Yüzünden keder okunan bu masum çocuğun, üzerinde Osmanlıca بومبەجی yani “Gönüllü Bombacı” yazan fotoğrafını iki hafta kadar önce heykeltıraş Selçuk Yazıcı’nın ''Atatürk Heykelleri Sergisi''nde çekmiştim. Çanakkale Savaşına ait en ikonik fotoğraflardan biri bu. Size de mutlaka tanıdık gelecektir.
İç burkan hikâyesini yeni öğrendiğim “Gönüllü Bombacı” adlı bu fotoğraf, Türk'ün vatanı için her yaşta canını feda edebileceğine kanıt olarak yıllardır kullanılmaktaydı. Fakat kaynağı hakkında bilgi bulunmadığı gibi, gerçekliği de tartışmalıydı. Fotoğraftaki çocuk, belki de her dönem çok yaygın bir gelenek olan “asker büyüğünün giysisiyle” resim çektirmişti ya da resmin üzerindeki “Gönüllü Bombacı” yazısı sonradan yazılmış olabilirdi. Ancak, arşivlerden çıkan bazı belgeler, resimdeki çocuğun gerçekten de Çanakkale cephesinde bulunduğunu ve kendine verilen ismin gerçek olduğunu ortaya çıkardı.
Şair-yazar Vollmoeller tarafından yapılan haberde fotoğraftaki çocuğun adı Ali Reşat idi.
Ali Reşat’ın hikâyesini tüm çıplaklığı ile kaleme alan Vollmoellar’e Gönüllü Bombacı’nın birliğindeki komutanı da yardımcı oluyordu.
Şu satırlar yazara ait:
“Ali…! diye bağırdı, Alman makineli tüfek birliğinin komutanı;
Ali…!
Yazara göre Ali’nin babası, Balkan Savaşı’nda bir Makedonya alayında yüzbaşıydı ve Kumanova’da şehit düşmüştü. Annesi ve kardeşleri Sırplar tarafından katledildi. Bu katliamdan kurtulan Ali Reşat, kaçanların arkasına takılarak kendisini Trakya’ya attı ve askerlerin arasına katıldı. 13 yaşında bir çocuk bir birlikle nasıl kalırsa öyle beslendi. Kâh geldi bir köşeye kıvrıldı, kâh arda kalanlarla idare etti. Yaklaşık 20 ay o askerlerle kaldı. Sonunda da yolu onlarla birlikte Çanakkale’ye düştü.
Küçük Bir İntikam Yolculuğu: Ali Reşat aslında bir Balkan göçmenidir. Sırplar tarafından ailesi katledildikten sonra tek başına Osmanlı askerlerinin peşine takılarak Trakya üzerinden Çanakkale’ye ulaşmıştır. Henüz 13-14 yaşındayken, savaşma arzusu nedeniyle ona uygun bir asker üniforması dikilmiştir .
Özel Yeteneği ve Ganimetleri: Ali Reşat sadece İngiliz subaylarını hedef alma konusunda uzmanlaşmıştı. Gece baskınlarından her seferinde İngiliz dürbünü, kaliteli tabancalar ve "aristokratik" ganimetlerle dönerek bunları komutanlarına hediye ederdi .
Gösterdiği bu üstün cesaret nedeniyle, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle bizzat "Çavuş" rütbesine terfi ettirilmiş ve adı Bombacı Ali Reşat Çavuş olarak anılmaya başlanmıştır.
Ağır Yaralanması ve Gazi Oluşu:
Savaşın en yoğun dönemlerinde, bir metrekareye binlerce merminin düştüğü bir çatışmada Ali Reşat ağır yaralanmıştır. Hem her iki bacağından hem de ciğerinden aldığı mermi yaralarıyla ölümden dönmüş, ancak iyileştikten sonra cepheye dönmek için can atmıştır.
Ali Reşat’ın savaştan sonraki hayatı hakkında anlatılan iki önemli gelişme vardır:
Gazi Mustafa Kemal ile Buluşma: Savaş sonrası askeri birlikleri ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk, bizzat tanıdığı ve takdir ettiği Ali Reşat'ı sormuştur. Komutanı, Ali Reşat’ın şehit olan komutanının emanetlerini teslim etmek üzere Maraş’a gittiğini bildirmiştir.
Ailesini kaybettiği için yalnız olan Ali Reşat, savaştan sonra Edirne'ye yerleşmiştir. Edirne’de nehirde boğulmak üzere olan küçük bir kızı kurtardığı, bu olayın ardından kızın ailesinin onu sahiplendiği ve hayatının geri kalanını onlarla birlikte geçirdiği anlatılır.
Ali Reşat Çavuş, Kurtuluş Savaşı'ndaki Albay Reşat Çiğiltepe ile sık sık karıştırılsa da, Ali Reşat Çanakkale'nin "çocuk kahramanı" olarak ayrı bir yere sahiptir.
Sevgi, saygı, rahmet ve minnetle...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder