2008/09/01

Goethe ve ''Faust '' Karakteri

Ünlü Alman düşünür ve edebiyatçı Goethe'yi çok beğenirim. Öğretilerini, sarfettiği veciz sözleri özellikle.
Kendisi ressam, politikacı ve doğabilimci aynı zamanda. Ama bugün ''FAUST'' adlı oyunundan bahsedeceğim.

Bazılarına sıkıcı gelen bu oyun, şiirsel bir dille yazılmış ve sanki Goethe'nin yazdığı tüm eserleri içinde barındıran bir yapıttır. Zaten Goethe bu eseri epeyce uzun bir sürede, neredeyse tüm hayatını harcayarak yazmış, ''Faust 1'' ve ''Faust 2'' olarak iki bölüm halinde, ölümüne çok az kala, 83 yaşında bitirebilmiştir.

Ama değmiştir doğrusu ve Dünya Klasikleri arasında geçen başyapıtlardan biri olmuştur.

Bu ne güzel, ne kadar hayran olunası bir azimdir. Kendimi düşünüyorum da bazen şu bloga iki satır karalamak için ettiğim tembelliğin haddi hesabı yok :)

Faust'un konusu: ''Şeytanla bahse giren insan''
Bu konu yüzyıllarca birçok yazar tarafından birçok öykü ve oyunda konu olarak işlenmiş zaten. Ve insanoğlu şeytana hep yenilmiş... Diğerlerinin aksine, Goethe'nin oyunundaki ''Dr.Faust'' karakteri Şeytan ''Mefistofeles''e yenilmeyen bir insan olarak geçmektedir. Doktorun ömrünü felsefe, tıp, doğa bilimleri ve teoloji araştırmalarıyla geçirip, yeryüzünün sırlarını çözmeye çalışması Şeytan'ı rahatsız etmektedir.
Çünkü bu onun, yani şeytanın pek çok insanı felaketlerle ve dünyevi zevklere kaptırarak yok etmesine engel olmaktadır.

Bu arada Şeytan, Faust'u yoldan çıkarması için Tanrı'ya bile yalvarır. Bir gece Faust bunalımdayken karşısına çıkar ve ona dünya zevklerini vadeder. Ve bir iddiaya girerler. Faust eğer yaşadığı zevkler sırasında;
''Ey zaman! Dur!.. Ne güzelsin!'' derse iddiayı kaybedecektir.

Özetle; Faust'u gençleştiren Şeytan, ona aşk duygusunu tattırır. Doktor müthiş bir aşka düşer. Ama her şeye rağmen Şeytan'a beklediği cevabı vermez ve bahsi kazanır. Sonuçta kaybeden ''Şeytan'' olur..

Hiç düşündünüz mü? Bizim de etrafımızda yaptığımız işlerden rahatsızlık duyup bizi engellemeye çalışan bir şeytan
(ya da şeytanlar) var mıdır?
Bana var gibi geliyor. Yüzyıllardır süregelen bir kurgu bu. Gerçek hayatta da başyapıt olarak sürdüğü kesin...
Siz siz olun Faust karakteri gibi dirençli ve azimli olun ve sakın ona yenik düşmeyin...

Tablo: J. H. Wilhelm Tischbein (1786)


6 yorum:

  1. Selam kasımpatı,

    Alman edebiyatının müthiş beyni,Goethe ve eseri üzerine yazını okuyunca,benim de yıllar sonra ikinci kez,üç ay önce okuduğum bu kitaptan aldığım bir iki notu paylaşmak istiyorum.Ben yazacaktım ama vesile oldun.Eline sağlık..

    Yazında belirttiğin gibi,Goethe yaşadığı dönemde felsefe dalıyla içli dışlı olmuş ve bunu da bizzat yaşam biçimi haline getirmiş bir insan.

    "Öbür dünya düşüncesi"ne hiç mi hiç bel bağlamamış hatta yazdığı şiirlerle bu düşüncesini çok net olarak ortaya koymuştu.

    Goethe'nin Faust'unda bana oldukça ilginç gelen bir cümleyi aktarmak istiyorum buraya.
    Faust,birinci bölümde,yüksek tavanlı,dar bir odada,masasının başında iskemlesinde tedirgin bir halde otururken Ruh'a cevaben:
    "Sana değil de kime?Tanrı'nın sureti olan ben,sana bile benzemiyor muyum?" der.Tasavvuf felsefesini bire bir yansıtan cümleler bunlar.Bin yıl önce de "Enel Hak"(Tasavvuf anlayışına göre "Ben Tanrıyım") diyen Hallacı Mansur,öldürülerek varlığı ortadan kaldırılmıştı.

    Bundan öte,Goethe'nin yaşam üzerine vazettikleri,belki benim de yaşama felsefesi haline getirdiğimden midir ne,bana daha çekici gelir.

    Yine aynı eserin bir önceki paragrafta sözünü ettiğim bölümünde:
    "Hayata karışmak,dünyanın acılarına ve sevinçlerine katlanmak,fırtınalarla boğuşmak,gemi çatırtılarla batarken güçlü olma cesaretini buluyorum kendimde!" der Faust..Ne kadar özlü bir düşünce değil mi?

    Yazmak istediğim o kadar şey var ki,bir yorumun sınırlarını zorlamak da istemiyorum ama son olarak şunu vermek elzem sanıyorum sevgili kasımpatı.

    Yine Faust konuşuyor:
    "Atalardan sana kalan şeylere sahip olman için,onları kullanmalısın.Yararlanılamayan mal,taşınamaz ağırlıkta bir yüktür.Ancak şimdinin yarattığı şey işe yarayabilir."

    Aslında Faust bu romanında felsefenin alasını yapıyor.Son aktardığım pasajın son cümlesi,benim de her daim savunduğum bir dünya görüşünü apaçık yansıtıyor.Öylesine basit,öylesine çarpıcı bir ifade ki ama o oranda da uygulanması zor ne yazık ki insanlarca.

    Aslolan yaşanandır.Şimdiki yapıp etmelerimizdir.Geçmiş,yitip gitmiştir.Gelecekte ise ne olacağı belirsizdir.Bu anlamda "şimdi"yi,yaşanan anı,çok önemsiyorum ben de.Sevgi sunmaklarımızı,yükümlülüğümüz olan işlerimizi,engelleyebileceğimiz çirkinlikleri,haksızlıkları ne zaman ki bir başka bahara ertelemez isek,o zaman mefisto gibilerin ne konuşma şansı ne de rahatça ortalıkta at koşturma imkanları olurdu...
    Paylaşım için teşekkürler kasımpatı.

    Sevgi her daim...

    YanıtlaSil
  2. Selam beyrek,
    Ne kadar etkileyici,güzel bir yorum bu.Çok beğendim inan.Sana sonsuz teşekkürler ediyorum..
    Keşke yine sen yazsaydın.Bence yine yazmışsın.Ama bu benim blogumda gerçekleşmiş..Hem de benim yazdığımı beşe katlayarak.Olağanüstü !!

    Ben son derece etkili bulduğum ve klasikler arasına girmiş bu oyunu genel hatlarıyla vermeye çalıştım.
    Daha doğrusu bir anlamda basit bir özetiydi benim yazdığım..Çünkü sonunda bir mesaj vermek istiyordum.Hepsini kısa ve öz,yani basit aktardım.
    Goethe,Faust,Mefisto ile ilgili fikirlerin,okuduklarının felsefik yönden aktarımları,günümüze ve kendine uyarlama biçimin harika..
    Bu kesinlikle bir yetenek..

    ''Geçmiş,geçmişte kalmıştır.Önemli olan bu günü,''AN''ı yaşamaktır düşüncesi bence de çok mantıklı.Çok haklısın..Bu çok güzel bir hayat felsefesi aslında.

    Bana söyleyecek fazla bir şey ,daha doğrusu ''hiçbir şey''bırakmamışsın sevgili beyrek..
    Sadece okuyan her kişinin hayranlık duyacağı muhteşem bir yorum bırakmışsın..

    Eline,yüreğine sağlık..
    Sonsuz teşekkürlerimle..

    YanıtlaSil
  3. BİTANEM BEN TEKRAR ÖZÜR DİLERİM,GELİPTE KENDİMİ GÖREMEYİNCE ÇOK ÜZÜLDÜM KÜSTÜN SANDIM ÇİÇEĞİM..
    YAYIMLAMADIM SANMANA KIRILDIM YORUMUNU YOKSA BİŞEY DEMEDİN TABİİ.

    BEN ÜZÜLÜNCE BİRAZ SAÇMALIYORUM ANNEMDE SEBEP KUSURA BAKMA..SEVİYOUM SENİ ÇOK CANIMM

    YanıtlaSil
  4. Canımsın..Ben seni çok seviyorum asıl.
    Dur ben bir çare buldum şimdi.Aslında ''B'' nin en başta olması gerekir..Yazı stili sanırım değiştirmiş sıralamayı..
    Sevgiyle kucaklıyorum..Çoook !!!

    YanıtlaSil
  5. önemli olan sağa sola değil gönlüne yazmak çiçeğim ben sadece "sildiğini" sanıp üzüldüm üzülünce dengem bozuldu:D
    yoksa bende seni kısayollarıma ekledim kaç zaman bloghaneme ve readerime sonra ekledim.
    güncelleme sırasına göre olsun rahat ziyaret et blog dostlarını..

    çok öpüyorum

    YanıtlaSil
  6. Bendenizciğim,ben seni gönüme yazmadım ki,kazıdım..
    İnan çok seviyorum seni.Bir tanesin sen.Annen rahatsız olunca moralin bozulmuş biraz
    Beni her yere ekleyip durmadan övdüğünü de biliyorum.Hepsi için bir kez daha sonsuz teşekkürler..
    Çok çok öpüyorum.
    Dur güncelleme sırası yapayım..Haklısın..
    Ben bir acemiyim zaten ya :))

    YanıtlaSil