Hayatımda ilk kez böyle bir böcek gördüm. Dikkatlice bakın bakalım, siz gördünüz mü?
''Sanki uzaydan gelip bizim balkona inmiş,'' diyeceğim; ama iki seksen bir doksan yatıyordu mutfak balkonunun zemininde :)
Güldüğüme bakmayın, vallahi biraz ürperdim ilk gördüğümde. Nereden gelip de oraya düştü hiç bilmiyorum. Acaba karganın ya da kırlangıçın biri buldu da yavrularına götürürken ağzından mı düşürdü? Sanki canlı gibiydi. Baktım hiç kıpırdamıyor, elime alıp incelemek istedim.
Peki ama fosilleşmiş bir böcek bu. Kupkuru; fakat canlıymış gibi bakıyor. Neler oluyor?
Bir alttan bir üstten detaylı fotoğrafını çekip Google'a sormak ancak geldi aklıma: Ta taam!
''Ağustos böceği'' imiş meğer. Yahu bu ne cahillikmiş bende. Şu yaşa geldim ne kendisini görmüşüm ne fotoğrafını. Sadece sesini biliyorum, sesini. Hemcinsleriyle yaz aylarında görev aldığı o koroyu, koristliğini. Nasıl da severim o içimi her nedense huzur ve güven duygusuyla dolduran, sıcak yaz günlerinin neredeyse kesintisiz ve de benzersiz muhteşem korosunu.
Şimdi ezberlerimizi bozalım mı hep birlikte?
Ağustos böceğinin diğer ismi cırcır böceği zannedilir, öyle değil mi? Yahut ikisi de ses çıkaran yaz böcekleri olarak karıştırılır. Oysa farklı ailelere ait bambaşka canlılarmış.
Ağustos böcekleri ağaçlarda yaşayıp gündüzleri çok tiz ve yüksek bir uğultu çıkarıyor. Gövdelerine oranla oldukça büyük, belirgin damarlı ve şeffaf yapıda iki çift kanatları var. Ön kanatlar arkadakilerden uzun. Boyları türlerine göre birkaç santimetreden 15 santimetreye kadar ulaşabiliyor ki benim gördüğüm 4-5 cm'ye yakındı. Karınlarındaki "timbal" adı verilen özel zarlı organları kasları yardımıyla hızla titreştirerek o meşhur, tiz sesi çıkarıp dişileri etkilemek ve çiftleşme çağrısı yapmak amacıyla 109 desibele kadar ulaşabilen ritmik titreşimler üretiyorlar. Duyduğumuz o titreşimli ses ağız bölgelerinden değil karın kısımlarından geliyor.
👇
Cırcır böcekleri ise çalılıklarda, otlarda veya toprakta yaşıyor. Daha çok akşamları veya geceleri ritmik ve melodik bir "cır cır" sesi çıkarıyor, bu sesi kanatlarını birbirine sürterek üretiyorlar. Demek ki geceleri duyduğumuz seslerin ağustos böceğiyle hiç ilgisi yokmuş.
Çoğu cırcır böceği türü uçamıyor, zıplayarak ilerliyor. Ağaçlarla da pek ilgileri yok.
Türlerine bağlı olarak boyları birkaç santimetreden 15 santimetreye kadar ulaşabilen ağustos böceğinin başının iki yanında birbirinden ayrık, büyük bileşik gözleri ve alınlarında üç adet küçük osel (ışığa duyarlı organ) bulunuyor. Sıcak yaz aylarında ağaçlarda yüksek ve tiz sesler çıkarmasıyla bilinen, Cicadidae familyasına ait bir böcek türü. Çoğu türü yıllarca toprak altında larva olarak yaşıyor, yüzeye çıktıktan sonra sadece birkaç hafta içinde çiftleşip ölüyorlar. Isırmıyor ve zehirli değiller; ağaç özsuyu ile besleniyorlar.
Çocukluğumuzdan beri ağustos böceklerinin tembelliğini konu alan La Fontaine masalları okuduk. Yaz boyu eğlenip oynayan ağustos böceğinin kışa hazırlıksız girdiği, karıncaya muhtaç kaldığı anlatılıyordu. Misal ben, o masaldaki ''Ağustos böceği çaldı saz, bütün yaz'' şeklindeki dizeyi hiç unutmadım, hatta yeri gelince kullanıyordum. Oysa bununla ilgili bilinmesi gereken bilimsel bir gerçek varmış:
Ergin ağustos böcekleri yaz sonuna doğru çiftleştikten sonra ölüyor.
Bu nedenle, zaten hayatta olmayacakları kış mevsimi için yiyecek biriktirme gibi bir endişe, bu ders vermeler nedendi acaba?
Hem durumları tam tersiymiş. Dünya genelindeki 3.000'den fazla tanımlanmış ağustos böceği türü mevcut. Popüler kültürdeki imajlarının tam tersi, yeraltı ekosistemlerinde toprağı havalandırarak ve ağaç gelişimini dengeleyerek önemli bir rol oynuyorlar.
İşte böyle. Ağustos böcekleri ki böcek dünyasının en uzun süre yaşayan canlıları arasında. Yeraltı dönemleri de var çünkü. Türlerine bağlı olarak 13 ila 17 yıl boyunca yerin, toprağın altında larva olarak yaşıyor, bu süre içinde ağaç köklerinin özsuyunu emerek besleniyorlar. 😲
@naturalist.org
Geçen gün geçtiğim kaldırım boyunca, muhtemelen İngiliz Calvert ailesinden kalma devasa çam ağaçlarıyla kaplı bir yolda hayatımda dinlediğim en güçlü ağustos böceği korosuna rastladım. 10 dakikaya yakın yürüdüğüm halde koro en ufak bir ''es'' vermedi. Desibeli yüksek o ritmik titreşimlerde 1 saniyecik olsun kesinti yoktu. Sıfırdı!
O halde en kısa zamanda o yolda bir video da ben oluşturup buraya kaydetmeliyim.
* * *
28 Temmuz 2026 öğleden sonrası saat 16.24
Tarihi Merkez Hastanesi yolu

ben de ilk kez gördüm fakat erken çıkmış piyasaya ondan ölmüş sanırım :( off ruyalarıma girecek bu kadar yakından görmese miydim acaba :(
YanıtlaSilBuradaki ağustos böcekleri neredeyse 1ay olacak ötüp duruyorlar büyük bir koro halinde. Hem de yol bitene kadar 1 saniye aralık vermeden. "Şunların sesini videoya çekip bloga koysam" deyip unutuyordum. Unutturmamaya gelmiş demek ki :)
SilYok ya bir şey olmaz. Canlısından 10 adet koysalar avuçlarıma, hiç korkmam, ürpermem. Ben onu başka bir yaratık sanıp tedirgin oldum. Beni düşün, korkma Büşracım 🎈🌼
Aww, anlatım fevkalade olmuş hanımefendiciğim ;)
YanıtlaSil109 desibellik erojen ve libidal üretim ha! O da güzelmiş haha. La fontaine masalları ne hoştu ya, ağustos böceği ile karınca tam da post'a yakışır. Ağustos böceği şarkı söylemeyi çok severdi, ben de çok okurdum.
Çok teşekkürler efendim :) Acayip şaşırtıcı bir araştırmaydı benim için. Yıllarca tüm dünya çocukları olarak kandırılmışız meğer.
Sil“La Fontaine’in Masalları” Orhan Veli çevirisi Yapı Kredi Yayınları tarafından halen satışta bu arada. 8-11 yaş çocuklar için. İnanırlar mı sence? Saz falan çalmıyor o zavallı böcekler. Üstelik o sesler yalnızca erkek ağustos böceğinden çıkıyor. İsmini de hiç güzel koyamamışlar. ''Ağustos'' demeseler olmaz mıydı? Neyse ben en iyisi susayım:)
Sanmam, benim 3-4 yaşlarında bir yeğenim var, dayımın ikinci çocuğu, ailenin prensi ehe. Çocuk uzaydan bahsediyor, artık çocuklar masallara inanmıyorlar.
SilAynen öyledir :) Masal da neymiş diye canı sıkılıyordur. Olmayacak iş diyordur:)
SilEn iyisi yaşına göre çocuk kitabı okumaları. Hoş, bebek arabalarındaki bebelerin elinde bile cep telefonu artık. Anneleri rahat etsin yeter ki. Sağlık Ocağı'nda sıra beklerken 2 yaşına girmemiş bir bebeği parmağıyla ekran kaydırırken gördüm ben . Çok mutluydu üstelik. Gözlerime inanamadım :)
2 yaşına girmemiş bir bebek ve telefonun ekranını kaydırıyor! AHAHAHAH
SilCanım sıkıldıkça artık bu yorumuna bakıp bakıp kahkaha atacağım, teşekkürler :)
Bu çok yaygın bir durum aslında :) Çay bahçesi, Avm, restoran benzeri yerlerde park halinde bir bebek arabası, icinde bebek, yanı başında anne varsa bir dikkat et, canlısını gör bence :)
SilBilim kurgu ya da uzay filmlerindeki canavar tiplerin hep bu böceklerden esinlenildiğini düşünürüm. Çok değişik canlılar ben de geçen gün sinekliğe yapışmış gördüm aynı bu sizin resmini çektiğinize benziyordu. Ama tırsarım böceklerden:/ Ağustos böceği sesi olmadan yaz olmaz gibi geliyor, bazen can sıksa da. Masal konusunda evet haklısınız ki sadece ağustos böceği değil, ben karganın da masallarda hakkı yenmiş diye düşünüyorum.
YanıtlaSilKatılıyorum. Başka türlü böylesi ilham gelmezdi yapımcılara. Nitekim helikopter icat edilirken esin kaynağının ne olduğunun da (dragonfly / yusufçuk / helikopter böceği) adı üzerinde. Sizin sinekliğe yapışan canlıydı o zaman. Bizimki de öyle olsaydı canlı canlı incelemek güzel olacaktı :) Bu yıl çok fazla ağustos böceği var.
SilEvet ya... Kargayı aptal gibi göstermek La Fontaine'ın işi yine. Manzum fabl'lar yazıp hayvanları konuşturmuş; ama hepsi yanlış :) O zaman bilim bu kadar ilerlememişti tabii. Atmış kafadan. Bizim Orhan Veli de çevirisini yapmış, napsın? '
CIRCIR BÖCEĞİ İLE KARINCA
SilCırcır böceği çaldı saz, bütün yaz.
Derken kış da geldi, çattı.
Seninkinde şafak attı.
Baktı ki yok hiç yiyecek,
Ne bir sinek, ne bir böcek.
Kalktı karıncaya gitti:
Yandı, yakıldı, ah etti.
Üç beş buğdaydan ne çıkar,
Gelecek mevsime kadar,
Birkaç tane borç istedi.
İşin kötüsü karınca
Borca hiç alışmamıştı,
Bu ricaya çıkıştı:
Ne yaptınız yaz boyunca?
Ne mi yaptım? Saz çaldım saz.
Ya, öyle mi? Demek siz,
Yazı sazla geçirdiniz;
Şimdi de oynayın biraz.
La Fontaine (La Fonten)
(Çeviren: Orhan Veli Kanık)
(La Fontaine Masalları, 1948)
Orhan Veli anlam kayması yaratmadan kafiyeli falan güzel bir şiir çevirisi ortaya çıkarmış. Ancak ne var ki o zamanlar cırcır böceği ağustos böceğinin diğer adı zannediliyormuş.
ay zeugmacım çok tatlı bir yazı olmuş. ben de yanlış biliyormuşum :) şimdi o en önemli soruya geldik. ağustos ayı geldi çattı, ağustos böcekleri şimdi etraflarda dolaşacaklar mı? :)
YanıtlaSilSen de cırcır böceği saniyormuşsun o zaman isimlerini kadifecim. Kendilerini zaten hiçbirimiz görmemişiź:) Yok canım. Etrafta dolasmayacaklar. Cam ağaçlarından hiç ayrilmiyorlar kanımca ve hiç durmadan cırlıyorlar:)
Sil