş gazetelerin kenarlarına yazan Necip Fazıl var.

      Her şey ne kadar boş aslında değil mi? Sevgiden, barıştan, kardeşlikten yana olmak neden bu kadar zor? Yaşadığımız buhranlı günleri hak ediyor muyuz? Ne uğruna tüm bunlar?
      Dualarına amin diyorum Ayşe Hanım.
      Değerli ziyaretin için teşekkürler...

      Sil
  2. Yok aslında birbirimizden farkımız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. El ele verip dağları aşmak varken....
      Köprüler kurmak yerine duvarlar örmenin anlamsızlığı...

      Sil
  3. Tabii yaşamlarında ortak noktaları olması kişiliklerinde ve zihniyetlerinde ortak nokta olması demek değil maalesef... Bu iki ismin yan yana gelmiş olması bile hoş değil bence. Yani buradaki durum "farklılıkların bir arada yaşayabilmesi" olarak değerlendirilmemeli. Necip Fazıl, işler karıştığında dinin faydalı hatta zaruri bir kurtarıcı olduğunu fark etmiş biri. Yazılarının ve şiirlerinin çoğu kin, öfke, ayrıştırma üzerine kuruludur. Hayatına bakılırsa savunduklarının iktidarlara göre şekillendiği görülür.

    Nazım'ın onunla kıyaslanmasını büyük haksızlık buluyorum.

    Şahsi görüşüm elbette. Umarım saygısızlık etmiyorumdur. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iki isim yan yana geldiğinde - ki hep geliyor- verilen tepki hep budur. Bunu ben de yapıyordum maalesef. Bu bir sorunsal. Ve konu çok derin. Hayatları şiirlerinin önüne geçmiş, isimleri iki ayrı ideolojinin bayrağı haline gelmiş iki şair var (ki yönleri taban tabana zıt olsa bile yollarına çıkan sorunlar yine ortak). Ve tabii ki Nâzım'ı ''Vatan Haini'', Necip Fazıl'ı ''İslâm Faşisti'' olarak yaftalamış, ötekileştirme çabası içinde iki ayrı zihniyet. Yazar kitabın sunuş kısmında o nedenle bu ülkede gerçek bir açılımdan bahsedilirken bunun biraz da Nâzım-Necip Fazıl buluşmasından geçebileceğine vurgu yapıyor, bunun umudunu taşıyor.
      Sıddık Akbayır ''Türk Dili ve Edebiyatı'' alanında bir akademisyen. Bu çalışma için binlerce kaynak tarayarak tam 4 yılını harcayan, bu süreçte zaman zaman 'tehdit, dışlama, hiçleme' içerikli sorulara muhatap olmayı göze aldığını, ''her koşulda her iki şairi de okutmaya, anlatmaya çalıştığını'' söyleyen bir eğitimci. Bu şairleri yakından tanırken ve sıkıntılı serüvenlerine tanıklık ederken köprüler kurmak varken duvarlar örmenin anlamsızlığını gördüğünü söyleyen tamamiyle objektif bir araştırmacı yazar.
      Kitapta, seçilen konu başlıkları çerçevesinde aktarılmış karşılaştırmalar var. Nâzım ve Necip Fazıl karşılaştırılmış, asla kıyaslanmamış. Aykırılıklar ve benzerlikler tek tek incelenmiş. Daha girişte ''Birçok üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde neden Nâzım Hikmet okutulmaz?'' diye sorabilen bir yazar var karşımızda.
      Akıllara takılabilecek her türlü soruya ışık tutulmuş, hatta yer yer siyah-beyaz fotoğraflarla desteklenmiş 380 sayfalık (fotoğraflar dahilinde 544 sayfa) çok kapsamlı bir çalışma. Ve son derece akıcı bir kitap olduğunu söylemeliyim. Ben kesinlikle çok beğendim....

      Saygısızlık yok, rica ederim. Büyük bir çoğunluk aynı tepkiyi göstermekte zaten. Bunun Sıddık Bey de farkında zaten :)
      Umarım görüşlerinin biraz olsun değişmesine yardımcı olabilmişimdir.
      Sevgiler...


      Sil
    2. Aslında kimsenin araştırmasına ya da görüşüne göre değil her iki ismin eserlerine ve hayat hikayelerine vakıf biri olarak söylüyorum. Kadın Bacaklarını tapınılası bulan birinin din kisvesi altında ahlak satmaya çalışması ve bunu yaparken de tamamen ayrıştırıcı, kin tohumları ekici bir dil kullanmış olması sonucu yani.

      Nazım gerçek bir hümanisttir ve insanları görüşleriyle, siyasi kimlikleriyle asla ötekileştirmemiştir. Şiirlerinde aşktan sevgiden kardeşlikten dostluk ve barıştan başka bir şey görmüyoruz.

      Üstelik şair ve yazarlar siyasi görüşlerini eserlerine bu denli yansıttıysa şayet yaşamlarının o kısımlarının eserlerinin önüne geçeceğini kabul etmişler demektir.

      Necip Fazıl çok başarılı bir şair ve yazar değil bana göre üstelik. Sadece malum kesimin Nazım gibi bir koca yüreğin, bir edebi dehanın ve solcunun karşısına çıkarabildikleri tek isim o olduğu için böyle ön planda.

      Sözün özü sadece yaşamlarının bazı kısımlarında yüzeysel benzerlikler mevcut. Onun dışında Nazım Hikmet Ran ile Necip Fazıl aynı düzeyde tutulmamalı.

      Her şey bir yana gerçekten edebi anlamda bile Nazım'a saygısızlık. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Okulun gerektirdiğinden çok daha fazlasını okudum üstelik. Bunlara dayanarak söylüyorum.





      Sil
    3. Kişilikleri ve şiirleri konusunda seninle aynı fikirdeyim elbette. Ancak benim anlatmak istediğim bu değil ki...
      ''...
      Boynuma doladığın güzel putu görseler,
      İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını.
      Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler,
      İsa’nın eli diye, bir kadın bacağını''


      Kadın bacağı yüzünden nasıl da din değiştirmeye hazırmış değil mi?
      İçki-kadın- kumar üçgeninden 30 yıl kurtulamamış, son derece bohem bir hayat yaşamış. Bunu da "Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum?'' diyerek yok saymış biri, evet. Konusu açıldığında ise ''Geçmişi çöpe attım kedi köpekler karıştırır'' gibi çirkin bir üslupla ayar vermiş. Ancak yine duramayıp kumarbazlığa devam etmiş. Devletin Sorbonne'da okutmak için verdiği bursu kumar masalarında harcamış, okula bile gitmemiş. Daha bir sürü şaşılası özellik...

      Bu iki şairi ne ben ne de kitabın yazarı aynı düzeyde tutuyor. Sanırım anlatamadım.
      Tüm çıplaklığıyla nüksetmiş ve asla yadsıyamayacağımız şöyle bir gerçek var. Asıl sorun bu:
      Başta bu ülkenin CB olmak üzere Necip Fazıl'a adeta Tanrı gibi tapan çok büyük bir kitle var. Üstelik dindar bir kitle. Azalacaklarına çoğalmakta üstelik. Esas düşünülmesi gereken bu. Yaşadığımız ülke sorunlarının en temel nedenlerinden birini yansıtan bir gerçek bu. Karşılaştırmayı esas okuması gerekenlerin kimler? Hoş, okusalar da irdeleyecek beyin kaçında var.
      Neyse...

      Sil
    4. Haklısınız. Okusalar da irdelemeye, kavramaya hiç niyetleri yok; çünkü diyorum ya kurnazlar :)) Neyse ben sizi anladım. Necip Fazıl gerçeğinin asla unutulmaması gerekiyor; örnek değil ibret olarak :) Yanlış bir anlaşılmaya mahal verdimse özür diliyorum. Anlaşıldığu üzere pek sevmem kendisini ve onu idol edinen, örnek müslüman olarak yutturmaya çalışan güruhu...

      Sevgi ve saygılarımı sunuyorum size :)

      Sil
    5. Kalemderi ve Zeugma, ilgiyle okudum yazdiklarinizi.
      Ikinizi de cok iyi anliyorum...ve aynen katiliyorum.

      Sil
    6. @EQ
      Çok teşekkür ediyor, sevgiler gönderiyorum :)

      Sil
  4. Zevkle okudum yazını.
    Senden yeni yayın görünce zamanım azsa sonra tıklarım diyorum. Üstün körü geçilemeyecek kadar güzel konulara değindiğini biliyorum. Yine şaşırtmadın. Selamlar bırakıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Burcu. Ne güzel sözler bunlar.
      Ben de senin harika fotoğraflarınla desteklediğin yazılarından bilmediğim nice şey, gün ışığına çıkmamış neler neler öğrenmekteyim. Selam ve sevgilerimle...

      Sil
  5. Kitabın ismi çok anlamlı...Gerçekten de aynı göğün altında birbiri ile dağlar kadar uzak insanlar bulunuyor!..
    'Nazım Hikmet' demek; Amerikan emperyalizmine karşı bir duruş demek!. tam bağımsız bir Türkiye sevdalısı, Atatürk ilkelerine bağlı, aydın, yurtsever, gerçek bir VATANSEVER demek..ONURLU bir İNSAN demek!..Barıştan, insan sevgisinden, özgürlükten yana olan.. Hümanist bir insan demek. Necip Fazıl ise emperyalizmle işbirliği yapan, dönemin devlet adamı Menderes'in himayesinde, örtülü ödenekten yararlanmış ve tıpkı bugünkü siyasi otoritenin 'BOP' projesinde olduğu gibi o dönemde de 'Büyük Doğu Hareketi'nin siyasi faaliyetleri gündemde!.. ve o faaliyetlere yazılarıyla destek veren bir kalemşör!..böyle bir duruş!. sergiliyor... Necip Fazıl'ın tutuklanma gerekçelerinin çoğunda Türklüğe ve Atatürk'e hakaret vardır!.. Her ikisi de karşıt ideolojilerde!. - yazılarıyla, hareketleriyle..belgeleriyle ortada olan şeyler bunlar evet..!..Çok şeyler söyleyebiliriz her iki edebiyatçı hakkında... Türk insanı her şeyi sineye çekebilir ama VATANI SATAN HAİNLERİ, İŞBİRLİKÇİLERİNİ ASLA UNUTMAZ!.. ASLA!.. Hayatlarında yüzeysel ve tesadüfi benzerliklerin olması gerçekleri ne yazık ki ortadan kaldırmıyor.. Ama şöyle bir paralellik var ki; şu an içinde bulunduğumuz toplumda kitleler de 'CUMHURİYET, ATATÜRK VE LAİKLİK ekseninde tıpkı bu iki insanın taban tabana zıt dünya görüşleri,siyasi tercihleri ve insan duruşlarında olduğu gibi 2'ye ayrıldı...bir taraf TC. yi Atatürk'ü yok saymaya çalışıyor..bir taraf ise ne mümkün.. ne Atatürk ilkelerinden ve TÜRK Kimliğinden vazgeçiyor ne de yüreğinden çıkarabiliyor!. belki bu anlamda benzerlik teşkil ediyor.. diyebiliriz.. Kitlelerin hali böyle!..

    Burada asıl ders almamız gereken şey...niye insanlık geçmişinden ders almaz..Ülkemiz üzerine oynanan oyunların ayırdına varmaz.. Geniş analiz yapamaz!.. neden okumaz.dinlemez..ve anlamaz!.. Şu hepimizin ortak evi olan gök-kubbenin altında neden kardeşçe ve dostça, seviyle barış içinde yaşamayı beceremiyoruz ki!.. bunları sorgulamalıyız!.. asırlar boyunca sürüp gidecek mi bu anlaşamamalar!.. bir türlü el sıkışamıyoruz.. kendi kendine yeten,üreten bir ülke olamadığımız sürece birilerine bağımlı olur, birilerinin sömürgesi oluruz.. ve bu adamlar 'emperyalistler' mutlaka basiretsiz birilerini kancaya takarlar ve onlarda kitleleri işte böyle karanlık kuyulara sürükler dururlar..

    Tanıtımını yaptığın bu kitap aracılığı ile bilinen ya da az bilinen bazı ayrıntıları bir kez daha yorumlama fırsatı oldu bizler içinde..tanıtım için teşekkürler Zeugmacığım.. Kitabı not aldım, inceleyeceğim..

    Şimdiden sana ve ailene gönlünce geçireceğin güzel bir bayram dilerim.
    İnşallah ülkemiz için de her şeyin hayırlısı olur ?
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her iki şairi de öyle güzel özetlemişsin ki, ellerine sağlık Esinciğim.
      Her bir kelimenin altına ben de aynen imzamı atıyorum...

      Eğer günün birinde biri çıkar da kişilikleri ve şiirlerini inceleme altına alan bir kitap yazarsa bu gerçekler gün gibi ortaya çıkacaktır zaten. Nitekim daha önce yayınladığım Sinan Meydan'ın yazmış olduğu ''El-Cevap'' adlı kitapda Necip Fazıl'a ait değinmiş olduğun pek çok tarihi gerçek belgeleriyle yer almaktadır.
      Bu kitap daha baştan, yani adından da anlaşılacağı üzere aynı gökyüzünün altında, aynı topraklarda yetişmiş UZAK iki şairi anlatıyor. Yazarın SUNUŞ sayfası hariç kendi görüşlerini eklemediği, birini diğerinden asla üstün tutmadığı ya da karalamadığı objektif bir çalışma. Önyargısız okunması gereken bir kitap olduğunu tekrarlıyorum.
      Ayrıca; görüşler kısmında başta Sunay Akın olmak üzere pek çok kişiden beğeni almış.

      Değerli görüşlerin için teşekkür ediyor, sevgiler gönderiyorum Esinciğim.
      Mutlu ve huzurlu bir bayram geçiriyor olman dileğiyle...

      Sil