Anadolu kadını ve kahramanlık birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün;
''Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez,'' sözü boşuna değil.
Yoktan var edilmiş bir ulusun hem cephede hem cephe arkasında hizmet eden cefakâr kadınları olmasaydı böyle bir destanın yazılması mümkün müydü?
Kurtuluş Savaşı mücadelemizde cephe gerisinde durmaksızın hizmet veren, mermi ve cephane taşıyan, vurulan askerlerin yaralarını saran kadınlarımızın dışında, bu millî mücadeleye en az erkekler kadar, savaşın tam ortasında hizmet eden, en zor şartlarda onlarla birlikte düşmana karşı omuz omuza çarpışan, kimi zaman esir düşüp işkencelere maruz kalan unutulmaz kadın kahramanlarımız da var.
Resimde gördüğünüz hülyalı bakışların sahibi esmer güzeli bu kadın, işte o unutulmaz kahramanlardan biri.
Onunla ilgili; savaş anılarını tuttuğu 15 sayfalık günlüğü ve o günlüğün basım hikâyesinden tutun da, Yenigün Dergisi'nde kendisiyle yapılan röportaja kadar pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Ömrünü vatanı uğruna feda etmiş bu kahraman Türk kadınını anlatan, yazar ve senarist İlknur BEKTAŞ tarafından yazılmış ''Kara Fatma'' adında bir kitap da mevcut.
Kurtuluş Savaşımızın eşsiz kahramanlarından olan Fatma Seher (Erden), nam-ı diğer ''Kara Fatma'', çavuş rütbesiyle başladığı askerlik hayatında teğmen ve üsteğmen rütbelerine kadar yükselmiş, at binen, çok iyi silah kullanan son derece cesur biri. Binbaşı eşini savaşta kaybettikten sonra kendisi gibi kocası, babası ve erkek kardeşleri ölen 40 kadar kadınla teşkilatlanmaya giren, kardeşi Mustafa Çavuş'un yardımıyla 150 kişilik bir milis gücü oluşturmakla işe başlıyor.
Milli Mücadele'nin ilk günlerinde, Yunanlılar'ın Anadolu’daki insanlık dışı zulmünü duyar duymaz cepheye koşan, vatanın düşman istilasından kurtulması için aktif olarak Sakarya Meydan Savaşı ve Başkomutanlık Meydan Savaşlarına katılan, gösterdiği üstün başarılar sonucu üsteğmen rütbesine kadar yükselen ilk Türk kadın subayı.
300 adamıyla düşmana İzmir'i dar eden, ismini Atatürk'ün koyduğu kahramanımız...
Türk Milleti, O’na olan minnet borcunu ödemek üzere İstiklâl madalyası verdi ve emekli maaşı bağladı.
Hayatının sonuna kadar hem madalyasını hem göğsünde savaştan hatıra kalan şarapnel parçasını, üzerine düşeni eksiksiz yerine getirmenin onuruyla taşıdı. Ancak, kendisine bağlanan emekli maaşını kabul etmeyip Kızılay’a bağışlamıştı.
Hayatının son günlerinde, torunlarıyla birlikte, kimseden maddi bir talepte bulunmadan, sefalet içinde yaşadı.
1954 yılında TBMM tarafından tekrar aylık bağlandı. Fakat bir yıl sonra trajik bir sonla 67 yaşında hayata veda etti.
Fatma Seher Erden'in, Büyük Taarruz'dan sonra Temmuz 1923'te İstanbul'da Tanin Gazetesi muhabiriyle yaptığı söyleşiden alıntıladığım, bugünkü yaşadıklarımıza şaşırtıcı biçimde ayna tutan, son derece etkileyici ve ders verici nitelikteki olağanüstü sözleriyle bitiriyorum:
"Bundan sonra erkek, kadın hep beraber çalışacağız. Kadın peçesiz ve yüzü açık gezmekle namusunu kaybetmez. Zaten memleket bizden o kadar çok hizmet istiyor ki, bunlar arasında peçe ve çarşaf düşünecek halde değiliz. İstanbullu hemşehrilerimize ''Silah kapıp cepheye gidin'' denilemez; fakat onlara düşen iş, silah kullanmaktan daha büyüktür. Şimdiden sonra Anadolu'ya gitmeli ve cahil Anadolu kadınının gözünü açmalı. Anadolu halkı hele hele İstanbullu kadınları seve seve karşılayacak, onların söylediklerini harfiyen yapacaktır. Kadın neden erkek kadar çalışmasın! Bugün Anadolu'da bir ailede iki erkek varsa yanı başında on da kadın vardır. Bunun için kadın erkek hep beraber çalışacaktır. Bunun kimseye bir zararı yok belki de faydası olacaktır. Çocuklarımız mutlaka okumalıdır. Ben çok iyi biliyorum ki bugün Anadolu'da erkek-kız bütün çocuklar okuyacak olursa Anadolu'nun hali değişecek, Türk'ün yüzü gülecek, işi düzelecek, bütün batıl düşünceler kalkacak ve Türkler yaşamaya başlayacaklardır. İşte bu maksatla küçük kızımı okutmak için şimdiden çalışıyorum."
Hakkını helal et Fatma Hanım. Bu vatan sana ve silah arkadaşlarına minnettardır!
Görseller: Vikipedi
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün;
''Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez,'' sözü boşuna değil.
Yoktan var edilmiş bir ulusun hem cephede hem cephe arkasında hizmet eden cefakâr kadınları olmasaydı böyle bir destanın yazılması mümkün müydü?
Kurtuluş Savaşı mücadelemizde cephe gerisinde durmaksızın hizmet veren, mermi ve cephane taşıyan, vurulan askerlerin yaralarını saran kadınlarımızın dışında, bu millî mücadeleye en az erkekler kadar, savaşın tam ortasında hizmet eden, en zor şartlarda onlarla birlikte düşmana karşı omuz omuza çarpışan, kimi zaman esir düşüp işkencelere maruz kalan unutulmaz kadın kahramanlarımız da var.
Resimde gördüğünüz hülyalı bakışların sahibi esmer güzeli bu kadın, işte o unutulmaz kahramanlardan biri.
Onunla ilgili; savaş anılarını tuttuğu 15 sayfalık günlüğü ve o günlüğün basım hikâyesinden tutun da, Yenigün Dergisi'nde kendisiyle yapılan röportaja kadar pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Ömrünü vatanı uğruna feda etmiş bu kahraman Türk kadınını anlatan, yazar ve senarist İlknur BEKTAŞ tarafından yazılmış ''Kara Fatma'' adında bir kitap da mevcut.
Kurtuluş Savaşımızın eşsiz kahramanlarından olan Fatma Seher (Erden), nam-ı diğer ''Kara Fatma'', çavuş rütbesiyle başladığı askerlik hayatında teğmen ve üsteğmen rütbelerine kadar yükselmiş, at binen, çok iyi silah kullanan son derece cesur biri. Binbaşı eşini savaşta kaybettikten sonra kendisi gibi kocası, babası ve erkek kardeşleri ölen 40 kadar kadınla teşkilatlanmaya giren, kardeşi Mustafa Çavuş'un yardımıyla 150 kişilik bir milis gücü oluşturmakla işe başlıyor.
Milli Mücadele'nin ilk günlerinde, Yunanlılar'ın Anadolu’daki insanlık dışı zulmünü duyar duymaz cepheye koşan, vatanın düşman istilasından kurtulması için aktif olarak Sakarya Meydan Savaşı ve Başkomutanlık Meydan Savaşlarına katılan, gösterdiği üstün başarılar sonucu üsteğmen rütbesine kadar yükselen ilk Türk kadın subayı.
300 adamıyla düşmana İzmir'i dar eden, ismini Atatürk'ün koyduğu kahramanımız...
Türk Milleti, O’na olan minnet borcunu ödemek üzere İstiklâl madalyası verdi ve emekli maaşı bağladı.
Hayatının sonuna kadar hem madalyasını hem göğsünde savaştan hatıra kalan şarapnel parçasını, üzerine düşeni eksiksiz yerine getirmenin onuruyla taşıdı. Ancak, kendisine bağlanan emekli maaşını kabul etmeyip Kızılay’a bağışlamıştı.
Hayatının son günlerinde, torunlarıyla birlikte, kimseden maddi bir talepte bulunmadan, sefalet içinde yaşadı.
1954 yılında TBMM tarafından tekrar aylık bağlandı. Fakat bir yıl sonra trajik bir sonla 67 yaşında hayata veda etti.
Fatma Seher Erden'in, Büyük Taarruz'dan sonra Temmuz 1923'te İstanbul'da Tanin Gazetesi muhabiriyle yaptığı söyleşiden alıntıladığım, bugünkü yaşadıklarımıza şaşırtıcı biçimde ayna tutan, son derece etkileyici ve ders verici nitelikteki olağanüstü sözleriyle bitiriyorum:
"Bundan sonra erkek, kadın hep beraber çalışacağız. Kadın peçesiz ve yüzü açık gezmekle namusunu kaybetmez. Zaten memleket bizden o kadar çok hizmet istiyor ki, bunlar arasında peçe ve çarşaf düşünecek halde değiliz. İstanbullu hemşehrilerimize ''Silah kapıp cepheye gidin'' denilemez; fakat onlara düşen iş, silah kullanmaktan daha büyüktür. Şimdiden sonra Anadolu'ya gitmeli ve cahil Anadolu kadınının gözünü açmalı. Anadolu halkı hele hele İstanbullu kadınları seve seve karşılayacak, onların söylediklerini harfiyen yapacaktır. Kadın neden erkek kadar çalışmasın! Bugün Anadolu'da bir ailede iki erkek varsa yanı başında on da kadın vardır. Bunun için kadın erkek hep beraber çalışacaktır. Bunun kimseye bir zararı yok belki de faydası olacaktır. Çocuklarımız mutlaka okumalıdır. Ben çok iyi biliyorum ki bugün Anadolu'da erkek-kız bütün çocuklar okuyacak olursa Anadolu'nun hali değişecek, Türk'ün yüzü gülecek, işi düzelecek, bütün batıl düşünceler kalkacak ve Türkler yaşamaya başlayacaklardır. İşte bu maksatla küçük kızımı okutmak için şimdiden çalışıyorum."
Hakkını helal et Fatma Hanım. Bu vatan sana ve silah arkadaşlarına minnettardır!
Görseller: Vikipedi
ah zeugma ahhhh...
YanıtlaSilahhh.işallah haklarını helal ederler bize...
maaşını kızılaya bağışladı kara fatma memlketine bağışladı yani...
yıllar sonra o kızılayın başkanı çıkıp utanmadan arlanmadan sıkılmadan helal kanla helal ilaç yapacağız dedi...
diğer kanlar bozuk heralde.
tarih kara fatmaları da yazacak nene hatunları da nezahat onbaşıları da...
helal kanlıları da...
bozuk kanlıları da.
bizden sonraki nesiller karar versin artık.
Kocaman bir ahhhhh da bana çektirdin absalom :((
Sil18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 99. yıldönümü var çok yakında...
Onbinlerce şehidin kanıyla sulanmış bu topraklar hiç hak etmediği günlerden geçiyor...
Haklarını helal etmeyecekleri o kanıbozuk güruh bir hayli büyüyüp katlanmıştı. Umarım, umarım bu millet titreyip de kendine gelir en kısa zamanda...
Umarım bir an önce görürüz o günleri...
Bu kahramanlar bizlere, okullarımızda çocuklarımıza keşke detaylı olarak tanıtılabilseydi. Oysa ne çok gereksiz bilgiyle dolduruyoruz çocukların, gençlerin kafasını. Kiminle, kimlerle gurur duyacaklarını bile bilmiyorlar.
YanıtlaSilCephede, cephe gerisinde canı pahasına çarpışıp, maaşını dahi bağışlayıp sonra da yokluk içinde ölmesi.İnsan gerçekten utanç duyuyor. Kızını okutabilmiş midir, merak ettim. Ne yazık, cehalet savaşından bu asırda hala zaferle çıkamadık.
Sanırım sadece Nene Hatun vardı benim bildiğim. Diğerlerinin adlarını bile yıllar yıllar sonra, başka kaynaklardan duyduk.
SilBu bilinçli yapılmış ve nedeni öyle korkunç ki Makbule Hanım...
Atatürk'ten sonra, emperyalizm bu iş için devreye girmiş. 1950 yılından itibaren yazılmış tüm ders kitapları, özellikle de tarih kitapları emperyalizmin elinden geçmiş. Birtakım amaçlarla çarpıtılarak yeniden yazılmış.
Benim araştırdığım kaynaklar, kızının kendisi ile birlikte savaşa katıldığından, bir çatışmada elini kaybettiğinden ve bu nedenle de akli dengesini yitirdiğinden bahsediyordu.
SilKara Fatma'nın iki oğlu tek kızı olduğu söyleniyor sürekli. Demek ki bu kız, o kız. Aklını yitirdiği için okuyamamış :(
Ama yine de kızını evlendirmiş. Son günlerini kızından olma torunlarıyla geçirdiğinden bahsediliyor...
Hak edene hak ettiğini vermeli
YanıtlaSil:)
Laiklik ve demokrasinin olduğu zamanlarda bu vardı elbet.
Şimdiyse çok uzak
:)
Daha öncede Fatma Seher Erden'in adının geçtiği kitaplar okumuştum ama onun adına yazılmış, hayatını anlatan bir kitabı hiç okumadım.
Acaba yazılmış mıdır, onu da bilmiyorum.
:)
Sevgilerimle
:)
Yoktan var edilerek bize bahşedilen şu cennet vatanın üzerinde, akla hayale gelmeyen oyunlar eşliğinde yolsuzluklar dönmesi de cabası...
Evet, yazılmış bir kitap var. Postta adını geçirdiğim kitabın altına link koydum, tıklarsan göreceksin.
Bir de yine aynı isimde başka bir kitap daha varmış.
Onun yazarı Gonca Elmas Akay.
(Kara Fatma - Kurtuluş Savaşı'nın İlk Türk Kadın Subayı Fatma Seher'in Kahramanlık Öyküsü)
Her iki kitabın yazarının da kadın olması çok ama çok duygulandırdı beni.
En kısa zamanda okuma isteğiyle doldum.
Sevgiler
Bende bakacağım kitaplara, iyice merak ettim.
Silabsalom ne güzel demiş , umarım haklarını helal ederler bize..
YanıtlaSilhem çok şey söylemek isteyip hem söyleyemediğim zaman böyle uzun uzun bakıyorum ekrana. en iyisi ben bu güzel post için teşekkür edip gideyim.
Haklısın. Duygu yoğunluğu içine giriyor insan.
SilSöylemek istenenlerin kelimelere dökülebilmesi zorlaşıyor.
Teşekkürler ziyaretin için...
İçime bir yumru yerleşti yine...
YanıtlaSilNur içinde yatsın, yatsınlar...
SilSelam ve rahmet onların üzerlerine olsun. Yine gözlerim doldu. Sevgilerimle.
YanıtlaSilAmin. Haklarını ödeyemeyiz.
SilHizmetlerinin karşılığı cennette, eminim...
Harika bir yazi. Inanın içim titredi gözlerim doldu. Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilBeğenmenize sevindim. Teşekkür ederim.
SilÇok hüzünlü bir öykü aslında.
Duygu dolu yüreğinize sağlık.
Sevgiyle...