2010/04/10

Bir Okul Gezisi ve Onura Yolculuk

Karşılığını bulan her sevgi ışıklı bir yolda aydınlanarak ilerlerken, yüreklere sığmayacak kadar büyür ve hatta taşar. Dışarıdan gelebilecek hiçbir faktörle bozulamayacak kadar güçlüdür artık...

Bir anlamda sevginin nirvanasına ulaşmışsınızdır.

Kimi zamansa taraflardan birinin egoları uğruna yaptığı düşüncesiz bir davranış yaşam boyu iz bırakacak kadar güçlüdür...

Bahar aylarına yaklaşıldığında okullarda bir gezi furyasıdır başlar. Genellikle öğretmenler karar verir nereye gidileceğine. Bana sorarsanız bir oylama yapılması ve tüm öğrencilerin fikirlerine de başvurulması gerektiğidir. Fakat dinletemezsiniz. Hayatın her alanında olduğu gibi böyle bir durumda bile ''ayrıcalıklı'' olduğunu zannedenlerin menfaatleri ön plana çıkar. Gezi yapılacak yer her seferinde baskın çıkan birkaç öğretmenin en çok görmek istediği yer neresiyse ona göre şekil alır.

Diyelim ki bunu okullardaki birçok kural gibi ''Böyle gelmiş, böyle gider,'' deyip kabullendiniz. Ha, bir de ''Cennet vatanımızın her köşesi güzeldir. Hiç farketmez,'' diye algılamaya çalıştınız. Fakat bahsedeceğim gezide öğrenci seçimi de yapıldı. Evet, yanlış duymadınız. Gezi için başvuran öğrenciler arasından beş tanesinin gelmesi ''kesinlikle sakıncalı'' bulundu...

Bu beş öğrencinin derslerine ben de giriyordum. Biraz haylazca oldukları doğru idi. Notları da pek güzel sayılmazdı. Fakat özünde o kadar insancıl, o kadar dürüst ve iyi çocuklardı ki! Tek ihtiyaçları yüreklerindeki ışığın ve sevgiye olan ihtiyaçlarının görülmesi gerektiğiydi.
Bunu bulamadıklarında ya da sert bir şekilde uyarıldıklarında agresifleşiyorlardı.

Biraz da haftalık ders saatimin diğer öğretmenlerden fazla olması nedeniyle, bu çocuklarla resmen iyi birer arkadaş olmuştuk. Sadece ''sevildiklerini'' bilmeleri bana karşı davranışlarını kontrollü bir hale getirmelerinde yeterli oluyordu. Dersimde asla gürültü yapmıyor, gerektiği yerde gerektiği kadar konuşuyor, fakat notlarını bir türlü yükseltemiyorlardı.
Bu onlara kızıp sevmemek için bir neden olabilir miydi? Asla değildi. Yapılabilecek hiçbir şey yoktu, ellerinden gelen o kadardı.

Geziye gidecek öğrenciler içinden elendiklerini duyunca beynimden vurulmuşa döndüm. Ne dediysem, ne yaptıysam kar etmedi. Onlarsız bir gezi planı uygulamaya hazırdı, imzadan çıkmıştı.

Gezi günü geldi çattı. Sabah erkenden tüm öğretmen ve öğrenciler yanlarında gezi boyunca atıştıracakları yiyeceklerle gözlerini oğuşturarak otobüsün yanında yerlerini aldılar. Ve otobüsümüz hareket etti.

Gezi başlamıştı...

Okul gezilerini bilirsiniz. On dakikaya kalmadan otobüsün içinde şarkılar, türküler, darbuka eşliğinde koridor ve koltuk aralarında oynamalar, dans etmeler... Benim aklımda ise sürekli, geziden dışlanan o öğrenciler vardı. ''Keşke sildirseydim adımı ve gelmeseydim!'' deyip duruyordum içimden.
Haksızlıktı bu, hiç neşem yoktu.

Bir ara bizi sollayan kırmızı bir minibüs dikkatimi çekti. Biraz önce de sollamıştı. Otobüsün camından dikkatimi verip baktığımda; minibüsün içinde sağ tarafa, bize doğru yığılmış vaziyette bakan on-on beş genç görünüyordu.
''Allahım! Bunlar da kim böyle?'' demeye kalmadan aralarında gülümseyen bazı yüzler gördüm. Ve anladım ki bunlar bizimkiler !
Evet, geziye götürülmeyen o öğrencilerle göz göze gelmiştim.
Karşılıklı el salladık.
Çok sevinmiştim bu duruma. ''İyi yaptınız!'' dercesine elimle işaret verdim.

Anladım ki özel minibüs tutmuşlar ve yanlarına da dışarıdan istedikleri arkadaşlarını çağırarak aynı istikamete bizle birlikte, fakat daha özgür bir gezi yapmaya karar vermişler. Asıl amaç da onca kişinin içinde dışlanmanın ezikliğini, kırılan gururlarını nasıl onardıklarını hepimize göstermek!

Kırmızı minibüs bir süre daha bize eşlik etti. Bazen geri kalıyor, bazen sollayarak ileri geçiyorlardı. Maksat bütün otobüse kendilerini iyice göstermekti.
Yaklaşık yarım saat kadar bu şekilde devam edip, birden hız yaptı ve kayboldular.

Kısa bir süre sonra bir de baktık ki ileride, yolun en sağına parketmiş kırmızı bir minibüs var. Ve gençlerin hepsi aşağı inip tıpkı bir asker gibi ''Hazırol'' vaziyetine geçmiş, bizi bekliyor. Otobüs iyice yaklaştığında da hepsi aynı anda selam durmazlar mı?

Bu kadar mı sevimli olunur, saygıyı hiç elden bırakmadan bu kadar mı ders verilir?
Ben o gün bu çocuklara ve uyguladıkları plana hayran olmuş ve yaptıklarında da en ufak bir kusur bulamamıştım. Olsa olsa eğitimci olduğunu aklına bile getirmeden kendi egoları uğruna gencecik yürekleri yaralayanlara şamar gibi bir cevaptı bu!

Zaten bu mesele ondan sonraki günlerde asla gündeme gelmedi. Belki de ben yokken kızıp eleştirmişlerdi kim bilir?
İşte bu yüzden de hiç unutamadığım okul anılarımdan biri olarak kalmıştır.

Olay kahramanı çocuklar lise biter bitmez esnaf, vb. olup hayata atıldılar. Hala saygıda kusur etmez, ceketlerini düğmeleyip hal hatır sorarlar. Ve tabii ardından da o kırmızı minibüsü hatırlar, ama sadece bakışlarımızla anlatır ve tebessüm ederiz.

32 yorum:

  1. Sadece yutkunarak okudum ve ne yüce,
    ne büyük bir yüreğiniz olduğunu bir kez daha gördüm öğretmenim. Keşke
    bütün egosu olan öğretmenler değil,
    'yanlış genlerle' doğmuş, fotolarında
    gözlerinden eziklik,kin ve ego akan bütün ebeveyinler pededgoji kursuna
    zorunlu alınsa..........SEVgilerrr

    YanıtlaSil
  2. Ahh! canım benim ne güzel insansın sen.
    Gençlik dönemlerini, o yıllarda insanın içinde ne fırtınalar koptuğunu kişiliğin oturması için ne çabalar gösterildiğini ve bazen de toplumda kabul görmeyen yollara sapılabileceğini en azından hırçınlıklar yapılabileceğini ya da başkaldırı şeklinde kendini kabul ettirme yolunun seçileceğini ne yazık ki büyüyünce unutuveriyor birçok insan. Her tür davranış biçiminde, doğuştan gelen karakter yapısı yanında aile ve çevre faktörünün de çok önemi var. Biz büyüklerin hele de öğretmenlerin onlara yaklaşımının, gençlerin ileriki yaşamında nasıl önemli rol oynadığını düşünemiyoruz bazen ne yazık ki.

    O gençlerin yaşamları boyunca, okul arkadaşlarından soyutlanmalarının izlerini taşıyacağını öğretmenlik gibi yüce bir mesleği seçmiş kişilerin anlamamaları ne acı.

    İyi ki, sen ve senin gibi sadece sınıfa girip ders öğretmenin dışında, onların psikolojilerini de önemseyen öğretmenlerimiz var. Teşekkürler öğretmenim.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Zeugma;
    Gözlerim dolarak okudum bu anını.
    Uzun bir zamandır okumakta olduğum yazılarından devamını anlatmasaydın da senin bu olaydaki tavrının aynen böyle olacağını tahmin ederdim.
    Ve ne gariptir ki bugünlere gelmemde en büyük emeği olan tıpkı senin gibi bir öğretmenimdir. Bana öncelikle ''sevmeyi'' ve hayatı öğretmiştir...
    Yüreğindeki güzellikler hiç solmasın..

    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  4. İsterlerse ceketlerini düğmelemesinler.Saygı sevgiyle birlikte gönüllerimize girip yer tutan birşeydir.100 çocuğun gönlünü yaparken gönlünü kırdıklarımızın hesabını iyi tutmak gerek. Her çocuğun duygularının diğer çocuklarla eşdeğerde olabileceğini bilen kişiler gerçek öğretmenlerdir bence, (sen gibi) Zeugmam. sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Zeugmacığım,

    Okul gezisinden yola çıkarak çok güzel bir örnekle sevginin gücünü! bir yandan da eğitimci dahi olsalar, egolarına yenik düşen insanlara karşın çocukların sergiledikleri bu onurlu davranışlarıyla verdikleri harika ders!inanılmaz öğretiler dolu.

    Böyle anlamlı ve düşündüren bir anını bizlerle paylaştığın için çok teşekkürler canım...

    Güzel bir haftasonu dilerim...
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  6. Kazanılması gereken gençlere, sevgi ile yaklaşmayan, herşeyi hastalıklı tozlu belleklere ve dosyalara kazıyan bir toplumun yarasını bu anı hikayesinde çok güzel dile getirip, duygulanmama ve eski günlere uzun bir yolculuk yapmama sebeb oldunuz Sevgili Zeugma .

    İlkokuldan başlayıp, saçma YÖK'e kadar uzanan bu süreçte, cezalandırdığımız çocuklar, nasılsa mapushane okulunda başka eğitimlerle topluma kazandırılıyor?!?!

    Mafya-Tarikat toplumu olmamızın en büyük sebebi,Mustafa Kemal'in çocuk ve genç sevgisinin, SEVGİ'nin unutulması, unutturulmasıdır. İyi ki sen ve benzeri eğitmenlerimiz var. Sevgi dolu yüreğine sağlık.

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  7. Canımın içi Zeugmacığım,

    Sana bu defaki ziyaretimde, bir ayrılık haberi vermek üzere gelmiş bulunuyorum. Her ne kadar blogumda durumu açıklamış olsam da, sana da haber vermeyi kendimi borçlu hissediyorum.

    Bu ayrılığın üzücü yanından çok sevinçli yanının ağır bastığını söyleyeyim de, seni de merakta bırakmayayım.

    Nişanlanıyorum Zeugmacığım.. :)) Ayrılığın nedeni bu..

    Şimdilik bu kadarını söyleyim.. Zaten henüz karar verilme aşaması geçildi ve daha zamanı kararlaştırılmadı..

    Canımın içi, ben seni tanıdığım için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.. Bana gösterdiğin ilgi, alaka ve değer için çok teşekkür ediyorum..

    Bu ayrılığın aramızdaki sevgiyi asla etkilemiyeceğini ve yaşamımız boyu süreceğini biliyorum..

    Seni sevgiyle kucaklıyorum ve yanaklarından öpüyorum..

    Tekrar görüşmek dileğiyle,
    Hoşça kal.. Esen kal.. Sevgiyle kal..

    KUCAK DOLUSU SEVGİLER BIRAKIYORUM..

    YanıtlaSil
  8. Eğitim, çocuğu sevmekle başlıyor değil mi Zeugma,

    Ve insan sevdiğinden çok şey öğreniyor.

    Sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum bu vesileyle.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  9. Hayretler içinde okudum.Ne müthiş bir plan olmuş...
    Bu yaş grubunda daha hassas ve dikkatli olunması gerekirken böyle bir kararın alınmış olması benide üzdü. :(

    YanıtlaSil
  10. Bir çocuk ne kadar yaramaz olsada sürekli onun yaramazlığını vurgulayarak asla biryere varılamaz.
    Tam akisen bu çocuklara sen çok iyisin, çok iyi kalplisin, sen çok iyi bir insan olacaksın demek gereklidir aslında. Her insan şahsına güzel şeylerin söylenmesinden hoşlanır kaldı ki çocuklar daha da etkilenir ve o yönde değişmenin tohumları atılabilir.
    Ne kadar yanlış bir tutum sergilenmiş o yavrulara, nasıl bir akılki bu, nereye varılabilir böyle, nerde kaldı insan kazanmak, nerde kaldi iyiyi güzeli aşılamak doğru yola çekebilmek.
    Bir çocuğu daha iyi, daha olumlu, daha güzel insan yapabilmenin yolu her zaman vardır, büyüdüğünde ancak ümitsiz vakka olabilir insan.

    Eğer Dünyanın hayatın daha güzel bir yer olmasını, daha yaşanılır olmasını istiyorsak en dikkat etmemiz, en elden bırakmamamız gereken şey çocuklardır diye düşünüyorum.
    Yüreğinize sağlık, siz iyi insansınız, iyi insanların kaynağısınız.

    YanıtlaSil
  11. Hababam sınıfıyla büyümüş bir nesiliz biz, malesef zaman değişti artık çocukların içine hababam tohumları serpilmiyor, tarikatçı olmalarından yana bu devlet.
    Çok güzel bir yazı Zeugma

    YanıtlaSil
  12. ayşegül ;
    Ayşegülcüm, beni ''ne yüce, ne büyük bir yürek'' diye nitelediğin için çok teşekkür ederim canım.
    Ama düşünürsen bu olayda ''normal olan'' her insanın benim gibi davranması gerekmiyor mu?
    Ebeveynlere gelince..Bazen hayat öyle şeyler çıkarıyor ki onların karşısına, belki kendilerinden bile vazgeçebiliyorlar. Ve inan ''kin'' değildir senin gördüğün..

    Sevgilerimle...

    Çınar ;
    Ne güzel anlatmışsın böyle bir olay karşısındaki duygu ve düşüncelerini.Asıl sen ne güzel bir bir insansın. Her zaman sevgi dolu ve her şeyin en doğrusu için çabalayan...

    Yazıda da vurguladığım gibi hayatın her alanında sırf kendi çıkarları uğruna baskın gelmeye çalışıp egoları uğruna kimseyi düşünmeden insanlıktan çıkanlar var..Mesleği ve eğitimi ne olursa olsun..

    Bunları yazan yüreğine ben teşekkür ediyorum Çınarcım..

    Sevgilerimle..

    Justice ;
    Bazen tek bir öğretmen tüm yaşamının şekil almasında tek faktör olabilecek kadar önemli ve etkilidir.
    Benim de öyle bir öğretmenim olmuştur, haklısın Justice..

    Sevgiyle kal..

    Esmir ;
    Esinciğim, söylediğin gibi, o herkesin rahatsız olduğu çocuklar şahane bir ders verdiler..
    O an hazırol'a geçip selamlanması gerekenler onlardı bence..
    Hiç unutamadığım ve blog yazmaya başladığımda paylaştığım ilk anımdır (Diğer blogumda kayıtta kalmıştı).
    Mutlu bir hafta seninle olsun..

    Sevgilerimle

    sufi ;
    Aynen öyledir sufim.
    Ama her meslekten çıkıyor böyle. Her türlü hesabı kendisi için tutup
    gencecik yürekleri nasıl yaraladıklarını aklına bile getirmeyenler..

    Teşekkür ediyor,sevgiler gönderiyorum...

    YanıtlaSil
  13. Sevgili Zeugma Öğretmenim, ilkokulda orta yaşlarda bir öğretmenimiz vardı.Yerli malı haftası diğer sınıflarda kutlanmazken,her yıl bizim sınıf da kutlama yapardı.Herkes çeşitli meyve ve kuruyemişler getirirdi.
    Bir yıl,sadece ayçekirdeği getirdi diye bir kapıcı çocuğunu kulaklarından tutarak,sınıf tahtasına çarpa çarpa dövmüştü.O gün, benim için her şey bitmişti.Babam,bu durumu duyunca müdürle büyük bir tartışma yapıp,
    adamı nerdyse dövecekti,MEB'lığına şikayette bulundu.Ayrıca,özel günlerde pahalı hediyeler getirmeyenlere takar,kırık not verirdi.Dördüncü sınıfta,sınıf değiştirdim.Buna rağmen babam,okuldan alınmayan öğretmenin evine gitti.Artık ne konuştuysalar,
    o günden sonra davranışlarının değiştiğini duyduk.Bu olay,Ankara Hürriyet İlkokulu'nda olmuştu.

    Yorumu size bırakarak,iyi haftalar dilerim.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  14. Canım, canımın içi Zeugma'm;
    Yazını hafta sonu okudum ama hemen yorum yazmak gelmedi içimden. Düşündüm, hatırladım,bazen sinirlendim ve bazen de hüzün duydum. Lisede okul gezilerimiz aklıma geldi.Bütün kış beklerdik çıkılacak gezileri. Kuşadası,Kalamaki, BAfa Gölü, Didim; Ayvalık ve daha niceleri. O kadar mutlu olurduk ki.Özgürlüğü hissederdik o gezilerde. Hele hele bize arkadaş yakınlığı ile bakan öğretmenlerimizin yanımızda olması, belki bizimle aynı sofrayı paylaşacak, bizimle denize girecek olmaları benim çok hoşuma gider, kendi kendime onore olurdum. Çocuklara özellikle de gençlere hoşgörü gösterilmesi onların huzurlu, güvenilmesi cesur, sevilmeleri mutlu olmalarını sağlayacak, yaşadıkları toplumda yaptıkları hataların derin izler bırakmadan geçip gitmelerine imkan verecektir. Öğretmen hataları sonucu okulunu bırakmak zorunda kalan öğrencilerin sayısı az değil. Tek ihtiyaç hissettikleri kabul görmek olan kanları fıkır fıkır kaynayan gençlerin herkesten fazla hoşgörüye ihtiyaçları var.O gençlere el sallarken lisede bizlere yönetim tarafından karışılmasına, müdahale edilmesine her fırsatta engel olan ve kendimizi yanında her daim mutlu ve ufkumuzun açık olduğunu hissettiğimiz İngilizce Öğretmenimiz Neylan Hanımı gördüm ve içim doldu. Sizlerin varlığı çocuklarımızın, gençlerimizin en büyük garantisi diye düşünüyor seni çok ama çoook seviyorum Zeugmacığım.İyi ki varsın canım benim.
    Sevgi ve hayranlıkla kucaklıyorum seni.

    YanıtlaSil
  15. JİVAGO ;
    Bu hikayede ''siyasi'' hiçbir neden olmamasına rağmen söylediğiniz her kelimeye katılıyorum sevgili Jivago..
    Hastalıklı beyinler hiçbir dönem yok olmadılar ki. En büyük ortak noktaları olan ''kendi çıkarları'' ve ülkeyi korkunç bir karanlığa çekme amaçlarından başka..

    Tüm söylemlerinizi ''Dünyayı sevgi'den başka hiçbir güç kurtaramaz.'' cümlemle destekliyorum..
    Yazan yüreğinize sağlık..

    Sevgiyle kalın..


    Arzu Breda ;
    Ne oluyor böyle bütün bloglara bu veda mesajını bırakmışsın sevgili Arzu :)
    Seni buradan da kutluyor ve damadımız Selim'le başınızdan aşağı mutluluk şelaleleri aksın diyorum.
    Bütün bir ömür boyunca..

    aysema ;
    Bence de ilk şart ''sevmek'' tir sevgili öğretmenim..
    Bütün gün beraber olduğun bir çocuğu en az kendi çocuğun kadar sevmelisin hatta..

    Sevgilerimle..

    içimden geldiği gibi ~~~ ;
    Ben de yaşarken şok olmuştum.Müthiş bir plan gerçekten.Çocukların ne çok içlerine işlemiş, düşün...

    Ayrıca bazı ortamlarda her şey kendi çıkarlarına göre işlesin isteyen ve bunu her seferinde başaranlar vardır. Üstelik tek bir kişi olsalar bile ortalığı darmaduman etmek için yeterli donanıma sahiptirler canım...

    Onuncu Köyün Adamı ;
    Her şeyde olduğu gibi okul eğitiminde de birinci esas budur.
    ''Çocuğa kendini sevdireceksin.'' Karşında her haliyle senden önce sevgi, sonra eğitim-öğretim bekleyen, onu nasıl yoğurursan öyle şekil almaya hazır,öncelikle ailesi tarafından sana teslim edilmiş gencecik bir yürek var. Devletten bu görevin için maaş alıyorsun üstelik..
    Paylaştığınız güzel görüşleriniz için teşekkür ediyorum..

    Sevgiyle kalın..

    DecidionS ;
    Hiç şakası yok söylediklerinin sahi Deci.. Etrafta o kadar çok o türden de genç var ki..
    Yazıyı beğenmene sevindim ayrıca..

    YanıtlaSil
  16. Konuyu çok akıcı ve anlaşılır biçimde yazmışsınız. Işık evlerinde yatişenlerin öğretmen olarak atanıp, kuzu postuna bürünerek yaptıkları Cumhuriyet karşıtı sinsi eylemlere karşılık, sizin gibi çağdaş öğretmenlerin azaldığı bu dönemde, yakında kur'an eğitimi getirlirse
    şaşırmamak gerekir. Bırakın pedegojiyi, ikinci cumhuriyetçi geçinen sözde entellerle işbirliği içinde olan Gülen yandaşları kız öğrencilerin başını kapatmak için Anayasa değiştirmeye çalışıyorlar.

    Sevgiler Saygılar , Cenk

    YanıtlaSil
  17. Sevgili Zeugma,
    Uyarın için çok teşekkür ederim.Zaman ayırıp bana bunu iletmen bile öle büyük bir incelik ki..Ama bugün blogumu kapatıyorum..Yanlış zamanlar vardır hayatta !! Olmaması gerekenlerin olması için uğraşıldığı zamanlar..Benim blog yazma hikayemde o zaman denk geldi..Ama çok şey öğrendim,çok sıcak yürekler kazandım blogum sayesinde..Son günde de böle senin gibi derin ve anlamlı birini tanıma fırsatı buldum..Ne mutlu bana :) Ama yine takipteyim sadece gerçekten zaman ayırılması gereken ama benim çok ilgilenemediğim blogumu kapatıyorum..Belki bir zaman sonra geri dönerim kimbilir..Hayat bu, neyi ne zaman getireceğini bilemiyor insan..
    Blogunu zevkle takipteyim canım..
    Yüreğine iyi bak..
    Huzur hayatından hiç eksik olmasın..
    Sevgilerle
    Selfet

    YanıtlaSil
  18. Harika bir öğretmen olduğundan kuşkum yoktu ve kesinlikle doğru düşünmüşüm dedim okuyunca sevgili Zeugma:)O çocukları da alkışladım:)

    Kızımın sınıfı 12 kişilik haşarı fakat zehir gibi çocuklardan oluşuyordu.Bütün sınıf kapılarını değiştirmişler bunlara ceza olsun diye değiştirmemişler kapıyı.Bizimkilerde kapıyı söküp bahçede kapı havada tur atmışlar:)Veli toplantısında sınıf öğretmenleri şikayet ederken çocukları,hemen söz aldım.Aferin çocuklara çok güzel bir protesto yapmışlar dedim:)İtilmiş muamelesi yaparsanız böyle olur dedim:)öğretmende benim konuşmamdan sonra haklı olduklarını kabul etmek zorunda kaldı ya da öyle göründü:) Bulaşmıyayım demiştir :))))

    Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  19. MELİS ;
    Sevgili Meliscim,anlattıklarını dehşetle okudum desem yeridir. Özellikle de o kapıcı çocuğunu. Kesin travma geçirmiştir o çocuk ve bir daha kolay kolay bir öğretmeni sevmesi beklenemez. Oysaki öğrenciye bir fiske dahi vurmak yasaktır.
    Büyük şehirlerdeki ultra zengin velilerden pırlanta yüzük kabul eden öğretmenler de duyuyoruz ne yazık ki.
    Babanın bu işin peşini bırakmaması iyi olmuş.Tüm velilerin bu bilinçte olması dileğiyle, paylaştığın için teşekkür ediyorum canım..

    Sevgilerimle...

    ÇOBAN YILDIZI ;
    Canım Zührecim, nasıl da güzel irdelemişsin okul gezilerini. Aynen öyledir.
    Öğretmen-öğrenci ayrımının kalktığı, yeme-içme,gezme,yüzme, alışveriş, eğlence, uyku dahil bütün bir günün birbirinden kopmadan, hep birlikte paylaşıldığı ve yaşam boyunca unutulmayan çok özel anlardır.Daha bir bağlanırsınız birbirinize.
    Ve yine söylediğin biçimde, kendimizden de biliriz ki, özellikle ergenliği yaşadığımız lise çağlarımızda öğretmenlerle ilgili aklımızda kalanlar öğrettikleri bilgiler değil de bize sergiledikleri davranış biçimleridir.Bir anlamda ektiğini biçerler.
    Ne mutlu Neylan Hanım gibi olabilenlere, ne mutlu verdiği pırıl pırıl sevgiyi yıllar sonra böyle aynı sevgi ve heyecanla yad ettirebilenlere diyor,sana bu güzel yorumun için çok ama çok teşekkür ediyorum.
    Benim de seni ne kadar sevdiğimi ve hayran olduğumu söylemeye kelimeler yetmez..Sen de iyi ki varsın canım Çoban Yıldızım..
    Sevgiyle kucaklıyorum seni...

    WarhaWk ;
    Sevgili Cenk,
    Bahsettiğin bu tehlikeler aynen mevcut ne yazık ki..
    Bunu yaparken de ''Zafere giden her yol mübahtır'' politikası güdülüyor ve dediğin gibi sinsice ama çığ gibi büyüyerek ilerliyorlar.
    Ama kaç kişi bunun farkında sence?

    Sevgilerimle..

    Mavi ;
    Sevgili Mavi;
    Bu yorumunu burada görünce ne kadar üzüldüğümü anlatamam..
    Özellikle diğer blogumdan beni takip ettiğini biliyor, ama sana ulaşamıyordum. Tam bugün teknik bir problem olduğunu çözüp sana ilettim ki blogunu kapattın.Tesadüfü görüyor musun?
    Oysa ki çok beğenmiştim yazılarını. Son yazındaki mim .. Birçok özelliğin benimkiyle aynı biliyor musun :)
    Canım, olayı yüksek lisans nedeniyle girdiğin strese bağlıyor, senin gibi harika bir genç kızın en kısa zamanda yeniden yazmasını diliyor ve hatta rica ediyorum..

    Yazdığın tüm yazılara Reader'dan ulaşabiliyorum neyse ki.
    Her şey tam istediğin gibi şekil alsın hayatında. Mutluluk, başarı ve huzur hep seninle olsun..

    Ve bıraktığın bu anlamlı mesajın için çok teşekkür ediyorum..

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  20. Dalgaları Aşmak ;
    Sevgili Bediş, değerli sözlerin için çok teşekkür ederim ama istersen ''genellikle çocuklardan yana olan öğretmen'' diyelim ona :)
    Bu şekilde olduğunda genellikle okul idaresi ve diğer arkadaşların tarafından pek sevilmiyorsun. Bu da bir gerçek..
    Bu olayda benim yerime sen olsaydın da farklı davranmazdın, eminim :)
    Anlattığın kapı olayı son derece yanlış bir cezalandırma yöntemi.Ben de o çocukların protestosunu ayakta alkışlıyorum..
    Bence her okula bir psikolog atanmalı ve böyle bıçak sırtı konularda karar almadan önce onun uzmanlığına başvurulmalıdır.

    Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  21. Sevgili Zeugma,
    Bu anını okurken inan içim burkuldu ve boğazım düğümlendi. Bu ayrım ve ego tatminsizliği ne acıdır ki eğitimcilerin genel bakışı olmuş ancak sizin gibi İNCİlerde yok değil. Şükürler olsun ki sayılarınız az da olsa sizler varsınız, güzel yüreğini ve tarafsız bakışınız eksik olmasın inş.

    YanıtlaSil
  22. Öğretmenliğe herkes sizin kadar onurlu ve güzel bakamıyor maalesef sevgili Zeugma. Oğlumun okuduğu okula genç bir öğretmen gelmişti, bir gün duydum ki yaramazlık yapan çocukların ağzılarını banlıyormuş, bir gün duydum tutup sobaya değdirir gibi yapıyormuş, bir seferde bir çocuğu tutup baş aşağı çöp kocasına sokar gibi yapmış, ve birine seni camdan aşağı atarım demiş..en sonunda dayanamadım okula gittim Allahtan o anda yoktu! Müdürlerle konuştum inanamadılar ve yakında askere gidecek deyip işlem yapmadılar.
    Ve bunlar İstanbulda olan şeylerdi.

    Öğretmenlik tüm..ama tüm mesleklerin içinde en doğru tercihlerin yapılması gereken, en onurlu, en yüce, en sorumluluk gerektiren yegane meslek bence..

    YanıtlaSil
  23. Sevgili Zeugma,
    Keşke blogunu keşfetmem blogumu kapatmamla aynı güne denk gelmeseydi,ben de çok üzüldüm şimdi :( Ama doğru zamanda,olması gerektiği gibi beni okumanı daha çok istiyorum şimdi :) Böle derin ve anlamlı bir yorum hiç almamıştım şimdiye kadar..Asıl ben teşekkür ediyorum sana..Sınav stresi,hayatın omuzlarımıza yüklediği bazen kaldırılması çok zor olan yük,yapılması zorunlu olan tercihler..Sonsuz 3 noktalar..
    Bitmeyen 3 noktalar azaldığında sanırım burada yazıyor olmak bana daha büyük mutluluk verecek..
    Son olarak ibret niteliğindeki yazına bir yorum yazmak istiyorum.."İlk öğretmen unutulmaz derler ya hep ilkokul öğretmeni,ilk harfi sana öğreten ..Evet unutulmuyor ama iyilikle de anımsanmıyor !! Bir okul gezisi sırasında hiçbir açıklama yokken atılan bir tokat nasıl iyilikle anılsın ki ? Küçük yürekler her zaman için çok daha çabuk kırılabiliyor ve ASLA unutmuyor!! "
    Öğrencilerin öle şanslılar ki böle düşünceli ve ileri görüşlü,sımsıcak yüreğinde herkese yer olan bir öğretmenleri var..
    Sevgilerimi yolluyorum..
    Mavi

    YanıtlaSil
  24. benhurum ;
    Sevgili Benhurum;
    Bu anıda böyle bir talihsizlik vardı ne yazık ki. Zaten yazarken ''hayatın her alanında olduğu gibi kendini ayrıcalıklı zannedenler'' dedim.Onlar her yerde, her meslekte karşımıza çıkabiliyor.
    İnan bana eli öpülesi, kendini öğrencilerine ve mesleğine adamış nice öğretmen var.
    Paylaşımın için teşekkür ediyorum, sevgiyle...

    Onuncu Köyün Adamı ;
    Öğretmenlik öncelikle sabır gerektiren bir meslek. ailesinin evde bir tanesini baş edemediği 30-40 çocuk bir arada bazen genç öğretmenlere ne yapacağını şaşırtıyor. Zamanla ve tecrübeyle oturuyor her şey.
    Fakat sizin örneklediğiniz hiç olmaması gereken yanlış şeyler. Kesinlikle soruşturma geçirmesi gerekiyormuş ama umarım kulakları çekilmiştir..
    Ayrıca öğretmenlik için uzun bir zamandır bir çok branşta Tıp'tan fazla puan gerekiyor ve eskisi gibi pedagojik formasyon almadan hiçbir şekilde göreve başlayamıyorlar.
    Sözleşmeli çalışanlar da en ufak bir hatalı davranışta görevden alınacaklarını biliyorlar.
    Bugün köylerdeki birçok ilköğretim okulunda bile ODTÜ mezunu öğretmen çalışıyor.
    Bu meslekle ilgili değerli övgüleriniz için teşekkür ederim.

    Mavi ;
    Sevgili Mavicim,
    Gel sen bu blogunu yeniden aç.Dursun öyle.. Arada, ayda bir bile olsa iki satır karalarsın.İlk yazıların olarak hatıra kalsın hem öncekiler.Benim öyledir..
    Blog yazmak müthiş rahatlatan bir olay inan..
    Ayrıca ilkokul öğretmeninden tokat yeme olayı çok içimi burktu.
    Güzel yorumun için çok teşekkür ediyorum canım..
    Blogunu açmanı bekliyor, seni sevgiyle öpüyorum...

    YanıtlaSil
  25. Eğitim sistemi kadar eğitime yön veren insanların konu hakkında ne kadar önemli olduğunu harika ifade eden bir yazı olmuş Zeugmacım. Bazı şeylere karşı yüreğimiz ne kadar sıcak olsa da, elden gelenin fazlasını yapamayabiliyoruz. En azından neyi desteklediğin, kimin yanında olduğun önemli. Bunu da hissettirebiliyorsan, ne ala!
    Tatlı, duygusal ve ders verir güzel bir anı olmuş yazdıkların. Her zamanki gibi zevkle okudum. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  26. Çok büyük bir kalbiniz var. Güzel bir yüreğiniz. Öğretmen yüreği ;)

    Başlangıcı kötü,
    sonu iyi olmuş,
    bu anının da!

    YanıtlaSil
  27. Sevgili Zeugmacığım,
    Bloğuma bıraktığın mesaja istinaden yazıyorum. Ben seni hiç kırarmıyım :)

    Tekrar bakarsan büyük bir ustadan şiiri dinleyebilirsin,

    Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  28. Hayalbemol ;
    Sevgili Emre, yazıyı okuduktan sonra ne güzel bir özet çıkarmışsın.
    Evet, aynen öyleydi. Benim yaptığım da kimin yanında olduğumu ve neyi desteklediğimi göstermekten başka bir şey değildi.
    Değerli sözlerin için için çok teşekkür ederim. Sevgiler...

    Antipatik Yazar ;
    Çok teşekkür ederim öyle gördüğün için..
    Kötü bir başlangıç büyük bir sürprizle ve şahane bir şekilde telafi edildi bence de.

    Esmir ;
    Sevgili Esinciğim,
    Tekrar gelip baktım ve çok büyük bir zevkle dinledim o şiiri ustadan..
    Sürpriz oldu benim için :)
    Tekrar teşekkür ediyor, sevgiler gönderiyorum sana...

    YanıtlaSil
  29. Okurken gözyaşlarımı tutamadım. Onların hepsi birer melek. Keşke bütün öğretmenler de onlara layık olabilseler. Sizi tebrik ederim güzel yüreğinizden ötürü. Öğrencileriniz çok şanslı. Darısı seneye ilkokula başlayacak kızımın başına.
    Sevgiler, saygılar.

    YanıtlaSil
  30. Kim olduğunuzu bilmesem de Live Feed'ten görüp Ankara'dan giren ve bu yazıyı okuyan yüreği sevgi dolu bir anne ya da baba olduğunuzu anladım.

    Değerli sözleriniz için çok teşekkür ederim.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  31. Bu zamana kadar okuduğum en güzel yazın budur. Aynı zamanda okurken en çok keyif aldığım yazı da budur. Güzel bir anı..Kendimden de birşeyler hissettim..Bu ego olayına bu aralar takmış durumdayım.selamlar

    YanıtlaSil
  32. Benim de yaşadığım en güzel okul anımdır diyebilirim...
    Bu kadar beğendiğiniz için çok teşekkür ederim...
    Selamlar...

    YanıtlaSil