Yaşadığım şehir, ailemin yaşadığı son şehir ve Ankara. Babadan kalan ve kentsel dönüşüme giren iki ayrı dairenin yerlerine yenileri yapıldı ve bitti. Birisinin arsasına yapılanlardan iki daire, diğerinden ise tek daire biz kardeşlere düşüyordu.
Blogu okuyanlar bilirler ki Ankara'nın çok özel bir yeri vardır kalbimde. O nedenle, bana düşen parayla Başkent'ten küçük bir daire satın alma kararı vermiştim.
O kararım gerçeğe dönüştü bu hafta. Tam istediğim gibi küçük ama şirin bir ev. Bir taraftan da yoğun bir hüzün var üzerimde. Gözlerim dolu dolu. Çünkü bu evde bastığım her adım geçmişi hatırlatıyor bana. Özellikle de çocukluk anılarım bir bir gözümün önünden geçiyor. Dünyanın, hiçbirimizin kaçamayacağı acımasız döngüsü ve gidenlerin asla geri dönmeyeceği gerçeği, fon müziği "Ah Yalan Dünya" olan bir film şeridi halinde dönüp duruyor sürekli beynimin içinde.
Gerisini söze dökebilmem de mümkün değil zaten...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder