2012/09/12

Halfeti'de Açan Siyah Gül


Görsel: Kürşat ZAMAN
Baharın diğer adı ''gül mevsimi'' olarak bilinir. Artık sonbahar geldi ve baharla birlikte başlamış olan gül mevsimi de yavaş yavaş sona eriyor.

Estetik görünümü ve benzersiz kokusuyla doğanın bize sunduğu mucizevi bir sanat eseridir gül. İlkçağlardan itibaren insanların zihinlerinde ve duygusal dünyalarında sürekli çağrışım yapmış, son derece özel ve seçkin bir çiçek.

Gül temalı ne kadar çok kitap, roman, (şiir, film, şarkı, ilahi, mani) olduğunu düşündünüz mü hiç? Peki, isminin içinde ''gül'' geçen insanları?
''Yer adı'' olarak ne çok kullanıldığını?
Gül tüm kültürlerde, tüm zamanlarda insanları derinden etkilemiş, yeri bir hayli özel, etkin ve seçkin olmuştur. Goethe'den Rilke'ye, Ronsard'tan Tagore'a, Hayyam'a, Yunus Emre'ye, Fuzuli'ye kadar dünyadaki tüm şairlerin üzerinde birleştikleri tek çiçektir (Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim gibi ünlü gül şairlerimizi de unutmamak gerek bu arada).

İslam dininde Hz.Muhammed’i sembolize eder gül. Hatta mistik bir yaklaşımla kokusunun onun ter kokusu olduğundan bahsedilir. Yunus Emre'nin ilahisindeki şu iki dizeye bakalım hemen:
''Çiçek eydür Derviş Baba, Gül Muhammed teridir...''
Sonra da içine atıldığı ateşin anında gül bahçesi'ne dönüşüp Hz.İbrahim’e herhangi bir zarar vermediğini hatırlayalım.

Divan edebiyatımız da adeta bir ''gül bahçesi'' konumundadır.
''Çiçeklerin sultanı ve en güzeli'' olarak çok sık karşımıza çıkar. Özellikle Fuzuli gazellerinde zaman ve mekan fonksiyonlarıyla ilgili türlü anlamlar yüklemiştir bu eşsiz çiçeğe. Örneğin; yakut bir köşke benzetir onu.
Güzellik, zarafet, incelik, endam kavramlarını betimleyen yegane kelime olmuştur onun için ''GÜL''.
Rengiyle ve çeşidiyle, goncası, yaprakları, dikenleriyle, seher vakti üzerine düşen çiy taneleriyle gazelleri ve kasideleri süslemiş, teşbih, istiare benzeri edebi sanatlarda kullanılan en önemli öge haline girmiştir.
Her şeyden önce tüm güzellikleri üzerinde toplamış bir ''sevgili''dir o.
Ömrünün kısalığı ise dünyanın fani oluşuyla ilintilendirilmiştir.
Ufak tefek hatalar hoş karşılanmalıdır. Çünkü ''Dikensiz bir gül olmaz''...

Gül'ün aşkın her türünde ''sevgili''yi temsil etiğini, bülbülün ise gül'ün aşkıyla yanıp tutuşan ''âşık'' olduğunu hepimiz biliriz.
Efsaneye göre, gül eskiden kırmızı renkte değilmiş ve bülbüle o zaman da hiç yüz vermezmiş. Onun bu kayıtsız haline dayanamayan bülbül, günün birinde hızla uçup gülün gövdesine konunca dikenler de aynı hızla göğsüne batmış ve gül ağacının dibine kanı akmış. İşte o günden sonra açan güller ''kan kırmızı'' renkte olmuşlar.

Gülün beyaz olan renginin kırmızıya dönüşümü ile ilgili bir efsane daha var:
Eski Yunan mitolojisinde ''Güzellik Tanrıçası Afrodit'in Çiçeği'' olarak geçer gül -ki bunun sebebi ömrü tıpkı ''bir gülün ömrü kadar kısa'' süren sevgilisi Adonis'le ilgili-.
Adonis, yaban domuzu avladığı günlerden birinde hayvanın saldırısına uğrar ve vücudu parçalanır. Can çekişen sevgilisinin feryatlarını duyan Afrodit yardım etmek için koşarken bir gül fidanına basar. Dikenler ayağını kanatır. O zamana kadar beyaz olan güller bir tanrıçanın kanıyla sulandığı için kırmızı renkte açmaya başlamıştır.



Genellikle beyaz olarak betimlenmiştir gül. Ya da kırmızı...
Peki siyah gül yok mudur?
Dünyada siyah renkte açan hiçbir çiçek yoktur; ama siyah açan gül vardır ve yalnızca Şanlıurfa Halfeti'de yetişmektedir.
Siyah gül 2000 yılında Zeugma'yı da sular altında bırakan Birecik Barajı'nın derinlerinde...

Siyah Gül, Fırat'ın bağrında yaşıyor...

Halfeti’de yaşayan insanlar üç bin yıllık bu şehri terk edip gitmemiş. Yakın bir zaman içinde siyah gül adına festivaller düzenleyecek, bu gülün dünyada yalnızca Halfeti’de yetiştiğini tescil edecekler. Konuyla ilgili çalışmalar başlatılmış.

Siyah gülle ilgili bilgiler şöyle:
* Diğer gül çeşitlerinden daha bodur yetişen ve yarı katmerli, kokulu olan siyah gül, ilk ve sonbaharda çiçek açıyor.
* 1–1,5 metre yükseklikte bir çalı olan bu türün çiçekleri, 6–7 santimetre çapında oluyor.
* Gonca halindeyken siyah, daha sonra koyu kırmızıya dönüşen türünün yanı sıra ''sürekli siyah kalan'' türleri de bulunabiliyor.
* Tohum olarak başka bir bölgeye ekildiğinde siyah açmıyor. Bu güller sadece Halfeti topraklarında siyah açıyor.


Asaletin ve hüznün rengidir siyah...
Matemdir kimi zaman ve gözyaşı. Yalnızlıktır...
Benim içinse; asla vazgeçemeyeceğim bir tutkudur. Sonsuzluğun rengidir.
Gecenin, tüm siyahlığıyla kucakladığı karanlık bir şehri özünde bütün renkleriyle barındırması gibidir.
Işıktan yoksunluk, gerçek benliğin sırlarla kaplı oluşudur. Yoğun hüzündür...

Siyahın bir gül rengi olduğunu düşünebiliyor musunuz?
Böyle bir gülü gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?
Sizi bilmem; ama ben, bu gülün varlığını öğrendiğimden beri soluğu Halfeti'de almak,
gördüğüm ilk siyah güle dokunmak, mistik duygularla dolmak istiyorum...


33 yorum:

  1. Beni anmışsın "Gül, Gül, Gül" diyerek ben de geldim gülümseyerek. Kafiye aramadım ama uydu birbirine kelimelerim :)

    İsmimin ilk hecesinin "Gül" olması ve son hecemin de "Can" olması tam beni tanımlıyor diye düşünmüşümdür isimlerin insanın hayatına etkisi olduğuna inandığım zamanlardan bu yana.. İsmimi seviyorum. Yanı sıra yazını okuyunca ismimi daha da çok sevdim sanki.

    Siyah gülü düşününce içimi tuhaf bir duygu kaplamıyor değil doğrusu.

    Dilerim hayatında bir kez de olsa kaşılaşırsın o özel siyah gülle..

    Çok güzel anlatmışsın Zeugmacım. Keyifle okudum yine yazını..

    Sevgiler kocaman, kocaman..

    YanıtlaSil
  2. Gül demek şiir demek, şair demek zaten. İstemesen de uyar sevgili Pandoracığım :)

    Bak şimdi, coşturdun beni. İsmini Divan Edebiyatı(vari) şiir yaptım hemen:
    Nazenin bir gül dalında açmış bir gül'sün,
    Hem ''gül''sün sultanım hem de ''can''sın sen.
    Lakin sakın ola benzemesin ona,
    Zinhar benzemesin..
    Uzun, ama çok uzun olsun senin ömrün...

    ''Siyah gül düşüncesi'' ve varlığı dediğin gibi tuhaf duygularla dolduruyor insanı. İnşallah dileğin gerçek olur da hem Zeugma'yı hem de o gülü görebilirim Gülcancığım...

    Ben de senin yorumunu keyifle okudum. Çok teşekkür ederim...

    Benden de sevgiler en kocamanından..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa gece gece nasıl bir huzurdur yolladığın..

      Kalemin de, yüreğin de dert görmesin.. Kalbinin güzelliği dert verenlerden uzak tutsun seni arkadaşım. Çok teşekkür ediyorum güzel yüreğinden dökülen kelimeler için.. Var ol!

      Sil
    2. Mevcut gündem kimsede tat tuz bırakmamışken anlık bile olsa huzur verebilmiş olmak ne güzel Pandoracığım...
      Şu güzel dileklerin için ''Bilmukabele'' diyorum (Hazır Osmanlıcadan dem vurmuşken üstte).

      Ve bir de diyorum ki; son günlerde inanılmaz biçimde ''kalp kalbe karşı'' olayı yaşıyoruz seninle. Hayretler içindeyim!... Sen de o güzel kalbinle ''dert verenler''den her daim uzak kal dilerim sevgili Pandoracığım...
      Sevgilerimle....

      Sil
  3. Acaba Halfeti toprağıyla yani köküyle birlikte taşınsa, saksılansa penceremin kenarına, bahçemin baş köşesine konabilir mi? Yaşayabilir mi? Yoksa "illede vatanım, yine de vatanım" mı der?

    Kim bilir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzer seçenekler benim de aklımdan geçti; ama yaşayamaz sanırım...
      Toprağını, kökünü oradan getirtsek bile havası, suyu, güneşi farklı olacak.
      Kim bilir, belki de Fırat'ın suyundandır bu gizem!


      Sil
    2. ben o bölgede görev yaptım Yukarıgöklü de gülü oraya götrdüğünde bile tam siyah olmuyor.eski Halfetinin özel bir coğrafyası vardı yüksek kanyonların dibinde yeşil bir vadi güneşi direk aldığı saatler sınırlı,ve hatta orada Halfeti için kapak bulsak üstünü kapatsak denirdi dolayısıyla aynı ışığı aynı ısıyı aynı mevsim döngülerini başka bir yerde bulmak mümkün değil

      Sil
    3. eski halfeti yüksek kanyonların dibinde yeşil bir vadiydi gün ışığı ve ışığın geliş açıları hiçbir çoğrafyada bulunamayacak şekildeydi,aslım halfetili olup 24 yaşına kadar görmemiştim Güneydoğunun kıraç topraklarında yol alırken birden S şeklinde yollardan aşağıya doğru inmeye başlıyorsunuz ve o yeşil vadiyi görünce çarpılıyorsunuz,ben oraya bağlı Yukarıgöklüde görev yaptım siyah gül 10 km ilerde bile yetişmiyor yani siyah olmuyor o ışık o iklim hiçbir yerde yok yeni halfetide de yetiştiğini düşünmüyorum siyah değil artık koyu bordo güller mevcuttur.

      Sil
    4. Merhaba, hoşgeldiniz.
      Size rahatlıkla ''Halfetili'' diyebiliriz o halde. Nitekim oldukça iyi tanıyorsunuz eski ve yeni Halfeti'yi.
      Her iki yorumunuzu da dikkatle okudum. Şöyle bir sonuç çıkardım, doğru mudur acaba :
      Siyah gül ''eski Halfeti'' nin özel coğrafyasında yetişen bir gül idi. Böyle bir gül vardı; ama şimdi yok...

      Sil
  4. inşallah dileğin yerine gelir Zeugmam. gül edebiyatçıları coşturmuş, şairleri de... benimse gönlümün çiçeği her daim papatya olmuştur, niyeyse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Papatya kırların özgür ruhlu ve kibir taşımayan çiçeği.
      O yüzden olmasın Sibelim? :))
      En azından, yetişmesi için özel bir gayret gerekmiyor gül gibi...
      Sadelik ve duruluğun sembolü sanki. Ben de çok severim.

      Sil
  5. Gördüğüm ilk siyah güle dokunmak ve onun mistik kokusunu içime çekmek isterdim.Aynen bende canım..
    Çok güzel anlatmışsın diyecek kelime bulamıyorum.
    Sen şahanesin..
    kocaman öpüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Madem dileğimi bu kadar şahane buldun, hadi birlikte gidelim Elifciğim :)

      ''Gördüğün ilk siyah güle dokunduktan ve mistik duygularla dolduktan sonra'' senin o muhteşem kaleminden dökülecek kelimelerini hayal bile edemiyorum...

      Öpüyorum sevgiyle...

      Sil
  6. Yine her konuyu ele alışınız gibi, sadece mistik siyah gül değil anlatılan. Ona gelinceye kadar, nesnenin evrimleşmesi; ve sosyolojik bir potada eritilerek şiirsel bir dille irdelenmesidir bu yaptığınız Zeugma hanım.

    Siyah, benim de favori rengimdir. Urfa ve yöresini bilmeme rağmen, yeni bir öğreti oldu benim için. Bu, gül kokan güzel post için teşekkürler.

    Sevgi ve dostlukla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğanın bahşettiği bu seçkin sanat eserinin evrimleşmesi, evrensel bir boyuta ulaşması diyebiliriz Mehmet Bey. Çok doğru.
      Bir anlamda ''evrenin aldığı geri dönüşüm'' olarak da algılanabilir o halde...

      Değerli yorumunuz için ben çok teşekkür ederim.
      Sevgi ve dostlukla kalın.

      Sil
  7. Sevgili Zeugma,
    Keyifle okudum 'gül''e dair yazmış olduğun bilgileri ve efsaneleri!. Gül, narin bir bitki, kokusuyla, dokusuyla çok özel!Hele ki siyah gül'ün gizemi çok başka olmalı!.(annem bir zamanlar bahçeye ekmişti siyah gül...ama nedense tam istediği renkte açmamıştı! demek ki coğrafya uygun değildi!)

    Yüreğin, senin için çok özel olan, o siyah gülü! koklasın isterim.)"Bir pire için yorgan yakılır da! " bir gül için Halfeti'ye gidilmez mi ki!.)

    Yeni eğitim ve öğretim yılında iyi çalışmalar dilerim Zeugma'cım..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esmir,
      Demek ki sevgili annen de en az benim kadar etkisinde kalıp ''siyah gül''ü görmek, dokunmak, koklamak istemiş. Tam istediği renkte açmamasının nedeni de bu posttaki bilgilerin doğruluğunu teyit ediyor aslında.
      Bir gül için Halfeti'ye gidilmez mi? Gidilir bence de ;) Hem çoktandır görmek istediğim Zeugma mozaiklerini de görmek var...

      Yeni eğitim-öğretim yılı dileklerin için çok teşekkür eder, bu vesileyle ben de tüm öğrenciler ve öğretmen arkadaşlar için sıkıntılardan uzak, hayırlı bir yıl olmasını dilerim Esinciğim...
      Sevgilerimle...

      Sil
  8. muhteşem!!!!
    siyah bir gül fidanı olsaydı bahçede. sanırım koparmaya kıyamazdı hiç kimse. koparmak bile değil, koklamaya, dokunmaya kıyamazdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan nasıl da heyecanlanıyor ama değil mi?
      Bence de aynen öyle olurdu Tolga.
      Sanırım yanına yaklaşıp sadece izlerdik :)

      Sil
  9. merhaba;
    gülleri çok severim onlar hakkında bilmediklerimi öğrenmiş oldum bu hoş paylaşım sayesinde,
    en çokta siyah gül ilgimi çekti
    hüzün misali
    asalet timsali
    gecenin renginin eşsiz hali
    aşk gibi...
    saygılar gül yüreğe...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba...
      Siyah gül ve gece. Ne güzel bir uyum...

      Şiirsel güzellikteki yorumunuz için teşekkür ederim.
      Sevgiler güzel yüreğe...

      Sil
  10. Yanıtlar
    1. Beğendinizse ne mutlu bana.
      Ben teşekkür ederim.

      Sil
  11. Kara Gül'le sanırım bizim dikkatimizi çekti.Keyifli olmuş.Teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Karagül'' bir diziymiş ve şu an Halfeti'de çekiliyormuş. Google'a az önce tag'ledim ve öğrendim. Bu bilgi için de ben teşekkür ederim :)

      Sil
  12. çokkk güzellllllll harika

    YanıtlaSil
  13. Merak ettim, gittiniz mi Halfeti'ye..Ben gittim bu hafta sonu ve büyülendim..bir kaç siyah gül fidesi aldım..Açar mı siyah bilmem, ama hüzünle kokar eminim..Yazım burada ;
    http://bogurtlenlim.blogspot.com.tr/2014/04/ruya-gibi-bir-yer-halfeti.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır, henüz gidemedim maalesef.
      Keşke sizinki gibi 4 saat uzaklıkta olsa Halfeti.
      Bize en az 20 saat uzaklıkta.
      Uygun bir tur rastlarsa gitmeyi düşünüyorum ama, kaçış yok :)

      Aldığınız gül fideleri siyah açmayacak, buna hazırlıklı olun.
      Yukarıdaki yorumlarda, o bölgede doktorluk yapmış olan İbrahim Bey nedenini çok güzel anlatmış.

      Halfeti yazınızı okudum, devamını takip edeceğim, teşekkür ederim.
      Ancak Blogger yorum formu kullanmadığınız için yorum yazamadım..

      Sil
  14. Bu güzel siyah gül online satışı olsa birde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hiç aklıma gelmedi.
      Gerçekten de öyle bir şey yapsalar süper olur!
      En başta ben sipariş verirdim...

      Sil