

Yeni bir yılın on birinci günü de sona ermek üzereyken blogla ilgilenmeye karar verdim. Yeni yılla ilgili iyi dileklerimizin gerçekleşmesi umuduyla hayata devam ederken yine de bazı olaylar ya da görüntüler sıkıntı yaratmıyor değil. Misal bu şehirdeki otellerin ve en kaliteli mekânların Bulgarlar tarafından doldurulması, hatta kapatılması gibi. Sadece yeni yıl akşamı da değil. Adamlar her cuma soluğu burada alıyor. Otobüsler dolusu, akın akın. Tabii ki 1 Bulgar Levası 25,88 TL olduğu için. Alım güçlerini varın siz düşünün.
''Seni hâlâ seviyorum 17 yaşım'' ne demekmiş bilen var mı? Bunu herhangi bir isim ya da marka olmadan bir yerlere asmak nedir? Neyin reklamı olduğunu çözebilen?
Yeni yılın ilk cuma gününden esintilere geçeyim. Nitekim cumartesi günü fırtına, gökgürültüleri, şimşekler ve şiddetli yağmur eşliğinde adeta kıyametler koptu. Buna rağmen tek tane kar bile düşmemiş durumda halen.











Ağaçlarda yeni yıldan kalma ışıklandırmalar. Hava gayet iyi. Ertesi gün fırtınalar kopacağı kimin aklına gelir?


Saat Kulesi İskele Meydanı'ndan da görünüyormuş, yeni fark ettim. Yoksa o aralıkta bina vardı da mı yıktılar, onu da bilmiyorum. Böylesi geniş bir alanda sağa sola bakmaktan olabilir. Nitekim buraya kadar sağdaki gemiyi inceleyerek geldim. Japon denizcilik şirketi Mitsui OSK Lines (MOL) tarafından inşa edilen ve yeni hizmete sokulan devasa araba taşıyıcısı ve de çevre dostu Turmalin Ace.
Mavi ile gökyüzünü, yeşil ile doğayı sembolize ediyor.
Uzunluk: 199,93 m Genişlik: 38 m 😵


Çam ağaçlarına musallat olan sarmaşıkların onları içten içe boğup yok ettiğini bilmeyen var mı? Manolya tohumlarını topladığım anıt ağaç ile 3 aylık soğuk katlama süreçlerini tamamlayıp ekilme zamanı gelen tohumlar. Bakalım bu kez kaç tanesi filizlenecek? Sonucu çok merak ediyorum.


Eski hali ekskavatörle yıkılırken videosunu çektiğim kordondaki binanın yeni halinin bittiğini sembolize eden bayrak. Yaklaşık 2 yıl 2 ay sonra sapasağlam bir bina çıktı ortaya. Sağ taraftaki fotoğrafın ise beni hüzne boğan bir hikâyesi var. Apartmanların arasında sıkışıp kalmış gecekondu benzeri bu evde çok yaşlı bir amca kalıyordu. Sobayla ısınıyordu. İlkbaharla birlikte o demir kapının önüne sandalye atıp bütün gün orada oturuyordu tek başına. Ağzında sigara hiç eksik değildi. Birkaç kere hal hatır sorayım dedim. Konuşamıyor, sadece gülümsüyordu. ''Sigarayı içme'' işareti yaptım. ''Boşver gitsin'' işareti yaptı. Kimsesi yok muydu, ne yer ne içerdi bir türlü öğrenemedim. Son iki yıldır evi böyle bomboş. Kendisi yok. Bacası hiç tütmüyor. Gördüğüm bu manzara beni çok ama çok derinden etkiliyor. 😢


Çarşı Caddesi'ne girişte, köşedeki balıkçı hanımın yeni yıl mezeleri ve gri kedi güzelliğine bir bakış:)


Mısırcıların hiçbiri çalışmıyordu her nedense. Tezgâhlardaki ketçap mayonezlerin sabaha kadar aynen o şekilde kalması ne güzel şey. Cuma pazarında bu kez İstiridye mantarı gördüm ve hiç niyet etmedim. Mantar kapasitem dolmuş artık. Gelecek sene için bile hevesim yok nedense.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder