2010/04/25

Marka Yarıştıranlar

Gazete, dergi ve televizyonlardan sürekli ''Bu markayı satın alırsan çevrendeki insanlardan farklı olursun!'' diye bas bas bağıran akıl almaz bir reklam endüstrisiyle yönetiliyor dünya.

Dolayısıyla bu tür yoğun propagandaların baskısı altında ''marka'' satın alarak kendini çevresindeki insanlardan ayrıştırmaya çalışan, farklı olduğuna inanan insanlar çıktı ortaya.


Özellikle de ''Ben herkesten farklıyım. Hatta tek'im,'' duygusunu yaşamak isteyen gençler...

Çoğu siyasetten uzak, ülkesinin geleceği ile ilgili en ufak bir kaygı taşımayan, kitap okumayan, ''emek'' denen kavramı ve onun değerini reddetmiş, özetle; boşluğa düşmüş ve arayış içinde bir gençlik bu...


Kendilerini ''değerli'' hissettirecek projelerden yoksun oluşları ''tüketim kültürü'' ne sarılmalarında ve saplantıya dönüşmüş bir alışveriş çılgınlığının içine düşmelerinde en büyük etken.
Güzele, zengine, güçlü olana hayranlık duyuyorlar. Arayışları da bu yüzden ''hem zengin hem ünlü'' olmanın en kısa ve kolay yoldan nasıl elde edilebileceği yönünde...

''Nereden çıktı şimdi bunlar?'' diyebilirsiniz.

15-25 yaş arası gençliğe bir dikkat edin. Hatta yaş yelpazesini daha da genişletin.

Modaya uymak, marka giymek artık bir üstünlük ve statü olarak algılanıyor. Bir tutku ve yaşam biçimine dönüşen bu durum en çok da üniversitelerde yaygın. Podyumlardan hiçbir farkı olmayan kampuslara gidip bir bakın isterseniz. Özellikle de özel üniversitelere...

Aralarında giydiği markaya, altındaki araba modeline göre arkadaş seçenler var!

Bir blue-jean pantolona 1.000 TL, küçücük bir çantaya sırf marka diye 2.000 TL verenler!

Saati, gözlüğü, parfümü ''en ünlü marka ve yurdışından olmazsa olmaz'' olanlar!

Özel üniversitelerin kantinleri yeterince pahalıyken ve oradaki bir bardak çay ücreti ile devlet üniversitesi kantinlerinde 3 çeşitten oluşan bir menü alınabiliyorken yine de o kantini beğenmeyenler, son model spor arabasına atlayıp yemek yemek için lüks bir semte giden ve sadece bir tabak salataya 20 TL verenler!

Kuaföre gidip süslenen sadece kızlar değil. Makyaj yapmasa bile erkekler arasında da solaryuma giden, sürekli fön çektiren, manikür ve pedikürsüz gezmeyenler çoğunlukta. İçlerinde ilgi alanları ve muhabbet konuları kantinde oturup oradan geçen kızlarla ilgili ''Bugün kim, hangi kıyafeti giymiş? Hangi etiket sahte, hangisi orijinal? Son trend saç modeli mi? Rengi ne?'' şeklinde puan vermek olanlar azımsanmayacak sayıda...

Nereden nereye geldim... Şaka gibi bunlar değil mi?

Ama hepsi gerçek ve biz bunların yaşandığı bir ülkedeyiz.

Üstelik söz konusu bu gençler arasında diplomayı alır almaz okkalı birer koltuğa oturanlar var.Ve belki de halen marka tercihlerine göre insanları sınıflandıranlar...

35 yorum:

  1. Sevgili Zeugma,
    bir eklemek yapmak istiyorum. Devlet bedelli askerlik safsatasından çabucak vageçti de tek eşitlik imkanı olan askerliğe, zengin-fakir ayrımı karıştırılmadı.

    YanıtlaSil
  2. Gençlik gerçek manada elden gidiyor 1 erkek 1 kız babası olarak çocuklarımın geleceği konusunda çok kaygılarım var şu aşamada eğitim konusunda artık aile ve öğretmen yetmiyor belki hayal fakat devletin gençleri faydalı şeylere yönlendirmesi açısından büyük projelere imza atması gerekir çok mu karamsarım...

    YanıtlaSil
  3. merhaba kapitalizm :)))

    popüler kültür zeugma.
    engellemek...
    çocukları dışında tutmak mümkün deil.
    yetişkinler bizler bile ucundan da olsa kaptırmışken kendimizi hele.

    çözüm?

    bu uzun bi konu işte :)))

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Zeugma Öğretmenim,

    Geçenlerde parfüm konusunda dudak uçuklatacak,espirili bir post yapayım diye düşünmüştüm.Sizin "marka yarıştırmak " postunu görünce aklıma o geldi. Bu tip marka meraklısı çok arkadaşım oldu.Çoğu ağızlarını açtıklarında her şeyi berbat ettiklerini,üstlerinde taşıdıkları pahalı markaların altında ezidiklerini çok iyi biliyorum. Kelime hazineleri 50-60 kelimeyle sınırlı olan bu tipler işi hemen geyiğe döküp,baba paralarının gücüyle de olsa; sanattan,tiyatrodan,edebiyattan,
    tarihten haberi olmayan gençler.Bunların biraz üzerine gittiğinizde,kaçakları oynayan,erken yaşta emek verilmeden elde ettikleri şeylerin değerini bilmeyen DOYUMSUZ!! zavallı tipler olduğu anlaşılır.Bunların ne bir hayat görüşü,ne de bir siyasi duruşu vardır.Ama unutmamak gerekir ki hayat çok acımasızdır ve ne getireceği belli değildir.Suçu sadece bu garibanlarda da bulamıyorum,onları kendi ayakları üzerinde durmayı öğretmeyen anne ve babaları da en az onlar kadar suçludur.Neyse ki toplumumuzun azınlıkları!!!

    Çok ama çok güzel yazmışsın.
    Gönlünce iyi haftalar dilerim öğretmenim.

    Kırmızı arbayı kaptım,sevgilerimi
    bıraktım :)

    Sevgilerrr

    YanıtlaSil
  5. Beyinlerini yarıştırıp üretim yapanların ve bu ürünlerini bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinde tüketim pazarı yapanların yarattığı ''kapitalist'' sistemin ideolojik bir sorunu bu Sevgili Zeugma . Onlar devletçi, sosyal politikalara dönüp, beyinle yarışırken; bizler onların arka bahçe çöplüğü olarak, eski ithal malları ile yarışıyoruz. Çok önemli bir konuda çok önemli tespitler, kalemine sağlık.

    İyi bir hafta dilerim.

    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  6. çook çoook uzun konu Zeugma. Çok kısaca, cahilleştir böl yönet utkuyla kullanılan kapitalist yöntemler.

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Zeugma; bilmem ne kadar gençleri suçlayabiliriz, gösteriş, marka merakı ve bunlar üzerinden insanları sınıflandırma konusunda. Seksen sonrası Özal dönemiyle başladı bu furya ve özellikle de devlet politikasıyla insanlar önce ithal mallara sonra her üründe markaya yönlendirildiler. 'İşini bilen' (benim memurum işini bilir dedi Özal mesela) köşeyi kestirmeden dönen (hangi yolla olursa olsun) vasıflı yetenekli insan oldu. Giderek daha da yoz bir toplum olduk. Hızla gelenek göreneklerimizi bırakıp batının ilim ve fenni yerine, çağdaş olmak adına, laçkalaşmış kokuşmuş neyi varsa onu aldık benimsedik.

    Ve bu anlayış içinde bir nesil yetiştirdik; moda marka gösteriş en önemli değerleri olan, siyaset ve ülke konularından uzak ilkesiz duyarsız ki, bunun da bilinçli bir politikayla yapıldığını düşünüyorum. Bir toplumun önce içini boşalmak gerekir o ülkeyi bitirmek için.

