15/08/2026

İki Hekim İki Dünya: "Çok Konuşuyoruz" mu Yoksa İnsan mı Unutuyoruz?

Hayat bazen karşımıza öyle zıtlıklar çıkarıyor ki, insan ister istemez durup düşünüyor: Bir mesleği "büyük" yapan şey, sadece duvardaki diplomalar ve teknik beceriler midir, yoksa o mesleğin ruhuna üflenen insani nezaket mi?

İki yıl önce Ankara’da, alanında çok ünlü bir göz hastalıkları profesörüne muayene olmuştum. Tedavinin getirdiği o doğal endişeyi daha odasına girer girmez silip süpüren bir kibarlığı vardı. Muayene bittiğinde, hiç mecburiyeti yokken kendi telefon numarasını uzattı bana. "Gelişmeleri mutlaka bana bildirin, aklınıza bir şey takılırsa da çekinmeden arayın" dedi. Bir profesörün, bir insanın hayatına bu denli incelikle dokunması, bana sadece şifa değil, müthiş bir güven ve değerlilik hissi vermişti gerçekten de.

Bu olaydan bir yıl kadar sonra da yolum bir başka şehirde, özel bir diş hekiminin koltuğuna düştü. Doğal olarak, maddi karşılığını fazlasıyla ödediğiniz özel sektörden, en azından Ankara'daki o insani yaklaşımın ufacık bir kırıntısını beklersiniz değil mi? Ancak diş hekimim ile iletişim sorunu yaşıyorduk. Anlaşılmaz türden bir ulaşılmazlık...

Tedaviye başlanmış, geçici dolgumla bir müddet beklemeye alınmıştım. Sonrasında toplamda 30 saniye sürecek bir soru sorup/sordurup yanıtını almam bir türlü mümkün olamıyordu. Ne telefon açmam ne de bizzat muayenehaneye kadar gitmem (hem de iki kez) işe yarıyor, her iki seçenekte de karşıma bankodaki kızlar çıkıyordu. Durumumun aciliyetini anlamak istemiyor, alâkasız yanıtlarla yetinmemi istiyor, açıkçası savuşturuyorlardı. Diş hekimiyle aramdaki banko barikatını aşamıyor, bir türlü iletişime geçemiyordum. 

Soracağım soruyu merak edenleri aydınlatmam gerek bu arada: 
Azı dişimdeki geçici dolgu 3 haftayı bitirmiş, dördüncü haftaya girmişti. Bana "Biz sizi arayacağız" denmiş; ama resmen unutulmuştum. Bunu belirtmeme rağmen "Yoo... X Hanım sizi bilerek bekletiyor. Oraya bilmem ne dolgusu (adını unuttum şimdi) yapacak'' diye saçmalıyorlardı resmen. X HANIM hep meşguldü. Kimseye fazladan vakit ayırmıyordu belli ki.

Ha, bir de diş hekimliğinde anestezi iğnesi yapıldıktan sonra uyuşturma olayını beklemek gibi kadim bir gelenek, tıbbi bir zorunluluk vardır hani. 3-5 dakikalık o boşlukta hastanın korkusu varsa yatışsın, rahatlasın diye ufak tefek iki kelam muhabbet edilir, bilirsiniz. Bu süre, hekim ile hasta arasında güven bağının kurulduğu, hastanın korkusunun yatıştırıldığı geleneksel bir "insani iletişim" zamanıdır. Daha önceki diş tedavilerimden aşina olduğum ve bekleme süresi uzamasın diye benim de nezaketle birkaç cümle katkıda bulunduğum bir süreçtir . 
Neyse, bir şekilde o gün geldi ve X hanım tedavisine üç hafta önce başladığı azı dişime bakıp dedi ki:
''Geç kalınmış!'' 
''???!!! Peki ama ben kaç kere telefon ettim buraya. Baktım olmuyor, iki kez de kendim geldim. Yine de size ulaşamadım.''
Aldığım karşılık, ruhumda bugün bile sızlayan buz gibi bir cümleydi: 
"Çok konuşuyoruz." 
O an o koltukta hissettiğim değersizliği, bir "nesne" yerine konmuş olma duygusunu tarif etmem imkânsız. Sustum. Kendi kabahatleri olan bir iletişim eksikliği yüzünden "Geç kalınmış" gibi gizemli bir cümle kurup, neye geç kalındığını bile açıklamadan dişime yaptığı işlemi bitirmiş, beni günlerce, aylarca, hatta yıllarca "Acaba o dişe ne oldu, içeride kötü bir şey mi var?" stresiyle baş başa bırakmıştı. İşini teknik olarak yapmıştı belki; ama bir hastanın zihnini ve kalbini darmadağın etmişti... 

Geçenlerde televizyonda bir diş macunu reklamına denk geldim. Ekrandan bir diş hekimi ve hastasının futbol muhabbetine girdikleri sıcacık, güler yüzlü görüntüleri akıyordu. Dış ses tam o sırada şöyle bir cümle kurdu: 
"Sorunlar azaldıkça diş hekiminizle sohbet etmek için vaktiniz kalır." 
İşte tam o anda boğazım öyle bir düğümlendi ki anlatamam. Reklamın vadettiği o sıcak, insani gelenekle, benim özel diş tedavisi (!) esnasında uğradığım bu soğuk haksızlık arasındaki uçurum içimi feci acıttı, kalbim bir kez daha büzüştü :(

Hekimlik, sadece sızlayan bir organı teknik olarak tamir etmekten ibaret değildir. Gerçek hekimlik, o organdaki sızıyı dindirirken insanın ruhunu incitmemektir. Bir hastaya "çok konuşuyoruz" diyerek onun sesini kesenler, aslında kendi mesleklerinin en güzel yanını, yani "insana dokunabilme" yeteneğini kaybetmişlerdir. 

Ben o koltuktaki yükümü de, içimde taşıdığım o kırgınlığı da bugün burada bırakıyorum. Umarım bir gün yolu buralara düşen o tür hekimler, sadece uzuvları değil, insan kalbini de tedavi etmeyi öğrenirler.



Görseller: 
Tarafımdan karikatürize edilmiştir.

*   *   *


Yapay zeka tarafından kurgulanan ''Antik heykellerin dansı'' ile kafa dağıtalım bence.

6 yorum:

  1. O reklama birkaç kez ben de rastladım. Tema, ürün için cuk oturmuş. Geleneksel bir uygulama olduğu hiç aklıma gelmedi. Diş tedavilerimi düşündüğümde hep bir sohbet kesitim mevcut sahi.

    YanıtlaSil
  2. Bilgilendirici güzel bir reklam. Bu ara pek çıkmıyordu ama YouTube'da buldum, ara ara izliyorum :) Hep bir sohbet kesiti, evet. Bir önceki diş hekimim eşiyle de tanıştırmıştı. Hatta bir pazar yürüyüşünde evlerinin önünden geçiyormuşuz. Seslenip bahçelerine davet etti. Villanın planı mimar eşine aitmiş. Çiçeklerini tek tek tanıtmıştı. Kamelya ve mor çiçekli manolyayı ilk kez orada görmüştüm. Çok genç vefat etti ne yazık ki :( Mekânı cennet olsun inşallah.

    YanıtlaSil
  3. ay zeugmacım çok konuşuyosunuz dedikten sonra kalksaydın o koltuktan hiç sevmem böyle tipleri anında cevabı yapıştırırım keşke yanında ben olsaydım o zaman nasıl koruma mekanizmasına girerdim anlatamam. o ne ya hem para alacak hemde önem vermeyecek.

    YanıtlaSil
  4. Geçici dolguyla üç hafta dolaşılmış dişi görünce şoka girdi herhalde. ''Geç kalınmış'' cümlesini duyunca şoka ben de girmiş olabilirim. Kullandığı cümle ''edilgen'' yani işi yapanın belli olmadığı cümle türü. Ben sizi uyarmaya gelmişim kaç kez. Geç kalan, hatta unutan sizsiniz. Keşke ufacık bir özür kelimesi duysaydım. Üstüne bir de ''Çok konuşuyoruz'' deyip suçun bana atılması hiç yakışmadı. Dişle ilgili neydi ne oldu halen bilgim yok. Belki de apar topar kapatıldı, acısı çıkacak. Sorsaydım üçüncü bir suçlama daha gelirdi, kesin.
    Yaşadıklarım okuyanların kulağına küpe olsun kadifeciğim. Bilgi alma hakkınızı, aksi takdirde yasal haklarınız olduğunu en baştan hatırlatın.

    YanıtlaSil
  5. zeugmacım çok geçmiş olsun umarım bir daha böyle bir şeyle karşılaşmazsın :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim canım velvet. Umarım hiç kimse karsilasmasin.

      Sil