2018/06/22

Zamanın Ruhu: Tarihi Merkez Hastanesi

Ülkemizde, inşa edildiği dönemi belgeler nitelikte tarihi hastane sayısı çok fazla değil.
Terkedilmiş bir harabe görünümündeki Osmanlı döneminden kalma bu bina onlardan biri. Günümüze kadar 'bir şekilde' ayakta kalmaya çabalamış, her haliyle gerçek, devasa bir belge özelliğindeki Çanakkale Tarihi Merkez Hastanesi.

Adı bir zamanlar Kale-i Sultaniye Hastahane-i Askeriyye olan hastane, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti dönemine tanıklık etmiş, yıkık duvarlarla da olsa bugüne ulaşabilmiş tam teşekküllü bir muharebe hastanesi.

Romalı düşünür M.T. Cicero'nun ünlü bir sözü vardır: "Tarih, geçen zamanların şahididir, onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır.''

Eğer bir gün bu hastaneyi ziyaret edecek olursanız, Cicero'nun bu sözünün ne denli doğru olduğunu, yıkık dökük duvarlardan zamanın ruhunun nasıl sızdığını, dört bir yandan adeta tarih fışkırdığını yaşayarak, hissederek öğreneceksiniz. Hayal gücünüz otomatik olarak devreye girecek çünkü. Duvarlardan sızan zamanın en acımasız gerçeklerine hayal gücünüz eşlik edecek, tarihin derinliklerinde içiniz titreyerek kaybolacaksınız.

Bakışlarınız taş duvarlar ve sütunlar arasında dolanırken beyniniz her saniye bir sinyal algılıyor. Gözünüzün önünde beliren imgeler birbirine eklenip senaryosunu önceden bildiğiniz fantastik bir film gibi seriliyor adeta önünüze.

MERKEZ HASTANESİ'ne Nasıl Gidiliyor?
Çanakkale'de Kordon'un bitimindeki Boğaz Komutanlığı'nın bulunduğu noktaya geliyor ve yukarıya doğru
devam eden yolu takip ediyorsunuz. Yolun sonunda karşınıza çıkan dik merdivenleri tırmandığınızda
pek de bilinmeyen bu hastaneye ulaşıyorsunuz.

Hastane bugüne gelene kadar sayısız kez bombalanmış, depremler, yangınlar geçirmiş.
Bina sahasında özellikle 1915 Çanakkale Savaşı’ndaki bombardıman etkisi bariz şekilde görülebiliyor.

1912'de Çanakkale’nin 3’te birini yıkan depremde ve 2 ay sonrasında başlayan Balkan Savaşı'nda yoğun biçimde hizmet veren askeri hastane 1.Dünya Savaşı esnasında ise önemli bir sağlık hizmeti üssü olarak kullanılmış.
1915 yılında başlayan Çanakkale deniz saldırılarında yaralananların tamamı bu hastanede tedavi edilmiş.

Hastanenin 75 cm kalınlığındaki yığma duvarlarının bir kısmı gelebilmiş günümüze. Kuzey ve batı
bloklarındaki duvarların neredeyse hepsi yıkılmış.

Ahh, önemli bir sağlık üssü olan hastanenin bu kapısından acılar içinde kim bilir kimler geldi geçti onca yıl?
Hangi yaralılar, can havliyle taşınan hangi hastalar, şehitler? Oradan oraya koşturan hemşireler, doktorlar?
O doktorlardan biri olan Reşat Nuri Güntekin'in babası Askeri Doktor Nuri Bey?

Çanakkale Tarihi Merkez Hastanesi ile ilgili tezler yazılmış. Bir restorasyondan geçirilip yok olup gitmemesi ve açık hava müzesi haline getirilmesi önerileri baskın hale gelmiş, ancak bugüne kadar somut bir plan oluşturulamamış ne yazık ki.

Bu arada, hastanenin içinde geceleyin hayaletler dolaştığına dair bir şehir efsanesi yayılmış halk arasında. Epey gizemli bir boyuta geçilmiş. İnanmadım tabii. Olsa olsa gece olunca içeride konaklayan evsizler ya da sarhoşlar falandır onlar.
Bana asıl gizemli gelen neydi biliyor musunuz? Oradan hiç ayrılmadığı söylenen Husky cinsi bir gözü kahverengi
bir gözü mavi bu sevimli köpek. Ve o sıra dışı gözleriyle bir şeyler anlatmak isteyen bakışları...


* * *


Çanakkale Tarihi Merkez Hastanesi'ndeki panoda verilen bilgiler:

Sultan Abdülaziz Han zamanında inşaa edilen yapı Balkan ve Çanakkale Savaşlarında sivil halka hizmet vermiştir.

30 Ekim 1918 Mondros ve 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşmaları zamanında işgal kuvvetleri şehirdeki birçok yapıyı kullanıp tahrip ettikleri halde hastaneyi hizmetlerinde bırakmışlardır.

1924 yılı başında Merkez Hastanesi Hasan Paşa Köşkü'ne (18 Mart İlköğretim Okulu) taşınır ve
ismi de Memleket Hastanesi olur.

24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşmasına göre boğazlarda asker bulundurulmayacağı söz konusu olunca; Gazi Hazretleri Merkez Hastanesini, Jandarma Mekteplerine tahsis eder. Bu bağlamda 10.Jandarma Er Eğitim Alayı, burada 1938 yılına kadar Jandarma Mektepleri olarak hizmet vermiştir. 20 Temmuz 1936 yılında
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile binanın kaderi değişir.

İkinci Cihan Harbi'nin başlaması ile birlikte bu bina, Kolordu Komutanlığı binası olarak kullanılmaya başlanır ve 1946 yılının sonlarına doğru boşaltılır. 1948 yılında Çanakkale Boğaz Komutanlığı'na tahsis edilen binada bir deniz birliği görev yapar. 1960 yılına kadar tamir ve bakım görmeyen yapı, bu tarihten sonra da boşaltılır ve bakımsız kalır. O tarihlerde yapının tavan, çatı, kapı, pencere ve hatta camlarının sağlam kaldığı bilinmektedir.

Türk Edebiyatının usta kalemi Reşat Nuri Güntekin'in askerî doktor olan babasının 1890 yılından evvel bu binada görev yaptığı hatıralarından anlaşılmaktadır.

Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı'nın yanında bulunan Merkez Hastanesi, Boğaz Komutanlığı'ndan İl Jandarma Komutanlığı'na kullanım amacıyla 2001 yılında verilmiştir.Hastane bahçesi tanzim edilmiş, sosyal tesis, eğitim ve
spor alanları olarak kullanılmaya başlamıştır. Ayrıca 14 Haziran 2007 tarihinde batı köşesine
''Şehit ve Gazi Hatıra Fidanlığı'' oluşturulmuştur.

Birinci Cihan Harbi ve özellikle Çanakkale Muharebeleri sırasında, Merkez Hastanesi adı altında seyyar ordu sağlık teşkilleri ile beraber ''Ağır Yaralılar Hastanesi'' olarak 1916 yılına kadar hizmet veren tarihi yapı, yıkılıp tahrip olmaktan
kurtarılıp koruma altına alınmıştır.

* * *



Eski Fotoğraflar Kaynak: BURADAN
Senem YİĞİT KAHRAMAN
Y. Mimar Restoratör, İTÜ


8 yorum:

  1. Nasıl güzel bir yapı ve elden gidiyor, çok üzülüyorum böyle yapılar görünce sen onca yıl dayan bugüne gel ama bugünkü insanların kayıtsızlığı ve ilgisiliği yüzünden yokolup gitmeye mahkum ol :( gerçekten çok üzücü.
    Husky çok tatlı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihi açıdan çok çok kıymetli, 128 yıllık bir yapı. Konuyla ilgili birtakım girişimler var, dilerim sonuç alınabilir ve ziyarete açılabilir.

      Husky Sibirya türü olmasına rağmen çok sakindi ve oraların gönüllü korumalığına soyunmuş adeta. Neredeyse dile gelip anlatacak gibi. Çok tatlı, evet:)

      Sil
  2. İçim burkula burkula okudum ve hüzünlendim Sevgili Zeugma'cığım; ne güzel binalarmış, yıkılmaya terkedimesi üzücü. Anne dedem Çanakkale gazisi ; o binada tedavisinde ne acılar çekti kimbilir.Bir omuzu yoktu dedemin...Çok teşekkürler, bilmediğim konuda bilgilendirdiğin için. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de içim burkula burkula dolaştım öğretmenim. Yıkık dökük olsa bile zamanın ruhunu olduğu gibi taşıyor. Savaşın en acımasız yanını yansıtan nice hikayeler barındırıyor. Buradaki atmosfer, şehitliklerde hissettiğim yoğun duygulara bile fark attı. Başka bir boyuta geçmiş gibiydim. Dokunsan her şey bir anda canlanacakmış gibiydi. O derece etkilendim:(
      Rahmetli dedeniz o binada tedavi gördü demek. Nurlar içinde yatsın. Bizim ailemizde de Çanakkale Savaşına giden büyük dedelerimiz var. Ama şehit olmuş, dönememişler. Mezarları bile bilinmiyor. Belki onların da yolu bu hastaneyle kesişti kim bilir :((
      Canım Arzu Öğretmenim, bu hastanenin varlığından benim de haberim yoktu. Bu yıl öğrendim. Belki yolu düşüp de ziyaret etmek isteyen olur diye paylaştım. Hak ettiği şekilde bir düzenlemeden geçmesi ise en büyük dileğim.
      Selam ve sevgilerimle...

      Sil
  3. Tarihi binaların bakımsızlığı beni çok üzüyor ama restorasyon adı altında yaptıkları da başka sinir bozucu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlam bir binaymış aslında. Bu hale girmesinde defalarca bombalanmasının etkisi büyük. Yine de yapılabilecek şeyler var. Bakalım, ne zaman ve ne şekilde restore edilecek. Çok haklısın. Hep yaptıkları gibi dört bir tarafına beton dökülmesin de :(

      Sil
  4. Ben restore edilmis harika halini dusunuyorum simdi.
    Kopegin hikayesini bilebilseydik keske..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ara ''müceddeden'' inşa olunmuş. Yani yenilenmiş. Fotoğrafını bir PDF dosyasında bulup en alta ek yaptım. Harika görünüyor gerçekten de. Ama bu kalıntı haliyle ortaya ne çıkacak bilinmez. İnşallah yine harika bir şey çıkacak.
      Köpeğin gözleri çok gizemli geldi bana. Tüylerim ürperdi hatta. Bir gözüyle geçmişi (kahverengi), diğer gözüyle (mavi) bugünü anlatıyor sandım bir an. Bak yine ürperdim. Husky denen cinslerin gözleri çoğunlukla böyle oluyormuş, sonradan öğrendim. Van kedileri gibi. Olsun ama, hastanenin korumalığına soyunmuş resmen. Geçmişten bugüne yansıyan, bir şeyler anlatan bakışlar...

      Sil