    Sevgiler canım

    YanıtlaSil
  8. Söylediklerinde çok haklısın Zeugma;
    Herkes aynı markadan giyinir olmuş,
    Herkeste aynı şeyler,
    Tıpkısının aynısı…
    Marka giyinmek özellikle yaşı küçük ve erken büyümek isteyenler için üstünlük olmuş…

    YanıtlaSil
  9. Kesinlikle katılıyorum...
    Bloğumu ilk açtığım yıllarda bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olayı anlatmıştım.
    Durum şimdi daha da vahim.
    Umarım bu yararlı içerikten ders çıkaranlar olur sevgili Zeugma,
    teşekkürler...

    YanıtlaSil
  10. Herşeyin ve herşeye meyledişin ön ve ard nedenleri araştırıldığında sebeplerin çoğu "beğenilme duygusunun" yoksunluğuna dayanır.Tüketim toplumlarında elindekiyle yetinmek, nitelik mi nicelik mi sorunlarını çözmüş olmak, maddi değerlerden çok manevi yüceliklerin önemini benimsemek ancak alt kültürle oluşur.Biz galiba ipin ucunu kaçırdık Zeugmam.Çok yerinde bir konuya değinmişsin yüreğine sağlık sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  11. ''Emek'' denen kavramın değerini bilmedikleri için oluyor tüm bunlar.
    Oysa insan kendi alın teriyle kazandığı tek bir kuruşu bile harcarken düşünür.
    Ve tabii ki içine düştükleri boşluğu bu şekilde doldurma çabası bunun adı.Ne kadar dolabilecekse artık.Doyumsuzluktan başka bir şey getirmeyecektir bence...

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  12. Çok doğru gerçekten Hocam... Yine ne güzel yazmışsınız....Ellerinize, yüreğinize sağlık...

    Bu arada temanızı da yeni görebildim uzun zamandır giremiyordum...çok hoş olmuş...bende değiştirdim sitemin temasını ve adını....palyöziyi gömdüm kelime yığıcısı doğdu :P bilgin olsun...

    sevgiler...

    YanıtlaSil
  13. Yaşadığım ve büyüdüğüm ortamda marka, farklı görünmek için çok önemliydi. Ben bir ara kaydım sanki bu çıkmaza. Sonra boşluğu, hayatın içinde çabuk gördüm. Marka, kişinin kendisidir. Aslında ne kadar boyasan da boş tenekeyi, o yine boştur. İlk bakanlar için çok güzel görünür ama orada yaşayanlar, sonunda o boş tenekeyi fark ederler.
    Markayı değil, modeli izlemek lazım. Modanın renklerine değil, bedenine uygun olanı yakıştırmak ama bir yandan da hayattan kopmamak lazım. Öyle bir dünya ki bu, reklâmını yapmadığında diplere gidiveriyorsun. Diplerde seni kimse görmüyor. Öyle bir dip ki bu, ne pisliği ayırabiliyorsun, ne de pisliğe bulanmış değerleri…
    Hayatı öğrenmek için, insanın para kazanmayı öğrenmesi gerek. Çocuk şımarmaya başlamışsa, sonrası çok zor. Yine önemli ve hassas bir noktaya dokunmuşsun Zeugmacım. Özletmeden yine yaz, sevgiler…

    YanıtlaSil
  14. Sevgili Zeugma'cığım,
    söylediklerinin hepsine katılıyorum.Çok güzel dile getirmişsin.Sadece "şeytan Prada giyer" diyorum :)

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  15. aynı kalıp içinde gibi görünen ama eğitimci harika bir anne tarafından yetiştirilen bir tanesini tanıyorum ben.
    ne kadar şanslı bir genç ki o kadar fazla yoldan çıkması için sebep varken gayet akıllı bir genç yetiştirmiş annesi.
    e tabi mayası da sağlammış demek lazım.
    daha fazla böyle gençler görmek dileğiyle.

    YanıtlaSil
  16. creep ;
    Sevgili creep, haklısın. Eşit şartların söz konusu olduğu tek yer askerlik galiba şu an...
    Dilerim ''bedelli'' olayı bir daha hiç gerçekleşmez.

    nakrekeşmiş ;
    Ben de onu vurgulamıştım yazıda. Devletin gençlere kendilerini ''değerli'' hissedecekleri projeler üretmesi gerekiyor.

    absalom;
    Absalom merhaba, hoşgeldin. Bana küsmüş olduğunu sanıyordum, değilmiş :))
    Popüler kültür olduğu doğru tabii.
    Çözümün en başta devletten gelmesi lazım. Yoksa birbirlerini tetiklemekten başka bir şey yok ortada.

    ayşegül ;
    Ayşegülcüm bence o postunu hemen yaz. Çok merak ettim.
    Ve öyle güzel tarif etmişsin ki o tipleri.Evet, genellikle 50-60 kelimeyle sınırlı dağarcıklarıyla ne siyasi duruşları ne de hayat görüşleri vardır. Süppersin !!!
    Suç onlarda değil elbette. Evlat sahibi olmayı sadece sınırsız harçlık verince bitiyor sanan ve onlarla hiçbir şekilde ilgilenmeyen ebeveynlerinde..
    Canım, çok teşekkür ederim sana.
    Senin de haftan tam istediğin gibi geçsin.
    Ferrari'yi de kaptın demek :) Sana feda olsun :)

    Sevgilerimle..

    JİVAGO ;
    Ne güzel bir özet çıkarmışsınız sevgili Jivago.
    Yazdığınız her kelimeye harfiyen katılıyorum yine.
    Ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyorum.

    Harika bir hafta sizinle olsun..
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  17. DecisionS ;
    Üzerinde günlerce konuşulabilecek kadar uzun bir konu gerçekten Deci. Ve çok boyutlu üstelik.
    Ama değişmeyen tek şey;kapitalist sistemin burjuva sınıfının çıkarları için hiç durmadan çalıştığı ve onları meşru kıldığı..

    Çınar ;
    80 öncesinde bu ülkedeki çoğu insan ithal malları Almancı akrabaları sayesinde görebiliyordu sevgili Çınar, haklısın.Dediğin gibi devlet politikasıyla gerçekleşti tüm bu olanlar.
    En çok da köşeyi kestirmeden dönen aileler şaşırdılar paralarını nereye harcayacaklarını.
    Değerli fikirlerin için çok teşekkür ederim Çınarcım..

    Sevgilerimle...

    Antipatik Yazar ;
    Tıpkısının aynısı diyorsun bak.
    İstediği kadar marka olsun, ne kadar banal aslında değil mi?
    Ama hiç kimsede olmayanı tercih edenler de var.
    İnsan zekası ve davranışlarıyla marka olmalı bence. Yani asıl üstünlük budur.

    içimden geldiği gibi ~~~ ;
    Yararlı içerik olarak gördüğün için teşekkür ederim canım.
    Ama yapanların ders çıkaracağını hiç sanmıyorum.
    Sevgilerimle...

    sufi ;
    Toplum geneli olarak ipin ucu kaçmış gibi görünüyor sevgili sufim.Ama alt kültür dediğimiz olayda ailesi tarafından manevi yüceliklerin önemi kavratılmış bir genç parayla oynasa da bunu yapmıyor.
    Çok teşekkür ederim sufim. Senin de yüreğine sağlık.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  18. Justice ;
    Tek kelimeyle ''doyumsuzluk'' bunun adı bence de.
    Diğer yazdıklarına da katılıyorum sevgili Justice..
    Sevgiler

    Kelime Yığıcısı ;
    İyi ki söyledin sevgili Palyözi.Tanıyamayacaktım seni.
    Görünmüyordun çoktandır.
    Güzel yazılarına ara verme bir daha .Ve hayırlı olsun yeni başlangıcın.
    Teşekkür ve sevgilerimle canım...

    Hayalbemol ;
    Söylediklerin çok doğru.Belirli yaşlarda hepimiz kapılmışızdır bu çıkmaza.Ama bunu uçlarda yaşayan ve hayatı boyunca vazgeçmeyecek olanlar var.
    Parası olan tercihini kaliteden ve markadan yana yapsın tabii ki.Ama bunu israfa ve gösterişe dönüştürünce iş kötü.
    Bu konuya MEB'in okullarda serbest kıyafet uygulaması ile ilgili anket açması yüzünden yoğunlaştım.Gerçekleştiğinde çok vahim sonuçlar doğuracaktır bence.
    Önemli ve hassas bir konu gerçekten .
    Çok teşekkür ederim Bemolcüm..
    Sevgiler...

    Dalgaları Aşmak ;
    Sevgili bedişciğim, çok teşekkür ederim.
    Şeytanın Prada giydiğini bilmiyordum :))
    Eee, yakışır diyorum :))
    Sevgilerimle...

    nalan ;
    Kilit nokta burada işte. ''Mayası sağlam olmak''..
    Bahsettiğin türden gençlerin çoğalması dileğiyle..
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  19. Çınar'ın dediklerine katılıyorum, devlet politikası bu hale getirdi bu ülkeyi. ve ne yazık ki, bazen bizler bile farkında olmadan bu çarkın içinde dönüyoruz :(

    YanıtlaSil
  20. Zeugmacığım,sadece gençler mi ? Çok yakınlarımda borç batağı içinde kıvranıp da hala altındaki arabayı değiştirip en lüksünü alma heveslisi koca koca adamlar ve kadınlar var. "Armut dibine düşer" derler.Bu zihniyette insanlar, kategorize etmeye meraklı ve hayatını bu kategorilere göre düzenleyen ve kendine yer edinmeye çalışan ebeveynler oldukça gençler çok daha fazlasını yapacak malesef.
    İki kapılı minicik canım Pakize'mi bana yakıştırmayan müvekkillerim var ve inan utanmadan da söylüyorlar.Kazandığın paranın yansıması gibi algılıyor insanlar hayat tarzını ve ortaya koyduğun lüksü. "Ye kürküm ye" dünyasına dönüştü ülkemiz. Hiçbir yerde bu kadar lüks ve tüketim zannetmiyorum ülkemizde olduğu kadar.Görgüsüz insanlar topluluğu olduk gidiyoruz.
    Ne uzun bir post oldu bu böyle Zeugmacığım.Bir dokundun bin ahh işittin :)))

    Sevgi ve özlemle kucaklıyorum canım arkadaşımı.

    YanıtlaSil
  21. Merhaba,bu konuda yazılacak o kadar çok şey var ki.Bir tarafta Ferariler,Porcheler,diğer tarafta işportacılık yapmak zorunda kalan memurlarımız,emeklilerimiz...Çınar ablanın yazdıklarına ve diğer yorumlara katılıyorum. Özal dönemi,hatta daha önce Menderesle başlayan küçük Amerika hayalleri ile toplumuz içinde bulunduğumuz kritik sürece adım adım gelmiştir.Milli fabrikalarımızı,
    bankalarımızı kapatanlar,bir gecede emeklinin 3 aylık maaşını arabesk gazinolarda harcayanların torunları bu bedelifazlasıyla ödeyecektir,çünkü TCMB döviz rezerv
    durumu açıkladıkları gibi değildir.

    İyi günler dilerim.
    Sevgiler Saygılar , Cenk

    YanıtlaSil
  22. Sevgili Zeugmacığım,

    Ne yazık ki Türkiye gerçeği bu! şekilci insanlar topluluğu!düşüncelerine ve diğer blog yazarlarının yorumlarına bende yerden göğe kadar katılıyorum. Bu kadar çok marka düşkünlüğü ve markalara göre kişiye değer biçmek! bizim gibi az gelişmiş ülkelerde sıkça görlen bir manzara.

    Oysa gerçek mutluluk sadelikte, bilgide, emekte ve asıl güzellik ise zengin bir yürekte!..

    Bu gidişle ve bu bilinçle şekillenen bir neslin ne kendisine, ne insanlığa ne de dünyaya bir hayrı olabilir!

    Bizim gibi düşünen insanların böylesine boş ve anlamsız değersizlikler karşısında üzüntü duymaması mümkün değil...

    Kucak dolusu sevgilerimle Zeugmacığım...

    YanıtlaSil
  23. Sevgili Zeugma,
    aslında bu konu o kadar geniş bir yelpaze oluşturabilir ki!
    kısadan o kadar güzel anlatmışsın.
    80 sonrası hızlı ve bilinçsiz değişimin faturaları bunlar. Ve en acısı, bu şaşalı yaşama ulaşamayan gençliğin yanlış yollarda kaybolmaları.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  24. sevgili zeugma maalesef müthiş tüketici bir toplum olduk gitti..80 sonrasında köşeyi en kısa sürede nasıl dönerim diyen zihniyette gençler yetiştirdik ben bu işleri biraz da ailelere bağlıyorum..ne kadar varlıklı olursak olalım çocuklarımıza varlık içinde yokluğuda öğretmeliyiz.emeğe saygılı olmalarını çalışmanın bir ibadet olduğunu adaletli ve saygılı olmalarını biz aileler vermeliyizki şikayet etmeyelim ..önce insan yetiştirelimki ..insani değerleri güçlü olanlar..fazla özentili olacaklarını sanmıyorum..sevgilerimle canım çokkkk güzel bir konuya değinmişsin kutlarım seni ..

    YanıtlaSil
  25. bizim zamanımızda diye başlayan cümleler kurmaya başlayalı ve bu cümleleriözlemle söyleyeli korkuyorum ülkemden,gençliğimden ve genç olacak kızımdan.
    eskiden yeni bir ayakkabı aldığımda yeni olduğu farkedilmesin diye okula giderken toz toparağa bulardım.
    üniversiteli demek gösterişten uzak demekti ..
    son senemde bu profil değişti,
    her sabah eşofmanları çekip gelen bir gençlik yerini televizyondan fırlamış parlak dudaklı kızlara bıraktı ve dik saçlı oğlanlara:)
    ve siyaset konuşulan yerden hızla uzaklaşan bir gençliğe.
    daha neler neler yazılır ama vaktim yok bir ara gelirim yine sevgili zeugma.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  26. Tibet'in Annesi ;
    Farkında olmadan bizim de kapıldığımız zamanlar oluyor, haklısın Sibelciğim.

    ÇOBAN YILDIZI ;
    Tıpkı benim zihniyetimdesin yine Zühreciğim.
    Bana da cep tep telefonumun son teknoloji olmamasına kadar yakıştırmayan var. Karşı tarafı arayabilmem ve mesaj atabilmem yetiyorken bana oysa. Neden durduk yerde israfa kaçayım.
    aynen dediğin gibi kazandığın paranın yansıması olarak algılanıyor. Oysaki dediğin gibi gösterişten başka bir şey değil. Hatta şımarıklık...
    Ve ben evdeki herhangi bir elektronik cihazım tamamen bozulmadan asla değiştirmem.
    Kutluyorum seni canım..
    Ve sevgiyle kucaklıyorum...

    WarhAwK ;
    Keşke tüm gençler bu şekilde düşünebilselerdi..
    Seni tüm kalbimle kutluyorum sevgili Cenk..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  27. Esmir ;
    Sevgili Esinciğim,
    Buradaki yorumlara ben de katılıyorum. Demek ki herkes rahatsız bu durumdan.
    Sen Almanya'da yaşadığın için aradaki farkı çok daha iyi ayrıştırabiliyorsun.
    Bir de ''bir lokma, bir hırka'' diye bir değer ölçüsü vardır gönlü zengin olanda..''Ben her zaman en zengin, en güçlü, en başarılı olmalıyım ve hep kazanmalıyım.''diyen doyumsuzların anlayamayacağı..

    Teşekkür ederim Esinciğim.
    Sevgilerimle..

    YAŞAMIN KIYISINDA ;
    Haklısınız sevgili Nur Hanım, bu konu hayatın her alanıyla ilgili.Özellikle de kişilerin ruh sağlığı ve onunla birlikte gelen toplum sağlığı açısından çok önemli.
    Umarım 80 sonrası gelen bu dönem gibi ,tüm bunların yok olduğu bir dönem yakındadır.
    Sevgilerimle...

    bilge ;
    Sevgili bilge, her konuda olduğu gibi yine ailede başlıyor iş, değil mi?Ne yazık ki her aile başaramıyor bunu. Varlık içinde yokluğu öğretebilmek/öğrenebilmek bence de kilit nokta.
    Ve her ne olursa olsun içinde bulunulan ortamlardan ve akımlardan etkilenmemek.
    Teşekkür ediyorum, sevgimle..

    asyaselda ;
    Daha neler yazılır, haklısın. Örneğin özel üniversitelerde burslu okuyan öğrencilerin içinde bulunduğu durum tam bir çıkmaz.
    Yine de devlet üniversitelerinin çoğunda spor giyim ve rahatlığı tercih edenlerin, abartıyı, para ve markayı bir üstünlük olarak görenleri dışlayanların sayısı az değil.
    Ziyaretin için teşekkürler.
    Sevgiler gönderiyorum...

    YanıtlaSil
  28. Bu dünya kimseye kalmaz, bilesin;
    Er geç kuyusunu kazar herkesin.
    Tut ki Nuh kadar yaşadın zor bela, Sonunda yok olacak değil misin?
    Ömer HAYYAM

    YanıtlaSil
  29. Belkide sadece farkedilmek istedik.
    Belkide çevremizdeki şekilsiz
    nesnelere resim çizdik.
    Belkide tanrıyı yarattık bizi farketsin diye.
    Belkide sırf bu yüzden aşık olduk
    bizi farketmeyenlere.

    sevgili zeugma yazına uyduğunu düşünerek bir şiirimin son dörtlüğüyle yazına yorum getirdim.
    eline,beynine ve kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  30. Belkide sadece farkedilmek istedik.
    Belkide çevremizdeki şekilsiz
    nesnelere resim çizdik.
    Belkide tanrıyı yarattık bizi farketsin diye.
    Belkide sırf bu yüzden aşık olduk
    bizi farketmeyenlere.

    sevgili zeugma yazına uyduğunu düşünerek bir şiirimin son dörtlüğüyle yazına yorum getirdim.
    eline,beynine ve kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  31. Kero ;
    Sevgili Kero, yazıya ne güzel de uydu bulduğun dizeler..
    Bir de ''Bu dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamış'' derler değil mi?

    Onuncu Köyün Adamı-Mavi Tutku ;
    Teşekkür ederim. Son günlerde pek iyi sayılmazdım..

    HÜSEYİN USTA ;
    Hoşgeldiniz Hüseyin Bey..
    Evet, dizeleriniz yazıya çok uymuş gerçekten...
    Sizin de elinize ve yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  32. Benim gibi sanatı sevenler, hasret kalanlar,Sizi ve Dalgaları Aşmak ablamı kutlarım!!!

    Cok ama cok guzel..ıkınızın de guzel ellerıne saglık!!!

    Kasımpatını iptal edip,şiirlerini
    burada yayınlamalısın ögretmenım.
    Orada kaynamasın!!

    "Yıldızlarla...
    Raksetsin
    Düş perdelerimde
    Masum tebessümlerin
    Kanatlarında
    Melekler ışıldasın..."

    Çok ama cok guzeldı!

    Sevgılerrr

    YanıtlaSil
  33. Ayşegülcüğüm,
    Ne güzel sözler bunlar! Çok teşekkür ederim canım..
    O blogum yorumlara kapalı diye öyle gelmiş olmasın sana :))
    Buraya aldığın kısmı ben de çok sevdim gerçekten..

    Öpüyorum seni, sevgilerimle...

    YanıtlaSil