Kayısı deyince bir ES vermeli. Meyvelerden en sevdiğim kayısıdır benim. Reçellerden de. ''İflah olmaz bir kayısı hastasıyım'' desem daha doğru olacak. Çocukluğumdan beri anılarımda da hep yerini almıştır. Merak edenler için bir tanesi ŞURADA örneğin.
Dolayısıyla, bayram öncesi Migros'ta satılan Iğdır kayısılarına da kayıtsız kalamayıp kilo kilo almam yetmedi. Reçelini yapmam da sırf bu yüzden. Şekerle aram iyi değil. Ancak, kayısı reçeli olsun da kavanozda öylece dursun, o bile yeter:) Çekirdek içleri de dahil edilmiş, yoğun kıvamda, mis kokulu, nefis...
O nedenle; blogunda bu aralar askerlik anılarını anlatmakta olan değerli arkadaşımız, usta kalem buraneros'tan özenmiş olmalıyım, ben de ilkokul yıllarıma inip bir anımı anlatmak istiyorum bugün.
Efendim, Sevgi yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen, beş yıl aynı sırayı paylaştığım, teneffüslerde bile hiç ayrılmayıp kol kola gezdiğim, sözün özü; en sevdiğim, en samimi sınıf arkadaşım. Annelerimiz de tanışıyor, ama evlerimiz çok yakın değil. Bu arada Sevgi'nin adı Ayşe Karaman diye geçiyor. Göbek adı mı Sevgi idi, neden öyleydi tam bilemiyorum. Eğer bir gün nette adını aratır da bu yazıya ulaşırsan ben buradayım Sevgi:)


