2009/03/24

Terminalde Şaşkınlık

Emanetten valizlerimizi almış, biraz sonra gelecek olan olan otobüsümüzü beklemeye koyulmuştuk. Yolculukta atıştırılmak üzere hazırlanmış, içinde yiyecek bulunan küçük çantamız yol boyunca yanıbaşımızda olmalıydı.
Otobüse bindikten sonra arkamızda hiçbir şey unutmama gayretiyle bize yolculuk boyunca eşlik edecek olan tüm eşyalara ve nerede durduklarına son bir kez daha göz atıp hiç de rahat olmayan, üstelik ne akla hizmetse metalden yapılmış terminal koltuğuna yaslandım.
Otobüsümüzün hareket etmesine yaklaşık bir saat kadar bir zaman vardı.

Birden hemen yanıbaşımızda yalnız başına oturan bir kadın farkettim. Nur yüzlü ve yaşlı bir kadındı. Yorgun olduğu anlaşılan ayaklarından küçücük siyah iskarpinlerini çıkarıp bağdaş kurmuş, en az ayakları kadar yorgun olduğu hissine kapıldığım gözlerle etrafına bakınıyordu. O an gözgöze geldik.

-Saat kaç yavrum?
-Sekiz buçuk,teyze. Senin araban kaçta?
-Dokuz buçukta yavrum.
Birdenbire içimde sonsuz bir merak duygusu gelişmişti. Bu kadar yaşlı bir kadın böyle büyük bir şehirde yalnız başına buraya nasıl gelmişti? Nereye gidiyordu? Yolculuğa dayanabilir miydi yorgun bedeni? Gideceği şehir çok mu uzaktı? Sorularım kafamda gitgide içinden çıkılmaz bir hal almaya başlamıştı.
Kadına şöyle bir baktım. Son derece temiz giyinmişti. Başında beyaz bir örtü vardı. Bağdaş kurduğu ayakları yün eteğinin içinde kaybolmuştu. Epey sonra farkettim elinde bir tespih olduğunu ve ağzının farkedilmesi güç hareketlerle dua okuduğunu. Çok güzel ve nurlu bir yüzü vardı. İzlediğim detayları ile ilahi bir görüntü sergilemekteydi. Ağzımdan çıkıverdi.
-Kaç yaşındasın teyze?
-Hıı? Ne dedin yavrum?
Sesimi biraz daha yükselterek,
-Kaç yaşındasın teyze, diyorum..
-Doksan yedi..
İnanamadım.. Taş çatlasa 70-75 arası bir görünümdeydi. Bir insan 97 yaşında böyle görünebiliyordu demek. Mucize gibiydi. Acaba yaşlı olması nedeniyle yaşını unutmuş, saçmalıyor olabilir miydi? Evet, öyle olmalıydı. Kesinlikle en az yirmi yaş daha genç görünüyordu..
Ama doğru da olabilirdi. Son derece bilinçli söylüyordu çünkü. Kafam karmakarışık olmuştu birden.
Şimdi kadının nereye, nasıl gideceği ile ilgili endişelerim yerini korkuya bırakmıştı. Yanlış giden bir şeyler vardı sanki. Bir şeyler yapmalıydım bu kadın için. Gerekirse yanımıza alıp kendi evimize götürme fikrinin dahil olduğu planlar yapmaya başlamıştım.
Bir yandan da ''Ben de bu yaşa kadar yaşar mıyım acaba? Nerde canım, bu kadın eski toprak'' ya da ''Bu nur yüzlü kadında demek ki özel bir gen mevcut. Allahım nelere kadirsin. Bu yaşta bir kadının bu kadar güzel ve sağlıklı kalabilmesi mümkünmüş demek. Gözlerimle gördüm, yaşadım'' şeklinde şaşkınlık cümleleri uçuşmaktaydı kafamın içinde..
-Yolculuk nereye,teyze?
-Sinop'a.. Kızımla damadım orada, onların yanına.
-Aa !! Çok uzak orası ama, nasıl gideceksin?
-Burada gelinimde duruyordum. Şimdi onlar çağırıyorlar, onlarda kalacağım biraz da..
Sonra ben hiçbir şey sormadan devam etti. Eliyle işaret ederek,
-Bak, taa şurda bir adam dikiliyor ya, işte o benim oğlum. Şimdi beni otobüse bindirecek. İndiğimde kızımla damadım karşılayacak. Çok istediler''Biraz da gel,bizde kal''diye. Benim üç aylığım var, rahmetliden kalma. Sağolsunlar çocuklarım çok sever. Beni hep isterler. Orada dikilen oğlum var ya. İşte o en küçük çocuğum. 62 yaşında, onu 35 yaşında doğurdum.

