Geçen gün kordonda yürüyüş yaparken Necip Paşa Köşkü'nün yanındaki aralıkta rastladım bu ağaca. Onca yıldır oradaymış; ama ben ilk kez fark ettim. Ve ağacın üzerindeki insan suratını andıran görüntülere, özellikle göz şeklindeki oluşumlara hayretle bakıp araştırmaya karar verdim. Gördüğüm ''titrek kavak ağacı'' imiş.
Ağaç alt dallarını döktüğü zaman geriye kalan doğal izlermiş bu görüntüler.
Söz konusu süreç genellikle "kendiliğinden budama" olarak adlandırılıyormuş.
Titrek kavak ve huş ağacı benzeri ağaçlarda alt dallar artık yeterli güneş ışığı almadığında, ağaç besinleri kesip dalı düşürdüğünden ortaya çıkan düğüm ve kopan dal üzerindeki iyileşmiş kabuk, bakan bir göze şaşılası biçimde benzeyen oval şekilde bir iz bırakıyormuş. Sadece estetik bir görüntü sunmakla kalmayan bu desenler, aynı zamanda ağacın hastalıklardan korunup enerjisini en verimli şekilde kullanmasına yardımcı bir hayatta kalma mekanizması imiş.
Sanki bir mucize gibi değil mi? Gövdede yer alan kabuk izleri ve çizgilerin ağacın doğal yapısı gereği insana ait karakteristik bir bakış veya yüz ifadesi illüzyonu yaratması inanılır gibi değil sahiden.
Geçtiğimiz hafta çok sıkıntılı geçti. Biraz deniz havası alalım şu blogta. Link hırsızı kadını ve marifetini görmekten feci bunaldım. Yahu öyle sıradan bir kadın da değil; ama sanırım ünlenmeye merak sarıp birilerini görevlendirmiş. Demiş ki ''Beni internette görünür kılın!'' Herhalde hırsızlık olduğunu da adı gibi biliyordur. Seni şiddetle kınıyor, ayıplıyorum. Hakkımı da haram ediyorum F Hanım! Yükselmek isterken bak ne hale düştünüz. Tabii ki cezasız kalmayacaksınız.
Hep kordon hep at olmasın. Biraz da ünlü Demircioğlu Caddesi gelsin. Karşıdaki eski bina Öğretmenevi idi birkaç yıl öncesine kadar. Üst katta odalar vardı. İnsanlar ağaçların altında çayını kahvesini içerdi. Kilit vurdular. Sebep neymiş bilmiyorum.
Bir tane de kordonda var öğretmenevi. O da boş durdu durdu, şimdi açılmış artık, şükür. Otel kısmı da var üst katta. Boğaz ayağınızın altında.
Stadyum Caddesi'ndeki modeline bayıldığım telefon kulübesi ile iki hafta kadar önce kordonda gördüğüm aile ve nüfusun önemine dikkat çeken afişe bakar mısınız? Ailelerin çoğu genellikle tek çocuklu olmaya başlamış. Bu demektir ki 20-30 yıla kalmaz şimdiki nüfus yarıya düşer.
Meyvelerde öyle bir bolluk ve ucuzluk var ki anlatamam. 100 TL'ye de satan var; ama genelde 50 TL'ye şahane kiraz alabiliyorsunuz bu yıl. Kayısı, Anjelika erik, şeftalinin kilosu ortalama 50-100 TL.
Koruk ve çerez olarak yemek için taze nohut. Koruk suyu çok ünlüdür buralarda. Bunu da salatalara sıkmak için isteyenlere getirmiş kadın. İlk kez duydum.
Köylü kadınların Kaz Dağları'ndan getirdikleri şifalı otlar. Kantaron, adaçayı, karabaşotu, lavanta.
''Adi'' demeseler olmaz mıydı acep?😒
Bu arada, stres atmak için başladığım minik çanta çabucak bitti. Ölçüleri 25x30 cm.
Hoşça kalın...
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder