2009/11/02

Bilmek, Ama Söylememek

Gün gibi açık bazı gerçekler vardır hayatımızda. O kadar eminizdir ki söz konusu gerçek bütün detaylarıyla beynimizin kıvrımlarına yerleşmiştir.

Üstelik her an tüm çıplaklığıyla gözümüzün önündedir ve orada sanki bir film şeridi gibi beklemektedir. Aklımıza geldiğinde vücudumuzun her zerresinde patlar adeta ve sarsar bizi.

Peki sadece bilinçte mi kalmalıdır bu? Bildiğimiz doğruyu düşünceye ve oradan da kelimelere döküp bir anlamda eyleme dönüştürmüyorsak eksilmez miyiz?
Bu türden bir varoluşu sorgulamıyorsak, hiç taviz vermeden, tutarlı, emin bir duruşla ve yaklaşımla, gereken itiraz ve eleştirilerle
''değiştirmeye'' yönelmiyorsak kendimize saygıdan bahsedilebilir miyiz ?

Ütopya olduğunu sanmak, bize dayatılanı kabullenmiş görünmek niye?


Bile bile üstelik...

Yoksa Attila İlhan'ın dediği gibi mi?


''Bir yerde vahim bir hata yapılmıştır.
Ne söylemeye dilim varır,
Ne düzeltmeye gücüm yeter.
Meyus bir papağan gibi
Söylenir dururum kendi kendime.''


*meyus:  Üzgün,karamsar

31 yorum:

  1. belki de bu gerçekleri sadece hatırlamamız gerekiyordur. sadece hatırlamamız. bunun için ordadır sürekli. bir eyleme geçmemize engel olmak için hatırlıyor bile olabiliriz. vucudun kendi kendine gösterdiği bir savunma mekanizması bile olabilir bu.

    YanıtlaSil
  2. Ütopya olduğunu zannettiğimiz o kadar çok şey var ki sevgili Zeugma.
    Gerçeği olduğu gibi ortaya çıkarmak,kanıtlarıyla gözler önüne sermek.İşte adaletin temeli...

    Kimse kimseye bir şey dayatmasın ve kimse de doğru bildiğinden şaşmasın derim ben.
    Attila İlhan gibi bir ustanın burada mecazi konuştuğu inancındayım ayrıca.

    Bu yazından affedilmez bir hata yapmış birine susmakla susmamak arasında kalmış olduğunu anladım.
    Olay çok büyük boyutta değilse susma bence ve aptal zannedilme.

    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
  3. Ben haksızlığa gelemeyenlerdenim.Çok konuşmam ama susmamda, yer ve zaman meselesi;)

    Susarak insan hayatında daha az sorun çıkacağını düşünür, evet belkide haklıdır ama unutulan bir şey yok mu bu durumda...
    Beni ben yapan doğruları sölemiyor isem ben, ben olamamki...

    YanıtlaSil
  4. Papağanlar kendi kendilerine söylenmez, sadece onları kafese koyanların dediklerini tekrarlar dururlar. Onların kendi düşünceleri, kendi kelimeleri yoktur. Ve sadece kendilerine uzatilanı yerler.
    Hepimiz kendi yarattığımız görünmez kafeslerimizin içinde, Ortalıkta herkesin söylediğinden farklı bir şey
    söylemeye korkarak, söyleneni de duymamazlıktan gelerek dertli- dertsiz, güzel başlarımız ellerimizin arasında yaşayıp gidiyoruz be Zeugmacım. Usta "meyus papağan" benzetmasini boşuna yapmadı her halde. Evet hepimizin meyus olduğu bir gerçek...Ötesini de bir durup düşünmek lazım...

    YanıtlaSil
  5. varoluşumuzu her zaman sorgulamayız ve bizce yeri geldiğinde haykırmayı öğrenmeliyiz..

    sevgiyle...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Zeugma,

    Toplum olarak en çok yaptığımız bir olumsuzluğu vurgulamış yazın ve Attila İlhan'ın şiirinden aldığın bölüm.

    Evet bizler söylemeyi değil de SÖYLENMEYİ seven bir toplumuz.

    Söylenmek kolay. Sokakta, otobüste, kahvede, komşuda kısaca her yerde bol bol söyleniyoruz. Çok da doğru saptamalarımız olabiliyor.Haksızlıkları, yanlışlıkları birbirimize anlatıp duruyoruz.

    Ancak sıra, onların düzeltilmesi için yetkililere iletmeye gelince lal oluyoruz.
    Nasrettin Hoca'nın fil öyküsünde olduğu gibi söylenenleri arkanızda ya da yanınızda bulamıyorsunuz. Sizin söylemeniz de yeterli olmuyor.

    Keşke birlikte söyleyebilsek...

    YanıtlaSil
  7. zeugma,
    resim güzel,
    yazı güzel..
    daha ne denilebilir ki allasen..
    harika..

    bana da kalır ancaki
    durup kendi kendime soylenmek.. :)

    sevgiler..

    YanıtlaSil
  8. Kibar ve nazik arkadaşım herzamanki gibi duyarlı bir konuya değinmişsin evet susmak mı konuşmak mı? bu çok önemli yada nerde susup nerde konuşmak bu susmaların nedeni birilerinden birşeylerden yada kendimizden korkmak mı?Yada konuştuğumuzda herzaman yalnız kaldığımızı görmek mi? çık işin içinden :)) tüm sevgilerimle

    YanıtlaSil
  9. Merhaba Canımın içi;

    Hiç bir zaman yapamayacağım bir şeydir, aklımdan geçenleri, doğru bildiklerimi seslendirip, ileri sürmemek..

    Bu konuda, en dikkat çeken yer, senin şu satırlarında belirttiğin düşünce yöntemi..
    "(...) hiç taviz vermeden, tutarlı, emin bir duruşla ve yaklaşımla, gereken itiraz ve eleştirilerle değiştirmeye yönelmiyorsak kendimize saygıdan bahsedilebilir miyiz ?

    Eğer doğru bildiklerimizi söyleyip, sorgulamıyorsak, nasıl emin olabiliriz doğru bilip, doğru düşündüğümüzden..?
    Hangi terazide tartıp, hangi laboratuarda test ederiz, bu doğrularımızı ifade edip, sorgulamazsak..
    Doğrularımızı ancak, gelecek olumlu veya olumsuz fikir ve düşüncelerle test edebiliriz..

    Söylenmemiş bir söz ve düşünceyi nasıl doğru kabul edebiliriz.?
    Bir düşüncenin kesin olarak kabul edilebilmesi için, mutlaka çeşitli eleştiri süzgecinden geçmesi gerekir..
    Daha önce böyle bir testten geçip doğruluğu kabul edilmiş bir düşünce ise, bilip de söylemememiz daha da vahimdir bence..
    Böyle doğru olan bir fikirden, başkasının da yararlanmasını sağlamamız gerekir..
    Aksi halde, pintilik yapıp fikirlerimizi ölünceye kadar kendimizde saklamak, en büyük bencilliktir..
    Para, mal-mülk olsa, hadi diyelim birilerine miras kalacak ve onlar faydalanacak..
    Ama, fikir düşüncelerimiz, topluma sunulmadığı takdirde, bizlerle birlikte yok olup gidecektir..

    Çok sevdiğim Attila İlhan'ın da bundan şikayetçi olduğu, söylemek isteyip de, bir türlü söyleyemediği, dizelerine yansımış..
    Bu dizelerden de, bu durumdan pişman ve şikayetçi olduğunu anlıyoruz..

    Yine, üzerinde çok söz söylenebilecek bir konu seçmişsin Zeugmacım..
    Bayılırım böyle konuları test etmeye..
    Düşüncelere özgürlük..
    Fikirlere "açılım"..


    Öpüyorum canımın içi..
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  10. Söylemeli miyim söylememeliyim diye kendi içimizde bir ambivalans yaşıyoruz çoğu zaman ama mutlaka herşeyin açıklığa kavuştuğu bir zaman oluyor.Her zaman..Ve sen beklediğin o süre içinde sandığından daha güçlü oluyorsun :)

    YanıtlaSil
  11. Bir elin sesi yok ya Zeugmacım.Elele olmamamız sokağa çıkmamamız için de üretiliyor bunca virüs bunca sebep .Sorgulayacağımız günler pek yakında.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Zeugma susmamalı konuşmalıyız.Sus sus nereye kadar haklı olduğumuz konuda fikirlerimizi söylemeli paylaşmalıyız ki artık uyanalım.Bu kadar suskunluk yeter.

    Güzellikler sizinle olsun sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
  13. aklıma kötü kötü şeyler geldi lan böyle varoluşçu bir yazıdan bile kötü şey çıkardım hohoh, gün gibi ortada cıscıbıl gerçekler, şamşam şakıyor, sorgulayım ben bunu neden çırılçıplak dikiliyor karşımda?? tamam tamam sevgili psikolog blogger duygu hanım bana kötü bakışlar atmadan vınnss. sen bakmazsın dimi patım hoş gör sen aldırma koyver gitsin ardına :))

    YanıtlaSil
  14. aslında bu içime kapanuk halımle bile içimde tuttugum karsımdaki hakkındaki düşüncelerimi bu gün söylemesem bile myhakkak zamanla sözylerim..İçim dışım birdir..Bazen bu yüzden karsımdakini üzerim ya da o beni üzer ama ben yinede içimde hiç bir doğruyu,ya da yanlışı saklayamam..

    YanıtlaSil
  15. Hani bir fıkra vardır. Biliyorsundur sen de muhtemelen;

    Adamın, karşı komşusuna borcu varmış ama ödeyemiyormuş, bu nedenle de bir türlü uyku girmiyormuş gözüne. Sabahlara kadar dolanıp dururmuş evde. Sonunda karısı sinirlenmiş. Adam demiş, "ne gezinip duruyorsun gecenin bu saatinde de beni de uyutmuyorsun?" "Ahmet bey'e borcumu ödeyemiyorum bunu da ona nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, bu yüzden uykum kaçıyor."
    Kadın gecenin o saatince açmış pencereyi" Ahmet Bey huuu!" demiş. Ahmet Bey uyanıp pencereyi açıp "ne var ne oluyor gecenin bu saatinde" deyince, kadın "kocamın sana borcu varmış" "Eee" demiş Ahmet Bey " Hah! işte o borcunu ödemeyecek" demiş ve kapatmış pencereyi. Sonra kocasına dönmüş, "Hadi gel yatağına yat. Artık o düşünüp dursun" demiş.

    Biz de şu eteklerimdeki taşları döksek,üzüldüğümüz rencide olduğumuz her ne varsa, söylesek tepkimizi koysak ta, ne olacaksa olsa artık diyorum.

    Sevgiler canım

    YanıtlaSil
  16. Attila İlhan'ın dediği gibi..

    YanıtlaSil
  17. merhabalar ablacım, kusura bakma yazamıyorum siteye de sitene de :(( gene de ara ara girince yazdıklarınla dile geliyorum sanki..özellikle daha kötü olacağını bildiğin durumlarda susmak zorunda kalmak ve bu nedenle de eleştirilen taraf olmak nedir çok yaşadım.."konuşsam tesiri yok; sussam gönül razı değil..." insanı da strese sokan, kendi kendini bitiren durum bunlar galiba ablacım...

    ellerine sağlık
    sevgilerle...

    brk

    YanıtlaSil
  18. bilmeden konuşmak ve bilirken konuşmamak hangisi daha kötü karar veremedim ama susmak niye onu da anlamadım.

    YanıtlaSil
  19. Zeugma hanımcım, gün gibi gerçekler var ziya, vicdan da var be

    YanıtlaSil
  20. böyle başlamaz mı zaten Zeugmacım... önce akla düşer, sonra dile, sonra eyleme dönüşür. Bence herkes sorgulamaya ve sorguladıklarını paylaşmaya başladı artık. İnsanlar kendilerini dinlemeye başladılar, gördüklerini, bildiklerini tartmaya başladılar ve yavaş yavaş eyleme geçecekler.
    Çoğu insanla aynı paydada buluşulması bir tesadüf olamaz diye düşünüyorum...

    YanıtlaSil
  21. Tercih meselesi tabi. Ben yazarken ilk aklıma gelen kelimeleri kullandıgımdan accık küfür çıkıyor sanırım.
    Ama seninki de küfürsüz-doğal.
    Sevdim ben:)

    YanıtlaSil
  22. Tebrikler canım, günü blogu olmuşsun.Tebrik ediyorum, çok mutlu oldum,çok sevindim canım..Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  23. Çoktan hakketmişti blogun,tekrar tebrik ederim.Kendine iyi bak.. İyi geceler.

    YanıtlaSil
  24. Ben bildiklerimi fazlaca söyleyenlerdenim bazı zamanlar çok negatif dönüşler aldım bu yüzden fazla da söylememek lazım mı acaba diyorum bazen????

    YanıtlaSil
  25. Mehbupcuğum, çok teşekkür ederim ilgin,zahmetin ve güzel sözlerin için..
    Keşke çıkmasaydın Bloxoo'dan ...

    Sen de kendine çok iyi bak canım..
    Tekrar teşekkür ederim..
    İyi geceler..

    YanıtlaSil
  26. Söylesem tesiri yok sussam gönlüm razı değil der gibi...

    YanıtlaSil
  27. bildiği ve düşündüğünü söyleyen biri oldum hep ama bazen öyle bir zarar veriyor ki bu sana...neden mi çünkü bu toplum söyleyeni sevmez,özel hayatında belki biraz daha rahat ve iyi bir durum bu ama iş hayatındaysa eğer, söylemek korkusuz ve çok güçlü olmak demek oluyor...her şeyi göze alarak söylenmek de çok kolay olmayabiliyor bazen..malesef zeugmacım.. :(

    YanıtlaSil
  28. stickman;
    Bu tespitin sanırım yazıyı okuduktan hemen sonra aklına geldi.İlginç aslında. Kimileri için öyle olabilir gerçekten.

    Justice;
    Ütopya olmadığını zannetmiyor,biliyoruz.Sanırım biraz cesaret bunu çözecek Justice.

    Kişisel bir olay da var çok kafamı taktığım ve bu durumu kapsayan, haklısın.Olay büyük boyutta değil o kadar. Ama ben susup aptal zannedilmekten hiç hoşlanmıyorum.
    Sevgiyle kal..

    Düşlerimin Gerçeği;
    Sustukça daha çok yükleniyorlar insana ve inandığımızı zannediyorlar.Bu toplum olarak yaşadığımız her sıkıntıda devrede.
    Ve bunu bildikçe yükleniyor başımızdakiler..

    Asuman Yelen;
    Görünmez kafeslerimiz içinde meyus papağanlardan hiç farkımız yok gerçekten Asucuğum.Her şeyin farkındayız, fakat ''Neden ben?'' korkusunu atıp birlik olmadıkça, eyleme dönüşmedikçe ''ötesi'' sadece korkunç karanlıklara çıkıyor..

    Dalgaları Aşmak;
    Aynı fikirdeyim. Bu yazıyı zaten genel hatlarıyla, yani toparlayarak yazdım ki özünde yaşamımızda yer alan bireysel ya da toplumsal her türlü kötü varoluş sorgulanabilip değiştirilebilsin kaynaklıydı.

    Sevgiyle...

    aysema;
    Sevgili Öğretmenim,
    Attila İlhan'ın bu şiiri benim de aklıma halkımızın özellikle şu son dönemde içinde bulunduğu hali getiriyor.
    Birlikte söyleyebilip o kötü varoluşu değiştirebilmek bu kadar zor olmasa gerek..

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  29. khaos;
    Meyus bir papağan gibi demek oluyor ama bu :)
    Bence öyle değilsin..

    Beğenin için teşekkür ediyorum.
    Sevgiler..

    şirinem;
    Teşekkürler ama şu avatarından bile senin ne kadar kibar ve nazik olduğun anlaşılıyor şirinem :)
    Yazıyı okuyunca işin içinden çıkamadın demek.
    Konuştuğumuzda her zaman yalnız kalmayız bence. Yeter ki davamızda haklı olalım. Bak o zaman sesimize nasıl ses eklenip kocaman çığlıklara dönüşecek ve yerine ulaşacak..

    Arzu Breda;
    Konuyu beğenip öylesine güzel test etmişsin ki bana söyleyecek fazla şey kalmamış Arzucuğum.
    Ben de çok fazla emin olduğumuz ve bizi rahatsız eden gerçeklerin haykırılması gerektiği inancındayım gördüğün gibi..
    Yeter ki ''bilerek'' koyun rolü oynamayalım..
    Ben de öpüyorum.
    Sevgilerimle..

    Pyromancy;
    Evet, haklısın.Buna hemen karar verilemiyor.Ama ipin ucu bir çözülmeye başladı mı dönüşü yok.
    İçinde ne var ne yok ortaya çıkıyor. Ve genelde başarılı olunuyor.
    Karar verip başlama cesareti gösterene kadar..

    sufi;
    Kendi başımıza bir ''hiç''iz suficiğim, haklısın.
    Sokağa dökülmek için o kadar çok virüs oluştu ve hızla üredi ki kaçınılmaz oldu ve bence deçok yakında..

    Evimin İncileri Belgin;
    Haklıyken susmak kadar korkunç bir şey yok sevgili Belgin.
    Çok fazla sustuk gerçekten.
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  30. Siminya;
    Buraya ne zaman gelsen böyle derin mevzularla karşılaşıyor ve vınlıyorsun Siminim :)
    Kusura bakma , mizah ağırlıklı karşılayamadık seni :P
    Hem korkma, Duygu asla kızmaz..

    Mixx;
    Bence de böyle olunmalıdır.
    Ama karşındakinin içi dışı bir değilse o zaman çabalamaktan yorgun düşüyor ve kahroluyor insan.

    Çınar;
    Bu fıkrayı bilmiyordum gerçekten.
    Kadının bulduğu çözüm güzelmiş ama eşi onun sandığı gibi rahatlayabildi mi acaba?
    ''Ne olacaksa olsun artık'' demeler çoğaldı bugünlerde Çınarcığım. Demek ki az kaldı aydınlığa çıkmaya..

    Sevgilerimle..

    İ.x.İ.r;
    Aynen özetliyor değil mi içinde bulunduğumuz toplumsal durumu özellikle..

    Arka Sıra HANEDANI;
    Ben sizin kusurunuza bakar mıyım hiç Burakcım? Okullarınız açıldı,yoğun ders günleri başladı, biliyorum.
    ''Özellikle daha kötü olacağını bildiğin durumlarda susmak zorunda kalmak ve bu nedenle de eleştirilen taraf olmak nedir çok yaşadım..''
    Bak bu çok yaşanan bir durum. Hak etmediğin halde eleştirilen taraf olup suçlu konumuna düşmek niye? ''Dinsizin hakkından imansız gelir'' demeli ve vazgeçmemelidir bence.
    Onca yoğunlukta yaptığın ziyaretin için teşekkür ederim Burakcığım...

    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  31. Karakutu;
    ''Haklı olduğumuzdan emin olduğumuz hallerde'' haykırmak..
    İşte bu..
    Susmak yok..Asla..

    UykusuZ;
    Gün gibi gerçekleri hep o vicdanın yüzünden yok sayıp kendini mahvettiğini biliyorum UykusuZ Beycim :(

    Tibet'in annesi;
    Öyle başlar tabii ki Sibelciğim.Ve ortak paydalarda birleşmeler başladı zaten. Çünkü bu defa karşılaşılan gerçek çok vahim..
    Evrende karşılaşılan hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşünüyorum ben de..

    Sevgili E ;
    Küfürü hak eden o kadar çok durum ve insan var ki..Özellikle bugünlerde. Küfürlü olunca da doğal olabiliyor dolayısıyla :) Azıcık ;)
    Ben de senin yazdıklarını sevdim.

    simla;
    Negatif dönüşüm almak kaçınılmaz.Bunu göze almak gerekiyor sevgili simla.
    Sonuca değer çünkü..

    ehl-i blog;
    Söyleme tarzına bağlı tabii. Tesirlisini bulmak lazım :)
    Susmaksa hiç olmamalı..

    İlk...
    Sakın değiştirme huyunu bence.Kolay olmayabiliyor ama nasıl alıştıysan öyle gidiyor. Sustukça eziliyorsun.
    Bildiğin halde silik, ezik, kişiliksiz bir ''koyun'' olmak niye? Yeter ki haklı olduğumuzdan emin olalım ..

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil