2009/11/18

Yazgı mı?

Pazar günü erkenden çalan zille uyanıp kapıyı açtığımda yaklaşık iki aydır görünmeyen vazgeçilmezimiz, rutin ziyaretçimiz yine huzurdaydı. Bu kadar erken saatte gelmemesini ne yaptıysak anlatamadığımız ve en son gördüğümde hamile olduğunu bildiğim genç dilenci kadındı gelen.
Her zamanki gibi yanında getirdiği beş altı yaşlarındaki küçük oğlu ile birlikteydi.

İlk dikkatimi çeken yeni doğmuş bebeğini bir bez parçasıyla sırtına bağlamış olduğuydu. Bebeğin oradaki varlığı beni değişik duygulara sürükledi birden. Heyecanlandım...
- Güle güle büyüt bebeğini. Kız mı erkek mi ?
- Sağol ablacığım. Kız...
- Görebilir miyim ?

Bana fırsat bırakmadan seri hareketlerle bebeği bir hamlede arkasından çekip kucağına aldı.

Öyle tatlıydı ki ! Minnacık, zeytin gözlü, gülümseyen harika bir bebek !
- Ayy, canım..! Ne kadar güzel !
Daha sözlerimi bitirmeden;
-Ablacığım inan evde bir lokma ekmek yok. Adam çalışmıyor. Soğuktan donuyoruz. Üstümüze giyecek bir şey yok, şeklinde sıralamaya başladı.

Bunları dinlerken gözüm ister istemez annesinin sarfettiği her kelimeyle suratı şekilden şekle giren küçük oğlana gitti. Çocuğun duyduğu derin üzüntü o kadar belli oluyordu ki ağlamak üzereydi. Gördüğüm bu tablo yüreğimi dağlamıştı. Hem de çok fazla...

Oğluna bakmakta olduğumu farkeden kadın,
-Ablacığım bak, pantolonu yırtık, bak istersen. Başka giyecek bir şeyi yok.

Çocuk zaten üzüntüden kahrolmuş durumdayken bir de bu sözler onu ne hale sokacaktı şimdi.
-Aaa..? Neden öyle diyorsun annesi. Yırtık pantalonlar moda. Hem çok pahalıya satılıyor. Çok güzel onun pantalonu. Değil mi canım ?

Çocuk sevinçle başını salladı. Bu sözler onu inanılmaz mutlu etmişti. Tıpkı kardeşininkine benzeyen simsiyah gözlerinden sevinç yansımaktaydı bu kez. Gülümsemeye başlamıştı.

Üzülmüştüm çok. Bir can dünyaya gelmişti ve daha ne olduğunu anlamadan annesiyle birlikte dilenmeye çıkmıştı.
Ya abisi ? Yaşıtları sıcacık evlerinde her türlü imkan içindeyken onun minicik yüreği hak ediyor muydu bu acıları ? Hepsinden öte anne yüreği nasıl dayanabiliyordu yaşadıklarına ?


Dünyaya onlardan biri olarak gelme ihtimalimiz vardı. Yüksek bir ihtimaldi bu üstelik.

Yazgı dedikleri bu muydu ?

44 yorum:

  1. ne diyeceğimi bilemedim ben:((

    YanıtlaSil
  2. evet yazgıdır bu,
    kimsenin dilini, dinini, ırkını ve ailesini seçme şansı yok..
    tanrı tarafından, rastgele dağıtılıyoruz dünyaya..

    bize kalan ise,
    hırslarımızdan arınıp,
    eğer durumumuz sağlığımız biraz yerindeyse bile..
    oturup tanrıya teşekkür etmek..

    sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. çok benzerini üniversitede çalışırken yaşamıştım. bir anne ve oğul geldiler odama bir gün. oğul, gözleri ışıl ışıl oğul, bir konuda görüşecektim dedi ve anne ağlamaya, ağıtlar yakmaya başladı. oğulun gözlerinin feri sönüyordu gitgide. başı düştü önüne... karınları açtı, borç alıp çıkmışlardı yola, oğulun kalacak yeri yoktu. anne ağlıyordu. ne desek susmuyordu. ben oğula beni dışarıda beklemesini söyledim. anneye de oğul çıkar çıkmaz iki çift laf ettim: biraz sert ve yüksek sesle. az biraz kendine gelip sakinleşti. sonra onu dışarı çıkartıp, oğulla tek görüştüm. ben konuşurken gözlerinin feri geri geldi, tekrar ışıl ışıl bakıyordu. onlar odadan çıkarken, bir çorba parası verdi müdürüm oğula, almak istemedi. müdürüm ramazanı bahane etti. arkalarından en çok oğula üzüldüğümü fark ettim. durumlarından utanmamıştı o, durumlarını kabullenmişti, makul ve mantıklı bir çözüm arayışı içindeydi ama annesinin gözyaşlarına, feryatlarına; acıma, utanma ve yürek burkulmasıyla bakıyordu. en çok buna üzülmüştüm. en çok o bakışa içim acımıştı. yazgı, kader, şans üzerine düşünmüş ve şükretmiştim.

    YanıtlaSil
  4. Bu, paylaşmasını bilmeyen toplumun, yasal düzenlemeleri yapmayan yöneticilerin suçu. Sizdeki yüksek gözlem gücü, insani duygular azaldı insanlarımızda. Okurken gözlem yeteneğinize şaşırdım.Bunun için ve insani düşünceleriniz için kutlarım.

    YanıtlaSil
  5. Durumlarına bakmadan her sene bir çocuk dünyaya getiriyorlar. "Doğurun!" demekle oluyor mu?

    YanıtlaSil
  6. Zeugmam, ne diyecegini bilemeyenlerin biride benim. Keske elimden gelsede, dünyadaki bütün cocuklara güzel bir hayat verebilsem, keske. Gördükce, okudukca icim aciyor, bogazim dügümleniyor...

    YanıtlaSil
  7. Üzülmemek elde mi? Ama ya çocuklarını kazanç kapısı haline getiren anne-babalar? O çocukların günahına girmeye ne hakları var? Yazgı mı bu? Değil...

    YanıtlaSil
  8. Doğru olduğunu düşündüm birşey var ki o da,bazıları gerçekten şanslı doğuyor,bazıları ise yoksunluk ve yoksulluk içine.
    Her ikisini de biz şeçemiyoruz.O yüzden içine doğdumuz aileyi,mikroçevreyi yaratmayan biz,zorunlulukla birlikte orada yaşamaya mecbur kalıyoruz.Yazgı orada başlıyor bence...
    Tabi durumun farkında olup neden çocuk doğurduklarına şaşıyorum ama doğum kontrol denilen şeyden bihaber oldukları için insanlara kızamıyorum.Keşke herkese anlatılsa.

    YanıtlaSil
  9. Yazgımı değilmi bunun ahkamını kesecek konumda değilim ama çocuklarını kullanan anne babalardan nefret ediyorum...Çocuğun dünyasını düşünmüyorlar...Minicik melekleri kllanmasınlar ekmek parası için...yiyecekleri bir lokma yemeğide onların sırtından kazanmaya kimsenin hakkı yok..

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Zeugmam;
    Çizdiğin portrenin ne kadar iç acıtıcı olduğunu söylesem de çarenin yazgıyı sorgulamaktan geçmediğini düşünüyorum.Şimdi geniş bakalım olaya;
    "Yağmur olup yağdım,
    Ot olup bittim
    Bülbül olup firdevs bağında
    öttüm birzaman"
    diyor aşığın biri.Bizler de geniş zaman içinde her şey olduysak o çocuk gibi anamızın eteğinde yırtık pantolonla da dolaştık ,o kadın gibi perişan kapı kapı dilendik de belki savaştık öldürdük öldürüldük.Tekamüller aşama aşama bu konuma geldik.Onlar biz, biz onlarız aslında.Bunu dilim söylüyor da hayatıma geçirmiş sindirmiş değilim asla.Ne divaneler var ser-sefil ama onlara bulaşan bilgelik keşke bizlere de bulaşsa,çok güzel bir konuya değinmişsin canım,sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  11. Vicdan sahibi herkesin ikilemler içinde bocaladığı bir durum. Anneye ölesiye kızılıyor. Çocuk için bir şeyler yapmak arzusu kıvrandırıyor.
    Senin o an oracıkta verebileceğin her şey çözümsüzlüğü, muhtemelen kolaycılıkla yaşamını sürdürmeye alışmış anne-babanın seçtiği yanlışı meşrulaştırıyor. Onları öylece göndermek uykuları kaçırıyor.
    Hiç bir suçu olmayan sevgiye muhtaç, oyuna arkadaşa muhtaç o yavru için, bu çözümsüzlüğün ona çizdiği yol da hemen hemen belli ise "yazgı" dan başka ne diyebiliriz ki bu duruma.
    Teşekkürler Zeugma' cığım bu duygu dolu yazı için.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. şansdır, ama kötü şans.

    YanıtlaSil
  13. Canımın içi Zeugmam,

    "Üzülmüştüm çok. Bir can dünyaya gelmişti ve daha ne olduğunu anlamadan annesiyle birlikte dilenmeye çıkmıştı."

    Bence, asla yazgı değildir. Yazgı veya kader dedikleri şey bu değildir. Buna yazgı diyenler, bizleri, bu durumda olanları kandırmak, buna razı etmek için uydurdukları, kendi varlıklarının bir zarar görmesini önlemek, dolayısıyla bizleri daha iyi sömürerek, zenginliklerini ve üzerimizdeki egemenliklerinin sona ermesini önlemek gayesiyle söyledikleri koca bir yalandan başka bir şey değildir.
    Bak, gördüklerinden üzüldüğünü söylüyorsun. Yazgı olsa niye üzülesin, acıyasın.
    Bunu yaratan, bizi yöneten egemenlerimizdir. Hiç bu durumu yaratanlar, bunların ortadan kalması için çalışabilirler mi..? Buna gayret gösterirler mi..?

    Geçenlerde bir tv kanalındaki açık oturumda, MÜSİAD Eski Başkanlarından Erol Mehmet Yarar ile adını hatırayamadığım sosyalist düşünceye sahip aydın bir din adamı tartışıyordu..
    Tartışmanın tamamını izlememekle birlikte şöyle bir diyaloglarına şahit oldum; Araştırmacı yazar olduğunu sandığım din adamı, Erol Yarar'a, nasıl zengin oldun, bu kadar parayı nasıl kazandın, şeklinde bir soru yöneltti.
    Bunun üzerine Erol Yarar, "Benim zengin olmamı, Allah istedi." şeklinde bir cevap verdi.
    "Allah bazılarının zengin olmasını, kiminin de fakir olmasını ister. Zengin olanın, fakirlere yardım etmesini ve bunun sonucunda da bundan sevap kazanması söz konusu olur." şeklinde özetleyebileceğim cümlelerle devam etti.
    Tabii ki, diğer din adamı da, emek kavramından başladı, üretim ve kar ilişkileri ile devamla, sermayenin emeği nasıl sömürdüğü, kapitalist ekonominin yol açtığı sömürü düzeni ve emperyalizme kadar uzanan bir açıklama ile onun bu sözlerine güzel bir cevap verdi.

    Allah, onun hem bu dünyada zengin olup, istediği gibi yaşamasını, hem de öbür dünya için bu zenginliğinden dolayı sevap kazanmasını sağlamak istesin.
    Fakirin de, hem bu dünyada, hem de öbür dünyada yeri olmasın.. Çünkü, yeri geldiğinde bu fakirlikten dolayı isyan edecektir.
    Düşünce yapısına bakarmısınız..
    Yaratıcıyı nasıl tanımladıklarına..
    Ve egemenliklerinin yıkılmaması için, nasıl yalan söylediklerine..
    Bu yaptıkları, Allah ile aldatma değil de nedir..??
    Daha ne diyebilirim, inanın bilmiyorum..

    Senin üzüntün, bu durumun yazgı olmamasından kaynaklanıyor, canımın içi..
    Hepimizin üzüntüsü gibi..

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  14. Pyronun yazdıklarıyla düşüncelerim aynıdır.
    Yıllar içinde edindiğim his, ya da kanaat diyelim, herkesin bir yazgısı vardır, inanırım.

    YanıtlaSil
  15. evet çocukların ki bir yazgı maalesef :( Akgün Akova'nın bir dizesini hatırladım okuyunca

    "çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün
    ömür boyu harcanmak için..."

    YanıtlaSil
  16. ''Yırtık pantalonlar moda. Çok güzel onun pantalonu. Değil mi yavrum? ''
    Buraya takıldım ben.
    Çocuğun o kötü ruh haline derman olan cümleye. Çok güzeldi.

    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
  17. Bir çocuğun bütün kişiliği 1-6 yaş arasında oluşuyor. Düşünsene o çocuğun 6 yaşına geldiğinde kafasında oluşanları! bunu bir kader kabul edecek, büyük ihtimalle değiştirmektense olanı kabul edecek, ben buyum deyip dilenecek... o annenin onun için yapacağı o kadar çok şey varki! herşey para değil ama çocuğu parayla bağlantılı bir geleceğe, kişiliğe mahkum ediyor!
    karşısına onu uykusundan uyandıracak birinin çıkmasını temenni etmekten başka bilmem ki ne yapılabilir?

    YanıtlaSil
  18. Bizlere dayatılan, içinde bulunduğumuz bu sistemin ve adil olmayan düzenin, insani özelliklerini kaybetmemiş, azda olsa! senin gibi ince ve duygu yüklü insanları etkilemesi çok doğal. Yüreğinde duygusallık ve merhamet olan insan için bu hisleri duyumsamak insanı derinden etkiliyor...

    Keşke bütün insanlar mutlu olabilseler!

    Duygu dolu o engin yüreğin seni, bu hissettiklerine karşın, yerini nice güzelliklerle dolup taşacağın sevinç ve mutluluklara taşısın...

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  19. Kader ya da değil,ortada olanların farkında olmadan ailesi tarafından zorlu bir yaşama sürüklenen iki çocuk var.Evet haklısın,biz de onlardan biri olabilirdik.Şimdi burdayız bambaşka bir hayatı yaşıyoruz diye bunları görmezden geliyoruz.Çöpten yiyecek toplayan birini görene dek,ya da sokaktaki bir evsize rastlayana kadar aslında onları sürekli merak etmiyoruz.Herkes o çok büyük sandığı sorunlarıyla kendi dünyasında bir koşuşturmacaya dalmış,diğer insanlara kapısını kapamış bir halde.

    YanıtlaSil
  20. Böyle insanlara çok üzülüyorum ve çok da kızıyorum neden mi...
    Bir ikinci çocuga bakamıyorsun madem neden ikincisini,üçüncüsünü doguruyorsun...
    Köydede yaşamıyorsun...Şehrin göbegınde bir saglık ocagı bulmaktan yoksunlar...
    Önemlerini almaktan yoksunlar,bu yoksunluk onların içlerinde mi var bilmiyorum...
    Üzülmüyorum değil ama önlemlerini almalarınada kızmadan geçemiyorum...
    Doğurdukları çocukların günahı ne????

    YanıtlaSil
  21. funda;
    Ben de bilemedim :(
    Küçücük oğlana ''moda'' kelimesini kullandım hatta..
    Sevgiler...

    khaos;
    Katılıyorum. Rastgele bir dağıtım olduğu kesin.Değiştirebilme şansı çok düşük üstelik.
    Bize kalanlar konusunda çok haklısın khaos.
    Sevgiler...

    Evren;
    Yaşadığın bu olayı paylaştığın için teşekkür ederim.
    Gerçekten çok benzer bir olaymış. Ve buna şahit olmak, o bakışları, eziklikleri duyumsamak insanı anlatılmaz kötü yapıyor, sarsıyor :(
    Sevgilerimle...

    alizafersapci;
    Aynen öyle, katılıyorum size.Bizler tek başımıza nereye kadar elimizi uzatabilir, daha doğrusu sorunu kökünden temizleyebilirz ki?
    Değerli sözleriniz için teşekkür ederim..
    Sevgilerimle...

    aysema;
    ''Doğurun!'' demekle olmuyor tabii. Bu örnekleri hiç mi görmedi bu adamlar sahi? Sonu nereye varacak?
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  22. Belgin;
    Keşke öyle bir imkanımız olabilse.Herkes tamamen eşit şartlara kavuşabilse.
    Bu gittikçe daha da zorlaşıyor farkındaysan Belginciğim.
    Sevgilerimle..

    Parpali;
    Hem de ne üzülmek.İnsanın içi yanıyor.
    Ve maalesef sırf üzerinden para kazanmak için çocuk dünyaya getirenler de var Parpalicim.
    Dünyaya gelen çocuğun yazgısı oluyor bu bence. Ama değiştirme konusunda çabalamasına bağlı.O da nereye kadar?

    Pyromancy;
    Tabii ki öyle pyrocuğum.
    Afrika'da bir lokma ekmek için yalvaran bir eri bir kemik çocukla Buckingham Sarayı'nda doğan bir veliahtın yazgısı hiç bir olabilir mi?
    Doğum kontrolü konusunda haklısın. Kötü şartların ortasında dünyaya getirilen bir bebeği ve sonunu hiç düşünmüyor kimse..
    sevgilerimle..

    pabuç;
    Çocuklarını kullananlar daha mı çoğaldı nedir gerçekten? Ben de nefret ediyorum.''İnsanlık dışı''demekten bile öte..
    O çocukların yiyecekleri bir lokma ekmeği onların sırtından kazanmaya kimsenin hakkı yok.
    Çok güzel bu sözün canım.Bir parça kuru ekmek için değil mi?

    YanıtlaSil
  23. Genelde yurtdışıyla kıyaslama yapmayı pek sevmem ama bu sefer biraz mecbur kaldım sanki. Biz millet olarak gerçek anlamda çok aç değiliz. Modern diye geçinen birçok ülkede, açlıktan sokakta ölen insan sayısı çok fazla. Bizde genelde aile desteği olduğundan (gerçi biz de ruhsuz modernleşmeye doğru kaymaya başladık ya) açlıktan ölenler nadir. Bizim için açlık; özlediğimiz, alıştığımız doyumu tadamadığımızda başlar.
    Ne zaman alışılmış doyumda açlık çeksem, nerede hata yaptığımı düşünürüm. Bu anlar, neyin gerekli ve neyin gereksiz olduğunu kavramaya başladığım zamanlardır.
    Şimdi yazacağımla ilgili ne zaman konuşsam, insanların suratı değişir. Yani, satıştaki ürünlere zam yapıldığı andan itibaren istisnasız itiraz eden bu toplum, neden maaşlarına yapılan zamlara pozitif itiraz etmez? Pozitif itiraz, zam yapılmasının gerekli olup olmadığı, ya da fazla yapılmış olduğuyla ilgili. Ekonomi uzmanı değilim ama maaşa zam yaptıkça, ürüne zam baskısını da bilirim. Konu çok uzadı :) Ayrıca hiç kimseyle de tartışmak istemem. Amacım olumsuz kargaşa çıkarmak değil, aksine sakin havayı yakalamaktır.
    Kısaca, her konumda şükretmeyi bilmelidir insan. Onun mücadelesi, bulunduğu yerden silkelenme çabasıdır.

    YanıtlaSil
  24. Off yaaa çok ciddi konu ama,yakında
    enflasyon geliyor deniyor ama....

    dimi ablacığım dimi :Pppp

    Sevgilerrr

    YanıtlaSil
  25. Hayalbemol;
    Yazdıklarına hak vermemek elde değil Emre. Millet olarak diğer ülkelerle kıyaslandığımızda çok aç olmadığımız doğru. Ülkemiz cennet gibi. Değerlendirip tüm ulusca refah içinde yaşamak için her türlü kaynak mevcut. Bunun neden gerçekleşmediği ayrı bir tartışma konusu aslında.
    Şükretmeyi bilme konusunda da hemfikirim seninle.

    ayşegül;
    Üzüldün mü okuduklarına canım?
    Enflesyon mu geliyormuş, çok mu yakındaymış? Kim demiş, ben duymadım. Duysam da inanmam ki :)
    Sevgiler canım...

    YanıtlaSil
  26. sufi;
    Sevgili sufim, portre iç açıcı değil tabii. Hatta çok daha kötü durumda olanların sayıları küçümsenmeyecek ölçüde. en aza indirgemek için birtakım önlemlere ihtiyaç olduğunu düşünmekteyi.
    ''Bilgelik'' dedin ya, bir fıçının içinde yaşayıp hayatı sorgulayan Diyojen'i getirdin aklıma, sevgilerimle...

    dusunenbalik;
    Yazgı olduğundan çok eminsin.Dünyaya geliş şartları bakımından kesin, evet.

    Asuman Yelen ;
    Durumu çok güzel özetlemişsin Asucuğum. Sözünün üstüne koyacak söz bulamadım.

    Ben de bu güzel yorumun için teşekkür ederim. Sevgiler...

    VodviL;
    O sırttaki bebeğin öyle bir hayatın içine doğması elbette ki ''kötü şans'' Vodvil. Hem de çok kötü..

    Arzu Breda ;
    Canım, izlediğin açık oturum, konusu ve çıkardığın sonuçlar gayet güzel. Oradaki ana tema sana mantıklı gelmemiş. Onda da haklısın. Allah'ı aldatma konusunda da.
    Sonuçta izlediğin tartışmayı bizlere mantık süzgecinden geçirip tek tek açıklamışsın. Ama bunu genellemememiz gerekiyor bence. Bu şekilde düşünüp Allah'ı kandırmaya kalkan kaç kişi vardır ki?

    Canım Arzucuğum, bir de şöyle düşün: Seçme şansımız olsaydı dünyaya gelirken hangimiz o kadının sırtındaki bebek olmak isterdik. Ve sonrasında gelecek yaşamı ne yaparsak yapalım fazla değiştiremeyeceğimizi bilmeyi,kabullenmeyi.
    İmanın altı şartı içinde''Kadere hayır ve şerrin yalnız Allah'tan geldiğine inanmak'' vardır.
    Ben ''yazgı'' dır diyorum,kapıma gelen bu üç insanın yazgıları bu şekilde olduğu için üzülüyorum Arzucuğum.
    Senin Buna yazgı diyenler, bizleri, bu durumda olanları kandırmak, buna razı etmek için uydurdukları, kendi varlıklarının bir zarar görmesini önlemek, dolayısıyla bizleri daha iyi sömürerek, zenginliklerini ve üzerimizdeki egemenliklerinin sona ermesini önlemek gayesiyle söyledikleri koca bir yalandan başka bir şey değildir. şeklindeki söylemini ölçtüm biçtim bu zavallılara giydiremedim ne yazık ki. Olmadı,uymadı Arzucuğum:(

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  27. UykusuZ ;
    Benim düşüncem de aynıdır sizinle.
    Herkesin bir yazgısı vardır.Seçme şansımız yoktur. Ve bazıları gerçekten çok şanslıdır.

    Dalgaları Aşmak ;
    Özellikle çocuklarınki, evet. Ne yaparlarsa yapsınlar değişemeyecek olan bir yazgı. Anneninki kısmen değiştirilebilir olsa da cahillik ya da başka nedenlerden öyle sürüyor.
    "çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün
    ömür boyu harcanmak için..."

    Bu sözler olağaüstü gerçekten.
    Paylaşım için teşekkür ediyorum..

    Justice;
    Takıldığın yer üzüntü ve şaşkınlıkla söylendi sevgili Justice. ama çocuğa çare oldu gerçekten.
    Çok teşekkür ediyorum.Sevgiyle..

    Tibet'in annesi ;
    Tam kişiliğinin oluştuğu yaşlarda hayatı öyle sanacak ve kabul edecek, aynen öyle.Değiştirebileceğine ihtimal bile vermeyecek belki ve annesinden gördüklerini uygulacak.
    Umarım yazgısı bu türden kötü olanların tümü için değiştirilebilinir hale gelsin bu hayat...

    YanıtlaSil
  28. gerçekten halimize şükrettiren ve yaşama gayemizi bir kez daha düşünmemimizi hatırlatan bir yazı!
    teşekkürler.
    hiçbirimiz kim olacağımızı seçmedik. ama sonrasında kim olacağımızı nereye gideceğimize karar verme gücüne sahibiz.
    onlar yardıma muhtaç ve bizde yardım edibilecek konumdaysak görevimizi yapmalıyız imkanlar ölçüsünde. sağımıza solumuza bakmadan biz yapmalıyız.
    umarım yaşamın hakkını verebiliriz.

    YanıtlaSil
  29. cnm nasılıcten yazmıssın gercekten allaha cok sukurr...senın asil davranısını da takdir ettim.helal olsun

    YanıtlaSil
  30. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  31. Hangi Çocuk doğduğunda dilenmeyi biliyor ki; bizler öğretiyoruz. Kirletiyoruz çocukları. Tüm yaşamlarınca sürecek yaralarını biz yetişkinler açıyoruz ruhlarına.
    Evet, yoksulluk yazgıdır ama çalışmama ve dürüst olmama erdemsizliklerini de öğretenler yine bizleriz.
    İnsanın insan olmadığı, insanca yaşamadığı, yaşatılmadığı bir toplumda emeğin kutsallığına ve onun getirisine nasıl inansın ki..
    Öyleyse onun günahı benim ...
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  32. Bir de Emrah askere gidiyor. Belki bilmek istersin. Aslında bu yazının içinde ve sorduğun sorularında Emrah ın hikayesi var. Bir dinleyebilsen. Ve cevap da onun hikayesinde saklı...

    YanıtlaSil
  33. Esmir;
    Yaşadığım ve yazdığım bu olay karşısında senin de aynı hislere kapılacağından eminim.
    Bütün insanlar maddi manevi her türlü sorundan uzak ve mutlu olabilselerdi.Gönül böyle istiyor, evet.Ama öyle zor ki bu..
    Güzel sözlerin ve dileklerin için teşekkür ediyor,ben de sana sevinçli ve mutlu günler diliyorum.

    Sevgilerimle...

    Banu ALBAYRAK;
    Çok haklısın, görüp karşılaştığımız zaman aklımıza geliyor çoğumuzun.Ve üzülmememiz elde değil. ''Ben nasılsa iyi şartlardayım, banane'' şeklinde bir vurdumduymazlık sarmış herkesi. Oysaki yapılabilecek bir şeyler mutlaka var.

    Elif..den;
    Kızmakta haklısın ama onların dünyası, atalarından gördüğü o şekilde ilerliyor, düşünemiyorlar.Cahillik yaşamlarının her alanında.Sağlık ocakları var ama kendiliklerinden gitmek akıllarına gelmiyor. Sağlık ocakları onların ayaklarına gitse (ki bir ara yapılıyordu galiba) belki.Zaten akılları olsa doğururlar mıydı?

    komançi;
    Hayatın bu tür gerçekleriyle her an iç içeyiz ama ancak yüzyüze gelince aklımıza geliyor değil mi?
    Sonrası için karar verme gücüne sahibiz, haklısın. Ama yine de içinde bulunduğumuz şartlara göre gerçekleşecektir bu. Şimdi yazıdaki küçük oğlan sonrası için en fazla ne yapabilir ki?
    Söylediğin şekilde bu insanlara elimizden geldiğince yardım ediyor, geri çevirmiyor, hatta kendimiz de arayıp bulup yardım ediyoruz ama, tek tek nereye kadar?

    Ziyaret ve paylaşımın için ben teşekkür ediyorum komançi..

    Ozge Sipahioğlu;
    Olay öncelikle Allah'a şükretmemiz gerektiğini anımsatıyor değil mi canım? Sen olsan da aynı duygular içine girerdin, eminim..
    Ayrıca bir kez daha geçmiş olsun diliyorum sevgili Özge..

    Ali İkizkaya;
    Her çocuk, her bebek doğduğunda aynıdır. Günahsız, masum, sevgiye ilgiye muhtaç. Daha sonrası topluma ait.Bireyi olduğumuz toplumda böyle gerçeklere yüz çeviriyor, onları yok sayıyorsak da elbette günahı bizim.
    Her ne kadar siz büyük bir duyarlılıkla tek başına üstlenmiş olsanız bile..
    Çok doğru sözler sarfetmişsiniz Ali Bey.

    Emrah'ın hikayesini okumaya geliyorum hemen. Bu ara o kadar yoğunum ki kendi bloguma bile zor yetişiyorum. Kısa postlara bakabildim en çok. Kusuruma bakmayın lütfen, olur mu?

    Sevgiyle kalın..

    YanıtlaSil
  34. takip edeceğim güzel bir blog daha oldu !
    kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  35. Çok teşekkür ederim.
    Ben de sizi takip edeceğim..
    Sevgiyle kalın..

    YanıtlaSil
  36. her ne kadar terazinin dengesizliğini kavramış olsakta, sadece teraziyle bitmiyor bu düzen :((
    altındaki sosyo ekonomik farklar- yaşam şekli olarak kabul edinilmiş yaptırımlarda var...
    sağduyusuzluk- mantıksızlık da eklenince kalitesiz aile ve çocuk eğitimiyle uzayıp gidiyor bu çerçevedeki resimler :(((((((

    YanıtlaSil
  37. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  38. Çok haklısın canım.
    Terazinin dengesizliğini çok iyi bilenlerdeniz. Fakat bu dengeyi görmek istemeyenlerin sürdürdüğü yönetimler ve düzen karşısında aciz kalıyoruz.
    Yetmiyor, yetemiyoruz :(

    YanıtlaSil
  39. öyle genel(fazla) bir hikayeyi öyle güzel dile getirmişsin ki...bunun için çok teşekkürler...
    Yazgı...Hakkımızda yazılanın bazen yüzümüzdeki bizi çirkinleştiren bir sivilcenin bile moralimizi bozuşuna sebep ve buna katlanıyamayışımız....değil elbet...

    ÇOK YERİNDE güzel bir soru olağan gün temposundaki insanoğluna...
    Bu yazgı mı?

    Teşekkürler sevgiler...takipçinizim bundan sonra;)

    YanıtlaSil
  40. Sevgili Palyözi;
    Söylediğin gibi bu çok sıradan bir olay. Fakat yaşattığı duygular hiç sıradan değildi, çarptı geçti neredeyse.
    Şaşırmak, ne yapabileceğini düşünmek, şükretmek şeklinde karma duygular yaşandı..Hayat sorgulandı en yoğun..

    Çok teşekkür ediyorum. Blogunuz ve yazılarınız çok güzel. Ben de sizi takip edeceğim ;)
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  41. içim acıdı okurken. aslında çok şanslıyız sahip olduğumuz şeyler çok fazla ama kıymet bilmiyoruz.hiç bir çocuk bir şeylerden mahrum büyümemeli.içinde kalmamalı. çocuklar için çalışan derneklerin, vakıfların sayısı artmalı bence.

    YanıtlaSil
  42. Hanzolukla suçlayın isterseniz ama üzülmedim. Gerçekten üzülmedim, çünkü çok iyi biliyorum hepsi de benden zengin. Polis her yakaladığında üzerlerinden binlerce lira para çıkıyor. Hatta dilenmesin diye iş teklif edenlere küfürler savuruyorlar, saldırıyorlar. Gerçekten gördüm bunları. Çocuğa acıdığınızı farkettiği için onun üzerinden edebiyat parçalamış belli ki...
    Bazıları da dileni kazanıyor parayı akşam kocasına veriyor o da içki parası yapıyor.
    Çok gördüm bunları o yüzden artık hiç bir dilenciye acımıyorum..
    Dilenerek para kazanan insanların evinde her gün rakı balık ya da mangal eksik olmazdı. Ben senede bir kere zor yapıyorum öyle bir ziyafeti. Olaya birde bu yönden bakalım... Ben onlardan daha fakirim...

    YanıtlaSil
  43. Peki öyle olsun..
    Hanzolukla falan suçlamam kesinlikle. Ne alakası var? Herkesin düşüncesine saygım var.
    Tıpkı senin dediğin gibi olanlar, hatta triplekslerde yaşayanları bile var.Bunları ispatlayıp haber yapıyorlar zaten.

    Benim burada esas değinmek istediğim ''Yazgı'' konusu idi, iyi düşünürsen.
    Sen de o kadının sırtındaki bebek olarak dünyaya gelebilirdin örneğin.

    YanıtlaSil