Aman Allahım, bu nur yüzlü kadın doğru söylemişti yaşını. Hiçbir yanlışlık yoktu hesapta. Yani 97 yaşındaki bu kadının akıl sağlığı da muhteşemdi.
Biraz sonra camlı kısımdan açık havada sigara içtiğini gözlemlediğimiz oğlu oralarda bir süre daha oyalanıp yanımıza yaklaştı.
Annesiyle muhabbet ettiğimizi anladığını sezdirerek gülümsüyordu. Nur yüzlü:
-İşte oğlum bu. Pek iyidir. Pek severim ben onu, o da beni. Pek namazkar..
O kadar düzgün ve bilinçli konuşuyordu ki söylediği her şey doğruydu.

Adam başını sallayarak doğruladı. Şaşkınlıktan donakaldım. Çünkü oğlu neredeyse babası gibi görünüyordu. Üstelik de onu 35 yaşında doğurmasına rağmen. Kime sorsanız kesinlikle öyle zannederdi.
Nur yüzlü ayaklarını eteğinin içinden çıkarıp iskarpinlerini giydi, doğruldu. Toparlandılar ve bize ''İyi yolculuklar'' dileyip onu Sinop'a götürecek otobüse yöneldiler.
Üzülmüştüm ardından. Yolu çok uzundu, dayanabilecek miydi? Tek başına nasıl gidecekti?

O gün orada bunları yaşadıktan sonra benim için başka bir boyut daha kazanmıştı sanki hayat. Nur yüzlü sık sık aklıma geliyordu. Ardından üzülmüştüm ve çok sevmiştim ben onu. Hiç unutamayacaktım artık.
İnsan doğar, yaşar ve ölür. En basit haliyle bu üç kelimeden ibarettir hayat.

Yaklaşan sona doğru ne halde olacağız? Beden ve ruh sağlığımız nasıl olacak? Kaç yaşına kadar yaşayabiliriz? Son günlerimizi nerelerde, kimlerle geçireceğiz?

Yok canım yok. Kendimi 97 yaşındayken sapasağlam ve üstelik de ortalama 70 yaşında bir oğulla yan yana hayal bile etmem mümkün değil zaten.
Olmuyor...

24 yorum:

  1. Bı solukta okudum
    Hayatn ıcınde herkes, boylesı kucuk fotograf kareelerıne bıtısık oykulerle karsılasır..
    Ama cok az ınsan onları basklarına aktarabılır
    Hele kı bu sekılde..
    Zeugmacım
    ben senı ıyı kı tanımısım:))
    Okurken cok sey ogrendım
    opuyorum senı..

    YanıtlaSil
  2. Zeugma'cım benim anneanne'mde Allah uzun ömür versin 90 yaşında şu anda ve inanırmısın anlattığın nur yüzlü teyze gibi. Hatta kucağında evladını 40 yaşında kaybettiği halde, hala dimdik ve gencecik.

    Sürekli gezer, bir bakarsın orada bir bakarsın burada. Evi vardır kendi kendine de bakar kimseye de muhtaç değil.

    Bazen düşünüyorum da hakikatten büyük iş.

    Doğru diyorsun onlar eski toprak :)

    YanıtlaSil
  3. Canımm, ne tatlı bir teyzeymiş, mıncırırım ben onu, allah daha uzun sağlıklı ömürler versin ona. Şükürnaz insanlar böyle tatlı oluyor işte. Yaşasın mızırdanmayan insanlarrrrrr

    YanıtlaSil
  4. Benim de kayınvalidem 83 yaşında. Geçenlerde gününde 25 kişi ağırladı. Dolmalar, börekler yaptı. Ben de yardımcı oldum, ama kendisi de yapıyor.

    Kayınpederimi 85 yaşında kaybettik 6 ay önce, "Tam yaşayacağımız zaman öldü" diye ağlıyordu.

    Sanırım eskiden yaşam daha sadedeydi, şimdilerde çok yoğun ve karmaşık...

    Sağlıklı yaşlanırız, umarım, biz de...

    YanıtlaSil
  5. Anneannemi kaybettiğimizde altmışını biraz geçmişti. Ama genç kız gibiydi hâlâ. Köyün o yokuş yollarında benden daha hızlı yürürdü. Yüzü, sesi huzur verirdi. Özledim. çok özledim...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Zeugma,

    Canım, anlattığın öyküde geçen "Nur yüzlü teyze"nin iç ve dış güzelliği kadar, bu kişinin profilini anlatış biçimin o kadar güzel tasvir edilmiş ki, okurken o anı yaşıyormuş, o kişiyi görüyormuş hissi veriyorsun bizlere.

    Sanki, bizler de yanınızdaymışcasına, o diyaloglara bizler de canlı olarak şahit olmuşcasına bir duygu veriyor, anlatış tarzın.

    Kutlarım seni hayatım. Bir romanda yazarın, kahramanlarından birinin profilini çizmeye başlaması gibi, romanına giriş yapması gibi, çok çok güzel bir anlatım.

    Öpüyorum, sevgiyle kal canım...

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Zeugma, dilerim sende 97 yasinda böyle tatli ve nur yüzlü bir teyze olursun, yanindaki 50-55-60-65-70 yasindaki cocuklarinla:)

    YanıtlaSil
  8. Ben tahminimce en fazla 50 yaşıma kadar dayanabilirim ondan sonra sen sağ ben selamet :)
    Çanakkale'de çok sevdiğim bir ihtiyar var yaşı 103, hala tavuk besliyor, bahce ekiyor Atatürk'le sohbet etmiş, kıtlık görmüş, elbiselik kumaşın karneyle verildiğini anlatırdı..
    bazen telefonla arıyorum küçük evinde küçücük kalmış bir yaşlı kadın, huzur veriyor sohbeti bana

    YanıtlaSil
  9. çok güzel yazmışsın canım önce hikaye sandım :)) Allah uzun sağlıklı ömürler versin o nur yüzlü teyzeye :) inşallah bizlerede o yaşlara gelebilelim diye

    YanıtlaSil
  10. çok güzel, aydınlatıcı bir deneyim gerçekten. senin kelimelerin ve anlatımınla dinleyince ben de kendimi o anın içinde buluverdim sanki...

    YanıtlaSil
  11. kimin ne kadar, ne zamana kadar yaşayacağı pek belli olmaz zeugmacığım, halimize şükrediyoruz ya, bizde birer nur yüzlü olabiliriz... sana da çok yakışır, tonton bir nine olursunkiii :))

    maşşallah teyzeme, ben hiç hayal etmedim 40 yaşında birine "oğlum, kızım" diye hitap edeceğimi, aklım hayalim almıyor yani.. benim ruh sağlığım beni o yaşa kadar taşımaz muhtemelen...

    ama olsun, hayatın her anını doyasıya yaşamak gibisi varmı bee.. :)))

    ikizciğim mükemmel betimliyorsun, bir tiyatro sahnesini gözetler gibi, bi çırpıda okuyup bitiriliyor yaşadıkların.. okuduktan sonra bizimde yaşadıklarımız oluyor bi yerde.. :))

    sevgiler gönderdim kasımpatımm... hayatın her aşamasını sevdiklerinle ve mutlu bir şekilde yaşaman dileklerimle... iyi bak kendine.

    YanıtlaSil
  12. Yağmur...24 Mart, 2009

    Benim gibi meraklı biri değilse ve tüm bu hayatı bir merak uğruna yaşamıyorsa, daha doğrusu benim gibi hayatı sadece izlemeye çalışmayıp bununla yetinmeyip yaşıyorsa ne mutlu ona... Çok yaşa sen Nur Yüzlü, daha çok yaşa, benim için de yaşa ve bana da anlat yaşadıklarını. Ben yatağıma uzanayım, sen bana anlat. Bir masal anlatır gibi, hayatı bir masal farz eder gibi...

    YanıtlaSil
  13. Yolculuk nereyeydi desem garip bir soru olur mu?:) bende istanbuldaydım bugün döndüm. Ama bana böyle yaşlı bir teyze yada anca rastlamadı hiç. Rastlasada senin ilgilendiğin gibi ilgilenirmiydim diye düşünmeden edemiyor.:( senin çok güzel bir yüreğin var..bu güzelliği bizimle paylaşman yazman dahası seni okumak çok güzel:)

    YanıtlaSil
  14. Bu sanırım bir anı değil, sizin tarafınızdan kurgulanmış bir öykü. Ya da ben öyle anladım. Ayrıca fotoğraftaki de otobüs değil uçak terminali :)

    Bunun yanında, süt-bal-kaymak gen falan hikaye, işin özünde yaşama sevinci var.

    Elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  15. Çok güzel ve zevkli bir yazı olmuş Zeugma ama merak ettim şimdi acaba halen hayatta mı diye? Gideceği yere vardı mı acaba? Günlük hayatta çok nadiren başımıza geliyor böyle tatlı anlar ve o insanlar bizlere çok güzel dersler veriyorlar onların tecrübeleri ve hayata bakış açıları çok daha derin..

    Paylaştığın için çok teşekkürler Zeugma...

    Sağlıcakla kal...

    YanıtlaSil
  16. Ne güzel anlatım ve nede güzel mesajlar verebilen bir teyzeymiş o ellerinden öpmek lazım..Konuşurken hayattan edindiği tecrübeleri sizede yansıtan ama aynı zamanda konuşukça içinizin huzur dolduğu çok sevimli mi sevimli bir teyzeymiş..Allah uzun ve saglıklı ömürler versin teyzeye ve bizlere..

    Sevgilerle Zeugmacım..

    YanıtlaSil
  17. @ Öykücüğüm, hayatın içinde rastladığımız bu karelere ''bakmak'' ya da ''görmek'' var.Tercih bizim.
    Bir de konuşmayı denersek inanamayacağımız hikayelere rastlıyoruz..
    Ben de seni iyi ki tanıdım.
    Öpüyorum çok :)

    @ Cimy,hoşgeldin :)
    Demek ki anneannen de terminaldeki bu hanım gibi..Bu durum biraz genetik galiba.Ve bu yüzden sen çok şanslısın. Bir de yeme -içme tercihleri etkili.
    Bence onu örnek al,ne yapmışsa sen de yap ;)
    Ona uzun ömürler diliyorum.Ne güzel halen ayakta dimdik durabilmesi..
    Güzel yorumun için teşekkürler cimbabuka..

    @ Guguk kuşum,üstüne bastın..
    Mıncırmak bir yana sarılıp koklaya koklaya öpesin gelirdi.
    İpek gibi bembeyaz ve nur yüzlüydü..

    @ Aysema hocam;

    "Tam yaşayacağımız zaman öldü" diye ağlaması kilit nokta bence..

    Hayattan umudunu hiç kesmemiş. 85 yaşına gelen birçok insanın eli ayağı tutmazken onu yaşama sevinci ve huzur ayakta tutmuş..
    Evet, eski zamanların dinginliği şimdi nerede?
    Umarım sağlıklı yaşlanırız..Hasta olup sürünmeden tamamlarız yaşamı.

    YanıtlaSil
  18. @ Parpalicim;
    Seni çok iyi anlıyorum.Anneannem benim de her şeyimdi ve kaybettim.
    Anneannen köy hayatı ve temiz hava sayesinde çıkıyordu yokuşları tabii.
    Ve bu köy Karadeniz'de bir köy olunca genç kız gibi kalması o kadar normal ki..

    @ Arzucuğum, bir tanem, beni göklere çıkarmışsın. Çok teşekkür ederim canım sana.
    Gördüklerimi anlattım ama cümleleri normalden birazcık daha fazla düşündüm, o kadar..
    Detaylar karşımda fazlasıyla vardı ve çok etkilenmiştim çünkü..
    Tekrar teşekkür ediyor,öpüyorum canım..

    @ Belginciğim,sen de kızların ve tüm ailenle birlikte 100'lü yaşları görürsün inşallah sağlık içinde.Çok teşekkür ediyorum bu güzel dileğin için:)

    @ Siminim, ne yaptın sen öyle? 50 yaş nedir ki? Genç kız yaşı sayılır daha :D
    Öyle deme bak,mizahın içinde, yani neşeli insanlar daha çok yaşar.
    Çanakkale'deki 103 yaşındaki hanımla hala bu kadar ilgilendiğin için seni yüreğinden öpüyorum.
    Yaşlıları çok sevdiğini yazılarından biliyorum..

    YanıtlaSil
  19. @ Şirinem; teşekkür ettim çok..
    Umarım dediğin gibi olur.Sağlıklı ve uzun bir ömür yaşarız.
    Sevgilerimle..

    @ Besimi, teşekkür ederim güzel sözlerin için.İnsan okuduklarını gözünün önüne getirirse yazının içine giriveriyor sahi;)

    @ Semeciğim, doğru söyledin.Tabii ki kimin ne kadar yaşayacağı hiç belli değil. Normal şartlar altında insan ömrünün 150 yıl olduğunu birtakım etkenlerle bunun kısaldığını okumuştum.
    Senin benim gibi her şeye kafayı takan insanların ömrünün daha kısa olacağı kesin ama:(
    Övgülerin için teşekkür ederim ablacığım. Sana öyle geliyor biraz da :)
    Ben de sana ailenle birlkte huzurlu ve uzun bir yaşam diliyorum sağlık içinde.Sen de iyi bak kendine ve kafana fazla bir şey takma (diyene de bak;)..

    @ Sevgili Yağmur, öyle güzel yazmışsın ki..
    Bayıldım o cümlelere..Evet, ben de karşısında öyle hissettim.Gerçekten bembeyaz ipek gibiydi.Sarılsaydım ben de ona,hiç bırakmadan..O da bana anlatsaydı görüp geçirdiklerini.
    Çok isterdim bunu inan..

    YanıtlaSil
  20. @ Mixxcim,madem merak ettin söyleyeyim Ankara-Çanakkale istikametineydi.
    Elbetteki ilgilenirdin.Ama ben sadece konuşabildim.Oğlu olmasaydı elimden ne geliyorsa yapacaktım gerçekten.
    Ben de senin blogunu ve yüreğinden akanları okumayı inanılmaz seviyorum canım,biliyorsun.
    Çok teşekkür ediyorum.

    @ Hiç kimse; ne yaptın yine öyle? Aynı şey..İyi okumuyorsun ondan sonra bana yanlış şeyler sorup duruyorsun :)
    Bu olay en ufak detayına kadar aynen yaşanmış bir olaydır.Hatta konuşulan kelimeler bile aynen..Ki orada teyzenin oğluyla ilgili kullandığı ''namazkar'' kelimesini bile koydum (Sözlüklerde de bulamadım bu kelimeyi.Sanırım dindar,namaz kılan anlamı vardır).
    Yer AŞTİ ama ben resmini bulamadım oranın.Resimdeki uçak terminaliymiş evet, sen söyleyince dikkat ettim.

    Ben de senin blogundaki imla hatalarını dökmezsem ortaya bir dahaki sefer,görürsün bakalım ;);)

    @ Cosmos; bilmiyorum ki..Bu olayı 2 yıl önce yaşamıştık zaten..Fakat son derece sağlıklı görünüyordu.
    Onu bir kez daha görebilmeyi çok isterdim.Özledim ,inanır mısın?
    Her zamanki inceliğin ve nazik sözlerin için teşekür ediyorum..

    @ Leon; insan özeniyor değil mi sağlıklı bir şekilde uzun yaşayabilen insanlara.Ve görür görmez büyük bir yakınlık ve sevgi duyuyor.Benim hep öyle oluyor çünkü.
    Dediğin gibi hayat tecrübelerini ve yaşadıklarını dinlemek de ayrı bir zevk.
    İnşallah Leon.Sağlıklı ve uzun bir yaşam hep bizimle olsun:)
    Sevgilerle Leon..

    YanıtlaSil
  21. senin yazılarını okudukça hepimiz uzun uzun yaşarız valla ablacım :))inanılmaz olan sinop'a gitmeyi göze alabilmesi, çünkü bu yaşlardaki insanlar genellikle bakkala gitmek istemezler; kaldı ki sinop..hepimizin de bunun gibi yazıda başrol olabilmesi dileğiyle...selamlar

    brk

    YanıtlaSil
  22. Zeugma,benim anneannem öldüğünde 105 falandı.Dedemi yıllar önce kaybettiği için hep bizimle yaşıyordu.Ayağı kayıp banyoda kalça kemiği kırılana kadar sapasağlamdı.Doktorlar ameliyat için tahlil yaptıklarında "teyze maşallah iç organların bizimkilerden daha sağlam "demişlerdi.Ameliyat sonrasında ziyaretine gittiğimde herkes ,ağrıdan sızıdan ağlarken o" karnım çok acıktı yemek verin bana "diye ağlıyordu.Çok güzel geçen ameliyata ve herşeyin yolunda olmasına rağmen 10 gün sonra kötüleşti ve maalesef kaybettik .Allah rahmet eylesin çok kendiyle ilgililenen bir kadındı.O yaşta ben bir gün önceyi hatırlamazken her şeyi detayıyla anlatırdı bana.

    İşin püf noktası kendini ve hayatı sevmek ,her türlü olumsuzluğa karşı esnek olmak herhalde.O zaman oğlumuzdan daha genç durabiliriz sanırım.

    Bunu artık ben yorum diye yollamayım istersen kendime bile bu kadar uzun post yazmadım ne zamandır.

    Evet evet ben bayağı özlemişim buraları..

    Bak hala... :))

    YanıtlaSil
  23. Aman Allahım,ben bu yorumları okudum,çok beğendim,tebessüm ettim,ama yanıtlamayı unutmuşum :(

    @ Burakcığım, o senin iyi niyetin,beni sevmenle alakalı biraz da.Çok teşekkür ederim.
    Evet, teyzenin yolu çok uzundu ve beni en çok bu üzmüştü.
    Ama dedim ya..Her yönden farklı biriydi o. Özel biriydi..

    @ İzciğim,senin anneannen de en az bu kadın kadar farklı biriymiş. Demek 100 yaşını aşabildi, ne güzel.Umarım sana da kısmet olur böyle uzun ve sağlıklı bir hayat..
    Belirli bir yaştan sonra düşen kadınlarda kalça kemiği hemen kırılıyor ve bir daha da kalkamıyorlar ne yazık ki :(
    Anneannemin annesi aynı sonla hayata veda etmişti :(

    Bu yorumun gerçekten de post gibi olmuş.Teşekkür ediyorum canım sana paylaşımın için.
    Bizde seni çok özledik ama sanıyorum yine yoksun :(
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  24. otogardaki teyzenin maşallahı var-öyle anlattınki nine demeye dilim varmıyor-...

    yediklerimiz yiyecek, içtiklerimiz içecek,aldığımız nefes oksijen DEĞİL,stresi,taş yapıları vs de göz önüne alırsak ilerlemek değil gerilemenin içersinde insanlık.

    ben annemin yaşını bilmem,teyze oğlunun yaşını biliyor,tebrikler ona.
    saygılar

    YanıtlaSil