02/08/2026

Anjelika Erikler ve Kantaron Yağı İşlemlerim

Anneannemin ilk göz ağrısı, mutfak konusunda el verdiği biricik torunu olarak bayrağı taşımaya devam. Temmuz ayı sona erdi. Bu demektir ki bu yıl da sırası gelenlerle kış hazırlıklarına işlem vakti.

Yalnız bu yıl içimi öyle bir heyecan kapladı ki! Meğer isimlerin bize oynadığı tatlı bir oyun varmış. Ben o lezzetine bayıldığım mis kokulu, meşhur Anjelika eriğin peşine düşüp mitolojik hikâyesi olup olmadığını araştırırken, karşıma meleklerin şifası olan "Melekotu" Angelica Archangelica çıkmaz mı? Yolculuk başta biraz karışsa da, mutfakta işlemden geçmeyi bekleyen bu asil ve de leziz mor eriklerin kuruma hikâyesi kendi mucizesini yaratmaya yetti bile!

Bundan 3 yıl önce heyecan içinde bu eriklerden yapılacak pestilin çok lezzetli olacağına inanıp kolları sıvamıştım. Ortaya çıkacak sonuçla ilgili şüphelerimle ve çekinerek de olsa kolları sıvamış, beklentimden çok daha kolay ve şaşırtıcı sonuçlar almıştım. Doğrusu üzerime müthiş bir güven duygusu yerleşmişti. Üstelik bir de lokum denemesi gerçekleştirmiştim. O da beklentimin üzerinde şahane bir sonuçtu.
Ne büyük heyecan ve mutluluktu ama! Cesaret ne muhteşem bir duygu.

Mitolojideki
Angelica Archangelica başka bir bitki olabilir; ama benim balkonumda 1 günde kuruyan, çayın - kahvenin yanına pestil ya da lokum olarak eşlik Anjelika'nın bendeki ve mutfağımdaki büyüsü bambaşka. Bir de şu var ki; gerçek şifa, insanın kendi elleriyle ürettiği saf emektir.

Gelelim bu yazın mutfağımdaki ikinci ve en büyük mucizesine, yani kantaron yağına... Bu benim evde kantaron yağı çıkarma konusundaki tam üçüncü denemem. Ve büyük bir gururla söylüyorum ki; bugüne kadar elde ettiğim en şahane, en muazzam yağı süzmeyi başardım! Tam 50 gün boyunca sabırla, gözüm gibi bakarak beklettiğim o kavanozu bugün açtığımda karşılaştığım o derin yakut kırmızısı renk adeta bir görsel şölendi. 
 Kıssadan hisse: Demek ki neymiş? Kantaron yapımında da, pestilde de tecrübe her şeymiş... 50 gündür gözüm gibi baktığım, daha sabahın ilk saatlerinde elimdeki kavanozla güneşin en pırıltılı ışıklarının vurduğu pencere önlerinde dolaştırdığım o muazzam yakut kırmızısı kantaron yağıma bakar mısınız? Kantaron zaten başlı başına kadim tıp tarihinin en büyük şifası. Ve bu şifa dolu bu emeğin her damlası kış boyunca bizim evin en değerli "koruyucusu" olacak.
Kıssadan hisse: 
Demek ki neymiş? Kantaron yapımında da Anjelika erik pestili ve lokumunda da tecrübe her şeymiş.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder