2021/02/22

Çizgi Filmlerin Çocuklar Üzerindeki Etkileri

''Bir deli kuyuya taş attı, kırk kişi çıkaramadı'' misali, bir önceki yazıda çizgi filmlerdeki anormal karakterlerden bahsetmiştim.  Bu duruma şaşırmayan çıkmamıştı. Hep birlikte yorumlarda bulunduk; ama sebebini tam olarak çözemedik. 
Aslında üç aşağı beş yukarı tahmin etmişiz. 

Şöyle ki; söz konusu çizgi filmlerin izleyenler üzerinde çok bariz, ölümcül bir etkisi olmadığından bahsediyor uzmanlar. Her çocuğun aynı olmadığını, aynı oranda etkilenmeyeceğini söylüyorlar. Filmlerin seçiminde en önemli etkenin ebeveyn kararı olduğunu da. 

Asıl tehlikenin modern çağın grafik çizimlerinde ve bilgisayar oyunlarında olduğundan bahsediliyor.

Konu epey ciddi olduğundan ve ben o haliyle öylece kalmasını istemediğimden ilgili araştırma sonuçlarını buraya eklemem gerektiğine inandım. En altta da yararlandığım kaynaklar ve bir de ebeveynleri çocuklarının yaşlarına göre doğru seçim yapabilmeleri için yönlendiren film kaynaklarının linkleri. Biraz uzunca oldu ama merak edenler için önemli. Başlıyalım o halde:

Çizgi film şiddeti, çocuklar ve saldırganlık 
Çizgi filmler, çocukların boş zaman etkinliklerinin önemli bir öğretim parçası ve gelişimleri üzerinde etkiye sahip. Çizgi filmlerin olumsuz etkilerinden korumak için ebeveynlere çocukların hangi çizgi filmi izlediklerini, izlenen süre ve yaş sınırlamalarını takip etmeleri öneriliyor. Bir nesil Wile E. Coyote'un kaderi veya Tom ve Jerry'nin maskaralıklarını izledi ve bu onlara zarar vermedi. Ancak araştırmalar günümüzün grafik çizgi filmlerinin ve bilgisayar oyunu karakterlerinin etkilerinin o kadar masum olmadığını gösteriyor. 

Değerleri yaymanın bir yolu olarak çizgi filmler
Herhangi bir görsel-işitsel ürün gibi, çizgi filmler de değerleri yaymanın bir yolu olarak kullanılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında, savaşan taraflar çizgi filmler de dahil olmak üzere tüm propaganda yöntemlerini aktif olarak kullandılar. Amerikan hükümetinin isteği üzerine, Walt Disney şirketinin animasyon çizerleri 32 Anti-Nazi çizgi film çekti. Bunların en ünlüsü "Ölüm için Eğitim: Nazi'nin Yapılması" (1943) ve Oscar ödüllü "Der Führer'in Yüzü"dür. (1943). Aileler tarafından da izlenen ve film yayınlanmadan önce sinemalarda gösterilen Disney çizgi filmlerinin ana temaları, ''düşman imajı oluşturma, vergilerin zamanında ödenmesi ve orduya gerekli yatırımların yapılması'' içerikliydi. 

1936'da Japonya'da Mickey Mouse kullanılarak anti-Amerikan bir çizgi film çekildi. O dönemde Nazi Almanyası'nda Disney'in çizgi filmleri de dahil, Nazi karşıtı ideolojiyle çelişen her türlü bilgi yasaklandı. Almanya'nın en ünlü propaganda filmi, kötü cadının Demokrasi, uyuyan prensesin Almanya ve prensin Adolf Hitler olduğu "Uyuyan Prens" idi. Sovyet sinemasının en başarılı propaganda çizgi filmi ise soğuk savaş sırasında kapitalizm ve sosyalizm arasındaki farklılıkları göstermek için çekilen “Milyonlar” (1963).

Modern dünyanın çizgi filmlerinde savaş propagandası yok. Bazı çizgi filmler insani değerleri ve fikirleri yaymanın bir yolu.  Örneğin “Finding Nemo” (2003) ve “Finding Dory” (2016) adlı çizgi filmler engelli insanlar arasındaki ilişkileri göstermekte,  mülteci krizi sırasında çekilen "Zootopia" (2016) ise  ırkçılık karşıtı, yabancı düşmanlığından arınmış bir toplum yaratmak üzerine bir çizgi film.

Günümüz animasyon ve oyunları o kadar gerçekçidir ki, çocukların ''taklit şiddet'' ile gerçek aksiyon arasındaki farkı ayırt etmesi zor olabilir, bazı animasyonlar da gerçekmiş gibi rahatsız edici olabilir. Çocuğunuzun yaşını göz önüne alıp hangi düzeyde şiddeti kaldırabileceğine karar verirken dikkatli olmalısınız.

Pek çok ebeveyn, günümüzün çizgi film ve video oyunlarındaki şiddeti sorguluyor. Ancak birçoğumuz Tom Jerry, The Road Runner ve şiddetin önemli bir bileşen olduğu diğer animasyonları izleyerek büyüdük. Kimse zarar görmedi; en azından ölümcül değildi.  Bu bir güvence. Her şey her seferinde sorunsuz sonuçlandı. 

Saldırganlık ve düşmanlığın sonsuza kadar çizgi film ve masalların temel taşı olduğunu iddia edebilirsiniz. Kıskanç cadı olmadan Uyuyan Güzel veya ölümcül dozda zehir almayan Pamuk Prenses ile Yedi Cüceler, çocukların belki de ilk kez sevdiklerini aniden kaybetme gerçeğiyle yüzleşmesine neden oldu.

Araştırma ve çizgi film şiddeti 
ABD'deki Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nde kıdemli araştırma profesörü olan Profesör L Rowell Huesmann, Tom ve Jerry çizgi film dönemindeki  şiddeti belirtirken "Çizgi film daha fazla şiddet değil, daha fazla duyarsızlaştırma üretir" diyor. 

Huesman, çizgi filmlerdeki şiddet sahnelerinin çocukların etki ve sonuç algılarında zorluklar yarattığını belirtiyor. Örneğin; kahramanın başına ağır bir nesnenin düştüğü sahne güldürür, kahramana zarar gelmez. Bunu izleyen çocuk, aksiyonla ilgili ilişkiyi yavaş yavaş bozar (Tom ve Jerry, Teenage Mutant Ninja Turtles). 
Çocuklarda medya şiddeti ve saldırgan davranış üzerine bir dizi çalışmanın yazarı olan Profesör Huesmann, medya şiddetine maruz kalmanın izleyicilerde saldırgan davranışlara ve fikirlere, provokasyona ve öfkeye yol açabileceğine dair kanıtlar olduğunu söylüyor. 

Avustralyalı ebeveyn uzmanı Michael Grose da aynı fikirde. Ancak bazı çocukların medya şiddetinden etkilenmeye diğerlerinden daha fazla yatkın olduğunu, bu durumun çoğu zaman çocuğun yapısından kaynaklandığını söylüyor. ''Uçlarda yaşayan, uyum sorunu olan çocuk ya da gençler, bazı videoları içselleştirmek için aşırı zaman harcayan yalnızlar olarak daha duyarlılar'' diyor Grose. Çizgi filmlerin çocuklar için iyi olduğuna inanıyor. Onları hayata hazırladığını, dolaylı ve kişisel olmayan bir şekilde çatışma, drama ve acıyı sunduğunu söylüyor. Günümüzün sansürsüz şiddet içerikli oyunlarında şiddetin gelişigüzel olduğunu ve çoğu kez kahramanlar tarafından anında ödüllendirilmek üzere işlendiğini belirtiyor.

 Kanada Toronto Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Profesör Jonathan Freedman gibi uzmanlar, medyadaki şiddetin çocuklardaki saldırgan davranışla bağlantılı olduğuna inanmıyor. Yayınlanan makalelerinde, şiddeti izlemenin şiddete yol açıp açmadığını, insanları buna duyarsızlaştırdığını sorguluyor. Teorisini desteklemek için, geleneksel olarak Amerikan karikatürlerinden çok daha şiddet içeriği barındıran Japon çizgi filmlerini örnek veriyor ve Japonların saldırgan olmadıklarını, genel olarak çok kibar insanlar olduğunu ifade ediyor. 

Bunun gibi medyanın ilgisini çeken görüşlere rağmen, Sydney Macquarie Üniversitesi'nden Dr Wayne Warburton, bugün mevcut olan kanıtlar hakkında hiçbir şüphe olmadığına inanıyor. "Çok iyi belgelenmiştir" diyor. "Çizgi film şiddeti de dahil olmak üzere şiddet içeren medyaya çok fazla maruz kaldığınızda, dünyanın gerçekte olduğundan çok daha zararlı ve şiddet içerikli olduğunu düşünen bir inanç sistemi geliştirme eğiliminde olduğunuzu gösteren yüzlerce çalışma var."

Duyarsızlaşmak - Dr. Wayne Warburton, sadece 20-30 dakikalık bir izleme seansından sonra, izleyicinin yaşına veya türüne bakılmaksızın içeriğine karşı anında duyarlılığın azaldığını söylüyor. ''Duyarsızlaştırma, başkalarının acılarına karşı empati kaybı, başkalarının sorunlarına karşı duyarsız olmak ve yardım etme isteğini kaybetmek anlamına gelir'' diyor.

Ancak birçok uzman, her şeyin çocuğun yaşına bağlı olduğu konusunda hemfikir. Michael Grose, "Yedi yaşından küçük çocuklar, neyin gerçek neyin gerçek olmadığını ayırt etmekte zorlanıyor" diyor. ''8'den 10 yaşa kadar olan çocukların korku ve şiddet içerikli film izleme fikri hoşlarına gidiyor- örneğin zombiler - ama fiziksel zarar ve kan görmek onlara göre değil. Gerilim ve dram içeriklerini daha büyük yaştaki çocuklar kaldırabilir.'' 

 Ebeveynler, bir hikâyenin çizgi film formatında sunulduğunda çocuklar üzerinde daha az etkiye sahip olduğu konusunda kandırılmamalıdır. Çocuklar geçmişteki çizgi filmler ve gerçek hayat arasında kolaylıkla ayrım yapabiliyordu. Günümüzdeki bilgisayar oyunları ve video görüntülerinde bu ayrım kalkabiliyor. Film veya oyunun gerçek yaşamla birbirine geçip çocuklar üzerinde aynı etkiye neden olduğu belirtiliyor.

Her şey denge ile ilgili Ebeveynler, çocuklarının önemli bir gelişim fırsatı kaçıracakları, çocuklarının en yeni oyun konsoluna sahip olmaları, en son bilgisayar oyunlarını oynamaları veya en son çıkan filmleri izlemelerine izin vermeleri gerektiği konusunda baskı altında tutulmamalıdır. 

Bu, televizyon veya bilgisayarı atmak değil. Çizgi filmler ve oyunlar çocuklar için bir araç olarak bulundurulmalı. Ancak, içeriğe dikkat etmek ve bir denge unsuru oluşturmak koşuluyla...  

Günümüzde çocukların televizyon karşısında geçirdikleri zaman çeşitli nedenlerle artmıştır. Teknoloji, hayatımızın bir parçası haline geldi. Ancak, bir çocuk doğduğunda boş bir defter gibidir. Onların geleceğini şekillendiren oraya yazdıklarımızdır. Bu yüzden yaşadıkları çevrede öğretmenleri olmak, onlara daha iyi insanlar olmayı öğretmek ebeveynlere kalır. 3 - 6 yaş arasındaki küçük çocukların sevgi dolu ve şefkatli bir ortamda bulunmaları büyük önem taşımaktadır. 

Çocukların gelecekte istikrarlı insanlar olmalarına yardımcı duygusal ve sosyal gelişimleri için onlara gerekli imkânları sağlayan güvenli bir ortamda bulunmaları gerekiyor. Söz konusu ortam mutlu, güvenli ve sevgi dolu olmalı. Bu onların gelişimi ve eğitimi için son derece önemli. Küresel bir araştırma, çocukların beyin yapılarının % 85'inin ilk yıllarda tamamlandığını söylüyor. Dolayısıyla, çocuklarımıza ne izlettiğimize, onların önünde nasıl davrandığımıza ve manuel deneyimler için yeterli fırsat verip vermediğimize özellikle dikkat etmemiz gereken yıllar. 

Günümüz dünyasında dijital medya her yaş grubu için kaçınılmaz. Hepimizin sevdiği, zevkle yaptığı bazı işler vardır. Ancak bu, onların bizim için her zaman iyi oldukları anlamına gelmez. Yetişkinler olarak bu durumu sonradan fark ederiz. Aynı şey çizgi filmler için de geçerlidir. Çizgi filmlerin olumlu yönlerinin yanı sıra, ebeveynlerin çocuklarına izletmeden önce dikkat etmesi gereken olumsuz etkileri de vardır. 

İşte bu nedenle resimli bir görsel sanat olan çizgi filmlerin “karanlık taraflarına” bakmakta yarar var: ''Çizgi film karakterini seç'' başlıklı bir deneyde kızlar en çok Elsa (Karlar Ülkesi) adlı çizgi film karakterini seçti. Yanıtları sorgulandığında, bu karakteri seçme nedenleri fiziksel görünümü ve buz yapma yeteneği dediler. İnsanları buza dönüştürmek, yok edilmeleri anlamında. Ancak bu yıkım, çocuklar tarafından normal bir şey olarak algılanma potansiyelinde. 

Kızlar ayrıca Winx Club, Pamuk Prenses ve Külkedisi'nin kızları gibi çizgi film karakterleri olmak istiyor. Sebepleri fiziksel görünümleri ve güzellikleri. Kızların bu karakterleri fiziksel görünümleri ve davranışları açısından nasıl idolleştirdikleri gelecekleri için ciddi bir sorun. Hatta yüksek standartlar nedeniyle yetersizlik yaşayabilir, başkalarını fiziksel görünümlerine göre yargılama alışkanlığı geliştirebilirler. Erkek çocukların en sevdikleri karakterleri seçme kıstası doğaüstü beceriler ve fiziksel görünüm. Çocukların ifadelerindeki karakter açıklamaları şunlar: Uçmak veya doğaüstü güçlere sahip olmak. Bazen korkutucu ve kötü karakter olmak istemek. Bir çizgi film kahramanı, yıllarca bir çocuğa rol model olabilir. Çizgi film karakteri hem illüstratör hem de senaryo tarafından oluşturulmuştur ve bu durumun temsil ettiği gerçekle herhangi bir yan etki meydana gelebilir. Çocuğun iyi mesajların saf içeriğini alması ve bunları doğru bir şekilde benimsemesi çok önemlidir. 

1. Şiddet Bunun için Tom ve Jerry'nin her zaman kavga ettikleri, intikam almak için birbirlerini kovaladıkları, aynı durumun Wile E. Coyote ve The Road Runner için de geçerli olduğu örnek verilebilir. Birinin her zaman dövüldüğü, üstelik oldukça- sert dövüldüğü sahneler. Kafaya kuyruklu piyano fırlatmak, silah sesleri, eldeki veya ağızdaki patlayıcılar ve ardından gelen şiddetli gümbürtüler. Mutant Ninja Turtles'dan (mavi renkli) Leonardo, kötü niyetli Krang ordusunu acımasızca döverek yok ediyor. Sonuç: Her yerde kırık kollar ve bacaklar, yıkık binalar, tamamen yıkım. Bunların hepsi şiddeti betimleyen ve çocukların zihnine, bilinç altına doğrudan yerleşen mesajlar. Böylece çocuklar bu sahneleri bir sünger gibi emerek şiddeti son derece normal ve de yaygın bir şey olarak kabul ediyor. Şiddetin oldukça gerçekçi olduğu görüntüleri izleyen çocuklarda sıklıkla tekrarlanan veya cezasız kalan görüntüleri taklit etme olasılıkları daha yüksek. Amerikan Pediatri Akademisi'nden (AAP) uzmanlar şunu söylüyor: Şiddetle dolu çizgi film izleyen çocuklar sinirli, saldırgan ve itaatsiz olma eğiliminde. Üstelik bu çocuklar sabırsız. Şiddet içerikli çizgi filmlerin çocuklar üzerinde üç ana etkisi var: 
 1- Başkalarının acılarına ve üzüntülerine duyarsız hale gelirler. 
2- Gerçek hayatta etraflarındaki şiddet unsurlarından rahatsızlık duymazlar. 
3- Saldırgan tepkilere ve şiddet içerikli davranışlara eğilimli olurlar. İnternette bu konuyla ilgili pek çok çalışma bulabilirsiniz. Iowa Eyalet Üniversitesi'nden bir bilim adamı, konuyla ilgili çalışmasında gençlere yönelik animasyon programlarının, genel izleyiciler için yayınlanan programlardan daha fazla vahşete sahip olduğu sonucuna ulaşmış. 

2. Sağlık sorunları 
Pokemon çizgi filminin-negatif-etkileri Satoshi Tajiri tarafından 1995 yılında yaratılan animasyon filmindeki Japonca adı Pokémon olan karakterin kocaman gözleriyle kendine özgü bir görünümü vardır. Orijinali cep canavarı olan ismi bir yıl sonra Pokémon olarak kısaltılmıştır. Pokemon aldığı sert darbelere rağmen enerjisini geri kazanma yeteneğine sahip olan ve asla ölmeyen bir karakterdir. 

 1997'de Japonya'da epileptik nöbetler nedeniyle 653 çocuk hastaneye kaldırıldı. Ayrıntılı araştırmalardan nöbet sebeplerinin o gece izledikleri Pokémon'un 38. bölümünde ortaya çıkan kırmızı ve mavi ışıkların yanıp sönmesinden kaynaklı olduğu anlaşıldı. Ve Japon hükümeti tarafından yasaklanan o bölüm dünyanın hiçbir yerinde ticari olarak bir kez daha yayınlanmadı .

 Başka sağlık sorunları da var. Bütün gün televizyon karşısında oturup çizgi film izlemenin iyi bir yanı olmadığı aşikâr. Bu sadece çocukların görme yeteneğini zayıflatmak veya omurga eğriliği bozukluklarına yol açmakla kalmaz. Fiziksel aktivite eksikliği yüzünden obezite ile ilgili sorunlar gelişir. Ayrıca birçok uzman, çizgi filmlerin üç yaşına kadar çocukların konuşma gelişimi üzerindeki olumsuz etkisini vurgulamaktadır. Psikologlar çizgi film izlemenin, düzgün konuşma gelişimi için hiçbir etkisi olmayan pasif bir etkinlik olduğunu da iddia ediyorlar. 

3. Rol modeller Çizgi film izlerken çocuklar kendilerini karakterlerle özdeşleştirir. Uçabilirler,  yakındaki binalara bir gökdelenin tepesinden atlayabilirler. Şimşekler çaktırmak, rüzgardan daha hızlı koşmak, 10. kattan düşmek ve zarar görmemek, 15 suçluyu tek başına dövmek vb. eylemler gerçekleştiren saldırgan karakterler kolaylıkla rol modellere dönüşebilir. Gerçekle kurgu arasındaki farkı açıklayacak olan ebeveynlerin gözetimi olmadan -ki bu genellikle meşgul oldukları ve çocukları televizyonun önünde bırakmayı tercih ettikleri için her zaman böyle değildir- çocuklar çizgi filmleri gerçeğin yerine kullanabilirler. Bu, çocuğun psikolojik gelişimi için bir tehdit olabilir. Ne yazık ki, çocukların çizgi filmleri uç noktalara taşıdığı durumlar vardır . 

Olumsuz etkileri azaltmak ve çizgi filmleri çocuklar için sağlıklı bir eğlence haline getirmek için ne yapabiliriz? 
Çocuklar, çizgi film izlemek dahil yaptıkları her şeyde dengeli bir tarza sahip olmalıdır. 
✅ Ebeveynler, çocukların TV izlemek veya bilgisayar kullanmak için harcadıkları zamanı günde en fazla bir saat ile kontrol etmeli ve sınırlamalıdır. 
✅ Ebeveynler, belirli bir sahnedeki çizgi film karakterinin zarar görmediğini, ancak gerçek hayatta ciddi şekilde yaralanacağını veya öleceğini izah etmelidir. 
✅ Ayrıca çocuklarına, bir çatışmayı çözmek için şiddet içeren davranışların en iyi eylem şekli olmadığını açıklamalıdır. 
✅ Bazı çizgi filmlerde yaş sınırı olmalıdır. 
✅ Yayıncılar, bu programın bir parçası olarak TV'de neyin gösterilip neyin gösterilmemesi gerektiğini değerlendiren ve bunların ne zaman yayınlanacağına karar veren profesyonel ekiplere (çocuk programı uzmanları, editör ve psikolog) sahip olmalıdır. 
✅ Çocukların içeriğini anlayamadıkları çizgi filmleri izlemelerine izin verilmemelidir.
✅ Ebeveynler çocuklarına onları olumlu yönde etkileyebilecek çizgi filmler sağlamalıdır. 
✅ Ebeveynlerin de çizgi film karakterlerini izlemesi ve çocuklarla tartışması en güzelidir.

Kalın sağlıcakla...

https://education.nsw.gov.au/parents-and-carers/wellbeing/behaviour/cartoon-violence-kids-and-aggression 

https://www.boldsky.com/pregnancy-parenting/kids/2015/negative-impact-of-cartoons-on-kids-066856.html  

https://www.scirp.org/html/17-1760575_59815.htm 

https://enlightngo.org/language/en/post/7795 

https://childrenandmedia.org.au/movie-reviews/ 

https://www.commonsensemedia.org/movie-reviews

6 yorum:

  1. Teori ve araştırmalar gerçekten çok ilginç.. Özellikle duyarsızlaşma konusu önemli diye düşünüyorum. Birde bari çizgi filmleri propaganda için kullanmasaymışlar :-)) Bir bu eksikti...

    Bilgisayar oyunları ile ilgili bir kaç yıl önce çıkan haberleri sanırım hatırlıyorsunuzdur. Verilen görevleri yapacağım diye ölen çocuklar.. Sonuçta ki kontrol kısmı kesinlikle şart.. Yapacak birşey yok, oturup bizde izleyeceğiz çizgi filmleri :-))

    Çok detaylı ve faydalı bir yazı olmuş, ellerinize sağlık 👏 🙏

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sormayın:) Özellikle II. Dünya Savaşı sırasında Amerika istedi diye çizerlerin harıl harıl Nazi karşıtı 32 film oluşturmasına çok şaşırdım. Demek ki çizgi filmler propaganda aracı olmaya, beyin yıkamaya çok müsait
      Bu konuyla epeyce ilgilenilmiş aslında. Ancak uzmanların tümünden onay almış tam bir görüş birliği yok. Pokemon'un çok sert darbeler alıp ölmemesi algı bozukluğu yaratır aslında; ama Japonlar yaratmış n'apalım. Onlara bir şey olmamış. Çok sevecen ve nazikler:))

      Evet, ölen çocukları hatırlamaz mıyım? En son savaşan kadınlar içerikli olanlar için de uyarı yapılıyordu.

      Bakın, Winnie the Pooh adlı yapımın ruhsal rahatsızlıkları doğru tanımladığı ve eğitimde kullanılabileceği ile ilgili şu başlıkta bir PDF dosyasına rastladım:
      How contemporary Disney film can be used for mental health teaching in
      schools: a case study of Winnie the Pooh (2011) and Inside Out (2015)


      Velhasıl, birbiriyle çelişen o kadar detay var ki. Anafikir olarak bende de sizinle aynı görüşteyim: Ebeveynler seçimi kendi yapacak mecburen, hatta çocuğuyla birlikte izleyecek.

      Bu kadar uzun bir yazıyı değerli vaktinizi ayırıp okuduğunuz için ben teşekkür ediyorum. Selamlar, saygılar...

      Sil
  2. Sevgili Zeugma uzun demişsin yazına ama bir solukta okunuyor çünkü konu çok önemli, çok güzel bir yazı hazırlamışsın kalemine sağlık...Araştırma sonuçlarıda ilginç geldi. Yazını çevremde çocuğu olan insanlara atacağım okumaları için çok faydalı... Doğru bildiğimiz bir çok yanlış var ve çizgi filmler bu konuda insanı çok şaşırtıyorlar...
    Yazını devam ettirmene teşekkürler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Dode, öncelikle beni mutlu eden bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Konuyla doğrudan ilgili olup merak edenler için yazının uzun ya da kısa oluşu önemsizdir dediğin gibi.

      Gözlemlerime göre bebek arabalarındaki ve tabii ki evlerdeki yaşını doldurmamış bebeklerin eline bile oyalansın diye hareketli bir oyun ya da çizgi film açıp cep telefonu verilme modası başlamış kötü bir dönem yaşıyoruz. Göz sağlığı başta olmak üzere fiziksel ve ruhsal pek çok olumsuz etki altına giriyor çocuklar.
      Doğru bildiğimiz yanlışların yanı sıra yanlış bildiğimiz doğrular da devreye girmiş maalesef. Gerçekten şaşırtıcı. İnsanlar kendi özgür iradeleriyle çocuklarını denetim altında tutacaklar başka çare yok.
      İlgin için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Sevgilerimle:)

      Sil
  3. Canım Zeugmacım öncelikle emeğine sağlık. Faydalı, dolu dolu bir yazı hazırlamışsın bizlere. Çocuklara doğduğu andan itibaren öğretilenler kesinlikle çok önemli. Söylediğin gibi 3-6 yaş arasındaki çocukların bulundukları ortam, izledikleri ve gördükleri büyük önem taşıyor.

    Pokemon'un bir bölümünün kaldırıldığını biliyordum ama sebebinin kırmızı ve mavi ışıktan olduğunu bilmiyordum.

    Konuyla alakalı bir örnek vermek istiyorum. Bebekliğinden beri tanıdığım ve tüm günü tv karşısında çizgi film izleyerek geçiren bir çocuk. Annesinden ilgi görmesi gerektiği zamanlarda bile zamanını TV karşısında geçiriyordu. Neredeyse tüm gününü. Yemeğini önüne getirip, ihtiyaçlarını giderdikten sonra çocuğu o ekran karşısında bırakıp gidiyordu. Konuşmayı bile izledikleri sayesinde sökmüştü ve bazen bir çizgi film karakteri gibi konuşuyordu. Senin de bahsettiğin gibi hareketsizlikten çok erken yaşta obeziteye doğru ilerlemeye başladı ve diyetisyene gitmek zorunda kaldı. Bazı sorunlarından dolayı şuan terapi görüyor.

    Tekrar emeğine sağlık güzeller güzeli Zeugmacım, umarım birçok aileye ulaşır bu yazın. 💖💖💖

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de okuduğum bu harika yorumuna çok teşekkür ederek başlamak istiyorum sevgili Ausem.💕🙏
      Çizgi film karakteri gibi konuşan çocuklardan ben de çok gördüm. Sokaklarda eline kılınç alıp He-man olanlar, replikleri bağırıp duran çocuklar da az değildi:) Herhalde onlar da konuşmayı ekran karşısında sökmüşlerdir. Ben de ekran karşısından hiç kalkmayan ve patatese dönüşmüş çocuklar görüyorum. Büyük bir yüzdesi obez zaten. Ekranları ve Fast Food'la beslenmeyi Burger'ları çok seviyorlar. Son derece sağlıksız çocuklar:(
      Ausecim, madem sen örnek verdin, bir tane de benden gelsin. Ben de yaşını başını almış bir kadın tanıyorum. Artık hangi çizgi karakterin etkisinde kaldıysa, sanırsın 12 yaşında ve evcilik oynuyor. Evindeki eşyalardan tut da giysilerine ve tercih ettiği renklere kadar. Sanırım torunu geldiğinde çok mutlu oluyordur çocuk:D
      Pokemon'un o dalgasından kıl payı kurtulmuşsun demek ki. Çok geçmiş olsun.
      İleride çocuk sahibi olduğunda inanıyorum ki son derece bilinçli bir anne olacaksın. 😊

      Bu yazıya bir şekilde rastlayıp da sorularına yanıt bulabilen tek kişi bile olsa ne mutlu bana. Tekrar teşekkürler, çok sevgiler Ausecim 🌸💕

      Sil