29/05/2022

Alıntı Yapma Adabı ve Bir Sürpriz

İntihal, edebiyat dünyasında geçer hani. Kaynak gösterilmeden yapılmış alıntıya denir. Başka kişilerin yazdıklarını kendi yazmış gibi gösterme acizliğidir. 
Ancak, internet çağıyla birlikte gelen kolaylıkla on yıllar öncesinin intihalcileri bile ortaya çıkmakta ve ifşa edilmektedir. 

Acizlik dedim ve çok hafif kaldı farkındaysınız. Biri tarafından sahibinin haberi olmadan alınan ve kullanıma giren her ne varsa adına ''hırsızlık'' denir.

Gerektiğinde alıntı yapılmaz mı peki? Yapılır elbette. Belirli kıstasları vardır lakin. En basitinden, alıntı olduğunu söylersin öyle değil mi? Sahibini bilmiyorsan cümle naklini tırnak içinde yahut italikle yapmak zorundasındır. Bu etik bir zorunluluktur. Bunun aksi kendin yazmış gösterme çabası ve kurnazlığıdır. Hırsızlığa girer, net!

Bu aralar ünlü bir firmanın düzenlediği ''Bir halı alana ikinci halı bedava'' kampanyası dikkatimi çekince web sitelerine girip incelemeye karar vermiştim. Oldukça güzel fırsatlar sunmuşlar; ama ihtiyaç olmayınca bedava olsa da nafile galiba. Yine de birkaç parça yolluk aldım. Kilim de var mı, bir bakayım dedim. Seçenek olarak makine dokuması ve neredeyse ''desensiz'' birkaç model kilim koymuşlar. Birden kilim dokuyan köyleri dolaşıp neden hiç el emeği, göz nuru kilim düşünmediğim geldi aklıma. Bir kenara yazdım bunu. 

Duygularını aktarırken sözcük yerine renk ve motifleri kullanan ve her seferinde adeta bir sanat eseri yaratan Anadolu kadını gibisi var mıydı? Dokudukları kilimlerin okunabildiği bir sanat bile çıkmıştı ortaya. 

26/05/2022

Hastanedeki Anlaşılmaz Sıkıntı

MHRS ile defalarca deneyerek on beş gün önce zar zor bulabildiğim göz muayenesi günümdü bugün. Bariz bir sevinç vardı içimde. Dün MHRS'den ''Randevunuzu hatırlatırız'' diyen ve ''Gidemeyecekseniz iptal ediniz'' cümlesiyle biten randevu hatırlatma SMS'im de gelmişti. Olur muydu hiç? Çocuk oyuncağı mıydı bu? Pandemi öncesini de katarsak üç yıldır beklemedeydim. Elbette ki gidecektim. 

Kurallara harfiyen uyma gibi bir özelliğim vardır. Muayene saatinden 15 dakika önce orada olabilmek için koşar adımlarla ve nefes nefese girdim hastaneye. Girişte güvenlik görevlisinden doktoru kolaylıkla bulabilmek için yön tarifi ricasında bulundum. ''Doktorunuz grevde mi acaba? Öğrendiniz mi?'' şeklinde beklenmedik bir soruyla karşılaşmaz mıyım? Aa-aaa? Şansa bak. Ne grevi yahu? Bugün doktorların grevi olduğundan hiç mi hiç haberim yok ki benim? Bankodaki kadına gidip hemen doktorumun durumunu öğrendim. Evet ya, grevdeymiş şansıma. Peki ben ne olacağım? Muayenem ne olacak??!!

24/05/2022

İstilacı Küçük Kumru

Pandemi başlangıcında tam da bu aylarda gelen karantinalar balkonlarda yaşamaya mahkum etmişti bizi. Kumruların gelişi de bu zamanlara rastlamıştı. Güleç yüzleri, cana yakın ve sokulgan halleriyle kendileri için hazırladığımız yemlerin başına misafir oluyor, coronadan kaynaklı endişe ve kasvetimizi bir nebze olsun geçiriyorlardı. 

''Çifte kumrular'' deyiminin hakkını vermeleri ise ayrı bir tebessüm nedeniydi. Bilirsiniz, kumrular tek eşlidir. Çift olan kumrular hiç ayrılmaz, her yere birlikte uçarlar. Eşlerden biri ölürse diğeri bir daha asla kendine eş seçmez. Ölünceye kadar yalnızdır artık.

Sadece görüntüleri değil ötüşleri de huzur vericidir kumruların. Hatta isminin guguk kuşu zannedilmesi ötüşleri yüzündendir. Melodisini hatırlayalım mı? Guk-guuuk-guk, Guk-guuuk-guk (Kısa-uzun-kısa olmak üzere üç adet ''guk'' ötüşü peş peşe). ''Yu -suuuf-çuk, Yu-suuuf-çuk'' dediği rivayet edilir. Bu ötüş üzerine bir tanesini çocukken anneannemden dinlediğim farklı halk hikâyeleri de kurgulanmıştır.

Gelelim mi şimdi bu yılki kumrulara? Elektrik tellerine bu yıl konan kumruların renkleri değişmiş. Sadece renkleri mi? Ötüşleri de. Çiftler halinde gezmeleri tamam. Balkonun önündeki tellere akşama doğru hep aynı saatte ve tek başına gelip uğultuya benzeyen sesler çıkaran da var ki oldukça etkileyici.

22/05/2022

Cumartesi Yürüyüşünden

Dünkü yürüyüşümde gözüme ilişenlerden oluşan görsel ağırlıkta bir yayın efendim. Bugün günlerden pazar ne de olsa. 

Bahar çiçekleri meyveye dönüştükten sonra olgunlaşmaları da yakınlaştı. Ondan sonrası o bilindik döngü elbette. Yapraklar sıraya girip harekete geçecek. Yavaş yavaş sararmaya, birer ikişer dökülmeye, dallar yine bomboş ve de kupkuru kalmaya, hava serinlemeye... derken. Farkında mısınız her şey nasıl da ürpertici bir hızla gelip geçiyor.  

Ve bu durum artık bariz biçimde tek bir şeyi empoze ediyor bana: Geçen zamanın kıymetini bilmek. Bozuk para gibi harcamayıp elden geldiğince iyi ve kaliteli değerlendirmek. En kısa özetiyle bu. O halde insanın içini açan güzeller güzeli yaseminlerden sonra dünyanın en küçük elmalarına geçelim. İlginç bir tablo var aşağıda.

20/05/2022

Göçmen Kültürlerinde Yöresel Giysiler Sergisi

Göçmen kültürlerine ait olan ve günümüze kadar devam edip halen giyilmekte olan asırlık yöresel giysilere ilgisi olanlar buraya lütfen. Belediyenin öncülüğünde ve bir eğitimcinin derlemesiyle oluşmuş, süresi yakında sona erecek olan bir koleksiyon sergi geliyor.

Kale-i Sultaniye`den Günümüze Halk Giysileri adlı bu sıra dışı sergi Çanakkale bölgesinde yaşamış ve halen yaşamakta olan Yörük, Türkmen ve Pomak göçmenlerinin kültürlerindeki çoğu en az 100 yıl önce köylerdeki terziler tarafından dikilmiş olan giysilerle, başlıklar ve takılardan oluşuyor. 31 Mayıs 2022 tarihine kadar devam edecek olan sergi hak ettiği ilgiyi fazlasıyla görüyor. Sandıklardaki gizli hazineler ortaya çıkmış bir anlamda. Bazı giysiler ise çöpe atılmaktan son anda kurtarılıp koruma altına alınmış. 

Bildiğimiz standart köylü giysisi tarzı değil üstelik. Pek çoğu parlak kumaşlardan özene bezene dikilmiş ve son derece şık. Özellikle bir mintan vardı ki, favorim oldu. Serginin küratörü, halk bilimi âşığı bir eğitimci. Parçaları toplayabilmek için seneler harcadığını, asıl amacın kaybolan değerlerin özünün ortaya çıkması olduğunu söylemiş. Bazı geleneksel giysilerin eskiciye iki tencere karşılığı satıldığını öğrenmek gibi üzücü durumlar da yaşamış. Dileğim sergiye ait parçaların artarak çoğalması.

19/05/2022

19 Mayıs 1919 💖

 Ebedi Başkumandanımız Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak basarak kurtuluş ve bağımsızlık meşalesini yaktığı gün bugün. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

Sonsuz bir özlem ve minnetle...

💖💖💖

18/05/2022

Erşan Kuneri - Kooperatif Kemal :)

Bir mizah sever olarak Cem Yılmaz'a bayılırım. İnce zekası ve kendine has tarzıyla bizi bize anlatması en bariz nedenim. 

Bir dergide çalışan usta bir karikatürist olarak geçmişi olması da etkilemiştir beni. O bence gerçek bir mizah ustası. Gösterilerini canlı olarak izleme fırsatım hiç olmadı; ama videoları beni her seferinde güldürmeye, günümü şenlendirmeye yetiyor. 

Yıllar önce şehirler arası bir yolculukta, Afyon'da verdiğimiz mola esnasında alışveriş ederken onunla ilgili öyle ilginç bir ANI yaşadım ki, unutmam mümkün değil:)

Yalnız Erşan Kuneri tiplemesine pek ısınamamıştım her nedense. Hiç izlememiştim. Fizik olarak hayli değişime uğradığı için olabilir belki. Şimdi düşünüyorum da, sadece ön yargı imiş sorunum.
Erşan Kuneri'nin bir Türk internet dizisi olarak 13 Mayıs 2022 tarihinde Netflix'te yayınlanacağı haberini okumuş; ama pek ilgilenmemiştim. Ta ki gazeteci İsmail Saymaz'ın dün attığı tweet bugün önüme düşene kadar. Saymaz diyordu ki:

17/05/2022

Alışverişte Etiket Tuzağı

Bugün gazetede benim de çok kez dikkatimi çekip afallamama neden olmuş bir habere rastladım. En son semt pazarında başıma gelmişti. Tezgâhın birinde pırıl pırıl parlayan şahane çilekler fark edip üzerindeki etikette de 15 TL yazdığını görünce pek sevinmiştim. 

Bir de baktım, o rakam yarım kilosunun fiyatı. ''yarım'' kelimesini fark edilmesin diye çok küçük yazmışlar. Çünkü hedef kitle dalgın ya da dikkatsiz müşteriler.

Dalgınken gidip ''İki kilo tartar mısınız?'' desem adam tartışmasız çok sevinecek ve tartacak. Ödeme esnasında itiraz gördüğünde ''İşte orada yazıyor'' diye etiketteki ''yarım'' kelimesini gösterip 60TL'yi cebine koyacak. O aşamaya kadar gelen müşteri aldığı ürünü geri döktürmez ki artık. ''Dikkat etmemişim, adam haklı,'' diye utanır. Satıcının hain tuzağına düşer.

16/05/2022

Fotoğraflarla Her Telden

Her mevsim ayrı bir görsel şenlik sunan ve ülkemizde tespih ağacı diye bilinen hint leylağı açık ara en sevdiğim ağaç. Bloga da epeyce fotoğrafını koymuşumdur. Özellikle kışın tüm yaprakları döküldüğünde seyrine doyum olmaz. Gelin görün ki bilimsel adı Melia azedarach, anavatanı Çin olan bu ağacın ilkbaharda açtığı söylenen o minik leylak renkli çiçeklerini hiç görememiştim. Artık hep tetikteydim. 

Ve bingo! Cuma günü gerçekleşti bu. Ağaç çok büyük olduğu için çiçekler hayli yüksekteydi ama yine de mest oldum. Başımı kaldırıp seyretmeye doyamadım.



Özellikle sağdaki fotoğraf ne kadar ilginç. Aynı dalda meyvenin tüm halleri. Çiçeklerden sonraki döngü, o meyvelerin ilk halleri olan yeşil tanecikler ile devam edecek.

15/05/2022

Mayıs Sıkıntısı - Yorumlar

Bugün çok bunaltıcı bir hava var dışarıda. Termometre oda sıcaklığını 25 göstermeye başladı. Birdenbire oldu böyle. Aklı olan evden çıkmaz bence. Bu demektir ki, bundan böyle güneş battıktan sonraya kaldı hem flanöz haller hem de yürüyüşler. Az önce ''Mayıs Sıkıntısı'' diyerek balkondan içeri kaçtım; ama nereden hatırladığımı çıkaramadım. Bir N. Bilge Ceylan filmiymiş meğer. Altın Portakal Ulusal Film Yarışması'nda En İyi Yönetmen Ödülü almış.

Severim kendisini. Pandemi öncesi Troya Müzesi'nde karşılaşmıştık. Eşi ve oğulları da yanındaydı. Aynı anda gezmiştik müzenin katlarını. Ekranda gördüğümüzden çok daha uzun boyluydu ve oldukça mütevazı bir havası vardı. Akşama ''Mayıs Sıkıntısı''nı bulup izlemeli yeri gelmişken.
Ben de şu an spontane başlattığım ve adını ''Mayıs Pazarı Sıkıntısı'' koyduğum filmden zihnimde epeydir yerleşik duran konu başlığının açılımını yapayım. Pek neşeli bir yazı olmayacak, söyleyeyim. 

Epeyce merak eden ve nedenini soran olduğundan hemen başlıyorum: Blog neden yorumlara kapalı?
Bunu epeydir düşünüyordum. Hatta dört-beş hafta kadar önce o kapalı yorumlardan birinde belirtmiştim. Kapatalı iki hafta bile olmadı aslında. Böyle iyiydi. Ancak, teknik arızalar yaşamaya başladım. Fark ettiyseniz cuma günü yayına verdiğim konser yazısı bir türlü listeye düşmedi. On saatten fazla, sabaha kadar bekledi. Cumartesi öğlen oldu, üzerine başka bir yazı daha girdim, yine kıpırtı yok. İkisi birlikte beklemeye başladılar. Can sıkıntısı içinde çözüm düşünürken buldum galiba. Yorumlar da blogun tarih-saat gösteren bir parçasıydı. Devreden çıkarınca sistem etkilenip arıza başlamış olabilirdi. Aynen öyleymiş. Ayarlar kısmına gidip kısa bir süreliğine açıp yeniden kapadım. Sorun çözüldü. Bundan sonrası ne olur bilemiyorum.

14/05/2022

Morun Şaşırtıcı Hikâyesi

Bir rengin soyluluk statüsü göstermesi, hatta halktan kişilere yasaklanması ne türden bir kibir halidir? Bu konu erguvanların açma vaktinde hep aklıma geliyor. 

Genel olarak Orta Çağ'da, kraliyet cüppeleri ve resmi tören kıyafetlerinde sürekli mor renk kullanılsa da Bizans döneminde mor renk giysiler yalnızca hanedana aitmiş hani. İmparatorlar mor odalarda doğar, kendilerinden ''erguvan kanlı'' diye bahsederlermiş. Hatta sırf rengi mora çaldığı için porfir adlı mermer saraydan, imparator lahitlerinden, Ayasofya gibi önemli mabetlerden başka yerde kullanılmayıp imparator tasvirleri yalnızca tyrian moru kıyafetlerle yapılmış.

Misal, Bizans İmparatoru 1. Justinianus'un Ravenna’da, San Vitale Bazilikası’ndaki ünlü mozaiği. Justiniaus'a ait ünlü bir de söz var: ''Tyrian Purple ile boyanmış bir kaftan giydim.'' Mor renk Roma Döneminden itibaren din adamlarını da kapsamış. Kilisenin resmi giysisi mor cübbe imiş. Bu durum Papa II. Paul'un 1464’te cübbelerin rengini kırmızı ile değiştirmesiyle son bulmuş. 

Kraliçe I. Elizabeth durur mu? 1533 - 1603 yılları arasında İngiliz Kraliyet Ailesi dışındakilerin mor renk giysiler giymelerini yasaklamış. O dönem 1 kilo mor boya 3 kilo altının ederi kadarmış. Günümüz altın fiyatlarıyla kaç dolara geldiğini varın siz hesaplayın. Dikkat ederseniz hiçbir ülkenin bayrağında mor renk yoktur. Sebebi elbette ki morun aşırı derecede pahalıya mal olması.

Mora verilen önem, soyluluk ve otorite simgesi oluşu nedeniyle Arapçadaki ''eflatun'' sözcüğü Yunan filozof Platon'a atfedilip bir diğer adı Eflatun olmuş ve dilimize de girmiş. Mor renk aralığının en açık tonunun adıdır eflatun. Leylak rengi buna örnektir. Mor aralığının en açık ucu şap taşı rengi, en koyusu ise siklamen rengi.  

Kaçınılmaz olarak erguvan ya da Fenike moruna verilen bu büyük önem mitolojik öykülerde de yerini bulmuş.

13/05/2022

Müzeler Haftası Klasik Müzik Konseri

Bugün Müzeler Haftası kapsamında ÇOMÜ Devlet Konservatuarı sanatçılarının Seramik Müzesi bahçesinde verdikleri konserdeydim. Mor çiçekli akasya ağacının altından yükselen o muhteşem tınılar mest etti beni. 

Klasik müzik en sevdiğim müzik türüdür. Keman ve viyolonsel içinse ölürüm desem yeri. O derece severim. Repertuvar Goran Bregoviç, Piozella, Schubert ve Gardel'in eserlerinden oluşuyordu. Uzun zamandır kendimi bu kadar iyi hissetmemiştim. Konservatuvar hocalarından, adeta ilaç gibi bir konserdi.

Çanakkale Quartet; 1. kemanda Dr. Öğretim Görevlisi Eda Delikçi, 2. kemanda Öğretim Görevlisi Barış Karabulut, viyolada Öğretim Görevlisi Tamer Bektaş ve viyolonselde Öğretim Görevlisi Ulaş Çabuk'tan oluşan olağanüstü bir ekip. Keşke onları daha sık dinleyebilme olanağım olsaydı. Kendilerine gönülden teşekkür ederim. Bu muhteşem günün anısına videosunu da buraya aktarmalıyım.

11/05/2022

Küçük Beyaz Difenbahyam Çiçek Açtı

Ev bitkilerine ilgisi olanlar bilir. Difenbahya güzel bir salon çiçeğidir. Boyunun uzunluğu, yapraklarının büyüklüğü ya da çizgileri farklı olabilen birkaç türü vardır. Bendeki fazla uzamayan tür; beyaz yapraklı difenbahya

Kendisi eve gelişinin beşinci yılında. İlk iki yıl sağlıklı ve gür bir şekilde gayet güzel büyüyüp yapraklandı. Sonrasında vakti geçen yapraklar alttan döküldükçe sap kısımları uzamaya başladı. Yaprakların döküldüğü yerler palmiyedekine benzeyen güzel bir desen oluşturuyordu; ama uzama yarım metreyi geçince sağa sola düştüler. 
Tam saksıyla birlikte atacakken tüm sapları bir araya getirip bağlama gibi bir çare gelmişti aklıma ve çok da güzel oldu. Difenbahyam günbegün daha da güzelleşti. Bugün sularken bir değişim farketmez miyim? Ömrümde görmediğim bir ilave vardı orada. Çiçek miydi acaba? Ama bu tür çiçek açmıyordu? Zaten internette hiç fotoğrafı yok. ''Difenbahya çiçek açar mı?'' isimli tek bir videoya rastlayabildim. Cevap: ''Doğru, iyi bir bakım uygulandığında nadiren çiçek açar.''

09/05/2022

Yaz Gökyüzüne Geçiş Dönemi

Gökyüzünde değişik hareketler sergileniyor bu ara. Ay'ın gündüzden ortaya çıkması, üç günlük hilalin gece yarısı olunca bir anda kızıl renge bürünmesi, en belirgin olansa gökte kış aylarında gördüğümüz Ay'dan daha büyük boyutta bir Ay'ın asılı oluşu. Nedenini bir araştırmak istedim ama yorgun kafayla biraz yüzeysel oldu. Ay bu ara normalden çok daha büyük ve ışıl ışıl.  Hatta 7-8-9 Mayıs geceleri Ay'ın görünümü bu yüzden Ağda Hilal diye isimlendirilmiş. Bu görünüme ilkdördün ya da yarımay da deniyordu. Fotoğrafı 9 Mayıs 2022 saat 00.22'de çektim. 16 ve 17 Mayıs'ta Dolunay üst üste iki gece görünecek. 
Mayıs ayı ilkbahar gökyüzünden yaz gökyüzüne geçiş dönemi diye geçiyor. Değişimler en çok bu yüzden olmalı. Akşam erken saatlerde yani günbatımının peşi sıra kışın görülebilen takımyıldızları batı ufkunda halen görmek mümkünmüş mesela. İlkbaharı simgeleyen Aslan, Çoban ve Başak gibi takımyıldızlar da gökyüzünde iyice yükseliyormuş. ''Sözdebilim'' diye geçen astroloji her ne kadar bilimsel gerçekliğe sahip olmasa da göksel cisimlerin bunca değişimi, bunca astronomik fenomen, bence de insan karakteri ve kaderiyle ilgili etkilere sahip.

07/05/2022

Su Gibi Aksın Dilekler...

Özene bezene bakmaya çalıştığım halde bir türlü şenlenememiş minicik bir gül fidanım vardı. Hıdrellez akşamı saksısının içine küçük kağıtlara yazdığım dileklerimi katlayarak sabaha kadar balkonda beklettim. 

Sonra da bu dilekler için akarsu tercih etmek istedim. Bileğimdeki marteniçkalar için de aynı yöntemi kullanmıştım. İçime ancak o zaman sinecekti çünkü. Sebebine gelince; gül fidanım çok minikti, marteniçka için de mart boyunca leylek görememiş olmam:) O nedenle; dünkü yürüyüşte istikamet denize dökülen çayın üzerindeki köprü idi yine. Esasında en önemli sebep neydi biliyor musunuz? Bloga daha önce yazmıştım. Marteniçkamı ilk kez köprüden akarsuya attığım yıl seyahat dileğim gerçek olmakla kalmamış, Fırat'tan Dicle'ye, Meriç Köprüsü'ne kadar ülkemizin daha pek çok ünlü köprüsünü o yıl görmüştüm. 
O zaman gelsin günün fotoğrafları

06/05/2022

Annemle Balayı Filmi

Netflix'te yeni yayına giren 2022 yapımı bu İspanyol komedisini bugün izledim. Fazla komik olduğu, güldürdüğü söylenemez. Diyebiliriz ki, komik olduğu kadar sıkıcı da... 

Her şey bir düğün töreni esnasında kırmızı bir arabanın etrafı yıkıp dökerek büyük bir hızla içeri girmesi, organizasyonu bozması, içinden inen adamın geline doğru ilerleyip onu sevdiğini, ''evlenemeyeceğini'' söylemesi ve kendisini görünce çok mutlu olan gelinle birlikte çekip gitmesiyle başlar. Düğün töreni yarım kalır. Davetliler dağılır. 

Filmi Mauritius gibi pitoresk* bir tropik adada, kaliteli bir tatil beldesinde geçmesi izlenir kılıyor esasında. Düğün töreninde nişanlısı tarafından terk edilen adam balayına tek başına gidemeyecektir. Düğünlerde her şeyin parasının peşin ödenmesi gibi bir özellik vardır. Elbette ki balayı için önceden ödeme yapılmış pahalı bir tatil beldesinin ücreti geri ödenmeyecektir. Şirket sahibi balayına annesi ile çıkabileceğini söyleyince anne ilk başta şok olup sinirlenir. Ancak daha sonra anne-oğul ikilisi Mauritius'a birlikte gitmeyi kabul eder. Adada yeni evlilere özel bir aşk paketi sunulduğunu öğrenince yeni evliymiş gibi davranıp kendilerine sunulan ücretsiz aktivitelere katılır ve keyif alırlar. Kendilerini karı koca olarak gösterme fikri anneden gelse de, oğlu yaşlı bir kadının tuzağına düşmüş gibi görüntü vermektedir:)

05/05/2022

Bu Gece Gökyüzünde Kırmızı Hilal Var 😍


Az önce, yani 4 Mayıs 2022 tarihinde, 22.14 - 22.28 saatleri arası, hilal evresindeki Ay o kadar parlak ve güzeldi ki fotoğraflamak istedim; ancak bir türlü net bir şekilde görüntü yakalayamadım. Böyle bir durum ilk defa başıma geliyordu. Çektiklerim arasında en net olanlar üstteki bu iki görüntü. 🌙


Aradan 80 dakika kadar geçmişti. Yeniden balkona çıktığımda Ay'ın oldukça hızlı hareket edip az önceki görüş alanımdan epeyce sağ tarafa doğru kaydığını gördüm. Öyle ki, o taraftaki binaların arkasında kaybolmak üzereyken zar zor fark edebildim. Çünkü rengi değişmişti.
Bakar mısınız? 23.45 - 23.48 arası bu şekilde göründü ve aşağılara doğru inerek kayboldu. 

Kim bilir, belki sizler görebilirsiniz bu geceki Kırmızı Hilal'i...😊

04/05/2022

İZEV - Yaşam Hakkı - Duvar


İlk kez izlediğim bu videoya az önce TV'de akşam haberlerinde rastladım ve çok etkilendim. Can Ataklı ''Lütfen, izlenmesi için elinizden ne geliyorsa yapın,'' minvalinde üst üste birkaç kez ricada bulundu hatta. İzlenme sayısının 10 milyona ulaşması gerekiyormuş. 

Video, İstanbul Zihinsel Engelliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) tarafından hayata geçirilmiş bir projeye ait. Dünyaca ünlü Pink Floyd'un solisti Roger Waters'ın desteğiyle hazırlanan ''Another Brick in The Wall'' şarkısına yeniden sözler yazılan ve 30 farklı bireyle klibi çekilmiş olan bir farkındalık projesi. 

"Hayat ve BİZ" organizasyonunun 2. ayağı olan "Hayvanlar ve Biz" fotoğraf sergisinin "Yaşam Hakkı - Duvar" parçasının klibi oluyor. Selda Bağcan, Funda Arar, Kubat ve Koray Avcı gibi sanatçıların seslendirdiği klipte öğretmeni Dr. Yavuz Dizdar, öğrencileri İZEV Çocukları canlandırıyor.
 
Klip, marka danışmanı Hakan Kural'ın deyimiyle ''toplu bir 'yaşam hakkı' ifadesi''. Down sendromlu ya da mental gençler balyozlarla duvar yıkıyor. O duvar bir imge olarak yıkılıyor aslında. Aslolan söz konusu imgeyi kafalara oturtabilmek gerektiği. 

Lanse edildiği 2018 yılında on milyon hedefine ulaşamayan, ancak yurt içi ve yurt dışından 16 ödüle layık görülen bu videoyu izleyenlerin sayısı an itibarıyla 6.754.682 .

VE EĞER
10 milyon kişi bu videoyu izlerse 'Yaşam Köyü' kurulacak. 

Siz de paylaşmak ve destek olmak ister misiniz?


02/05/2022

Kuş Gözlemi, Alexa, Film, Kalburabastı

Bayramın birinci günü sıkıntılı bir hava ve kahvaltı sonrası çiselemeye başlayan yağmur eşliğinde başladı. Camların silinmesi üzerinden 24 saat bile geçmemişti. Normalde sinirlenmem gerekse de umrumda bile olmadı. Başka derdim mi yoktu. Eskidendi o. Pandemi öncesinde kaldı.

Gökyüzünü kontrol etmek üzere pencerenin önüne gittiğimde elektrik teline konmuş değişik türde bir kuş dikkatimi çekti anında. Daha önce görmediğim bir türdü. Tropik bir kuş olabilirdi. 

Heyecanlanıp fotoğraf makinemi almaya gittim hemen. Kapı-pencere kapalı olduğundan kuşu ürkütme gibi bir derdim de yoktu. Fotoğrafları odanın içindeyken, pencere önünden çektim. Sonra da laptop'a yükleyip merak içinde Google Görseller'e başvurdum. Bizim ufaklık kır kırlangıcı imiş meğer. Baştankara benzeri bir kuş sanmıştım oysa. Hani viral olmuş bir videoda Ukraynalı bir askeri nöbet esnasında gelip epeyce bir gagalıyor ve gülümsetiyordu. 

Bu arada; daha dün gibi. Oysa aradan tam iki yıl geçmiş. Pandeminin ilk aylarında yine aynı telin üzerinde videosunu da çektiğim Kırlangıç Ailesi-Mini Belgesel başlıklı ilginç bir yazı daha var. Kırlangıçların insan kıpırdanmalarından hiç ürkmediklerini, tellerde epey süre uyuduklarını, sağa sola dönerken tıpkı alt fotoğraftaki gibi top halinde küçüldüklerini de gözlemlemiştim:)