pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22/07/2025

Ankara - Tatil - Afazi - Agrafi - vs.

Temmuz ayı tek yazıyla kalacak gibiydi ama son bir gayret silkelenip bir şeyler yazmaya karar verdim. Blogda sık tekrarladığım sözlerden biri gerçek oldu bu arada. ''Arayı ne kadar uzatırsan yazma isteğin o kadar gider.'' Hava sıcaklıkları büyük etken tabii. 

Geçen yıl 21 Temmuz tarihinde ''Kavurucu Sıcaklar - Hayalet Şehirler'' başlıklı bir yazı girmişim bezginlik içinde ki bu yıl durum neredeyse ondan bile vahim. Hava sıcaklıkları 40 derece ortalamalarda geziyor. Korkarım ki gitgide daha da artacak. 

Şimdi nasıl özlemezsin kış aylarının mis gibi dondurucu soğuklarını. Hiç değilse çaresi var. Bir adet kaban, bere ve eldiven. İşlem tamam! Bu sıcakların çaresi yok azizim. Şehirler yine hayalet, yine in cin top oynuyor. Dışarıda azıcık işi olan bezginlik ve rahat nefes alamamaktan baygınlık geçirmenin eşiğine geliyor. Bu yıl Ankara da öyleydi.

01/06/2025

Hafta Sonu Çarşı Pazar

Dün hava sıcaklığının 25-26 derece arası seyretmesi hafta sonu için güzel bir yürüyüşe davetiye gibiydi. Çok şaşırtıcı ama, seramik festivalinden sonra neredeyse iki hafta olmuş şehrin merkezine inmeyeli. Bir de pazar ihtiyacı vardı. Öğleden sonra evden çıkıp önce bir cumartesi pazarına gitmeli, sonra da satın alınanları eve bırakıp rahat rahat kalabalıklara karışmalıydı. Oturup bir yerlerde deniz havası eşliğinde bir şeyler içmek, birkaç arkadaşla laflamak insanı bariz biçimde rahatlatıp yorgunluğunu alıyor sahiden. Sıfırlanıyor insan.

17/11/2024

Dünyanın Döngüsü Hep Mi Aynı?

Okuduğumdan beri hiç aklımdan çıkmıyor. Peru'daki arkeologlar, üç antik kültürün güç merkezi ve İnka öncesi bir efsanenin merkezi sayılan kuzey kıyısındaki geniş kalıntılarda insan kurban edildiğini gösteren bir düzineden fazla mezar bulmuş. 

700 yıl öncesine ait bir tümülüste bulunan mezarlardaki göçmen olduğu belirlenen ve çıplak gömülen 76 çocuğun giysileri yanlarına bırakılmış. Çocukların köprücük kemiğinden göğüs kemiğine kadar açılan kaburgalarının kalplerine ulaşmak için zorla açıldığı anlaşılmış. Tüm bunlar, yani çocukların kurban edilişi tarlaların bereketlenmesi için gerçekleşen bir ritüelmiş!

Cehaletle ölüm genellikle ayrılmaz ama yaşları 5-15 arası değişen o masum çocuklardan ne istediniz? Tarlalar bereketlenip cepleriniz parayla doldu mu bari? Kaç yüzyıl önceki bu kıyım günümüzde yok diyebilir miyiz? Birtakım çıkarlarınız için bebeklerden, çocuklardan çekin ellerinizi. ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!

At o zaman kendini doğaya bu aralar! Havalar soğudu deme. Doğanın şifalı eli ruh sağlığına iyi gelecek.

Cennet Bambusu (Nandina Domestica) her daim yeşil bitkiler listesinde olsa bile tam da bu mevsimde kızıl. Kayın, çınar, ıhlamur benzeri ağaçlardaki döngü neredeyse aynı. Yeşilden sarıya, ardından turuncuya dönüşüm. Son karar sepya ve toprağa düşüş.

11/12/2022

Aralıkta Çarşıdan Pazardan

Farsçada ''özgür ve asil ağaç'' anlamı olan Melia Azedarah. Diğer adları hint leylağı ya da tespih ağacı. Hayranı olduğum bu güzeller güzeli ağaç dört mevsim ayrı sunum yapıyor. Soldaki eflatun çiçekler bu yıl ilk kez gördüğüm, mis gibi kokan bahar hali. Diğeri ise hâlihazırdaki kış hali. Ne kadar da sıra dışı...

Tespih tanelerine benzeyen salkımlar halindeki meyveler insanlar için zehirli olsa da kuşlar için değil. Özellikle yeşil papağanların en sevdiği yiyecek. İnanılmaz bir görsel şenlik, inanılmaz bir döngüye sahip ağacın yaprakları döküldüğünde tanecikler salkım halinde bahara kadar üzerinde.

31/07/2022

Spontane Pazar Yazısı

Kimsenin evden çıkmadığı aşırı sıcak bir pazar günü akşam olmaya yüz tutmuşken güneşin batması her zamanki gibi dört gözle bekleniyor. 

Birazdan hortumlar takılıp bahçeler sulanacak, balkonlar yıkanacak, ortalığı serinletmek için elden ne gelirse yapıldıktan sonra neredeyse tüm mahalle toplu olarak dört duvardan dışarı, açık havaya intikal edecek.

Bu esnada bisikletini kapan çocuklar caddeyi kim bilir kaç kez dikkatsizce turlarken park halindeki araç sahiplerinden azar işitecek. Bir saat kadar sonra karşı evin üst katında oturan dört üniversiteli genç balkonda nargile yakma hazırlıklarına girişip sonrasında dördü birden fokurtular ve dumanlar arasında kaybolacak. Ben olabildiğince gerilip ''O tazecik ciğerlerinize bunu yapmayın!'' diye avazım çıktığı kadar bağırmak isterken bulacağım kendimi. 
 
''Kış mı yaz mı?'' sorusunun yanıtı kesinlikle ''Kış'' bende. Klima falan çare değil sıcağa. İnsan sersem gibi oluyor. Hava soğuk olsun; ama taze olsun lütfen. Ona göre giyinir, ısınırız bence. Yeter ki boğulacak gibi olmayalım. Neyse efendim, mahallenin ve caddenin rutinine göz attıktan sonra balkonda blog yazmaya karar verdim ben de. Açık havada writing blog. Terapi etkisi daha güçlü. Öyle can sıkıntısından, geçen seferki gibi spontane bir pazar yazısı... 

12/12/2020

Aşıdan, Parktan, Pazardan

Geldi yine kısıtlamalı bir hafta sonu daha. İki gün evden çıkmak yasak. İki günle ne olacaksa artık. Hemen söyleyeyim: Risk katmerlenecek 

Bu iki günlük yasağın başında ve bitiminde neler oluyor gözlemlediniz mi hiç? Tabii ki olağan dışı kalabalıklar oluşuyor her yerde. Dolayısıyla tedbir olarak uygulamaya konan kısıtlanmış o iki gün, normalden çok daha fazla risk altına sokuyor insanları. Periyodik olarak cuma günleri günlük süt almaya gittiğim küçücük markette bile ilk defa süt sırası vardı. Gittiğime bin pişman oldum. Hadi temel ihtiyaçlarınızı anlarım da, süt ne ya? İki günde ölmezsiniz süt stoğunuz olmazsa. Neden son güne, son dakikalara bırakıyorsunuz her işinizi? İhtiyacınız kadarını önceden almayı öğrenin lütfen. 

Ben çok mu meraklıydım martta fazladan aldığım bakliyat ürünleriyle idare etmeye, yorgun argın ekmek yapıp durmaya? Pandemi boyunca bir gün olsun tek bir kafeterya ya da çay bahçesine oturmadım. Hiçbir yerde hazır yemek yemedim. Ne evime tek bir misafir kabul ettim ne de kendim gittim. Hepsini ama hepsini tüm hevesimle pandemi sonrasına saklıyorum ve benim gibi yapan sayısız insan var, biliyorum. Aylardır evinden dışarı hiç çıkmamış olanlar da azımsanmayacak sayıda. Ancak, aşı karşıtları başta olmak üzere tüm bu fedakârlıkları ve kısıtlamaları tek hamlede ''ham yapacak'' sayısız insan türevi de var. Bakalım kısıtlanmış ve etkisiz 2 gün neyi başaracak? Birlikte göreceğiz.

Çarşamba gecesi CNNTürk'teki ''Tarafsız Bölge'' adlı programının konusu aşı idi. Öyle kaptırdım ki kendimi, yatmaya gittiğimde saat sabah 3'e geliyordu ve program henüz bitmemişti. Aklıma gelen tüm soruların sorulup yanıt alınması heyecan vericiydi. Pandeminin saygın hocalarından Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ateş Kara onca saat sabırla açıklamalarda bulundu. Sorulardan biri; ''İnsanların aşı olmama, maske-mesafe gibi önlemlere devam etme gibi bir hakları var mı?'' Cevap: Var; ama HES kodun sayesinde gittiğin her yerde durumun ortaya çıkar ve sıkıntı yaşarsın.
Bu arada, aklıma hiç gelmemiş sorular da soruldu. Bir tanesi şuydu: ''Ülkeler neden onca süre aşı bekliyor? İçeriği açıklansa da her ülke bu aşıyı kendisi üretse, pandemi kısa bir sürede son bulsa olmaz mı?'' Bu sorunun yanıtı olumsuzdu. Hiçbir ülke hiçbir aşıyı üretip uygulayamıyor maalesef. Neyse efendim; Ateş Hoca'nın şu cümlesiyle bitireyim konuyu: ''Bir aksilik çıkmazsa temmuz ayında maskeleri çıkaracağız.'' 

 Kulağa ne hoş geliyor, ne hoş!  Ah bir de 14, hatta 28 gün sokağa çıkma yasağı uygulayabilsek. Bunu bir gerçekleştirebilsek. 🙏